{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2024/276 Esas<br>KARAR NO: 2024/383 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>TARİHİ: 11/12/2019<br>NUMARASI: 2017/374 Esas - 2019/502 Karar<br>DAVA: Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 29/02/2024<br>Dairemizden verilen 18/05/2022 tarih ve 2020/476 Esas 2022/752 sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/12/2023 tarih ve 2022/5282 Esas 2023/7153 Karar sayılı ilamıyla bozulmakla; dosya incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin Fransa'da mukim ... firmasına sipariş edilen şart ve koşullara uygun olarak üretilen toplam 30.500 metre uzunluğunda iç kısmı beton kaplamalı spiral kaynaklı çelik boru satışı yaptığını, satış bedelinin 2.522.148,00 Euro olduğunu, çelik boruların alıcıya nakliyesi sırasında meydana gelecek rizikolara karşı davalı sigorta şirketi tarafından nakliyat abonman sigorta poliçesi ile sigortalandığını, müvekkilinin satışını yaptığı borularda deniz nakliyesi ve tahliye sırasında hasar meydana geldiğini, hasarla ilgili olarak sigorta şirketine 08/06/2015 ve 23/06/2015 tarihlerinde ihbarda bulunulduğunu, ancak sigorta şirketi ile yapılan tüm görüşmelere rağmen emtianın tam ziya bedelinin ödenmesi konusundaki talepleri ile ilgili olarak müvekkilinin oyalandığını, 118 adet çelik boru hasarlanarak tamamen zayi olduğu halde ... firmasının raporunda 48 adet çelik borunun hasardan dolayı proje gerekliliklerine uyma imkanının kalmadığını, bu nedenle hurdaya ayrılacağını, 70 adet borunun da tamirinin mümkün olduğunu, ancak ... firmasının saha şartlarında tamir edilemeyeceğinin belirtildiğini, ancak satışa konu boruların alıcının talimatları uyarınca özel olarak üretildiğini, bu nedenle tamir edilerek eski hale gelmesinin mümkün olmadığını, ayrıca boruların tamir edilip varma yerine nakliyesinin satış değerinden çok daha fazla olacağını, bu nedenle 70 adet borunun da zayi olduğunun kabulü gerektiğini, müvekkilinin kendi çalışanları ile eksper ve gözetim firmaları aracılığı ile yaptığı değerlendirmeler sonucunda malların zayi olduğunun alıcıyı firmaya ilettiğini, hasarlanan boruların yerine yenilerini bedelsiz olarak ... firmasına teslim ettiğini, hasarlanan boruları da 22.650,62 Euro hurda bedeli üzerinden alıcı firmaya devrettiğini, tüm bu nedenlerle davalı sigorta şirketinin tamamen zayi olan 118 adet borunun tam ziya bedelini sigorta poliçesindeki şartlar uyarınca müvekkiline ödemekle yükümlü olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 117.095,88 Euro'nun sigortalıya yapılan ihbar tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacının alıcıya kapalı (bedeli tahsil edilmiş) fatura düzenlediğini, sözkonusu fatura yükleme ordinosu ve yük manifestosunda teslim şeklinin CIF olacağının belirtildiğini, CIF teslim kuralları uyarınca yükteki hasar ve yararın alıcıya geçtiğini, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacının çelik boruların yüklenmesi sırasında profesyonel bir gözetim yapmadığını, böylelikle poliçe teminatının geçerliliği için belirlenmiş olan ön şartın yerine getirilmediğini, bu hususun ekspertiz raporunda da ifade edildiğini, hasar konusunda düzenlenen tüm raporlarda taşımanın ambalajsız yapıldığının belirtildiğini, hasarın çelik boruların deniz yolu ile taşınmasının uygun şekilde hazırlanmadığını, gereği gibi istiflenip bağlanmadığını, borular arasına yerleştirilen takozun yükün hassasiyet ve ağırlığına uygun vasıflarda olmadığının tespit edildiğini, CIF satımda istifleme ve ambalaj davacıya ait olup, yükleme, istifleme ve ambalaj yetersizliğinden kaynaklanan yük hasarından davacının sorumlu olduğunu, hasar poliçe teminatı dışında kalmasına rağmen müvekkilinin sigortalısına destek olmak amacıyla kısmi ödeme yapmayı teklif ettiğini ancak davacı tarafından kısmi ödemenin kabul edilmediğini, hasar ihbarından sonra boruların tamir edilerek kullanılabileceğinin davacı tarafa söylendiğini ancak alıcı firmanın onarılmış boruları istememesi sebebiyle davacının alıcı firma ile arasındaki ticari ilişki nedeniyle onarılması mümkün boruların da tam ziya olarak kabul edilmesini ve tüm bedelin ödenmesini istediğini, oysa ki davacı ile alıcı firma arasındaki ticari ilişkinin poliçe teminatı kapsamına girmediğini, davacının ihbar yükümlülüğünü süresinde yerine getirmediğini, taleplerinin poliçe şartlarına uygun olmadığını savunarak husumet ve esastan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ  KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 11/12/2019 tarih ve 2017/374 Esas - 2019/502 Karar sayılı kararında; \"....Yapılan yargılama, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre, davacının yurt dışındaki ... firmasına satışını yaptığı çelik boru türü emtianın 3 farklı gemi ile farklı tarihlerde Kocaeli Limanından Fransa'nın Le Sables D'Ollonne limanına taşındığı, satımın CIF teslim şekline göre yapılıp, satış türünün CIF olarak mal faturası, yükleme ordinosu ve konişmentolara kayıtlandırıldığı, yükün taşıma sırasındaki rizikolara karşı davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı, eldeki davada davacı satıcı firma tarafından yükün deniz taşıması ve tahliye sırasında hasarlandığından bahisle alıcıya bedelsiz ikame mal gönderilmesinden dolayı zarara uğradığı iddiasıyla sigorta şirketine karşı tazminat davası açıldığı, CIF satışta yükün geminin küpeştesine geçmesinden itibaren yarar ve hasar alıcıya geçtiğinden hasarla ilgili talep ve dava hakkı alıcıya ait olmakla birlikte, alıcı firma hasarla ilgili sigortacıya karşı olan dava ve talep haklarını davacıya temlik etmiş olduğundan söz konusu temlikname uyarınca davacının işbu davada aktif dava ehliyetini kazandığı, konişmentolarda emtianın hasarlı olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığından yükün hasarsız şekilde taşıyıcıya teslim edildiğinin kabulü gerektiği, hasarın ambalaj yetersizliğinden meydana geldiğine ilişkin iddia dosya kapsamına göre ispatlanamadığından  yük hasarının deniz taşıması sırasında meydana geldiği dolayısıyla da sigorta teminatı kapsamında kaldığı sonucuna varılmıştır. Hasara ilişkin olarak yük üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen survey raporları ile ekspertiz raporunda hasarlı boru adedi ve hasarın niteliği konusunda mübayenet bulunduğu anlaşıldığından, bu durumda hasarla ilgili olarak davacının ticari defter kayıtlarının esas alınması gerektiği, davacının ticari defterlerinde hasarlı olduğu iddia edilen ürünlerin karşılığı olarak davacının alıcı firmaya 104 adet boruyu 53.783,93 Euro bedel ile BEDELSİZ OLARAK İHRAÇ ETTİĞİ tespit edildiğinden sigorta teminatı kapsamında tazmin edilmesi gereken hasar bedelinin 53.783,93 Euro olması gerektiği kabul edilmiştir. Dava dilekçesinde, sigorta şirketine yapılan ihbar tarihinden itibaren faiz yürütülmesi talep edilmiş ise de, TTK'nun 1427.maddesi uyarınca sigortacının sigorta tazminatı ödeme borcu, sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve herhalde ihbardan itibaren 45 gün sonra muaccel hale geldiğinden, somut uyuşmazlıkta davacının ihbar tarihi olan 23/06/2015 tarihinden itibaren 45 günlük yasal sürenin bitim tarihi olan 07/09/2015 tarihinde sigorta tazminatının muaccel hale geldiği değerlendirilerek, neticede 53.783,93 Euro hasar bedelinin 07/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. ...\"gerekçesi ile, Davanın KISMEN KABULÜ ile 53.783,93 Euro'nun 07/09/2015 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince BK nun 99.maddesi kapsamında davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: DAVACI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİ İLE, İlk derece mahkemesi kararının kısmen redde ilişkin gösterilen gerekçenin usule ve hukuka aykırı olduğunu, Kısmen redde ilişkin gerekçeye açıkça yer verilen, anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte bir karar  olmadığından hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, Yerel mahkemenin 11.12.2019 tarihli gerekçeli kararında karşı dava yönünden 4. Sayfada bir paragraf olarak ifade edilen 63.311,95 EURO'ya ilişkin KISMEN REDDE dair gerekçesinde; \"davacının alıcı firmaya 104 adet boruyu 53.783,93 Euro bedel ile BEDELSİZ OLARAK İHRAÇ ETTİĞİ tespit edildiğinden sigorta teminatı kapsamında tazmin edilmesi gereken hasar bedelinin 53.783,93-Euro olması gerektiği kabul edilmiştir.\" tespiti dışında başka herhangi bir gerekçeye yer verilmediğini, Yukarıda bahsi geçen gerekçe dışında karşı davanın kısmen reddine ilişkin herhangi bir gerekçe olmadığı gibi söz konusu gerekçe açık, anlaşılabilir ve de denetlenebilir bir gerekçe de olmadığını, nitekim söz konusu gerekçede, hangi sebeple BEDELSİZ OLARAK İHRAÇ EDİLEN BORU BEDELİ üzerinden tazminata hükmedilmesi gerektiği anlaşılamadığını, zira söz konusu bedellere ilişkin faturalar gümrük mevzuatı uyarınca gümrük beyannameleri için hazırlanan TİCARİ DEĞERİ OLMAYAN bedelsiz faturalar olduğunu, Bu noktadan hareketle tazmin talebimize dayanak olarak TİCARİ DEĞERİ OLMAYAN faturaların dayanak alınmış olmasının anlaşılamadığını, bu nedenle işbu istinaf başvurusunda yapılacak itirazların kapsamının da sınırlı olacağını, nitekim işbu davada aktif dava ehliyetlerinin olduğu, uyuşmazlık konusu boruların deniz nakliyesi ve tahliyesi sırasında hasar gördüğü ve sigorta teminatı kapsamında kaldığı hususları yerel mahkeme kararı ile tespit edildiğini, ancak ancak tazmin taleplerinin 63.311,95 EURO'luk kısmına ilişkin red kararının gerekçesi açıklanamadığını, (Hukuki Dinlenilme Hakkına ilişkin HMK m.27/F.2 mad.) İtiraza konu 12.12.2019 tarihli gerekçeli kararda karşı davanın red gerekçesine ilişkin bahsi geçen üç unsur da yerine getirilmediğini, söz konusu durumda hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, tüm mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiği Anayasanın 141/3. maddesinde de açıkça belirtildiğini, bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunlu olduğunu, Zira, tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri, davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini bilmeleri gerektiğini, (Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 09.09.2014 tarih, 10047 E. 14910 K. numaralı ilamı) Bu nedenle, yerel mahkemenin karşı davaya ilişkin kısmi red kararının kaldırılmasını ve bölge adliye mahkemesince delillerin medeni usûl hukukuna hakim olan ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi neticesinde davanın esasa dair beyanlarda ayrıca açıklanacağı üzere 117.095,88-Euro üzerinden kabulünü talep ettiklerini, Yerel mahkemenin şirketin işbu davada aktif dava ehliyeti olduğuna dair 11/12/2019 tarihli kararının hukuka uygun olduğunu, Yerel mahkeme huzurundaki davada da şirket sigortalı olan alıcı ... şirketinin sigorta şirketinden olan tazminat alacağını temlik aldığını, dosya kapsamına sunulan Alacağın Temliki Sözleşmesi ve Muvafakatname ile şirketin sigorta  tazminatına ilişkin tüm dava ve talep haklarını temlik aldığı konusunda tereddüt bulunmadığını,Yerel mahkemenin uyuşmazlık konusu çelik boru emtiasının deniz taşıması ve tahliyesi sırasında zarara uğradığı ve bu zararın sigorta teminatı kapsamında olduğuna dair 11/12/2019 tarihli kararının hukuka uygun olduğunu, Nitekim yerel mahkemenin de belirttiği üzere; dava konusu 108 adet çelik boru emtiasına ilişkin 3 farklı gemi ile 08.04.2015, 20.04.2015 ve 24.05.2015 tarihlerinde yapılan deniz nakliyesi ve bu boruların tahliye sırasında tam ziya uğradığı dosyaya mübrez 18 Aralık 2015 tarihli ... Ltd Şti. Raporu ile 27 Nisan 2015, 7 Mayıs 2015, 11 Haziran 2015 tarihli Survey raporları ile sabit olduğunu, Dosyaya mübrez survey raporlarından görüleceği üzere; 20.04.2015 yükleme tarihli Shockland gemisi ile nakliyesi yapılan 746 adet 610x5,6mm ebadındaki çelik borunun 26 adedi deniz nakliyesi ve tahliyesi sırasında tam ziya uğradığı, hasarlı borular ... nolu poliçe ile davalı sigorta şirketinin  teminatı altında olduğunu, 24.05.2015 yükleme tarihli ... gemisi ile nakliye edilen 553 adet 610x5,6 mm ebadındaki çelik borunun 23 adedi deniz nakliyesi ve tahliyesi sırasında tam ziya uğradığı, hasarlı borular ... nolu poliçe ile davalı sigorta şirketinin teminatı altında olduğunu, 07.04.2015 yükleme tarihli ... gemisi ile nakliye edilen 925 adet 610x5,6 mm ebadındaki çelik borunun 69 adedi deniz nakliyesi ve tahliyesi sırasında tam ziya uğradığı, hasarlı borular ... nolu poliçe ile davalı sigorta şirketinin teminatı altında olduğunu, Dosya kapsamından da görüleceği üzere dava konusu boruların deniz taşıması ve nakliyeleri sırasında tam ziya uğradığı ve bu hasarın sigorta teminatları kapsamında olduğunu, yerel mahkemenin hasar ve sigorta teminatına ilişkin yukarıda bahsi geçen tespitleri isabetli olmakla birlikte; işbu davanın tam bedel olan 117.095,88- EURO üzerinden KABULÜNE karar verilmesi gerekirken, anlaşılamayan gerekçe ile 53.783,93 EURO bedel üzerinden KABULÜNE karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, işbu dilekçenin devamında arz edilecek gerekçelerle, sigorta teminatı kapsamında olan zararın  117.095,88-EURO olduğunun görüleceğini, Yerel mahkemenin ticari değeri olmayan faturalardan yola çıkacak şirketin tazmin edilmesi gereken hasar bedelinin 53.783,93 Euro olduğuna yönelik 11/12/2019 tarihli kararının hukuka aykırı olduğunu, Yerel mahkemenin şirketin sigorta teminatı kapsamındaki tazmin bedelini HİÇBİR TİCARİ DEĞERİ OLMAYAN faturalar üzerinden belirlediğini, oysa ki söz konusu faturalar bedelsiz ihracata yönelik gümrük beyannamelerine dayanak teşkil etmek üzere hazırlanılmış faturalar olduğunu, söz konusu faturalar tam ziya uğramış boruların hasar bedelini yansıtmadığını, kaldı ki söz konusu faturalara konu çelik boru emtiası, tam ziya uğramış çelik boruların yerine gönderilmiş borulara ilişkin olduğunu, ikame mallara ilişkin ve bedelsiz olarak gönderilen ticari değeri olmayan fatura bedellerinin işbu davada tazminat alacağımıza esas alınmasının hukuki dayanağı bulunmadığını, Dava konusu çelik boruların tam ziya olup olmadığı uyuşmazlık açısından önem arz etmekte olduğunu, zira eğer uyuşmazlık konusu borular tam olarak zayi olması söz konusu ise sigorta şirketinin sigorta mevzuatı ve sigorta poliçeleri kapsamında boru bedellerini ödeme yükümlülüğü bulunmakta olduğunu, bu bakımdan dosyaya mübrez survey ve ekspertiz raporları tam ziya durumunu ortaya koymakta, mahkemenin 11.12.2019 tarihli  gerekçeli kararının aksine hasarlı boruların adedi ve hasarın niteliği konusunda raporlar arasında bir çelişki bulunmadığını, İşbu davada sunulan dava dilekçesinde de ifade edildiği üzere; içme suyu hattında kullanılmak üzere üretilen boruların hasarlı 118 adedinden 70 adedinin onarımı mümkün olmakla birlikte 48 adedinin ise boy toleransı ve proje gerekliliklerine uymaması gerekçesiyle tam ziya olduğunu, tamiri mümkün olan 70 adet borunun ise Fransa'daki alıcıdan Türkiye'deki şirket fabrikasına getirilerek dosya kapsamında açıklanan prosedürlerin uygulanması gerekeceğini, Mevcut durumda Enstitü Kargo Klozunun \"Hükmi Tam Ziya Klozu\" başlıklı 13. maddesi \"Sigorta edilen şey, gerçek tam ziyaın kaçınılmaz olmasından dolayı ya da, kurtarma, yenileme ve poliçede gösterilen varma yerine gönderme masraflarının, sigorta edilen şeyin varma anındaki değerini aşması nedeniyle makul olarak terk edilmedikçe, hükmi tam ziya için talep edilemez\" düzenlemesine haiz olduğunu, Mevcut durumda da; gerek sigorta mevzuatı gerekse de poliçeler kapsamında 70 adet hasarlı çelik borunun yenileme ve poliçede gösterilen varma yerine gönderme masrafları bu boruların varma anındaki değeri aşmaktadır. Dava dilekçemizin 12 numaralı ekinde yer alan Hasar işçilik ve sarf detay çalışması 70 adet borunun yenileme masrafının 217.137,4 Euro olduğunun ispatı niteliğinde olduğunu, Söz konusu Grup Ekspertiz Raporu tam ziyaya ilişkin iddialarımızı tevsik eder nitelikte olduğunu, raporun tüm içeriği hasarlı boruların tamir sürecine ilişkin detaylı açıklamalar içermekte olduğunu, hal böyleyken yerel mahkemenin ekspertiz raporundaki çelik boruların hasar niteliğine ilişkin çelişki olduğundan bahisle 11.12.2019 tarihli almış olduğu kararın hukuki dayanağı bulunmadığını, uyuşmazlık konusu 118 adet borunun tümü tam olarak ziya uğramış ve kullanılamaz halde olduğunu, dolayısıyla bedelsiz olarak gönderilen çelik borulara ait gümrük mevzuatı uyarınca hazırlanmış ancak hiçbir ticari değeri olmayan faturalar üzerinden tazmin bedelinin belirlenmesi de hukuka aykırı olduğunu, Dosya kapsamına da sunulan şekilde davalı sigortanın poliçe teminatı kapsamında kalan tazmin sorumluluğu toplam 139.776,5- Euro olup, tazmin bedeli aşağıdaki tablolarda yer aldığı gibi hesaplanması gerektiğini, bu bedelden ise 22.680,62 Euro olan ve dava dışı firmadan tahsil edilen hurda bedeli çıkarıldığını, tablolarda yer alan her bir taşımaya ait faturalar ve taşınan boru adedi dosyaya mübrez durumda olduğunu, taşınan boru adedi, hasarlı boru adedi ile boru birim fiyatları üzerinden hesaplama yapıldığında ve bu bedelden hurda bedeli çıkarıldığında 117.095,88 Euro olan tazmin bedeline ulaşılmakta olduğunu, Hasar Tarihi     <br>  30.04.2015 Kaza Mevkii Les Sables d’Olonne Limanı FRANSA  Yükleme Tarihi <br> 20.04.2015 Araç Plaka No/Gemi Adı ... Boru Sayısı 746 Adet Boru Ebadı 610x5,6 mm Hasarlı Boru Sayısı 26 adet Hasarlı Boru Fatura Bedeli 28.941,26 EUR Yeniden gönderme ekstra navlun bedeli (az olduğu için TIR) 2.000,00 EUR Yeniden üretim ekstra işçilik maliyeti 0,00 Eur TOPLAM HASAR BEDELİ EUR 30.961,26 EUR  Hasar Tarihi 20.04.2015 Kaza Mevkii Les Sables d’Olonne Limanı FRANSA Yükleme Tarihi 07.04.2015 Araç Plaka No/Gemi Adı ... Boru Sayısı 925 Adet Boru Ebadı 610x5,6 mm Hasarlı Boru Sayısı 69 Adet Hasarlı Boru Fatura Bedeli 77.455,91 EUR Yeniden gönderme ekstra navlun bedeli (az olduğu için TIR) 5.000,00 EUR Yeniden üretim ekstra işçilik maliyeti 0,00 Eur TOPLAM HASAR BEDELİ EUR 82.455,91 EUR Hasar Tarihi 08.06.2015 Kaza Mevkii Les Sables d’Olonne Limanı FRANSA Yükleme Tarihi 24.05.2015 Araç Plaka No/Gemi Adı ... Boru Sayısı 553 Adet Boru Ebadı 610x5,6 mm Hasarlı Boru Sayısı 23 Adet Hasarlı Boru Fatura Bedeli 25.359,33 EUR Yeniden gönderme ekstra navlun bedeli (az olduğu için TIR) 1.000,00 EUR Yeniden üretim ekstra işçilik maliyeti 0,00 Eur TOPLAM HASAR BEDELİ EUR 26.359,33 EUR Sonuç olarak, yukarıda izah edildiği üzere çelik boru birim fiyatları, hasarlı boru adetleri dosya kapsamında mevcutken ikame gönderilen borulara ilişkin ticari bir değeri olmayan faturalarda yer alan 53.783,93 Euro üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesinin  63.311,95 EURO'ya dair kısmi ret kararının murafaalı olarak incelenmesi neticesinde kaldırılmasına, davanın tam bedel  olan 117.095,88- EURO üzerinden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİ İLE,  Müvekkili ... Sigorta A.Ş.'nin, 6 Aralık 2019 tarihli ve 9967 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği üzere ... SİGORTA AŞ tarafından devralanmış olup; Şirketin yeni ünvanı ... SİGORTA A.Ş. olduğunu, Davacı tarafından üretilen iç kısmı beton kaplamalı spiral kaynaklı çelik boru emtiası Türkiye’den Fransa’ya deniz yolu nakliyesi ile taşınmak üzere 08.04.2015 – 20.04.2015 – 24.05.2015 tarihlerinde muhtelif gemilere yüklenerek taşınan toplam 2224 adet boru emtiasının Fransa Les Sables D’Olanne (France Port) Limanında dava dışı ... ya teslimi sırasında 118 adedinin beton iç ve dış kaplamaları ile uç kısımlarında kırık, deformasyon ve dökülmeler olduğu ileri sürülerek kabul edilmediği iddiası ile müvekkili sigorta şirketine hasar meydana geldikten 1.5 ay sonra hasar bildirimi yapıldığını, Davacı Şirketin ilettiği hasar tarihleri ve hasar bildirim tarihleri uyarınca açılan hasar dosya bilgilerini içerir tablo; 19.06.2017 tarihli davaya cevap dilekçesiyle sunulduğunu, Davacı taraf bu hasarlara ilişkin olarak 117.095,88 Euro’nun müvekkilimiz şirkette tahsilini talep ettiğini, dosyada iki farklı heyetten bilirkişi raporu alınmış olup; her iki bilirkişi raporunda savunmaları ve dilekçeleri incelenmeden görüş yapılmışsa da her iki bilirkişi raporu da sonuç olarak davacının müvekkili sigorta şirketinden poliçe kapsamında talepte bulanamayacağını tespit ettiklerini, ancak mahkemenin davacının taleplerinden kendilerinin savunma ve cevaplarından 2 farklı bilirkişi heyetinin tespitlerden farklı olarak davanın kısmen kabulü ile 53.783,93 Euro’nun faiziyle müvekkili sigorta şirketinden tahsiline karar verdiğini, Dilekçelerdeki itiraz başlıkları incelenmeden ve iki farklı heyetten alınan davacının talep hakkının olmadığının tespit edildiği bilirkişi raporlarına rağmen mahkemenin kısmen kabul şeklinde verdiği işbu haksız kararı istinaf ettiklerini, Davacının davayı açtığı tarih itibariyle, aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, mahkemenin davayı reddetmek yerine davacı tarafın bu eksikliği tamamlamasına ilişkin kesin süre vermeksizin, davanın sonuna kadar bu konuda herhangi bir hüküm kurmaksızın sessiz kaldığı ve adeta davacı tarafa davanın sonuna kadar bu eksikliği tamamlaması için süre verildiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu(“HMK”); Dava şartlarının incelenmesi Başlıklı  MADDE 115: “(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” hükmüne havi olduğunu, Davacı (Satıcı) ... A.Ş.’nin 20.04.2014 tarihli ve kapalı (bedeli tahsil edilmiş) olarak düzenlediği faturasında; satışın denizyolu ile taşımalara özgü kurallar Incoterm-2010 (International Commercial Terms) terim sınıflandırmasına tabi olduğuna ilişkin ibare yer aldığını, yine faturada, Yükleme Ordinosu ve Yük Manifestosu’nda teslim şeklinin CIF (Cost, Insurance And Freight) (Masraflar, Sigorta ve Navlun) olacağı açıkça belirtilmektedir. CIF teslim kuralları uyarınca Davacı (Satıcı) ... A.Ş.nin teslim yükümlülüğü mallar varma yerine ulaştığında değil, mallar geminin küpeştesini geçtikten sonra sona ermekte, bu aşamadan sonra her türlü risk, hasar, kayıp ve masraflar Alıcı (...)’nın sorumluluğuna geçmekte olduğunu, olayda sigorta poliçesi, Türk Ticaret Kanunu Mal Sigortaları madde 1454’de düzenlenmekte olan başkası lehine sigorta hükümlerine tabi olup; bu madde hükümleri  uygulanacağını, Nitekim davacı tarafın, tarihsiz dava dilekçesi 4 numaralı ekinde sunduğu sigorta poliçesinin arkasında “Poliçeyi ... adına ciro ettiğine” ilişkin kaşeli imzalı şerhi yer almakta olduğunu, davacı tarafından sunulan Poliçelerden de, davaya konu sigortanın başkası lehine yaptırıldığını, bu durumda, taşımada oluşacak hasarlardan dolayı müvekkili sigorta şirketinin davacı satıcıya ödeme yapmasının geçerli olmadığını, (Yargıtay 11. H.D. 29.01.2007 tarihli, 2005/14078 E. 2007/969 K. Sayılı Kararı) Ayrıca davacının da dava dilekçesinde atıfta bulunduğu ve tüm taleplerinin bu Kloz şartları kapsamında ödenmesi gerektiğini iddia ettiği Enstitü Kargo A Klozu’nun Sigorta Edilebilir Menfaat Klozu Başlıklı 11. maddesi 11.1 bendinin; “Bu sigorta kapsamında tazminata hak kazanabilmek için sigortalı zıya anında sigorta edilen şey üzerinde sigorta edilebilir bir manfaate sahip olmalıdır.” şeklinde olduğunu, Yukarıda açıklandığı üzere, olaydaki CIF satışta mallar geminin küpeştesini geçtikten sonra artık satıcının (Davacı) mallar üzerinde riski kalmadığından, ziya anında Davacı’nın menfaati de kalmadığını, özetle, HMK madde 114/1 d uyarınca davacının davada taraf ehliyeti kalmadığı gibi, madde 114/1 h uyarınca da huzurdaki davayı açmasında hukuki yarar olmadığını, Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, dava açıldığı tarihten hemen son duruşma öncesi sunulan 25/11/2019 tarihli dilekçesine kadar aktif husumet (davacı sıfatı) ehliyeti bulunmadığından işbu davanın reddi gerekirken, aktif husumet ehliyetinin olmadığına ilişkin itirazlarının değerlendirilmemesi ve davaya devam edilmesinin hatalı olduğunu, Davacının talepleri esasen de teminat dışı olduğunu, Davacı tarafın, dava konusu çelik boruların yüklenmesi sırasında profesyonel bir gözetim yapmadığı, poliçe teminatı geçerliliği için belirlenmiş olan ön şartı yerine getirmediğini, bu husus eksper raporları ve taraflar arasındaki e-mail yazışmalarında sabit olduğunu, Sigorta Poliçesi özel şartları Bildirim Şekli ve Limit Başlıklı 2. Maddesi 14. Bendi “Teminatın geçerliliğinin, sigortalı tarafından yükleme ve boşaltma esnasında; emtianın miktar ve kalitesine; sevkiyat aracının yüklemeye uygunluğuna (ambarın kuru temiz ve kapaklarının su sızdırmaz olduğunun) yönelik profesyonel bir gözetim firmasına gözetim yaptırılacaktır.” hükmüne havi olup; poliçenin geçerliliği için açıkça bir ön şart düzenlemekte olduğunu, Oysaki, her üç taşıma için 18.12.2015 (iki adet) ve 28.12.2015 tarihli ... Ekspertiz firması tarafından hazırlanan Nakliyat Hasarı Ekspertiz Raporları’nda, taraflarına iletilen bilgi ve belgelerin incelenmesi başlığı altında \"Yükleme çalışmaları sırasında herhangi bir gözetim çalışmasının yapıldığının tespit edilmediği” belirtildiğini, nitekim delil dilekçesinde sunulan davacı taraf ile yapılan E-mail yazışmaları incelendiğinde görüleceği üzere, 15.06.2015 tarihli e-mail ile davacı taraf “Yükleme sırasında gözlem yapılmadı.” demekte, Poliçe ön şartının yerine getirilmediğini ikrar etmekte olduğunu, Davacı taraf öncelikle poliçe teminatının geçerli olması için gereken ön şartı yerine getirmemiş; hasarlanan çelik boruların gemiye yüklenmesi sırasında herhangi bir gözetim çalışması yapmadığını, Ön Gözetim Raporu alınması şartı, davacı taraf için aleyhe bir durum değildir aksine lehe bir durum olduğunu, sigortalı tarafından yükleme ve boşaltma esnasında; emtianın miktar ve kalitesine; sevkiyat aracının yüklemeye uygunluğuna yönelik profesyonel bir gözetim firmasına gözetim yaptırılması, sigortalı olan Davacı tarafın aleyhine bir durum olmadığını, aksine davacı taraf nakliye işinin teamülü gereği sigortalı olmasa bile gönderdiği malların hasarsız ve gereği gibi gemiye yüklendiğinden emin olmak bunu kanıtlamak durumunda olduğunu, bunu poliçeden bağımsız olarak, dava dışı alıcı firma ile yaptıkları CIF satışın gereği de yapması gerektiğini, aksi halde malların kendisi tarafından gereği gibi ve hasarsız yüklendiğini kanıtlayamayacağını, nitekim davacı taraf her nekadar dilekçelerinde malların “clean on board” (hasarsız) şerhiyle gemilere yüklendiğini iddia etmişse de, delil dilekçe 4. no.lu ekinde sundukları Nakliyat Hasarı Ekspertiz Raporlarında; “her üç taşıma için de Mate’s Receipt Belgesi üzerine ... yazılmasına ve taşımaya konu borularda hasarların olduğu tespit edilmiş olmasına rağmen konişmentolar clean on board tanzim edilmiştir.” denildiğini, bu husus eksperler tarafından da fark edilmiş ve raporlarında sürekli vurgulandığını, davacı taraf bu hususa bir açıklama getirmemiş olmakla; aslında Mate’s Receipt Belgesi üzerindeki hasar notlarına rağmen konişmentonun clean on board düzenlenmiş olması hususu, Poliçe ön şartı olan gözetim yükümlülüğünün ne kadar gerekli olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu, Davacının talepleri emtea nakliyat sigortası genel şartları ve enstitü kargo a klozu kapsamında ambalaj kifayetsizliğinden teminat dışı olduğunu, Emtea Nakliyat Sigortası Genel Şartları, Madde 5- “malların gereği veçhile hazırlanmamış veya tertiplenmemiş olmasından veya ambalaj kifayetsizliğinden ileri gelen ziya ve hasarlar”ın teminat dışında kalacağını açıkça belirttiğini, Diğer yandan, dava konusu Nakliyat Abonman Sigorta Poliçesi, Enstitü Kargo A Klozu (Institute Cargo Clause) şartları mucibince tanzim edilmiştir. Enstitü Kargo A Klozu’nun 4, 5, 6, ve 7. maddelerinde teminat dışı bırakılan rizikolar gösterildiğini, anılan Klozun, Genel İstisnalar Klozu (General Exclusions Clause) başlıgını taşıyan 4. maddeye 4.3. bendine göre; “Sigorta edilen şeyin ambalajlanma ve hazırlanmasındaki yetersizlik ya da uygunsuzluğun neden olduğu zıya, hasar veya masraf(Konteynır veya liftan içine yapılan istifleme, bu sigorta başlamadan önce ya da sigortalı veya adamları tarafından yapıldığında, bu 4.3 Klozu bakımından “ambalajlama” ya dahil sayılır.) sigortacının sorumluluğuna dahil değildir.” hükmüne havi olduğu, bu maddeye göre, yolculuğun yapılacağı güzergah şartları, mevsim koşulları ve emtianın niteliği göz önünde bulundurularak ambalajlamanın ve istiflemenin yol şartlarına uygun yapılması veya yaptırılması gerekmekte olduğunu, Oysa ki; 18.12.2015 (iki adet) ve 28.12.2015 tarihli ... Ekspertiz firması tarafından hazırlanan Nakliyat Hasarı Ekspertiz Raporları’nda ve Davacı’nın kendisinin yaptırdığı ... Firması tarafından hazırlanan Tespit Raporunda HER ÜÇ TAŞIMANIN DA AMBALAJSIZ yapıldığı; boruların gemi bazında 2 ayrı grup halinde ve ahşap takozlar üzerine genel olarak 3 veya 4 sıra üst üste konulmak suretiyle istiflenerek taşınmış olduğu tespit edildiği, dava konu üç taşımada da nakil araçlarının herhangi bir kaza geçirmemiş, dış etkene maruz kalmamış olmasına rağmen hasarların oluşması; hasarın Çelik Boruların deniz yolu ile taşınmasına uygun şekilde hazırlanmadığı, gereği gibi istiflenip bağlanmadığı, üstüne yığma yapılırken aralara konan takozun vb. yük altında uzun süreli basmaya dayanımlı, yükün hassasiyet ve ağırlığına uygun vasıflarda olmamasından (ambalaj kifayetsizliğinden) ileri geldiğini kanıtlar nitelikte olduğunu, nitekim müvekkili sigorta şirketi eksperleri, 3 farklı sevkiyatta hasarlı olarak tespit edilen boruların aktarıldığı firmanın tesislerine gidilmek suretiyle meydana gelen hasarlarla ilgili yerinde ekspertiz çalışması yapmış ve raporlarda; Boruların gemi ambarına/güvertesine istiflenmesi sırasında üzerine konuldukları ahşap takozlara sert bir şekilde bırakılması ile oluşan şiddet/çarpma sonucu gerek boru dış yüzeyinde gerekse aynı bölgeye denk gelen iç beton kaplamalarının hasarlanması, Deniz yolculuğu sırasında sağ/sol yapılara düşen gemide boruların birbirleri ve/veya gemi bünyesi ile teması, neticesinde yukarıda sıralanan sebeplerin bir veya birkaçının bir araya gelmiş olması sonucu meydana gelmiş olabileceği kanaatine varılmıştır.  hususlarını tespit ettiklerini, Dosyada ilk alınan bilirkişi raporunda (tarihsiz), hasarların amabalaj kıfayetsizliğinden kaynaklandığının tespit edilemediği gibi baştan savma bir tespit yapılmışsa da, bizim açıklamalarımız hiç incelenmediğini, emtialara belli ki herhangi bir ambalaj koruma sağlanmadığını, Yukarıda belirtilen tespitler ve taşıma sırasında olağanüstü bir hal veya geminin operasyon ve faaliyetleriyle bağlantılı olarak gerçekleşen bir deniz kazası veya seyrüsefer olayı gerçekleşmediği hususu birlikte değerlendirildiğinde, hasar ve ziyanın açıkça ambalaj yetersizliğinden meydana geldiğinin kabulü ile hangi aşamada meydana geldiği dahi belli olmayan dava konusu hasarlardan müvekkili sigorta şirketinin sorumlu tutulmaması gerekeceğini, Ayrıca yine 08.06.2016 tarihli Nakliyat Hasarı Ek Ekspertiz Raporu ile de tespit edildiği üzere “Eğer borular alıcının ifade ettiği şekilde hassasiyet gerektiren boru tipleri ise nakliye sırasında ekstra önlemler alınması ve farklı bir ambalaj yapısının seçilmesi” gerektiğini, ancak farklı zamanlarda yapılan her üç taşımada da hasar oluştuğu göz önüne alınarak, davacının bu yükümlülüğünü ihmal ettiğini, Dosyada mevcut delil dilekçemiz ekinde sundukları 18.12.2015, 28.12.2015 ve 08.06.2016 tarihli Ekspertiz Raporlarında, neden sonuç ilişkileri bağlamında hasar ve zararın meydana geliş şekli hakkında önemli tespitler ve bulgular belirlendiği görülmekte olup ispat kuvvetine haiz olacağını, Sigortacılık Kanunu’nun 22/17. maddesi gereğince Eksperler tarafından düzenlenen raporlar delil niteliğinde olduğunu, Özetle, olaydaki gibi CIF satım türünde istifleme ve ambalajlama davacıya ait olup, yükleme, istifleme, ambalajlama yetersizliğinden kaynaklanan zarardan davacı sorumlu olacağını, ambalaj kıfayetsizliğinden meydana gelen bir zararda,  Emtea Nakliyat Sigortası Genel Şartları ve Enstitü Kargo A Klozu çerçevesinde teminat dışı olup, müvekkili Sigorta Şirketi’nin teminat dışında kalan talepleri karşılama yükümlülüğü bulunmadığını, Sorumluluğu kabul anlamına gelmemekle beraber hasarın kapsamı ve tutarı konusunda itirazlarının değerlendirilmediği, malın fatura bedelinin esas alındığını, malların gerçek değerinin faturalardaki gibi mi olacağı veya malların tam hasarlı mı kısmi hasarlı mı sayılacağı mevzusunda değerlendirme yapılmadığını, Davacı taraf ile hasarların ilk bildirildiği tarihlerde yapılan yazışmalarda hep boruların onarılması hususu üzerinde durulduğu ve davacı tarafından onarım masrafları bizzat paylaşılığını, Taraflar, önceleri hasarlı boruların onarımının yapılabileceği hususunda mutabıklarken davacı taraf eksper raporları ile yapılan hesaplamaların paylaşılması üzerine talebini değiştirdiği ve 03.02.2016 tarihli yazısı ile hasarlanan borular için tam ziya bedelini talep ettiğini belirttiğini, tam ziya bedelini talep etmesinin nedenini de, dava dışı Alıcı Firma’nın hasarlı boruları onarılmış olarak kabul etmemesi ve yenilerini talep etmesi olarak gösterdiğini, davacı taraf bu nedenle boruların tam zayi olarak değerlendirilmesini ve boruların yeniden üretilmesi masraflarının ödenmesini talep etmekte olduğunu, oysa ki alıcı firmanın onarılmış boruları kabul etmeyip yeni borular talep etmesi taraflar arasındaki ticari tercihlerle alakalı olup; müvekkili sigorta şirketini bağlamadığını, ancak dosyada alınan bilirkişi raporlarında bu hususa ilişkin itirazlarının değerlendirilmediği, faturalardaki mal bedelleri rayiç bedellere uygun mudur bu hususun denetlenmesi dahi yapılmadığını, Özetle dava konusu poliçe emtia hasarlarını karşılamakta olup, ticari zararları teminat altına almadığını, Onarımı mümkün emtiaların tam hasarlı olarak değerlendirilemeyeceğini, Açıklamalar ve delil dilekçesinde sunulan tüm hususlar beraber incelendiğinde,  hasarların ilk ihbar edildiğinde boruların tamir edilerek kullanılabileceği davacı tarafça da kabul ettiğini, öyle ki onarım maliyetlerini 21 Ağustos 2015 tarihli e-mailleri ile bizzat kendileri bildirdiğini, daha sonra alıcı firmanın onarılmış boruları istememesi, hasarsız yeni borular istemesi sebebiyle, yani tamamen dava dışı alıcı firma ile davacının arasındaki ticari ilişkiler nedeniyle, davacı taraf taleplerini değiştirdiği ve onarılması mümkün boruların tam ziya kabul edilerek tüm bedelin ödenmesini istediklerini, davacının taleplerinin haksız olduğunu, Dava dışı alıcı firma ile davacı arasındaki ticari ilişkiler dava konusu poliçe teminatı altında olmadığını, Boru hasarlarında uzman eksper tarafından hazırlanan Ek Eksper Raporunda da sunulan belgelere rağmen görüşün değişmediği ve onarımı mümkün boruların tam ziya olarak kabul edilmesi talebinin uygun bulunmadığını, Ancak bu hususlar bilirkişi raporlarında incelenmediği gibi mahkemece de göz önünde tutulmadığını, mahkemenin yazdığı gerekçede de esaslı itiraz noktaları konusunda bir değerlendirme yapılmadığını, Davacı tarafın kanundan ve sigorta sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğinden her halükarda tazminata hak kazanamayacağını, Davacı tarafın bildirim yükümlülüğüne aykırı davrandığını, (TTK 1446.Mad., 411 Nakliyat Abonman Sigorta Poliçesi”  Özel Şartlar) Davacı taraf ağır kusuru ile müvekkili sigorta şirketinin rücu haklarına halel getirdiğini, (TTK 1448.mad) Dava dilekçesinde taşıyana ihbar dahil tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini iddia eden davacı tarafın, taşıyana ihtarı neden bu kadar geç çektiği ve TTK mad 1448 hükmüne aykırı davrandığı ile de ilgili bir açıklama yapmadığını, Davacının taleplerinin poliçe teminatı dâhilinde kaldığını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, olası bir hasar hesabında, poliçe özel şartlarında düzenlenmiş olan muafiyet oranı dikkate alınması gerektiğini, mahkemenin bu muafiyeti dikkate almaksızın bir hüküm kurduğunu, Davacının meydana gelen hasarın oluşumunda tam kusurlu olup, rizikoyu kusuru nedeniyle artırdığını, davacının tam kusurlu olduğunun kabulünde de yine tüm taleplerinin reddi gerektiğini, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile, icranın geri bırakılmasına, ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davacının sigorta teminat kapsamı dışında olan, davaya konu hasar ve tazminat taleplerinin  tamamen reddine,TTK m.1446 (riziko gerçekleştiğinde vakit kaybetmeksizin bildirme yükümlülüğü) TTK m.1448 (sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunması, önlemler alması), yükümlülüklerini yerine getirmeyerek sigortacı aleyhine durumlar yarattığının gözetilerek, kusurlarının ağırlığına ve hasarın tespitindeki nedensellik bağının kesilmesine göre tazminat talebinin tamamen reddine, bu talep kabul olmaması, bu talep kabul olmaması durumunda  anılan Kanun maddelerinde belirtildiği şekilde tazminattan İndirim yapılmasına, dava masrafları ve vekâlet ücretinin davacı şirkete yüklenilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAİREMİZİN İLK KARARI: \"...Dava, Davacı ... AŞ. İle davalı sigorta şirketi arasında düzenlenen Nakliyat Emtia  Sigorta Poliçesinden kaynaklı alacak davasıdır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda, Davacı ... AŞ. İle davalı sigorta şirketi arasında Nakliyat Emtia  Sigorta Poliçesi düzenlendiği, sigortalı davacı şirket tarafından Fransa'da yerleşik ... isimli firmaya 3 ayrı fatura kapsamında satışı yapılan ve farklı tarihlerde 3 ayrı gemi ile 3 ayrı konişmento tahtında Türkiye'den Fransa'ya denizyolu ile nakliyeleri gerçekleştirilen toplam 2224 adet iç kısmı beton kaplamalı spiral kaynaklı çelik boru emtiasının tahliye limanında bir kısmının hasarlı olduğunun tesbit edilmesi üzerine alıcı firma tarafından hasarlı boruların ret edildiği ve alıcı firma tarafından ret edilen 118 adet çelik borunun zayi olduğunun kabulü gerektiği belirtilerek davalı sigorta şirketinden zararın tahsili talep edilmektedir. Davacı (Satıcı) ... A.Ş.’nin 20.04.2014 tarihli ve kapalı (bedeli tahsil edilmiş) olarak düzenlediği faturasında; satışın denizyolu ile taşımalara özgü kurallar Incoterm-2010 (International Commercial Terms) terim sınıflandırmasına tabi olduğuna ilişkin ibare yer aldığı, yine faturada, Yükleme Ordinosu ve Yük Manifestosu’nda teslim şeklinin CIF (Cost, Insurance And Freight) (Masraflar, Sigorta ve Navlun) olacağı açıkça belirtilmektedir. CIF teslim kuralları uyarınca Davacı (Satıcı) ... A.Ş.nin teslim yükümlülüğü mallar varma yerine ulaştığında değil, mallar geminin küpeştesini geçtikten sonra sona ermekte, bu aşamadan sonra her türlü risk, hasar, kayıp ve masraflar Alıcı (...)’nın sorumluluğuna geçtiği anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 1454. maddesi uyarınca; sigorta ettiren, üçüncü bir kişinin menfaatini, onun adını belirterek veya belirtmeyerek, sigorta ettirebilir. Sigorta sözleşmesinden doğan haklar sigortalıya aittir. Sigortalı, aksine sözleşme yoksa, sigorta tazminatının ödenmesini sigortacıdan isteyebilir ve onu dava edebilir. Madde hükmünden de anlaşılacağı gibi aksine bir sözleşme kuralı yoksa sigorta tazminatını talep hakkı sigortalıya aittir. Davacı  dava dilekçesinin ekinde sunduğu sigorta poliçesinin arkasında “Poliçeyi ... adına ciro ettiğine” ilişkin kaşeli imzalı şerhi yer almakta olduğu, davacı tarafından sunulan Poliçelerden de, davaya konu sigortanın başkası lehine yaptırıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından sunulan 22/03/2018 tarihli İSTANBUL 17 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI'NA başlıklı yazı içeriğinde;''... Sanayi A.Ş. Tarafından üretilen çelik boru emtiasının bir kısmı deniz taşıması sırasında tamamen zayi olmuş ve ilgili borular hurda bedeli olan 22.680, 62 EURO üzerinden firmamızca satın alınmıştır. Tamamen zayi olan borular yerine tarafımıza ... A.Ş. Tarafından bedelsiz olarak yenilerinin gönderilmiş olması nedeniyle, ..., ... ve ... no'lu hasar dosyalarına istinaden mahkemenizde açılan davada hükmedilecek tazminatın, ... Sanayi A.Ş.'ye ödenmesine muvafakat ettikleri, '' belirtilmiştir.Davacı tarafça, yargılama aşamasında sunulan ve yukarıda belirtilen muvafatnamenin içeriğinden dava dışı alacaklının alacağını davacıya temlik niteliğinde olmadığından hukuken sigorta ettirene talep ve dava hakkını kazandırdığından söz edilemez. Bu durumda sigorta ettiren davacının aktif dava ehliyeti olmadığından, mahkemece aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yukarıda yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmayıp davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmüştür. (Yargıtay 11. Hukuk  Dairesi'nin 11/06/2020 T. 2019/4271 E. 2020/3464 K., 2019/4619 E., 2016/13639 E., 2016/7291 E. sayılı ilamları) Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği davacı vekilinin istinaf sebepleri incelenmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile,  HMK'nın  353/1-b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği davacı vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur... \" gerekçeleri ile; Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  11/12/2019 tarih ve 2017/374 Esas 2019/502 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve dairemizce yeniden esas hakkında hüküm kurularak; 1-Davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2-Verilen kararın mahiyetine göre davacının istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına, karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.<br>YARGITAY BOZMA İLAMI: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/12/2023 tarih ve 2022/5282 Esas - 2023/7153 Karar sayılı kararı ile; \".... Somut olayda davacı tarafça dava dışı ... isimli  alıcı firma ile aralarında yapılan 22.03.2018 tarihli  temlik sözleşmesi  ibraz edilmiş olup temliknamede ... firmasının temlik eden, davacının ise temlik alan olduğu belirtilmiş, temliknamenin ''Giriş''  bölümünde satıcı ile alıcı firma arasındaki satım akdine ilişkin detaylar açıklandıktan sonra, ilgili sigorta poliçelerinden bahsedilerek  temlik edenin burada poliçeler ve/veya tazminat talebi kapsamında sigortacıya karşı hasarlı 118 adet spiral kaynaklı çelik boru için tüm alacak ve dava gerekçelerini, sigorta ödemelerini temlik ettiği belirtilmiştir. Bu itibarla davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğunun kabulü ile işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı lehine bozulması gerekmiştir.\" gerekçesi ile, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacı vekilinin  diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, karar verilmiş olup; <br>Dairemizce duruşma yapılarak, usul ve yasaya uygun görülen bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, Davacı ... AŞ. ile davalı sigorta şirketi arasında düzenlenen Nakliyat Emtia  Sigorta Poliçesinden kaynaklı alacak davasıdır. Somut olayda, Davacı ... AŞ. İle davalı sigorta şirketi arasında Nakliyat Emtia  Sigorta Poliçesi düzenlendiği, sigortalı davacı şirket tarafından Fransa'da yerleşik ... isimli firmaya 3 ayrı fatura kapsamında satışı yapılan ve farklı tarihlerde 3 ayrı gemi ile 3 ayrı konişmento tahtında Türkiye'den Fransa'ya denizyolu ile nakliyeleri gerçekleştirilen toplam 2224 adet iç kısmı beton kaplamalı spiral kaynaklı çelik boru emtiasının tahliye limanında bir kısmının hasarlı olduğunun tesbit edilmesi üzerine alıcı firma tarafından hasarlı boruların ret edildiği ve alıcı firma tarafından ret edilen 118 adet çelik borunun zayi olduğunun kabulü gerektiği belirtilerek davalı sigorta şirketinden zararın tahsili talep edilmektedir. Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, iki ayrı bilirkişi heyetinden raporlar alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK 282 maddesinde \"Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.\" yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı vekili ve Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddialar ve itirazlar  değerlendirilmiştir. Mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere, davacının yurt dışındaki ... firmasına satışını yaptığı çelik boru türü emtianın 3 farklı gemi ile farklı tarihlerde Kocaeli Limanından Fransa'nın Le Sables D'Ollonne limanına taşındığı, satımın CIF teslim şekline göre yapılıp, satış türünün CIF olarak mal faturası, yükleme ordinosu ve konişmentolara kayıtlandırıldığı, yükün taşıma sırasındaki rizikolara karşı davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı, eldeki davada davacı satıcı firma tarafından yükün deniz taşıması ve tahliye sırasında hasarlandığından bahisle alıcıya bedelsiz ikame mal gönderilmesinden dolayı zarara uğradığı iddiasıyla sigorta şirketine karşı tazminat davası açıldığı, CIF satışta yükün geminin küpeştesine geçmesinden itibaren yarar ve hasar alıcıya geçtiğinden hasarla ilgili talep ve dava hakkı alıcıya ait olmakla birlikte, alıcı firma hasarla ilgili sigortacıya karşı olan dava ve talep haklarını davacıya  temlik etmiş olduğundan söz konusu temlikname uyarınca davacının işbu davada aktif dava ehliyetini kazandığı, konişmentolarda emtianın hasarlı olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığından yükün hasarsız şekilde taşıyıcıya teslim edildiğinin kabulü gerektiği, hasarın ambalaj yetersizliğinden meydana geldiğine ilişkin iddia dosya kapsamına göre ispatlanamadığından  yük hasarının deniz taşıması sırasında meydana geldiği dolayısıyla da sigorta teminatı kapsamında kaldığı sonucuna varılmıştır. Hasara ilişkin olarak yük üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen survey raporları ile ekspertiz raporunda hasarlı boru adedi ve hasarın niteliği konusunda mübayenet bulunduğu anlaşıldığından, bu durumda hasarla ilgili olarak davacının ticari defter kayıtlarının esas alınması gerektiği,  6100 Sayılı HMK.' nın 222 maddesi uyarınca kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhine delil sayıldığı,  davacının ticari defterlerinde hasarlı olduğu iddia edilen ürünlerin karşılığı olarak davacının alıcı firmaya 104 adet boruyu 53.783,93 Euro bedel ile bedelsiz olarak ihraç ettiği tespit edildiğinden sigorta teminatı kapsamında tazmin edilmesi gereken hasar bedelinin 53.783,93 Euro olması gerektiği anlaşılmakla;  Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekili ve  davalı vekilinin  mahkemenin kabulüne yönelik  tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Dairemizce bozmaya uyularak yeniden karar verildiğinden, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/12/2023 tarih ve 2022/5282 Esas - 2023/7153 Karar sayılı ilamı dikkate alınarak, tarafların istinaf sebepleri değerlendirilip istinaf taleplerine ilişkin olarak ayrıca karar verilmeksizin, uyma kararı verilen Yargıtay bozma ilamı uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle; davanın kısmen kabulü yönünde karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>G.D:Gerekçesi ayrıntılı kararda gösterileceği üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile 53.783,93 Euro'nun 07/09/2015 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince BK nun 99. maddesi kapsamında davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 14.475,84-TL karar ve ilam harcından, dava açılırken peşin olarak yatırılan 7.855,65.TL harcın mahsubu ile bakiye 6.620,19.TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan 7.891,65.TL harç toplamının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 216,50.TL posta/ tebligat masrafı, 10.500,00.TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.716,50.TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına (%46 kabul) göre hesaplanan 4.929,59.TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan 200,00.TL posta/ tebligat masrafı olmak üzere yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına (%54 red) göre hesaplanan 108,00.TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap ve taktir edilen 33.692,72.TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden  karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince ret edilen miktar üzerinden hesap ve taktir edilen 39.307,28 TL vekalet ücretinin davacıdan  alınarak davalıya verilmesine,8-Bakiye gider avansı olduğu takdirde talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,<br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 10-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20.TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 11-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 14.475,84.TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 3.620,00.TL harcın mahsubu ile bakiye 10.855,84.TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 12-Davacı yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan 2023/2024 AAÜT ikinci kısım ikinci bölüm 17/b maddesi uyarınca takdir olunan 10.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 13-Taraflar tarafından istinaf aşamasında sarfedilen yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 14-Bakiye gider avansı olduğu takdirde talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 15-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dair olarak hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 362/1-a maddesi uyarınca kesin olarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/02/2024  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b6f93e894a95051c","SID":"a98cb6ec67a06811"}}