{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1017 <br>KARAR NO: 2024/896<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/10/2020<br>NUMARASI: 2018/1204 E. -  2020/594 K. <br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda davanın pasif husumet nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkili tarafından  dava dışı yüklenici ve lehdar ... Tic. Ltd. Şti.'ne 09.07.2012 tarihli kredi sözleşmesi uyarınca kredi kullandırıldığını,  bu kapsamda yüklenici/lehdar firma ... Tic. Ltd. Şti.'nin Erzincan Tercan 1.200 kWp Photovoltaic Power Plant işini teminen davalı muhatap şirkete hitaben 01.06.2016 tarihli,  ... no'lu ve  238.800-USD tutarında,  01.12.2016 tarihine kadar süreli avans teminat mektubu verildiğini, söz konusu teminat mektubunun süresinin aynı koşullarla lehdar ve muhatabın talebi doğrultusunda uzatıldığını, davalının 15.12.2016 tarihli yazısı  ile ''İlgili teminat mektubuna karşılık gelen 238.800 USD tutarındaki meblağın tümünün tarafımızca geri alınması gerekliliği hasıl olduğundan” gerekçesiyle teminat mektubunun nakde çevrilmesi için müvekkiline başvuruda bulunması üzerine  teminat mektubunun  16.12.2016 tarihinde tazmin edildiğini, tazmin işlemini müteakip teminat mektubundaki lehdar/yüklenici ... Tic. Ltd. Şti.'nin  teminat mektubu konusu işin avans kısmının tamamlandığını ve muhatabın  yani davalının mektup konusu iş ile ilgili alacağının bulunmadığını ifade ettiğini, ilgili yazışma ve belgelerin tetkikinden lehdar ve muhatap arasında imzalanan ve teminat mektubunun konusunu oluşturan işe ilişkin sözleşmenin  4.1.1 maddesinde ''Tesis sahibi banka teminat mektubunu aşağıda belirtilen safhaların tamamlanması üzerine yükleniciye geri vermeyi kabul, beyan ve taahhüt eder.a)Tel örgülerin ve kapıların kurulması b)Yapım Alanının kazılması c)Yapım alanındaki mobilizasyon çalışması d)Yapım Alanına 200 KW için uygun çelik konstrüksiyon getirilmesi'' hükmü bulunduğunu,  söz konusu sözleşme hükmü uyarınca yukarıda belirtilen koşulların oluşması halinde avans teminat mektubunun iade edilmesi gerektiğini, Tercan Noterliğince düzenlenen 12.12.2016 tarihli tutanaktan  sözleşme maddesinde sayılan şartların yerine getirildiğinin anlaşıldığını,  teminat mektubunun avans teminat mektubu olduğunu, bu nedenle tazmin gerekçelerinin  kısıtlı olduğu da dikkate alınarak muhatabın teminat mektubunu tazmin etme hakkı bulunmamasına rağmen tazmin talebinde bulunulduğu anlaşıldığından muhatap davalıya ihtar keşide edilerek haksız tazmin edilen tutarın iadesinin istendiğini, ancak ciddi bir gerekçe ileri sürülmeden olumsuz yanıt verildiğini, müvekkilinin teminat mektubu düzenleyerek soyut bir borç altına girmeyip  teminat mektubuna konu riskin gerçekleşmesi ve tazmin talebinde bulunulması halinde teminat mektubunda belirtilen limitle sınırlı olmak üzere ödeme yapmakla yükümlü olduğunu,  teminat mektubunda belirtilen riskin gerçekleşmemesi halinde mektubun tazmininin istenemeyeceğini, keza gerçekleşen risk tutarının üzerinde de tazmin talebinde bulunulamayacağını, gerçekleşen risk üzerinde tazmin talebinde bulunulması halinde haksız tazminin söz konusu olacağını ve bu durumda haksız tazmin talebinde bulunan muhatabın haksız olarak tazmin ettirdiği tutarı iade etmekle yükümlü olacağını, aynı şekilde teminat mektubu konusuna girmeyen bir işlemden kaynaklanan alacağın teminat mektubunun tazmini suretiyle istenemeyeceğini,  teminat mektubu ile güvence altına alınan riskin gerçekleşmediği durumda bankanın ödeme yapmak zorunluluğu olmadığını, avans teminat mektubunun nakde çevrilebilmesi için de lehine teminat mektubu verilenin avans borcunun bulunması gerektiğini, teminat mektubunun soyut borç ikrarını içermediğini, teminat mektubunun tazmin edilebilmesi için teminat mektubuna konu riskin gerçekleşmiş olması ve muhatabın geçerli bir tazmin talebinde bulunması gerektiğini, riskin gerçekleşmiş olması durumunda, muhatabın mektup tutarı aşılmamak kaydıyla gerçekleşen risk tutarı kadar tazmin talebinde bulunabileceğini,  muhatabın yani davalının teminat mektubunu tazmin etme hakkı bulunmamasına rağmen tazmin talebinde bulunduğunu, söz konusu işlemin haksız tazmin olduğunu ileri sürerek,  238.800-USD'nin tazmin tarihindeki TL karşılığı olan 841.053,60-TL'nin tazmin tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte  davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davalı müvekkili  ile dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.arasında  Erzincan'ın Tercan ilçesinde bulunan 12 megawatt'lık bir projenin anahtar teslim şekilde inşasına yönelik sözleşme bulunduğunu, proje maliyeti bazında ... tarafından üstlenilen işler için bizzat ve derhal dava dışı ...'un banka hesaplarına  müvekkili tarafından  238.800 USD'nin  22.06.2016 tarihinde transfer edildiğini, dava dışı  ... firmasının ise sözleşme uyarınca  dava konusu teminat mektubunu verdiğini, ancak dava dışı ... firmasının projede işlere zamanında ve gereği gibi başlamadığını, öngörülen iş programlarına uyum içerisinde işe devam etmediğini, ara vadeler ve proje aşamalarını  yakalayamadığını,  nakit aktarımına rağmen bu nakit kaynağın ilgili proje için sarf edilmediğinin  anlaşıldığını, ihtar çekildiğini ancak ihtarlarım sonuçsuz kaldığını,  tanınan mehil içerisinde sözleşmeye aykırılıkların giderilmemesi , makul bir çözüm planı sunulmaması ve avansın iade edilmemesi üzerine  müvekkilinin ... firması ile olan  sözleşmeyi  sona erdirdiğini, ayrıca teminat mektuplarının paraya çevrilmesi yoluna gidildiğini, teminat mektubunun nakde çevrilmesinin şartlarının oluştuğunu, davacının, müvekkili ile ... arasındaki sözleşmenin ilgili maddesine ve müvekkilinin çalışanının  tuttuğu tutanağa  nasıl ulaştığının anlaşılamadığını, delilin davacı yanca hukuka aykırı şekilde ele geçirildiğini, davacı ile dava dışı ... arasında kredi sözleşmesi bulunduğunu,   davacı bankanın, teminat mektubunun tazmini sebebiyle asıl borçlu konumundaki ...'a gerek nakit blokaj ve gerekse diğer hesaplar ve malvarlıkları üzerinden ve müteselsil kefillere ve diğer tüm güvencelere karşı başvuru, rücu ve bu uğurda takibe girişebilme imkanı mevcutken ve  bu cihetle huzurdaki davaya gerek duymaksızın daha basit bir başka yolla alacağını tahsil edebilme şansı varken bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını,  davacının davada taraf sıfatına haiz  olmadığını, lehtarın banka teminat mektubu ilişkisinde taraf olmamakla beraber bankanın muhataba ödeme yapması halinde bankanın yaptığı bu ödeme sebebiyle başvuracağı, yani  rücu edeceği kişi olduğunu, bu sebeple davacının taraf sıfatı husumet ehliyeti bulunmadığını, faizin de ancak ihtarname tarihinden başlayabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \" ... Dava, hukuki niteliği itibari ile taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında davaya konu teminat mektubunun paraya çevrilme koşulları, teminat mektubundaki taahhüde konu işin davacı tarafça sözleşmeye uygun şekilde eksiksiz ve ayıpsız olarak tüm edimlerin yerine ne şekilde getirildiği, teminat mektubunun kesin teminat mektubu niteliğinde bulunup bulunmadığı ile davacının yapılan ödemenin iadesine yönelik alacak davasıdır. Dava basit yargılama usulüne tabi olup, teati aşaması  tamamlandıktan sonra deliller toplanmış, yargılama sonuçlandırılmıştır. HMK 115 madde hükmü gereğince; mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. HMK 114/1-b madde hükmü gereğince; tarafların,  taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları, kanuni temsilci söz konusu olduğu hallerde temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması dava şartı olarak belirtilmiştir. Davacı ile davadışı ... Tic. Ltd. Şti. arasındaki 09.07.2012 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında davacı bankanın dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. lehine, davalı muhatap ... Tic.Ltd.Şti'ne hitaben 01.12.2016 tarihli ve süreli avans teminat mektubu düzenlediği yine tarafların talebi doğrultusunda teminat mektubunun süresinin uzatıldığı anlaşılmıştır. Avans teminat mektupları, teminat mektubu lehtarının muhataptan aldığı avansın gerekli kıldığı edimini temel ilişkiye konu anlaşmayla kararlaştırılan biçimde ifa etmeme halini güvence altına almak amacıyla avans ödemesinde bulunan sözleşmenin tarafına verilir. Böylece, lehtar ile muhatap arasındaki asıl sözleşmede edim borçlusunun edimini ifa için şart koşulan karşı tarafın ön avans ödemesi kural olarak edim borçlusunun sözleşmeyle öngörülen hak edişlerinden kesilecek olmasının taşıdığı riziko, avans ödeyen bakımından avans teminat mektubu ile güvence altına alınmış olur. Somut olayda; davacı ... Bankası A.Ş.'nin garanti veren, davalı ...Tic. Ltd. Şti.'nin muhatap, dava dışı ...  Tic. Ltd. Şti.'nin lehtar olduğu avans teminat mektubu nedeniyle, muhataba ödeme yapan davacının muhatap ile lehtar arasındaki ilişkinin tarafı olmadığı, muhatapla arasında sözleşmesel ilişki bulunmadığı, bu nedenle davalı  ...Tic.Ltd.Şti'ne yapılan ödemenin iadesini davalı  ... Tic.Ltd.Şti'nden talep edemeyeceği, davalının bu davada pasif husumetinin bulunmadığı ... \" gerekçesiyle, davanın reddine  karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekilleri, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu olan teminat mektubu, davalı firma muhatap olarak tanzim edilen bir avans teminat mektubu olduğunu, tazmin işlemini müteakip teminat mektubundaki lehdar firmanın  mektup konusu işin avans kısmının tamamlandığını ve muhatabın  mektup konusu iş ile ilgili alacağının bulunmadığını ifade ettiğini, muhatap ile lehtar arasındaki sözleşmenin 4.1.1 maddesinde sayılan hallerin gerçekleştiğini,  Tercan Noterliğince düzenlenen 12.12.2016 tarihli tutanaktan bu maddede sayılan sayılan şartların yerine getirildiğinin  anlaşıldığını, müvekkilinin teminat mektubu düzenleyerek soyut bir borç altına girmediğini,  bankanın, teminat mektubuna konu riskin gerçekleşmesi ve muhatap tarafından tazmin talebinde bulunulması halinde yalnızca teminat mektubunda belirtilen limitle sınırlı olmak üzere ödeme yapmakla yükümlü olduğunu, teminat mektubunda belirtilen riskin gerçekleşmemesi halinde mektubun tazmininin istenemeyeceğini, keza gerçekleşen risk tutarının üzerinde de tazmin talebinde bulunulamayacağını, gerçekleşen risk üzerinde tazmin talebinde bulunulması halinde haksız tazminin söz konusu olacağı ve bu durumda haksız tazmin talebinde bulunan muhatabın haksız olarak tazmin ettirdiği tutarı iade etmekle yükümlü olacağını,  aksi durumun, davalı muhatabın sebepsiz zenginleşmesi sonucunu doğuracağını, somut olay bakımından; keşideci bankanın dava dışı lehtar ile arasında kredi sözleşmesinden kaynaklı bir alacaklı-borçlu ilişkisi bulunduğunu, davalı muhatap firma ile Banka arasında ise bir garanti sözleşmesi söz konusu olduğunu, muhatap firmanın dava dışı lehtardan talep ettiği garantinin, bankanın düzenlediği teminat mektubu ile karşılandığını, mektubun verilmesiyle banka ile davalı muhatap arasında yeni ve ayrı bir sözleşmesel ilişki kurulduğunu, müvekkilinin haksız tazmin edilen teminat mektubu bedelini hem dava dışı lehtardan hem de davalı muhataptan talep hakkı bulunduğunu, somut işbu dava konusu olayda teminat mektubuna konu işlemle ilgili olarak noter kanalıyla  tespit yapılarak tutanak altına alındığını, bu davaya konu teminat mektubunun avans teminat mektubu olduğunu, kesin teminat mektubu ile fonksiyonlarının aynı  olmadığını,  davalının  kesin teminat mektubu ile talep edebileceği olası zararlarını bahane ederek avans teminat mektubunu tazmin etme imkanı bulunmadığını, davalının teminat mektubunu tazmin etme hakkı bulunmamasına rağmen tazmin talebinde bulunduğunu, Yargıtay kararlarının da iddialarını desteklediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, avans teminat mektubunun haksız olarak nakde çevrildiği iddiasıyla, teminat mektubunu düzenleyen davacı banka tarafından, teminat mektubunu nakde çeviren muhatap aleyhine açılan alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, müvekkili bankanın aralarında kredi sözleşmesi bulunan dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.'nin talebi üzerine davalı adına avans teminat mektubu düzenlediğini, davalının başvurusu üzerine teminat mektubunu tazmin ederek 238.800 USD'yi muhatap davalıya ödediğini, muhatabın, aslında risk  gerçekleşmediği ve koşulları oluşmadığı  halde, teminat mektubunun nakte çevrilmesini  talep etiğini ve bu şekilde teminat mektubunun haksız olarak nakde çevrildiğini ileri sürerek, 238.800 USD'nin tazmin tarihindeki TL karşılığı 841.053,60 TL'nin, tahsil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalıdan tahsilini  talep etmiş;  davalı vekili ise, dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.ile müvekkili davalı arasında akdedilen Erzincan'ın Tercan ilçesinde bulunan 12 megawatt'lık bir projenin anahtar teslimi yapılması  işine ilişkin sözleşme kapsamında  dava konusu  teminat mektubunun düzenlendiğini, müvekkili  davalının  sözleşme uyarınca avans bedelini lehtar dava dışı ... Tic. Ltd.Şti.'ne ödediğini fakat ...Tic. Ltd. Şti.'nin sözleşmede kararlaştırılan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkili davalının maddi kayıplara uğramasına sebebiyet verdiğini, bu nedenle davalı müvekkilinin  avans teminat mektubunu nakde çevirmek suretiyle tazmin etmek zorunda kaldığını, teminat mektubunun nakde çevrilmesi koşullarının bulunduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesince, davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olup öncelikle davalının eldeki davada pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Sıfat  deyimi  dava  konusu  sübjektif  hak  (dava hakkı) ile  taraflar arasındaki ilişki olarak adlandırılır. Taraf sıfatı, Yargıtay içtihatlarında aktif ya da pasif dava ehliyeti olarak da adlandırılmaktadır. Taraf ehliyeti, dava  ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle (usul hukuku sorunu) ilgili olduğu halde; taraf sıfatı, dava konusu sübjektif hakka (maddi hukuk sorunu) ilişkindir. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (davacı sıfatı-dava hakkı) o hakkın sahibine ait olup (aktif husumet); hakkını o hakka uymakla yükümlü kişiden (davalı sıfatı-pasif husumet) isteyebilecektir. Sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu, daha açık bir ifadeyle bir davada davacı ve davalı sıfatlarının kimlere ait olduğu hususu dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin olması nedeniyle, maddi hukuk sorunudur.Bu bilgilere somut olay değerlendirildiğinde; davalı ile dava dışı  ...Tic. Ltd. Şti. arasında enerji santrali  yapımına dair bir eser sözleşmesi  ilişkisi bulunduğu,  sözleşme kapsamında davalının dava dışı ...'a  yapacağı avans ödemelerinin karşılığında davacı bankanın, ... edimini yerine getirmemesi durumunda, talep hâlinde davalı muhataba avans miktarının ödeneceğini dava konusu avans teminat mektubu ile taahhüt ettiği  anlaşılmaktadır. Yani davalı şirket ile dava dışı ... arasında, enerji santrali yapımına dair bir sözleşme ilişkisi mevcuttur. Davacı banka ile dava dışı ... arasında ise  kredi sözleşmesi (kontrgaranti) ilişkisi mevcuttur. Davacı banka ile davalı şirket arasında ise teminat mektubu düzenlenmesine temel olan garanti sözleşmesi ilişkisi  mevcuttur.  Garanti sözleşmesinin tarafları, garanti veren banka ile garanti alan davalı muhataptır.Bu durumda, davacı banka, davalı ile aralarındaki garanti sözleşme ilişkisine veya sebepsiz zenginleşmeye dayanarak bir dava açabilir. Böyle bir davada da her iki tarafın sıfatlarının (davacı ve davalı sıfatlarının) bulunduğunun kabulü gerekir. Somut olayda davacı banka, teminat mektubunun nakde çevrilme koşulları gerçekleşmediği hâlde davalının teminat mektubunu haksız olarak nakde çevirdiğini, garanti ilişkisine aykırı davrandığını  iddia ederek talepte bulunduğuna göre, teminat mektubunu nakde çeviren davalı şirketin, somut olayda davalı sıfatının bulunduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, ilk derece mahkemesinin, davanın esasını inceleyerek hüküm vermesi gerekirken, davalının pasif husumet ehliyetinin yani davalı sıfatının bulunmadığına dair değerlendirmesi hukuka aykırı olmuştur.  İlk derece mahkemesince deliller toplanmış olup ek tahkikat işlemi yapılmasına gerek olmadığı, ilk derece mahkemesince hukukun olaya uygulanmasında hata edildiği anlaşılmakla, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2. maddeleri uyarınca işin esasına dair hukuki değerlendirme Dairemizce aşağıdaki şekilde yapılmıştır:Öncelikle  teminat mektubunun hukuki niteliğinin açıklanması gerekmektedir. 13.12.1967 tarihli, 1966/16 Esas, 1967/7 Karar sayılı ve 11.06.1969 tarihli, 1969/4 Esas,  1969/6 Karar sayılı İBK'da, banka teminat mektuplarının hukuki niteliği itibariyle garanti sözleşmesi olduğu belirtilmiş, o tarihten bu yana hukuki niteleme konusunda uygulamada ve öğretide görüş birliği sağlanmıştır. Buna göre, banka ile teminat senedinin muhatabı arasında garanti sözleşmesi mevcuttur. Anılan 1967 tarihli İBK'da \"...Bankanın sıfatı teminat veren olduğundan, taahhüdü esas sözleşmeyi yapan taraflardan ve esas akitten ayrı ve tamamen müstakildir. Bankanın taahhüdü lehtarın borcunun geçerliliğine ve varlığına bağlı olmaksızın garanti taahhüdü olarak tecessüm eder. Bir kimse, asıl borçlunun ileri sürebileceği itirazlara bakılmaksızın borcun yerine getirilmemesinden doğan zararın tazminini kabul etmesi halinde o kimseye garanti veren durumundadır. Üçüncü şahsın fiilini garanti eden, yani bu şahsın bir şey yapacağını başkasına vadeden şahıs müstakil bir taahhüt altına girmiştir.\" denilerek, teminat mektubunun hukuki niteliği açıklığa kavuşturulmuştur. Her iki içtihadı birleştirme kararında, teminat mektuplarının mahiyeti itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 110. maddesindeki (6098 sayılı TBK'nın 128.maddesindeki) \"üçüncü şahsın fiilini taahhüt\" niteliğinde bir garanti sözleşmesi olduğu belirtilmiştir.Bu açıklamalara göre, teminat mektubu düzenleyen banka ile garanti verilen muhatap arasında, muhatap ile lehtar arasındaki borç ilişkisinden bağımsız bir borç doğmaktadır. Yani kefalet sözleşmesinde olduğunun aksine, garanti sözleşmesi feri nitelikte bir borç doğurmayıp, ayrı ve bağımsız bir borç doğurmaktadır (Yargıtay HGK'nınn 04.07.2001 tarihli, 2001/19-534 E- 2001/ 583 K sayılı kararı). Teminat mektupları \"kesin teminat mektubu\", \"geçici teminat mektubu\", \"avans teminat mektubu\" gibi çeşitli türlere ayrılmaktadır. Ancak tüm bu teminat mektubu türleri için yukarıdaki hukuki niteleme geçerlidir. Bu teminat mektubu türlerinden olan ve eldeki davaya konu olan avans teminat mektubu, iş sahibinin, işin süresinde bitirilmesi için yükleniciye avans olarak verdiği miktarın geri alınmasını garanti altına almak üzere düzenlenir. Yani avans teminat mektuplarının konusu, müteahhide veya imalatçıya verilecek avansları bir bankanın garanti etmesiyle ilgilidir (Prof. Dr. Seza Reisoğlu, Banka Teminat Mektupları ve Kontrgarantiler, Ankara 2003, s.144 vd.). Tedarikçi veya müteahhit tarafından yapılan hakediş bedelleri, daha önce alınan avansa mahsup edilerek avans karşılığının ifa edilmesi amaçlanır. Avans karşılığında müteahhidin hiç hakediş düzenlememesi, işi yapmaması gibi durumlarda, teminat mektubu nakde çevrilerek avans verenin alacağına kavuşması sağlanır. Ancak avans teminat mektubunun, eser sözleşmesinin hükümlerine göre haksız olarak paraya çevrildiğini iddia ve ispat hakkı bankaya ait olmayıp, asıl sözleşmenin tarafı olan lehtara aittir. Yani banka, lehtar ile muhatap arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan itiraz ve defilere dayanarak ödeme yapmaktan kaçınamaz.Teminat mektubunu düzenleyen banka, muhataba, teminat mektubu bedelini, ilk talep anında ve hiç bir defi ve itiraz ileri sürmeksizin ödemeyi garanti etmiş, yani kayıtsız ve şartsız ödeme taahhüdünde bulunmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere, garanti sözleşmesi, lehtar ile muhatap arasındaki sözleşme ilişkisinden bağımsız ve ayrı bir borç doğurur; yani garanti sözleşmesinden doğan borç feri nitelikte değil, bağımsız bir borçtur. Bankanın, kayıtsız ve şartsız ödeme taahhüdünün bir sonucu olarak,  muhatap ile lehtar arasındaki temel ilişkiye (örneğin eser sözleşmesine) ilişkin defileri ileri süremez. Banka, mutap ile lehtar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğunu, yürürlüğe girmediğini, sona erdiğini, kötü ifa edildiğini, borcun ödeme dışında sona erdiğini, ifa imkansızlığını, borçlunun ehliyetsizliğini, zamanaşımına uğradığını uğradığını iddia ve ispat edemez (Reisoğlu, a.g.e., s.57-59).Banka ancak bazı sınırlı hallerde teminat mektubu bedelini ödemekten kaçınabilir: Teminat senedi nakde çevrilmeden önce, lehtar tarafından, borcun ödendiğine, muhatabın garanti edilen alacağının sona erdiğine dair likit deliller ibraz edilmişse, örneğin noter onaylı bir ibraname ibraz edilmişse, banka ödeme yapmamalıdır (Reisoğlu, a.g.e., s.287 vd). Bunun dışında banka, lehtarın soyut itiraz ve defilerine rağmen ödemeyi yapmalıdır. Eğer lehtar, garanti edilen alacağın her hangi bir nedenle sona erdiğini iddia ediyorsa, muhatap aleyhine açacağı bir davada, örneğin menfi tespit davasında, teminat senedinin nakde çevrilmesinin önlenmesi yönünde bir ihtiyati tedbir kararı almak suretiyle paraya çevirmeyi engelleyebilir. Yoksa, bankanın kendiliğinden lehtarın ileri sürebileceği defi ve itirazları araştırması ve bu nedenle muhataba ödeme yapmaktan kaçınması mümkün değildir. Çünkü bankanın garanti sözleşmesinden doğan borcu, lehtar ile muhatap arasındaki borç ilişkisinden bağımsız, ayrı bir borçtur.Somut olayda davacı, davalı muhatabın, her hangi bir alacağı bulunmadığı hâlde teminat mektubunu haksız olarak nakde çevirdiğini, lehtarın beyanlarına göre teminat mektubunun bedelsiz kalmasına rağmen nakde çevrildiğini iddia etmekte ise de bu tür defi ve itirazları ileri sürme hakkı dava dışı lehtara aittir. Lehtar, muhatapla arasındaki sözleşme ilişkisine (eser sözleşmesine) dayanarak açacağı davada, bu olgulara dayanarak menfi tespit veya alacak talebinde bulunabilir. Sözleşmelerin nispiliği prensibi gereğince, davacı banka, tarafı olmadığı sözleşmedeki defileri ileri süremez. Bu açıklamalar göre, davacı bankanın davalı muhataba yaptığı ödeme, kayıtsız şartsız banka teminat mektubunun dayanağı olan garanti sözleşme ilişkisine uygun olup avansın hakedişlerle kapatıldığına dair iddiayı davacı ileri süremez. Banka teminat mektubunun, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmayan bir riski garanti ettiği, bankanın teminat mektubu ile ilk yazılı talepte derhal ve gecikmeksizin ödeme taahhüdünde bulunduğu için rizikonun doğup doğmadığını incelemeksizin ödemede bulunacağı, bankanın tazmin taleplerinden ancak kendisine ait defileri ileri sürebileceği dikkate alındığında, davacının garanti sözleşmesine dayanarak davalıdan bir alacak talep etmesi mümkün değildir. Yargıtay  içtihatları da bu yöndedir (Bknz. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin  2016/14309 Esas 2017/2401 Karar sayılı,  23/03/2017 tarihli kararı; Yargıtay 11. HD'nin 2014/9027 E- 2014/15973 K sayılı, 20.10.2014 tarihli kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28.03.2023 tarih ve 2021/7811 Esas, 2023/1897 Karar, 10.05.2016 tarih ve 2015/11227 Esas, 2016/5274 Karar sayılı kararları ile Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 26.06.2019 tarih ve 2017/5263 Esas, 2019/4086 Karar sayılı kararları).Diğer taraftan, davacının ödemesi garanti sözleşmesinin bir gereği olduğundan ve muhatabın lehtara bir avans ödemesi yaptığı da ihtilafsız olduğundan, davalının sebepsiz zenginleştiğinden de söz edilemez.Davacı, lehtar ile arasındaki kredi ilişkisine (kontrgaranti ilişkisine) dayanarak, lehtardan bu alacağını elbette talep edebilir. Bu durum, kredi sözleşmesinin doğal bir sonucudur.Davacı vekilinin iddiasını desteklemek üzere sunduğu Yargıtay kararları, lehtarın muhatapla olan ihtilaflarına ilişkin emsal kararlardır. Lehtar tarafından muhatap aleyhine, eser sözleşmesine dayanılarak açılacak bir davada, temel ilişkideki bütün itiraz ve defiler tabii ki ileri sürülecek ve mahkemece değerlendirilecektir.Bu açıklamalara göre, ilk derece mahkemesince davanın husumet nedeniyle değil, yukarıdaki gerekçeyle esas bakımından reddine karar verilmesi gerekirken, husumet yönünden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş,  HMK'nın 33, 355 ve  353/1.b.2. maddeleri uyarınca hükmün Dairemizce resen düzeltilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle; HMK'nın 33, 355 ve  353/1.b.2. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri yerinde olmamakla birlikte, ilk derece mahkemesince verilen hükmün ve gerekçesinin yukarıdaki gerekçeyle resen düzeltilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce  yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.Davanın istinaf nedenleri yerinde görülmemiş olup Dairemizce resen yeniden hüküm kurulduğundan, ilk derece mahkemesi nezdinde hükmedilen vekalet ücreti aynen muhafaza edilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  HMK'nın 33, 355 ve  353/1.b.2. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri yerinde olmamakla birlikte, ilk derece mahkemesince verilen hükmün gerekçesinin yukarıdaki şekilde resen düzeltilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında yukarıdaki gerekçeyle yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın reddine,2-Alınması gerekli 427,60  TL harcın, peşin alınmış olan 14.363,10 TL'den mahsubu ile artan 13.935,50   TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihindeki AAÜT uyarınca 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalı  tarafa verilmesine,  5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından  bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avanslarının, karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı tarafından yatırılmış olan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, kararımızın mahiyetine göre, takdiren davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,10-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 30.05.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"784283310cc5c065","SID":"559dbfe3df24be23"}}