{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/990 <br>KARAR NO: 2024/893<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/02/2021<br>NUMARASI: 2018/793 E. -  2021/138 K. <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  İstanbul Anadolu ...  İcra Müdürlüğünün  ... Esas sayılı ilgili icra dosyasına davalı tarafından yapılan itiraz neticesinde takibin durdurulduğunu, davalının itirazında, davacının yapmış olduğu başka bir satım nedeni ile alınan malzemelerde yaşanan sorunlar nedeni ile davalı tarafın zarara uğradığının beyan edildiğini, davalının yasal dayanaktan uzak olarak yapmış olduğu tek taraflı sözde zarar tespitinde 50.030.92 TL zararları olduğunu beyan ederek müvekkiline olan borçlarını ödemekten imtina ettiğini, ilgili icra dosyasına kötü niyetle itiraz ettiğini, davacının icra takibine konu olan alacağının, sözde ayıplı ürünlerin satımından değil daha önce vermiş olduğu ürün tedarik bedelinden kaynaklandığını, davacı müvekkiline davalı tarafından yasal süreler içerisinde iddia edildiği gibi bir ayıp ihbarında bulunulmadığını,  davalıdan alacağın  talep edilmesine rağmen davalının sürekli olarak süre talep  ettiğini,  davacının alacağını icra takibine konu ettiğinde davalı tarafça Kartal ... Noterliğinden sadır olan ... yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edildiğini, hemen akabinde icra dosyasına  kötü niyetle itiraz edildiğini,  ödeme yapmamak için davalı yanca  ileri sürülen  takas-mahsup  konusu  edilen ve   ayıplı olduğu iddia edilen  ürünlerin toplam satış değerinin  yaklaşık 50.000 TL civarında olduğunu, davalı borçlu tarafın müvekkilinin ayıplı olarak teslim ettiğini iddia ettiği ürünlere ilişkin olarak neredeyse ürün fatura bedeli oranında cezai şart uygulamaya çalıştığını,  davacı müvekkilinin vermiş olduğu ürünlerin ayıplı olduğunun bir an için kabul anlamına gelmemekle birlikte düşünülse dahi ürün bedeline eş değerde( ürün bedeli hariç ) zarar oluştuğu beyanı ve bu durumun müvekkiline cezai şart olarak rücu edilmeye çalışılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının, davalı borçluya fatura muhteviyatında yer alan ürünleri tedarik ettiğini, ürünlerin davalıya teslim edildiğini, takip dosyasında mübrez faturaları düzenlediğini, davalıya gönderdiğini, davacının  üzerine düşen edimleri eksiksiz bir biçimde yerine getirdiğini, fatura muhteviyatındaki ürün ve hizmetleri davalı borçlu tarafa verdiğini, ileri sürerek, itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; sipariş üzerine davacıdan gelen 2457'lik bilezik malzemelere istinaden  davalı müvekkilinin kalite biriminden gelen mail ile ilgili spoollarda çatlamalar olduğu ve bileziklerin istenilen kaliteden (St37 -Std4) farklı olduğu bilgisinin  geldiğini, daha sonra  malzemelerden numune aldırılarak analiz yaptırıldığını, numune sonucunda konu malzemenin SAE1040 malzeme kalitesine muadil olduğunun tespit edildiğini, sonrasında ise kalite birimi tarafından tüm bileziklerde problem olup olmadığının tespiti için ölçüm yapıldığını, yapılan ölçümlerde diğer bileziklerin de değerlerinin yüksek çıktığını ve tüm bileziklerin kesilerek yerlerine yeni bilezik alınması gerektiği bilgisinin verildiğini, bu durumun davacıya telefonla anlatıldığını, akabinde davacı tarafından yerinde kontroller yapıldığını, tekrar test yaptırmaya gerek olmadan malzemelerdeki sorunun kabul edilerek değişimin yapılacağı cevabının verildiğini,  davacı  tarafından konu bilezik imalatları için kullanılan borular almış oldukları  firmaya karşı dava açılacağı belirtilerek, davalı  müvekkilinden ilgili bileziklerin iade nedeni ile ilgili yazı istendiğini, bu yazının davacıya gönderildiğini, bu arada müvekkili şirkette değişimi olacak tüm bileziklerin miktarlarının da çıktığını  ve davacıya gönderildiğini, davacının da  yeni bileziklerde de sorun yaşanmaması adına test yaptırarak, test sonuçları ile birlikte müvekkiline  teslim ettiğini, taraflar arsında yapılan ilk mutabakatta, bu değişimin fatura edilmeden yapılması kararlaştırılmışken davacı  avukatının istemi üzerine boru tedarikçisine dava açılacağı için, ilgili bileziklerin değişim değil de faturalaşarak iade işlemlerinin yapılmasının istediğini, davalı müvekkilinin de  sürecin uzamaması  için bunu kabul ettiğini, akabinde davacıya fatura düzenleyerek gönderdiğini,  iade için sürecin başlatıldığını, ancak tam iade zamanında   davacının hem boruların iadesini   hem de iade faturasını kabul etmeyeceğini beyan ettiğini,  oysa ki  davacı-alacaklı tarafından müvekkiline gönderilmiş olan e-postalar ile bileziklerdeki ayıbın,  değişimin  kabul edilip iade faturası talep edildiğini,  davacının bu  e-postalarda açık ikrarı olduğunu,  bu sebeple davacı vekilinin süresinde ayıp ihbarı yapılmadı iddiasının yersiz olduğunu, ürünlerde açık ayıp olmayıp gizli ayıp bulunduğunu, bu ayıpların da zamanaşımı süresi içerisinde olmak kaydıyla ihbara yönelik süresi  bulunmadığını, önemli olanın ortaya çıktığında makul bir sürede ihbar edilmesi olduğunu,  eksiksiz ifa iddiasının yerinde  olmadığını, davacı tarafından başlatılan takip konusu tutarın 28.9611,44 TL tutarlı kısmının davalı müvekkili tarafından kabul edildiğini, bu tutara bağlı olan ve de 12.06.2018 tarihli kapak hesabı uyarınca icra masrafı ve tahsil harcı ile birlikte toplam 30.764191-TL'nin icra dosyasına yatırıldığını,  açıklanan bu nedenlerden dolayı davalı müvekkilinin zararı olan bakiye 50.030,92 TL'nin  ise  davacının alacağından takas/mahsup edildiği için itiraz edildiğini, iş bu itiraz üzerine takibin durduğunu, TBK'nın139.maddesi hükmü uyarınca müvekkilinin zararını takas/mahsubunu talep ettiklerini, bu zararın da boru bedelleri ve iade maliyetleri ile birlikte 50.030,92-TL olduğunu savunarak, davanın reddi ile  kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Davacı,  icra takibinde 8 adet faturadan kaynaklı 78.982,36 TL için icra takibi yapmıştır. İcra takibi ekine,  ... numaralı 16.097,56 TL bedelli fatura, ... numaralı 408,28 TL bedelli fatura,  D376704 numaralı 1.486,80 TL bedelli fatura, ... numaralı 24.464,23 TL bedelli fatura, ... numaralı 26.243,20 TL bedelli fatura,  ... numaralı 640,36TL bedelli fatura, ... numaralı 9.250,73 TL bedelli fatura, ... numaralı 401,20 TL bedelli faturaları eklemiştir. Takibin dayanağı olan fatura bedelleri toplamı 78.587,16 TL dir. Takip ise bu bedelden 395,2 TL fazla olarak talep edilmiştir.  Davacı şirket, davalı şirkete bilezik tarzındaki borular satmıştır. Satılan boruların bir kısmı, boruların olması gereken malzeme standartlarında olmadığı,  davalıca  yapılan karbon oranlarının standartlara uygun olmadığının tespit edilmiştir, bu hususlarda taraflar arasında ihtilaf yoktur. Mahkememizce aldırılan bilirkişi kök ve ek raporlarında da ürünlerin bir kısmının (64 adet bilezik boru) ayıplı olduğu belirtilmiştir. Davalı şirket noter kanalıyla bu ayıbı davacıya bildirildiği, yine bu hususta taraflar arasında mail yazışmaları yapıldığı, taraflar arasındaki anlaşma üzerine ayıplı ürünlerin yenilerinin davacı tarafından davalıya gönderildiği, tarafların karşılıklı olarak, davacının ayıplı mallar için yeni fatura tanzim etmesine, davalının da iade faturası kesmesine karar verdikleri, bunun üzerine davalının 50.030,92 TL'lik iade faturası kestiği, bu faturayı davacıya gönderdiği, ancak faturanın davacıca kabul edilmediği, bilirkişilerce iade faturası içeriği ve bedelleri hususunda yapılan denetimde iade faturasının 46.626,55 TL yönünden haklı olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.Herşeyden önce davacı cari hesap alacağına dayanmamış, takip talebinde 8 adet fatura alacağına dayanmış, bu faturaları takip talebi ekine eklemiştir. Bu 8 adet fatura bedeli toplamı 78.587,16 TL'dir. Davacı bu faturalar arasında daha sonra iade edilen ürünler için kesilen faturaların bulunup bulunmadığını belirtmemiştir, ancak takip talebi ve sebebi ile bağlı olunması nedeniyle bu husus araştırılmamıştır, ancak bilirkişi ek raporunda muavin defter bilgilerinde ayıplı olup da tekrar gönderilen 64 adet bilezik boru için, 49.405,56 TL'lik faturanın düşülerek takip yapıldığı da belirtilmiştir.Davalı/borçlu icra takibine itiraz ederken, 28.961,44 TL'lik borcu kabul etmiş ve bu bedelin tahsil harcı ile birlikte 30.764,91 TL olarak icra dairesine 13.06.2018 tarihinde ödemiştir.Davalı ayıplı mallar için kestiği 50.030,92 TL'lik iade faturasının borçtan mahsup edilmesini talep etmiştir. Davalı iade faturası içeriğince, ayıplı mallar nedeniyle uğradığı sair zarar için (boruların çıkarılması, taşlama, kaynak, malzemenin transferi gibi) iade faturası düzenlediği,  bilirkişilerce bu fatura içeriğindeki zararlar hakkında yapılan incelemede, zararın ayıplı mallardan kaynaklandığı, zararın bedelinin 46.626,55 TL olduğunu belirtmişlerdir. Buna göre; davacının 8 adet fatura bedelinden kaynaklı, 78.587,16 TL alacaklı olduğu, icra dairesinde 13.06.2018 tarihinde 28.961,44 TL ödeme yapıldığı, bu cihette kalan miktarın 49.625,72 TL olduğu, davacının ayıplı maldan kaynaklı 46.626,55 TL zararı bulunduğu, ayıplı mal sattığı için davacının ayıplı mal satışından doğan zararlardan mesul olması nedeniyle, davalının bu zararının dava değerinden mahsup edebileceği, bundan dolayı  78.587,16 TL'den ayıptan kaynaklı 46.626,55 TL'lik zararın mahsubuyla, 3.999,17 TL daha  davalının borçlu olduğu saptanmakla, icra takibine itirazın bu miktar yönünden iptaline karar verilmiştir. Bilirkişi raporunda, neticeten davalının 96.233,74 TL borçlu olduğu belirtilmişse de, bilirkişi raporunun cari hesap alacağı üzerinden, takiple bağlı kalınmaksızın hesaplama cihetine gidilmesinden kaynaklı sonucun yanlış bulunduğu anlaşıldığından, bilirkişi raporuna sonuç bedel açısından itibar edilmemiştir. ...  somut olayda, alacağın likit olduğu...  \"  gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında takip borçlusu davalı tarafından yapılan itirazın  3.999,17 TL yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, alacağın %20 sine tekabül eden  799,83 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine  karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükmün  kabulünün  mümkün olmadığını, müvekkilinin alacağının bir an bile kabul etmemekle birlikte ürünlerin ayıplı satımından değil daha önce davalı tarafa verilen ürün tedarik bedelinden kaynaklandığını, zira bilirkişinin 20.11.2020 tarihli raporunda  davalının davacıya 96.233,74 TL borçlu olduğu  tespiti yapıldığını, davanın  itirazın iptali davası olduğunu,  davalı ile davacı arasındaki tüm ticari işler ve bu cari hesap ilişkisine dayanarak icraya konu edilen faturalar ve diğer evraklarla ilgili olduğunu, oysa ki davalının edim yükümlülüğünden kaynaklanan bir ayıptan söz ettiğini, ancak buna ilişkin herhangi bir karşı dava açmadığını, itirazın iptali davasının türüne  aykırı olarak ayıp tespiti yapılarak buna ilişkin hüküm kurulduğunu,  bu sebeple hükmün usule de esasa da aykırı olduğunu,  davalı tarafından hiçbir zarar ziyan bildirimi yapılmamakla birlikte uğranılan zarara ilişkin yaptırılmış bir delil tespiti de bulunmadığını, davalı müvekkilinin  geçmişten kalan bakiye alacağı istenildiğinde borçlu davalının ödeme yapmamak maksadı ile ürünlerin ayıplı olduğunu ileri sürdüğünü, davacının tüm edimlerini eksiksiz bir şekilde ifa ettiğini, borçtan kurtulmayı amaçlayan davalının  bileziklerle ilgili test yapılmaması, çatlamanın neden meydana geldiği belli olmaması  ve sorunlu olmayan bileziklerin de müvekkiline iade edilmeye çalışılmasının kabulünün mümkün olmadığını, davalı  tarafın takas mahsup talebinin yasal dayanağı da bulunmadığını, şayet ürünler ayıplı ise bir kaç denemeden sonra ürünlerin çatladığı görüldüğünde montajlama işleminin yarıda kesilip müvekkiline bilgi verilmesi gerekmesine rağmen davalının tüm ürünleri çatlatıp zayi ettiğini, davalının şirket basiretli iş adamı gibi davranmadığını, tüm ürünleri zayi ettiğini, adından da bildirimde bulunmayarak hem basiretsiz davrandığını, hem de ticari ahlaka aykırı hareket ettiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satımdan kaynaklanan faturaya bağlı alacağın  tahsili  için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın  İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin davalıdan fatura alacağı  sebebiyle icra takibi başlatıldığını, ancak davalının takibe itiraz ettiğini, davalının itirazında belirttiği gibi teslim edilen mallarda ayıp bulunmadığını, takip konusunun teslim edilen mallara ilişkin alacak olduğunu ileri sürmüştür. Davalı vekili ise; davacının davalıya satıp teslim ettiği bir kısım boruların talep edilen kalitede olmayıp borularda çatlamanın olduğunun tespit edildiğini, bu konunun  telefonla davacıya bildirilmesi üzerine değişimin yapılacağının beyan edildiğini, konuya ilişkin  taraflar arasında  e posta yazışmaları yapıldığını, davacının iadenin, iade faturası yoluyla yapılmasını talep etmesi sebebiyle davacıya 50.030,92 TL tutarında ayıplı mallara ilişkin iade faturası düzenlendiğini, ancak davalının son aşamada zararı ve ödemeyi reddettiğini, bu sebeple davanın haksız olduğunu savunmuş ve   ayıplı malların bedeli sebebiyle takas-mahsup talebinde bulunmuştur.  Dosya kapsamında bulunan İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu  aleyhine 78.982,36 TL toplam alacak yönünden  07.06.2018 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 8 adet faturanın gösterildiği, ödeme emrinin 11.06.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 13.06.2018 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun 50.030,92 TL'lik kısmına ve ferilerine itiraz edildiği,  itiraz üzerine takibin  durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmaktadır.   Davacı taraf fatura alacağı bulunduğunu ileri sürerek takip başlatmış, davalı takip konusu alacağa karşılık davacının satıp teslim ettiği bir kısım ürünler sebebiyle iade faturası düzenlediğini savunarak iade faturası bedeli kadar takas mahsup talebinde bulunmuştur. Taraflar arasında, çelik boru kapı alım satımına dair ticari ilişki bulunduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının davalıdan taklip konusu miktar kadar alacaklı olup olmadığı, davalının iade faturasına konu ettiği malların ayıplı olup olmadığı, davacı alacağından mahsubu gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporuna göre, davacı tarafından davalıya satılıp teslim edilen iade faturasına konu bilezik boruların yerinde incelendiği ve boruların olması gereken malzeme standardını taşımadığı, standarttaki karbon oranının 0,17-0,20 olması gerektiği, ancak  karbon oranlarının 0,415-0,472,0,476 olduğu v boruların kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafça davacı yana gönderilen 12.04.2018 tarihli ve daha sonraki tarihli elektronik postalarda boruların karbon değerlerinin standartlara uygun olmadığı ve borularda çatlamalar  olduğunun bildirildiği, yine konuya ilişkin yaptırılan kimyasal test sonuçlarının da davacıya  bildirildiği,  davacı yanca gönderilen 30.04.2018 tarihli elektronik postada değişim olan malzemelerin sevk edileceği,  bu faturaların davalıya yeni bir fatura kesilerek sevk edileceği,  iade konusunda malzemeyi temin ettikleri firma ile anlaşamadıkları için iade olacak mallara ilişkin davalıdan iade faturası kesilmesinin istendiği  ve iade sebeplerine ilişkin davalıdan yazı istendiği, davalı tarafından  13.06.2018 tarihli ve 50.030,92 TL tutarında iade faturası düzenlendiği, davalının iade faturası miktarınca takas/mahsup talebinde bulunduğu  görülmektedir. TBK nun 139/1 maddesi uyarınca, iki kişi karşılıklı olarak bir miktar parayı veya konuları itibari ile aynı türden malı birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise iki tarafın her biri borcunu alacağı ile takas edebilir. Sonuçta her iki borç da az olanı oranında sona erer. Takas, karşılık dava olarak ileri sürülebileceği gibi, defi olarak da ileri sürülebilir. Takasın defi olarak ileri sürüldüğü davada, takas ve mahsup sonucu kalan ve hüküm altına alınan miktar üzerinden yargılama harcı alınacak, takas ve mahsup defi nedeni ile reddedilen miktar üzerinden ileri süren yararına vekâlet ücreti ve yargılama giderine karar verilecektir. Bu bilgilere göre somut olay değerlendirildiğinde; davacının davalıya satıp teslim ettiği bir kısım boruların karbon değerinin  standartlara uygun olmadığı, borularda çatlaklar meydana geldiği, bu hususların davalı yanca davacıya elektronik posta ile bildirildiği, bilirkişi raporları ile boruların standartlara uygun olmadığı ve ayıplı olduğunun tespit edildiği, ayıbın davacı yana süresinde ihbar edildiği, bu durumda davalının iade faturasına konu ayıplı malların bedelinin bilirkişi incelemesi sonucunda 46.626,55 TL olduğu, davalının yukarıda yer verilen kanun hükmü uyarınca mahsup talebinde bulunabileceği, bu miktarın mahsubu ile kalan miktarın davacının alacağı olduğu anlaşılmakla  istinaf sebepleri kapsamında yapılan incelemede, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan  bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 312,60 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.30.05.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b6d2c6974a2cfca2","SID":"be59266cac72c2aa"}}