{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/813 <br>KARAR NO\t: 2024/1053<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                   K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/04/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/230 E.  -  2021/91 K.<br><br>DAVACI\t:.<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/04/2021 tarih ve 2018/230 E. - 2021/91 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin \"...\" ibareli markasının davalı ... nezdinde tanınmış statüsünde tescilli olduğunu, müvekkilinin \"...\" esas unsurlu çok sayıda markasının bulunduğunu, bu seri markalarını mesnet göstererek, müvekkilinin davalı şahsın 2017/58609 sayılı ve “...” ibareli marka başvurusuna yaptığı itirazın davalı Kurum Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiği, oysa başvurunun nihai tüketici nezdinde iltibas yaratacağını, SMK'nın 6/4-5 maddesi uyarınca da başvurunun reddinin gerektiğini ileri sürerek, YİDK’nın 24.05.2018 tarih ve 2018-M-4225 sayılı kararının iptali ile dava konusu marka başvurusunun hükümsüzlüğü ve sicilden terkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı şahıs vekili, \"...\" kelimesinin TDK sözlüğünde “soluk renkli”  anlamına geldiğini, bu sözcüğün, özgün bir marka olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, davalı Kurum nezdinde 35. sınıfta tescilli \"...\" ibaresini içeren davacıya ait olmayan 132 adet marka bulunduğunu, davacı markaları ile dava konusu marka başvuru arasında benzerlik bulunmadığını ve kapsamlarındaki mal/hizmetlerin de farklı olduğunu, marka başvurusunun kötü niyetle yapılmadığını, markalar arasında iltibas bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka ile davacının mesnet markalarından 2011/86013 ve 2012/ 47937 sayılı  markaları arasında düşük düzeyli benzerlik bulunmasına karşın, markalar arasında sadece Markalar Dairesi Başkanlığı kararı ile çıkarılan mal ve hizmetler için emtia benzerliği bulunduğu, kalan mal/hizmetler için emtia benzerliğinin sağlanmadığı, başvuru kapsamında kalan mallar için markaların birbirine gönderme, hatırlatma veya çağrıştırma yapma yeteneğinin bulunmadığı, firmalar arasında idari veya ekonomik bir bağın da kurulamayacağı, dolayısı ile iltibas ihtimalinin bulunmadığı; davacıya ait T/ 02945 tescil sayılı \"...\" markası ile dava konusu marka kapsamında yer alan emtiaların birbirlerinden tamamen farklı nitelikteki mallar olmaları ve çok farklı ihtiyaçları karşılamaları nedeniyle aralarında herhangi bir bağlantı kurulamayacağı, tanınmışlığının sair emtia gruplarına sirayet etmesinin beklenemeyeceği, davalı şirkete ait markanın kapsamındaki malların hitap ettiği ortalama tüketicilerin davalı şirketin mallarını satın aldığı veya kullandığı sırada bu malları davacının ürünüyle ve davacı şirketle ilişkilendirilmeyeceği haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi gibi koşulların gerçekleşmeyeceği, davacı adına tanınmış marka olarak tescil edilmiş olsa dahi maddenin uygulanması için gerekli şartların sağlandığının davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkeme kararının denetime ve hüküm kurmaya elverişsiz rapora dayandığını, raporda müvekkili markasının tanınmış olduğunun ancak tanınmış marka korumasından faydalanmasının mümkün olmadığının belirtildiğini, sektörel tanınmış olan markanın farklı sektörler kapsamında korunacağına ilişkin bilirkişi raporları bulunduğunu, dava konusu markanın tescilinin müvekkilinin markasına zarar vereceğini, SMK'nın 6/5. maddesi koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markaları arasında \"...\" ibaresinin ortaklığından kaynaklı kısmi bir benzerlik bulunmakta ise de, dava konusu markanın kapsamından benzer hizmetlerin başvuru aşamasında çıkartıldığı, kalan mal ve hizmetler yönünden ise emtia benzerliği şartı gerçekleşmediği gibi, bilirkişi ek raporuna göre bu mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/5. maddesi kapsamında tescil engelinin de bulunmadığı, öte yandan, davacı vekilinin yeni heyetten rapor alınma talebi kabul edilmemiş ise de, bilirkişilerin görüşü hakim için bağlayıcı olmayıp HMK'nın 282. maddesinde uyarınca hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 31/05/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 30/06/2024\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f2b490264c5e0a78","SID":"95530980cc41f67c"}}