{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/930 <br>KARAR NO: 2024/1005<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05.04.2024 tarihli ara karar. <br>NUMARASI: 2024/192 E. <br>DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının İptali  <br>Taraflar arasında görülen genel kurul kararının iptali talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 05.04.2024 tarihli ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı şirkette  30.09.2009 tarihinden bu yana şirket ortağı olmakla 23.03.2010 tarihinden işbu iptal istenilen 12.01.2024 tarihli genel kurul kararları alınıncaya dek müdür sıfatı ile şirkette görev aldığını, gelinen durumda müvekkilinin şirket bünyesinde ortaklık sıfatının devam ettiğini,  3577 payın ..., 3577 payın ... ve 2646 payın  ... ait olduğunu, davalı şirket tarafından, haksız ve sebepsiz yere müvekkilinin müdürlük yetkilerine son verebilmek amacıyla bir takım faaliyetlerde bulunulduğunu, son olarak ise 12.01.2024 tarihli olağanüstü genel kurul  toplantısı yapıldığını,  hukuka ve usule aykırı şekilde alınan karar ile müvekkilinin müdürlük sıfatının sona erdirildiğini,  davacının davalı şirkette 30.09.2009 tarihinde 40 yıl süre ile müdür olarak atandığını, şirket unvanı altında atacağı münferit imzası ile şirketi temsile yetkili kılındığını,  davacının bu kapsamda üzerine düşen görev ve sorumluluklarını eksiksiz yerine getirdiğini, 21.12.2023 tarihli 2023/02 karar nolu  müdürler kurulu kararı ile tamamen kanun hükümlerine aykırı olacak şekilde  davalıya müdürler kurulu başkanı atanmasına ve temsil yetkisinin münferiden müşterek imzaya dönüştürülmesine karar verildiğini, TTK md. 624/1 hükmü gereği, şirket bünyesinde birden fazla müdürün bulunması halinde müdürler kurulu başkanı atama yetkisinin kural olarak genel kurulun yetkileri arasında bulunduğunu, şirket  sözleşmesinde de buna ilişkin başkaca herhangi bir düzenleme bulunmadığını, dolayısıyla, kanun hükmüne açıkça aykırı müdürler kurulu kararının herhangi bir geçerliliği bulunmadığını, yalnızca müvekkilinin müdürlük sıfatına ve temsil yetkisine son verebilmek amacıyla, acele ile usulüne aykırı şekilde alınmış bir karar olduğunu, kaldı ki, ilgili karar metninin müvekkilince imzalamamış olmasına karşın kararların \"oy birliği\" ile alındığının belirtildiğini, ilgili müdürler kurulu kararının müvekkile tamamen usul ve yasaya aykırı şekilde mail üzerinden iletildiğini, ilgili müdürler kurulu kararının yasaya aykırı olduğu anlaşılmış olacak ki, aynı tarihli 2023/01 Karar no'lu müdürler kurulu kararı ile şirket genel kurulunun olağanüstü toplantıya çağrılıp toplantı gündeminin belirlenmesi yönünde karar alındığını,  karar Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlandığını,  posta yolu ile müvekkiline gönderildiğini, her iki kararın da müvekkili tarafından imzalanmadığını,  bunun üzerine, 12.01.2024 tarihinde şirket olağanüstü  genel kurul toplantısı düzenlendiğini, toplantı sonucunda müvekkilinin müdürler kurulunda mevcut tüm görev ve yetkilerinin sona ermesi ve imza yetkilerinin kaldırılması, -daha öncesinde usulsüz şekilde yapılmış- başkan atamasının bu kez genel kurul kararı ile yapılması, önceden verilmiş imza yetkilerinin ve imza sirkülerinin iptali, şirketin yalnızca müdürler kurulu üyelerine aylık huzur hakkı ödenmesi yönünde kararlar alındığını,  davacının  toplantı tutanağına muhalefet şerhi düştüğünü,  genel kurul toplantısında  alınan kararların, açıkça yasanın ilgili hükümlerine ve objektif iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğinden iptali gerektiğini, görevde bulunduğu 10 yılı aşkın süredir şirkete karşı yükümlülüklerini aksatmadan layığıyla yerine getiren, şirket ile arasında herhangi bir ihtilaf bulunmayan müvekkilinin hangi sebeple görevine son verildiğine ilişkin herhangi bir gerekçe sunulmaksızın, adeta yangından mal kaçırırcasına öncesinde usulsüz bir müdürler kurulu kararı, sonrasında yapılan genel kurul kararı ile  görevden alınmasının hukuka ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, şirket bünyesinde çoğunluk tarafından alınmış kararların objektif iyiniyet kurallarına aykırı şekilde, azınlığın yani müvekkilinn ezilmesine ve haklarının bertaraf edilmesine sebep olacak nitelikte olduğunu  davacının gerek şirket binasına girişi engellendiğini, şirket merkezinin giriş kapısının anahtarı şifresinin değiştirildiğini,  kameraların yerlerinin ve uzaktan erişim şifrelerinin değiştirildiğini, müvekkilinin odasına izinsiz şekilde girilip eşyaları kolilenerek odasının boşaltıldığını, odasındaki kasanın davacının  bilgisi dahilinde olmaksızın açıldığını,  boşaltıldığını, şirket bünyesinde çalışan personele, iş ortaklarına ve hizmet alınan diğer firmalara müvekkilinin şirketten ayrıldığına dair bir takım beyanlarda bulunulduğunu, genel kurulda  yalnızca müdür sıfatına haiz ortaklara huzur hakkı ödenmesine ilişkin alındığını, bu kararın  şüphesiz ki diğer ortakların müvekkilinin şirket üzerinden elde edeceği maddi menfaati kısıtlayabilmek, şirketin maddi gelir ve kaynaklarını yalnızca kendi tekellerinde bulundurabilmek amacıyla alındığını,  şirketin kuruluşundan bu yana böyle bir uygulamanın hayata geçirilmemiş olması göz önünde bulundurulduğunda alınan kararın örtülü kar dağıtımı niteliğinde olduğunun sabit  olduğunu, örtülü kar dağıtımı, TTK hükümleri ile açıkça yasaklandığını,  tüm bu hususların, davalı tarafından müvekkilinin  müdürlük sıfatının sona erdirilmesinin esas sebebinin müvekkilinin şirket ortaklığından kaynaklanan yetkilerini dahi kullanamayacak hale getirmek, şirket üzerinde mevcut hak ve yetkilerini kısıtlamak olduğunu,  şu aşamada müvekkilinin kanunen sahip olduğu bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarının fiilen kullanılamaz hale getirildiğini, ortaklık sıfatının dahi içinin boşaltıldığını, tüm bu sürecin  müvekkiline karşı takınılan tutum ve eylemlerin, denetimden kaçmak için yapıldığını, şirket içerisinde usule aykırı iş ve işlemlerin gerçekleştirilmesini kolaylaştırmak amacı taşıdığını,  esasında yasa gereği görevlerini azami özen göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlü olan müdürlerin, somut durumda şirketin menfaatlerini koruyacak şekilde hareket etmediklerini, davalı şirketin kendi kendini yönetemeyecek ve bir yönetim organı oluşturamayacak durumda olduğunu, şirket ortakları tarafından şirketin değil şahsi menfaatlerinin gözetildiğini, şirkete zararı dokunabilecek bir takım faaliyetlerde bulunulduğunu, tüm bunların usulsüz şekilde yapılmış olduğunu, diğer ortaklar tarafından müvekkilinin bilgi alma hakkının engellenmesinin ve müvekkiline  karşı tutumlarının şirket malları bakımından da tehlikeli bir durum teşkil ettiğinin  açık olduğunu ileri sürerek,  12.01.2024 tarihli olağanüstü genel kurulun  1,2,3 ve 4.maddelerinin iptalini talep ve dava etmiş, ayrıca, davalı şirketin mevcut banka hesaplarına, menkul ve gayrımenkul mallarına yargılama sonuçlanıncaya kadar teminatsız şekilde  tedbir konulmasını, yine yargılama sonuçlanıncaya kadar şirkete yönetim kayyımı atanmasını talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince 05.04.2024 tarihli ara kararda özetle; \"... Dosya kapsamına göre davacının ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesinde; Davanın, genel kurul kararının iptali  istemine ilişkin olduğu, şirketin mal varlığının işbu davada dava konusu olmadığından davacının davalı şirketin mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir konulması talebininde bulunduğu anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nun İhtiyati Tedbir başlıklı 389/1. maddesi; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" hükmünü içermektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, ihtiyati tedbir talebine ilişkin olarak mahkemenin yalnızca dava konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verebileceği anlaşılmaktadır. Davacı tarafın ihtiyati  tedbir talebinin içeriği(  davalı şirketin mal varlığı üzerine tedbir konulması talebin 6100 Sayılı HMK'nun 389. Maddesi gereğince ihtiyati tedbire yönelik olması), davanın genel kurul kararının iptali talebine ilişkin olması da gözönüne alındığında, davalı şirketin mal varlığının bizatihi dava konusu olmaması ... '' gerekçesiyle, davacı tarafın tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  her ne kadar davalı şirkete yargılama boyunca yönetim kayyımı atanmasını  talep etmişlerse de mahkemece ara karar ile yalnızca şirket mal varlıkları üzerine tedbir konulması talebi yönünden değerlendirme yapıldığını ve  talebimizin reddine karar verildiğini, dolayısıyla, yalnızca hakkında ret kararı verilen talepleri  yönünden  işbu istinaf kanun yoluna başvuruda bulunduklarını, ret gerekçesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,  iptali istene olağanüstü genel kurula giden süreç ve devamında yaşanılan olayların birlikte değerlendirilmesinde  tüm bunların şirket ortaklarından olan müvekkilinin şirketten ve mali işlerden uzaklaştırılması, şirketin finansal tablosu ile ilgili bilgi sahibi olmasının engellemesi amacıyla yapıldığını,  her ne kadar davanın, olağanüstü genel kurul kararının iptali konulu olsa da iptali istenilen kararların davalı şirkette müvekkilin bilgisi ve onayı olmaksızın önemli mali kararlar alınabilmesine yol açacak nitelikte odluğunu,  hatta, ilgili kararların bu amaçla alınmış olduğunu, genel kurul kararı ile müdürler kurulunda mevcut tüm görev ve yetkilerinin sona ermesi ve imza yetkilerinin kaldırılması, -daha öncesinde usulsüz şekilde yapılmış- başkan atamasının bu kez genel kurul kararı ile yapılması, önceden verilmiş imza yetkilerinin ve imza sirkülerinin iptali, şirketin yalnızca müdürler kurulu üyelerine aylık huzur hakkı ödenmesi yönünde kararlar alındığını, şirketin kuruluşundan bu yana böyle bir uygulama yapılmadığını,  buna rağmen müvekkilinin müdürlük yetkilerinin usulsüz şekilde sona ermesi ile birlikte davalı şirkette yalnızca müdür yetkisine haiz ortaklara huzur hakkı ödenmesine karar verilmesinin açıkça dürüstülük kuralına aykırı olup müvekkilinin şirketten maddi menfaatlerini engelleyebilmek adına alındığını, nitekim, delil listesinde yer aldığı üzere davalı şirketin banka ve vergi dairesi kayıtları incelendiğinde ilgili beyanlarının  doğruluğunun kanıtlanacağını, uzun yıllardır şirket ortağı ve müdür olarak şirkette faaliyet gösteren müvekkilin yıllar süren çalışma ve emeğinin karşılığı olarak elde edeceği maddi gelirin tamamen usulsüz şekilde engellendiğini,  kendisinin başka hiçbir maddi geliri bulunmadığını,  alınan kararların,  müvekkilinin bilgisi olmaksızın şirketin mali ve finansal tablosunda büyük çaplı değişikliklere gidilebilmesine olanak tanıdığını,  dolayısıyla, yargılama boyunca şirket mal varlıkları üzerinde tedbir bulundurulmamasının yargılama sonuçlandığında müvekkilinin büyük ölçüde mağduriyetine sebep olabilecek nitelikte olduğunu, zira, gelinen durumda müvekkilinin her ne kadar hala şirket ortağı olsa da fiilen şirketten tamamen uzaklaştırıldığını,   huzurdaki davanın esasında müvekkilinin ortaklıktan ve müdürlükten kaynaklanan mevcut haklarına herhangi bir zarar gelmemesi amacıyla ikame edildiğini, hakkın özünün zarar görmemesi amacıyla gecikmeksizin geçici hukuki önlemlere başvurulması gerektiğini, talepte bulunan müvekkilinin hakkının elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşmasından ya da tamamen imkansız hale gelmesinden zarar görecek kişi konumunda olduğunu, davalı mal varlıkları üzerine tedbir konulması talebinin esasında davanın özüne ilişkin olduğunu, müvekkilinin iptali istenilen olağanüstü genel kurul kararları sebebiyle mali açıdan mağdur olmasının önüne geçilmesinin amaçlandığını, şirketin mevcut banka hesaplarına, menkul ve gayrımenkul mallarına yargılama sonuçlanıncaya kadar teminatsız şekilde tedbir konulmasını talep etme zorunluluğu doğduğunu,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve  tedbir isteminin kabulüne  karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı şirketin 12.01.2024 tarihli genel kurul kararlarının  iptali istemine; istinaf ise, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair  verilen 05.04.2024 tarihli ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 05.04.2024  tarihli  ara karar verilmiş; bu ara karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı,  davalı şirkette  3577 payın ...  , 3577 payın  ... ve 2646 payın kendisine ait olduğunu, 12.01.2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı  yapıldığını,  genel kurulda haksız ve sebepsiz yere müvekkilinin müdürlük yetkilerine son verildiğini, bu kararın usul  veya yasaya aykırı olduğunu, bu şekilde müvekkilinin huzur hakkı ödemesinden de mahrum kaldığını ileri sürerek, genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca şirket mal varlığı üzerine  tedbir konulmasını ve davalı şirkete kayyım atanması yönünde tedbir kararı verilmesini istemiştir. Mahkemece, 05.04.2024 tarihli ara kararda sadece mal varlığına tedbir konulması yönünden değerlendirme yapılmış ve talebin reddine karar verilmiş, ancak tedbiren kayyım atanması talebi yönünden bir inceleme yapılmamıştır. HMK'nın 389/1.maddesi ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. '' hükmünü, 390/3.maddesi \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 391/1.maddesi ise  '' Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir\"  hükmünü içermektedir. Dava olağanüstü genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.  İhtiyati tedbir, uyuşmazlık konusu hakkında verilebilecek olup somut olayda, davalı şirket mal varlığının uyuşmazlık konusu olmadığı görülmektedir. Bu nedenle mahkemece, davacının mal varlığına tedbir konulması yönündeki  ihtiyati  tedbir talebinin reddine karar verilmesinde  bir isabetsizlik görülmemiştir.  Mahkemece, davacının, davalı  şirkete kayyım atanması yönündeki ihtiyati tedbir talebine ilişkin olumlu olumsuz bir karar verilmemiş ise mahkemece, tedbir talebinin reddine karar verilirken esasında bu tedbir talebinin de zımnen reddedildiği anlaşılmaktadır. Tüzel kişilerde asıl olan, tüzel kişiliğin seçilmiş yöneticileri tarafından, şirket ana sözleşmesi ve ticari hayatın gereklerine göre yönetilmesidir. Herhangi bir organ boşluğu da bulunmadığı  görülmektedir.  Bu nedenle  davacının kayyım atanması yönündeki ihtiyati tedbir kararının da reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri  uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesince verilen istinafa konu 05.04.2024 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın,  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.12.06.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1f3ec8c08fd965c0","SID":"38b9909fa6c4da50"}}