{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/912 <br>KARAR NO: 2024/47<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/01/2023<br>NUMARASI: 2022/779 Esas -  2023/78 Karar<br>DAVA: Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/01/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Sanayi A.Ş.' nin boya sektöründe faaliyet gösterdiğini, ve ... Ticaret- ...' un ise müvekkilinin alt firması olduğunu, müvekkilinin Türkiye çapında bayilerine farklı boya renkleri oluşturabilmeleri adına renklendirme ve karıştırma makineleri ve bu makinelerin kullanılmasını sağlayan bilgisayar ve ekipmanlarını gerekli yazılımları ile birlikte ödünç vermekte olduğunu,  bu kapsamda taraflar başlığı kira sözleşmesi olsa da kullanım ödüncü sözleşmesi imzalandığını,  sözleşmelerin türünün tasnifi açısından dikkate alınacak hususlar; sözleşmenin içeriği, tarafların yükümlülükleri, bedel ödenip ödenmemesi gibi konular olduğunu, bu kapsamda taraflar arasındaki sözleşmenin başlığında her ne kadar kira sözleşmesi lafzı geçse de ilişkinin karşılıksız olması, emanet verilme durumları göz önüne alındığında taraflar arasında ödünç ilişkisi olduğunu, bir ilişkinin kira ilişkisi olarak tasnif edilebilmesi için sözleşmeye konu malların kullanımı karşılığında malikin bir kazanımı olması gerektiğinin açık olduğunu,  bununla beraber malik olan müvekkiline  ihtilafa konu ilişkiden bir kazanımının olmadığını, bu işleyiş kapsamında müvekkilinin  bayisi ...- ...'a maliki olduğu, sözleşmede sayılan 1 adet ... marka ... seri numaralı renklendirme makinesi, 1 adet ... marka ... seri numaralı karıştırma makinesi ve 1 adet ... marka bilgisayar ve ekipmanları karşılıksız olarak kullanıma bıraktığını,  sözleşmenin sona ermesi halinde ihtara gerek kalmadan veya dilediği zaman ihtar ile sözleşmeyi fesih ederek taşınırları geri alabileceğine ilişkin bir ödünç sözleşmesi imzalandığını,  ödünç ilişkisinin , sözleşmenin 5.1 maddesi kapsamında başlangıç tarihinden itibaren beş yılın sonunda yani 17/08/2017'de ihtara gerek kalmadan sona erdiğini, sözleşme hükümleri ve Türk Borçlar Kanunu madde 383 uyarınca, sona ermenin ardından ödünç verilen taşınırların davalı tarafından herhangi bir ihtara gerek kalmadan iade edilmesi gerektiğini, bununla beraber davalının taşınırları iade etmediğini, , tüm sözlü uyarılar ve talepler ise süreç içerisinde sonuçsuz kaldığından müvekkili  tarafından davalıya Kadıköy ... Noterliği aracılığıyla ... yevmiye numarası ile ödünç ilişkisinin sona erdiği ve taşınırların iade edilmesi gerektiği içerikli bir ihtarname gönderildiğini,  davalı tarafından  ihtarnameye yanıt verilerek  taşınırların iadesinin kabul edilmediğini bildirdiğini, taraflar arasındaki ödünç ilişkisi sona erdiğinden müvekkilinin satın aldığı ve halen maliki olduğu taşınırların davalı tarafından iade edilmediği, Türk Borçlar Kanunu madde 383 ve sözleşme uyarınca; davalı taşınırları iade etmekle aksi halde taşınırların bedeline denk düşecek tutarı müvekkilimize ödemekle yükümlü olduğunu belirterek, ödünç ilişkisine aykırı davranan, kötü niyetli zilyet sıfatını haiz davalıdan taşınırların iadesini, iadenin mümkün olmaması halinde taşınırların bedellerinin tespitini, (şimdilik) 25.000 TL'nin tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraın dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu kira sözleşmesi ile müvekkile teslim etmiş olduğunu iddia ettiği renklendirme makinesi, karıştırma makinesi, 1 adet ... marka bilgisayarın geri teslim edilmediğinden bahisle belirsiz alacak davası açtığını,  Yargıtay 22.Hukuk Dairesinin E.2017/9344 - K.2018/923 ve 22.01.2018 tarihli kararında, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin E.2016/13069 - K.2018/1377 ve 22.02.2018 tarihli kararında; \"alacağın belirli veya belirlenebilir olması halinde belirsiz alacak davası açılamayacağı, şartları bulunmadığı halde belirsiz alacak davası olarak açılan davanın davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan reddine karar verileceği\" hüküm altına alındığını, davacı tarafın talepleri zamanaşımına ve hakdüşürücü süreye uğradığını, davacının taleplerine karşı zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, davacı şirket müvekkiline  üretimini yaptığı boya ve diğer malzemelerin satışını yapabilmesi için bayilikle birlikte hibe olarak renklendirme makinesi ve eklerini teslim ettiğini,  dosyaya sunulan evrakların bir nüshasının o dönemde müvekkiline  teslim edilmediğini,  müvekkilinin şu anda renklendirici makinenin kendisine söylendiği gibi hibe edilmediğini kiralandığını öğrenmiş bulunduğunu, davacı şirketin çalışanlarının müvekkiline bu makinelerin bayilikle birlikte hibe edildiğini söyleyerek yanılttıklarını, davacı tarafın iddia ettiği gibi, bu makinelerin müvekkiline  ödünç olarak verilmediğini, kira ilişkisini de kesinlikle kabul etmemekle birlikte, dosyaya sunulan sözleşme baştan sonuna kadar kira hükümlerine göre düzenlendiğini, müvekkiline Kadıköy Noterliğinden gönderdiği ihtarname ile emanetten bahsettiği için müvekkil noter ihtarnamesine cevaplarında cevaben makinelerin emanet olarak bırakıldığından bahsettiğini, müvekkilinin  davacı ile olan ilişkisini Uşak ... Noterliği' nin 06/08/2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davacı tarafa bildirdiğini, müvekkilinin  hiçbir şekilde ödünç ilişkisini kabul etmesi söz konusu olmadığını belirterek  Uşak Mahkemelerinin yetkili olduğunu,  belirsiz alacak davası açılamayacağından davanın usulden ve zamanaşımı nedeniyle reddini, davanın  esasen haksız ve dayanaksız olduğunu bu sebeple reddini,  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf yükletilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Somut olayda; ... Sanayi A.Ş. ile ... arasında  farklı boya renkleri oluşturabilmeleri adına renklendirme ve karıştırma makineleri ve bu makinelerin kullanılmasını sağlayan bilgisayar ve ekipmanlarını gerekli yazılımları ile birlikte ödünç vermeye  ilişkin kapsamda \"... Sanayi A.Ş. Renklendirme Sistemi Kira Sözleşmesi\"  başlığı kira sözleşmesidir. Her ne kadar ödün sözleşmesinden bahisle alacak isteminde bulunulmuş ise de, taraflar arasında imza edilen ve dava dilekçesi ekinde yer alan 17/08/2012 tarihli sözleşmenin kira sözleşmesi olarak tanzim edildiği, sözleşmenin 5-2 fıkrası uyarınca sözleşmenin kira bedeli içerdiği ve belli bir miktarda malzeme alımına taahhüt niteliğinde edim içerdiği, karşılıksız olmadığı, bedel içerdiği anlaşılmakla,  taraflar arasındaki kira sözleşmesindeki taraf edimlerinin yerine getirilip getirilmediği ve tarafların sorumluluklarının  tespitinde kira sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerektiği anlaşıldığından,  mahkememizce, uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevine girdiği dikkate alınarak, HMK'nun 114/1-c. maddesine göre görevsizlik nedeniyle HMK'nun 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin boya sektöründe faaliyet gösterdiğini, Türkiye çapında bayilerine farklı boya renkleri oluşturabilmeleri adına renklendirme ve karıştırma makineleri ve bu makinelerin kullanılmasını sağlayan bilgisayar ve ekipmanlarını gerekli yazılımları ile birlikte ödünç vermekte olduğunu,  müvekkilinin bu işleyiş kapsamında sözleşmede sayılan ve maliki olduğu faturaları ve bedelsiz olarak müvekkili tarafından tamir işlemlerinin gerçekleştiğine ilişkin servis formlarının dosyaya detayları sunulan taşınırları karşılıksız olarak bayisi olan davalı ... Ticaret - ...'un kullanımına bıraktığını, sözleşmede müvekkilinin fesih halinde taşınırları derhal geri alabileceğine ilişkin bir hükmün de bulunduğunu, söz konusu ödünç ilişkisinin sözleşmenin 5.1 maddesinde belirtildiği üzere başlangıç tarihinden itibaren 5 yılın sonunda yani 17/08/2017 tarihinde ihtara gerek kalmadan sona erdiğini, davalı tarafın sona eren sözleşme akabinde taşınırları iade etmesi gerekirken, taşınırları iade etmediğini, tüm sözlü uyarı ve taleplere rağmen sürecin sonuçsuz kaldığını, bunun üzerine müvekkili tarafından davalı tarafa ödünç ilişkisinin sona erdiği ve taşınırların iade edilmesi gerektiği içerikli bir ihtarname gönderildiğini, davalı tarafın bu ihtarnameye yanıt verdiğini ve emaneten kendisinde bulunan taşınırların iadesini kabul etmediğini bildirdiğini, bu cevabın ardından müvekkili tarafından bir ihtarname daha gönderildiğini, taşınırların iadesi, iadenin mümkün olmaması halinde ise değerlerinin ödenmesinin talep edildiğini, aksi halde hukuki yollara başvurulacağının bildirildiğini, ancak davalı tarafından iadenin ya da ödemenin gerçekleştirilmediğini, ihtilaf açısından arabuluculuk sürecinin de anlaşamama ile sonuçlandığını, müvekkili tarafından ödünç ilişkisine aykırı davranan ve feshe rağmen iadeyi gerçekleştirmeyen davalı taraftan taşınırların iadesini, iadenin mümkün olmaması halinde taşınırların bedelinin tespitini ve temini maksadıyla İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/779 Esas sayılı dosyası ile davaya konu edildiğini, bu dava sonucunda yerel mahkemenin taraflar arasındaki ödünç sözleşmesini, sözleşmenin içeriğini incelemeden, sadece başlığını dikkate alarak kira sözleşmesi olarak yorumladığını, bu doğrultuda da uyuşmazlığa ilişkin davanın Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görev alanına girdiğinden bahisle usulden ret kararı verdiğini, aşağıda detaylı olarak açıklanacağı üzere mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, ihtilafa konu sözleşme ile ihtarnamede belirtildiği gibi emaneten makine ve ekipmanları davalının zilyetliğine bıraktığının aşikar olduğunu, bununla beraber mahkemenin sözleşmenin niteliğini, tarafların iradesini irdelemediğini, sadece sözleşmenin lafzından hareket ederek sözleşmenin türünü ve görevli mahkemeyi belirlediğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme tarafından verilen görevsizlik kararının kaldırılmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin ''... Sanayi A.Ş. Renklendirme Sistemi Kira Sözleşmesi\" olduğunu, ödünç sözleşmesinin şartlarını sağlamadığını, davacı tarafın iddia ettiğinin aksine dava konusu makinelerin müvekkiline ödünç olarak verilmediğini, üretimini yaptığı boya ve diğer malzemelerin satışını yapabilmesi için bayilikle birlikte hibe olarak teslim edildiğini, kira ilişkisini de kesinlikle kabul etmemekle birlikte, dosyaya sunulan sözleşmenin baştan sonuna kadar kira hükümlerine göre düzenlendiğini, davacı şirketin satmış olduğu ürünlerden elde ettiği gelirin, bu makinelerin kirasını ve kazancını oluşturduğunu, bu makineler olmaksızın davacıya ait ürünlerin satışının mümkün olmadığını, davacı tarafın müvekkiline satmış olduğu ürünleri fiyatı tek taraflı olarak belirleyerek, her türlü gideri ve makinelerin bedelini yansıtarak satmakta olduğunu, yerel mahkeme gerekçeli kararında da davacı tarafın iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunun hüküm altına alındığını, ayrıca davacı tarafın kötü niyetli iddiasının aksine müvekkilinin davacı tarafın emanet iddiasını kabul etmediğini, davacı tarafın müvekkiline Kadıköy Noterliği'nden gönderdiği ihtarname ile emanetten bahsettiği için müvekkilinin Noter ihtarnamesine cevaplarında cevaben makinelerin emanet olarak bırakıldığından bahsettiğini, müvekkilinin hukuki terimleri bilme ve anlamlandırmasının mümkün olmadığını, buradan bir hak elde etmeye çalışmanın kabul edilebilir bir davranış olmadığını, belirtilen sebepler neticesinde davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini, yerel mahkeme kararının onanmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; maliki tarafından bayiye teslim edilen boya karıştırma makinesi, bilgisayar ve renklendirme makinelerinin iadesi, mümkün olmazsa bedelinin iadesi istemine ilişkindir. Bu aşamada istinafa gelen uyuşmazlık; uyuşmazlığın çözümünde görevli olan mahkemenin belirlenmesi noktasındadır. Taraflar arasında 17/08/2012 tanzim tarihli \"... Sanayi A.Ş. Renklendirme Sistemi  Kira Sözleşmesi\" imzalanmıştır. Sözleşme konusu makine teçhizat sayılmış, ürünlerin kullanım şekli  ayrıntılı olarak belirlenmiş, sözleşme süresinin  1 yıl olduğu önceden fesih bildirimi yapılmadığı müddetçe yenileneceği, bu şekilde yenilemeler ile 5 yıla kadar sürenin uzayabileceği hüküm altına alınmıştır. Sözleşmenin 5.2 maddesinde \"Kiracı, iş bu sözleşme ile 2011 yılında kendisine kiralık olarak bırakılan makine ekipman için ... veya ... Toptancı Bayiinden senelik ...'ın belirleyeceği miktarda ... Renk Sistem (Baz Boya, Pigment) alacağını taahhüt eder. Kiracı bu sözleşme ile taahhüt etmiş olduğu \"alım taahhüdünü\" yerine getirmediği takdirde (varsa) bayilik sözleşmesi ve/veya iş bu kiralama sözleşmesinin Marshall'ın takdirine göre sona erdirilebileceği veya yeniden gözden geçirileceği ve bu gözden geçirme halinde sözleşme şartlarının ... tarafından değiştirilmesini peşinen kabul ve taahhüt eder.\" düzenlemesini içermektedir. Sözleşme bir bütün olarak değerlendirildiğinde ve amacı dikkate alındığında; uyuşmazlık konusu sözleşmenin taraflar arasında ihtilaf konusu olmayan bayilik ilişkisinin yerine getirilmesi için düzenlenen tali nitelikli sözleşme olduğu, sözleşme konusu teçhizatın kira geliri elde etme amacıyla davalıya bırakılmadığı, davalı tarafından davacıya TBK 299 anlamında \"kira bedeli\"  olarak para veya mal olarak herhangi bir edim üstlenilmediği anlaşılmaktadır. Davacı eldeki teçhizatı davalıya bırakmakla ticaret konusu olan ürünlerin pazarlanmasında ve müşterinin talebine göre mal hazırlanması için zorunlu olan makineyi tali bayi olan satıcıya bırakmaktadır. Davalıya da bu ekipmanları kullanması karşılığı olarak bu sözleşmede miktarı belirlenmemiş olmakla birlikte ilerde belirlenecek belli miktar mal satın alma yükümlülüğü yüklenmektedir. Davalının bu yükümlülüğü kira bedeli olarak değerlendirilebilecek unsurlardan olamadığı anlaşılmakla kira sözleşmesinin kurucu unsuru olan \"kira bedeli\"nin sözleşmede bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı taraf davalıya keşide ettiği ihtarnamede aralarındaki ilişkiyi \"kullanım ödüncü\" olarak tanımlamış, davalı taraf da cevabi ihtarnamesinde uyuşmazlık konusu teçhizatın kendisine \"emanet\" olarak verildiğini kabul ve beyan etmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Sözleşmelerin yorumu, muvazaalı işlemler başlıklı 19. Maddesi \"Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında,  tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.\" düzenlemesini içermektedir. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşmenin kira akdi olarak değerlendirilemeyeceği, TBK 379 ve devamı maddelerinde düzenlenen kullanım ödüncü olarak nitelendirilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, 5.maddesinde Ticaret Mahkemeleri'nin kuruluşu ve hangi mahkemelerin Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olması durumunda ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehini Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava  haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olaya gelindiğinde; uyuşmazlığın kira ilişkisinden değil kullanım ödüncü ilişkisinden kaynaklandığı, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu, davanın nispi ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmakla ilk derce mahkemesince görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece görevsizlik  kararı verilmesi  isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-3 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361(1)g. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.18/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cdf49dfe973cd107","SID":"e2b63530a9300784"}}