{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/369 <br>KARAR NO: 2024/917<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 10.12.2019<br>NUMARASI: 2017/1335 Esas - 2019/1158 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit<br>Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, asıl ve birleşen davaların davacıları vekili ile asıl ve birleşen davaların davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davacı ... ile davalının birkaç sene evvel tanıştığını, davalı kendisinin uzun bir süredir eğitim sektöründe olduğunu eğitim ve özel okullar konusunda her türlü bilgiye sahip olduğunu, davacının sadece ortaya para koyması ile kolej açabileceklerini söylediğini ve davacıyı ikna ettiğini,davacının elindeki bir miktar nakdi, yatırım yapma maksadı ile özel okul açmak üzere ortaya koyduğunu, anlaşmaya göre bütün sermayenin davacı tarafından ortaya konulacağını, davalının ise kuruluş ve yönetim işlerini üstleneceğini, bu bağlamda kolej açılacak ve kazanılan para eşit olarak paylaşılacağını, davalı şirketin karından eşit derecede hisse almak üzere anlaşılmış olmasının yanı sıra kuruluş aşamasında % 50 hissenin kendi adına olmasını talep ettiğini, davacınında karşılıklı güven ilişkisi çerçevesinde içinde çok iyi bir yatırım yaptığını da düşünerek bunu kabul ettiğini,  davacının gerek branşı olmaması ve gerekse başlangıçta şüpheli ve diğer öğretmenlere olan güveni sebebiyle okuldaki işleyişe müdahil olmadığını, gerek müdür ve müdür yardımcısı pozisyonunda çalışan davalı ve gerekse diğer öğretmenlerin okulda egemenlik kurduklarını davalının kendi arkadaşlarını kayırdığını, haksızlık yaptığını,  davalının ve beraber haareket ettiği kadronunu çok önceden beri kendilerine ait özel okul açmak gibi bir niyetlerinin olduğunu,  davacının ikinci şubesi açmak istediğini, bunun için Çayırova Kocaelinde açmaya karar verdiğini, davalının açılacak olan okulun başvuru işlemlerini sirketin kurucu müdür olması sebebi ile ancak kendisinin yapabileceğinin aksinin mümkün olmadığını, sorunların başladığı bir dönemde bu başvurular yapıldığını, başvurudan sonra söz konusu ortaklık davacı açısından çekilmez bir hale geldiğini, davacının davalı ile birlikte yola çıkmaktan pişman olduğunu ve karşı tarafın kendisini  saf dışı etmeye çalıştığını fark ettiğini, davacının Çayırova Kocaelinde açacağı okulun başvurusu davalı tarafından yapıldıktan sonra ve onay beklendiği dönemde davalı, davacının yanına gelerek tüm niyetini izhar ettiğini, davalının tehditlertiğini, arz ve izah ettikleri ve  re~sen nazara alınacak nedenlerle her türlü tazminat ve fazlaya ilişkin haklarımız delil sunma haklarımız saklı kalmak kaydıyla, davalı aleyhine açılan menfi tespit davasının kabulüne davacının davalı senet no ... vadesi 30.11.2017 olan 50.000 TL değerindeki senetten yana davalı tarafa herhangi bir borcunun olmadığının tespitine, dava konusu mezkur senedin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş,  bu  talebini  duruşmada tekrar etmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinin davalıya tebliği sonrası davalı vekili marifeti ile ibraz etmiş olduğu cevap dilekçesinde özetle;Davalı, davacılardan ..  dava dilekçesinde de belirtilmiş olduğu gibi üç yıldır tanıdığını, diğer davacı ... Tic. A.Ş. ise bizzat davalı tarafından 10.03.2016 tarihinde kurulmuş, kurulduğu andaki hisselerinin tamamı davalıya ait olan, aynı zamanda kurulduğu anda davalının yönetim kurulu başkanı da olduğu, davalı dershanelerin kapatılması ve özel okulların açılmasının devlet tarafından, gerek girişimci olacak kişiler ,gerekse çocuklarını özel okulda okutmak isteyen velilere bazı teşvikler verilmesi nedeniyle, özel okul açma amacıyla tek başına ve tek orlak olarak 10.03.2016 tarihinde davacı ... Tic. A.Ş.'ni kurduğunu, okul servisi ve okul kantin işletmeciliği işiyle iştigal etmiş olan davacı  bu vesileyle davalını kurmuş olduğu paylarının tamamı davalıya ait olan ... Tic. A.Ş/nin % 50 payını sahibi olan davalıdan devir alarak şirkete ortak olduğunu, davacı ve davalı % 50 ye % 50 oranında pay sahibi olduğu davacı şirket tarafından ... Mahallesi, ... Sokak. No: ..., Maltepe/İstan bul adresinde okul binası kiralanarak ... Koleji markasıyla okul açılışı yapıldığını, 2016-2017 eğitim-öğretim yılında okulda eğitim ve öğretime başlanıldığını, davacı, davalı kendisinin de ikamet ettiği Kocaeli İli. Çayırova İlçesinde de özel okula talep olduğu bir özel okulda orada açmaları gerektiği hususunda ısrarcı olduğunu, davalının ortağı olan davacının isteğini kabul etmesi üzerine taraflarca ortağı oldukları davacı ... Tic. A.Ş. tarafından ... Mahallesi, ... Caddesi. ... Sokak. No:... Çayırova/Koeaeli adresinde de yine \"... Kolejleri\" markasıyla 2017/2018 eğitim öğretim yılında açılışı yapılma faaliyete geçirilmek üzere anaokulu, ilk. orta liseden oluşan ikinci bir okul binası kiralandığını,  Çayırova ilçesinde davacı şirket bünyeisnde faaliyet geçirilmek üzere ikinci okul binasının kiralanmasından sonra davacının işlerin iyi gitmediğğini gerekçe göstererek davalının davacı şirketteki ortaklınğını sona erirmek istemiş davalıdan hisselerini satmasını istemiş, hisselerini devretmesinden sonra da davacı şirkete bağlı okullarda davalının genel müdür olarak çalışmasını istemiş, davalı bu isteği kabul ederek, davacı şirketin borçluluk durumu da göz önüne alınarak şirketteki 50.000 TL paya karşılık olan %50  hisseni de 300.000 TL karşılığında davacıya satmayı kabul ettiğini, şirket hisse devri vaadi sözleşmesi akdedilmiş,  hisse devir işleminin tamamlanmasından sonra davacı davalıya şirkete ait okullarda genel müdürlük yapması hususunda teklifte bulunmuş, davalı da bu teklifi kabul ettiğini,  20/07/2017 başlangıç tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi akdedildiğini,  ancak bir süre sonra öğretmelerin maaları davacı şirket tarafından ödenmemeye başladığını,  davacı ... iddialarının gerek dışı olduğunu davacı şirketin ise davalıya borçlu bulunmadığı, ödeme tarihi gelen senedi ödememek için kötü niyetli iddialar ortaya attığını,  davaya konu 30/11/2017 ödeme tarihli, 50.000 TL senet hakkında verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, yapılacak yargılama neticesinde de davacı  ... aısından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/107 Esas sayılı dava dosyasında;  Davacılar vekili dava dilekçesinde; Davalı taraf davacıdan alacaklı olduğu iddiası ile İAA 2. ATM'den aldığı ihtiyati haciz kararı ile İAA ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takibinii başlatarak davacının malvarlığına ihtiyati haciz konulmasını sağladığını, htiyati hacze ve icra takibine konu senet ve senedin ödememe protestosu incelendiğinde borçlu  ... Tic A.Ş. Ve alacaklı ...  olduğunun ,Senetlerin alacaklı görünen  ... tarafından davacıya zorla imzalatıldığını,davalı aleyhine açılan menfi tespit davasının kabulünü, davacının senet no 2000057122350 vadesi 30/01/2018 olan 75.000 TL değerindeki senetten yana açmış olduğu icra takibinde İAA .... İcra Müd. ... Esas sayılı dosyasında belirttiği 76.232,71 TL takip çıkış bedeli miktarınca davalı tarafa herhangi bir borcunun olmadığının tespitini, dava konusu mezkur senedin ve icra takibinin bütün olarak iptalini, davalının %20 den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, dava konusu senedin yargılama yapılmaksızın tahsili halinde davacı açısından telafisi imkansız maddi ve manevi zararlar söz konusu olduğundan dava konusu senedin ve icra takibinin teminatsız veya mahkemenizce uygun görülecek bir teminat mukabilinde ve iş bu dosya kapsamında yapılacak yargılama neticesi verilecek mahkeme kararının kesinleşmesine kadar, davaya konusu senedin ödenmesini engeller mahiyette ve İAA .... İcra ... Esas icra takibinin durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini söz konusu takipteki tüm hacizlerin kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına kaar verilmesini talep ve dava etmiş,  bu  talebini  duruşmada tekrar etmiştir. Birleşen 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/107 Esas sayılı dosyasında davalının vekili marifeti ile sunmuş olduğu 26/04/2018 tarihli cevap dilekçesinde; Davacı ...an ile varılan mutabakat neticesinde davacı şirkette davalıya ait olan payın 50.000 payını 20/07/2017 tarihinde davacıya devrettiğini,bu devirle şirketteki payların tamamının ... geçtiğini,... payları 300.000,00 TL ye devraldığını ve bu devir karşılığı bonolar tanzim edildiğini bu bonolardan birisininde uyuşmazlık konusu 30/01/2018 vade tarihli  75.000,00 TL bedelli bono bulunduğunu bononun dava dışı ... ciro yolu ile devredildiğini davacı ...sman'ın iddialarının tamamen asılsız olduğunu davaların bir kaç gün öncesinde bono bedellerinin ödenmemesi için açıldığını,diğer davacı ...'in ise davaya konu senet metninden anlaşılacağı üzere borçlu oalrak bulunmadığını hisse devrinin bu davacı yönünden söz konusu olmadığnıı davacının müvekiline borçlu bulunmadığını dava açmakta bu nedenle hukuki yararı olmadığını belirterek ... tarafından açılan davanın esastan reddini diğer davacı tarafından açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Anadolu 4 Ticaret 2018/198 Esas sayılı dava dosyasında ; Davacı vekili 14/02/2018   tarihli dava dilekçesinde;  Davalı taraf davacıdan alacaklı olduğu iddiası ile İAA 2. ATM'den aldığı ihtiyati haciz kararı ile İAA ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takibinii başlatarak davacının malvarlığına ihtiyati haciz konulmasını sağladığını, ihtiyati hacze ve icra takibine konu senet ve senedin ödememe protestosu incelendiğinde borçlu ... Tic A.Ş. Ve alacaklı Süreyya Tuğrul olduğunun ,Senetlerin alacaklı görünen  ... tarafından davacıya zorla imzalatıldığını,davalı aleyhine açılan menfi tespit davasının kabulünü, davacının senet no ... vadesi 30/01/2018 olan 75.000 TL değerindeki senetten yana açmış olduğu icra takibinde İAA .... İcra Müd. ... Esas sayılı dosyasında belirttiği 76.232,71 TL takip çıkış bedeli miktarınca davalı tarafa herhangi bir borcunun olmadığının tespitini, dava konusu mezkur senedin ve icra takibinin bütün olarak iptalini, davalının %20 den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, dava konusu senedin yargılama yapılmaksızın tahsili halinde davacı açısından telafisi imkansız maddi ve manevi zararlar söz konusu olduğundan dava konusu senedin ve icra takibinin teminatsız veya mahkemenizce uygun görülecek bir teminat mukabilinde ve iş bu dosya kapsamında yapılacak yargılama neticesi verilecek mahkeme kararının kesinleşmesine kadar, davaya konusu senedin ödenmesini engeller mahiyette ve İAA .... İcra ... Esas icra takibinin durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini söz konusu takipteki tüm hacizlerin kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına kaar verilmesini talep ve dava etmiş,  bu  talebini  duruşmada tekrar etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle, davalının, ciro yoluyla devraldığı borçlusunun davacı olduğu, 30/01/2018 ödeme tarihli 75.000,00 TL bedelli senedin ödenmemesi nedeniyle senet borçlularından davacı ...  aleyhine  İAA 2. ATM'nin 2018/1026 D.İş sayılı dosyasıyla verilen ihtiyati haciz başvurusnda bulunulduğu, mahkemece verilen isitnaden davacı aleyhine İAA .... İcra Müd. ... Esas sayılı dosyasıyla ihyati haciz ile birlikte esas takibe geçerek icra takibi başlattığını, icra takibine konu senet ve bu senete istinaden davalı ... başvurusu üzerine düzenlenen senedin ödememe protestosu incelendiğinde senet borçlusunun ...  olduğu, lehdarının ... olduğunu,davacı  davacının ise senedi ciro yoluyla devralan kişi olduğu açıkça anlaşılacağını, davacının haksız ve kötü niyetli açmış olduğu davanın reddini, davacının huzurdaki davayı açmaktaki haksız ve kötü niyeti ve davacının zaarına sebebiyet vermesi nedeniyle İK 72 mades igereği davaya konu 75.000,00 TL bedelli senedin %20'nden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini,  yarılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmisini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... 2017/1335 Esasında kayıtlı Asıl Davada Davanın Kısmen Kabulüne Kısmen REDDİNE;A1-)Davacı ... tarafından davalı ..’a karşı ikame edilen davanın REDDİNE, A2-)Davanın alacaklı lehine sonuçlanması ve davada ihtiyati tedbirin uygulanması nedeni ile  davalının inkar tazminat talebinin  kabulü ile, reddedilen 50.000,00 üzerinden %20 oranında  inkar tazminatının  İİK'nın 72/4 maddesi gereğince davacı ...’dan  alınarak davalı ...’ya VERİLMESİNE,A3-)Davacı ...  A.Ş tarafından ikame edilen davanın kabulü ile 30/11/2017 tarihli 50.000,00 TL bedelli bonodan ötürü davalının davacıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, İstanbul Anadolu  4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/198 Esas sayılı dava dosyasında; B1-) Davacı  ... tarafından davalı ... ’a ikame edilen davanın REDDİNE,  B2-) Davanın  takip alacaklısı-davalı  lehine sonuçlanması ve davada ihtiyati tedbirin uygulanması nedeni ile  davalının tazminat talebinin  kabulü ile, reddedilen 75.000,00 TL  üzerinden %20 oranında tazminatının  İİK'nın 72/4 maddesi gereğincedavacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, İstanbul Anadolu  3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/107 Esas sayılı davanın kısmen  davanın KISMEN KABULÜ ile Kısmen REDDİNE,   C1-)Davacı ... A.Ş tarafından ikame edilen davanın kabulü ile 30/01/2018  tarihli 75.000,00 TL bedelli bonodan ötürü davacı ... A.Ş nin  davalı ... ’a borçlu olmadığının TESPİTİNE,C2-)Davacı  ... tarafından davalı ... ’a ikame edilen davanın REDDİNE, C3-)Davanın davacı ... yönünden ciranta lehine sonuçlanmış olmasına rağmen bonoda Süreyya’nın dava tarihi itibari ile son hamil olmadığı ve İİK 72 4 ün koşullarının oluşmaması nedeni ile davalının tazminat talebinin REDDİNE,... \"karar  verilmiştir. Bu karara karşı, asıl ve birleşen davaların davacı vekilince ve asıl ve birleşen davaların davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl ve birleşen davaların davacılar  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Gerek dava dilekçesinde gerekse aşamalarda yazmış oldukları beyan dilekçelerinde açıkça belirttikleri üzere müvekkili ile davalı ...'nın ortak olmak suretiyle özel okul işlettiklerini, ancak müvekkilinin kendisine birçok zararı verdiğini öğrendiği davalı ile yollarını ayırmak yoluna gittiğini, davalı tarafın bu süreçte müvekkili kurum yönetim ve idaresi kendi elinde olduğu için/ eğitimci olması hasebiyle istismar ederek kullandığını ve daha önce detayları bildirilen bir süreç yaşandığını, özetlemek gerekirse davalı tarafından müvekkilden para koparmaya çalıştığını,  son derece absürt bir iş sözleşmesi imzalattığını,  yine aynı şekilde  çok fahis bedellerle hisse devri sözleşmesi yapmaya kalktığını ve müvekkili  köşeye sıkıştırıldığını, davalı tarafın müvekkiline zarar vermeye niyet ettikten sonra bunu belli bir periyoda yaydığını,İlk derece mahkemesinin vahim hatalar yaptığını, senet tanzim tarihleri ile hisse devri sözleşmelerinin aynı tarihte olduğunu tespit eden mahkemenin, bunların aynı gün imzalandığına nasıl emin olduğunun anlaşılamadığını, 20.07.2017 tanzim tarihli bir senedin 18 Ağustos tarihinde imzalanmasına neyin engel olduğunun anlaşılamadığını, Uygulamada vade ve tanzim tarihlerinin dahi boş olduğu senetlerin imzalandığını bilecek durumda olan mahkemenin, hisse devir sözleşmesinde imzası bulunan ve objektif olarak savcılık dosyasında tanıklık eden ...  ''senet görmedim, olsa bilirdim'' demesine ya da her mercide farklı bir yalan söyleyen husumetli tanık ...'in çelişkili ifadelerine göre senetlerin irade sakatlanmaksızın alındığı sonucuna nasıl vardığının da anlaşılamadığını, Daha büyük zararlar yaşanmasın diye davalı tarafın 20 temmuz keşide tarihli senetleri müvekkilinin önüne koyduğunu ve \"eğer imzalamazsan yarım kaldığım şeyi tamamlar okulunu kapatırım.  hatta gerekirse ana şubeyi de kapatırım Ben kurucu  temsilcisiyim\" diyerek tehditlerini sürdürdüğünü, müvekkilinin de okulun  açılma sürecinde olduğunu düşünerek bütün birikiminin mahvolacağından korkarak kan ter içinde bu senetleri imzalamak zorunda kaldığını, daha sonra açılmak istenen şubenin gerekli denetimlerden geçtiğini,  okul açılışı izni alındığını ve akabinde müvekkilinin hukuken haklarının korunması için tarafımıza başvurduğunu ve iradesinin sakatlanması suretiyle kendisine zorla imzalatılan dava konusu senetler yönünden borçlu olmadığının tespiti yönünde huzurdaki davaların açıldığını, Bununla beraber İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2017'ye 199544 ile 2018'e 91921 sayılı soruşturma dosyaları ile de tehdit nedeniyle senet tanzim edilmesi suretiyle şikayetçi olunduğunu, hatta davalı ... için yapılan şikayet başvurusunda davalının velilerden kendi şahsi hesabına para talep ettiği dekontları ile beraber konmasına rağmen savcılık tarafından, söz konusu ihtilafın sadece hukuki bir ihtilaf olduğunu düşünerek takipsizlik kararı verdiğini, şüpheli davalının habersiz alıp götürdüğü eşyalardan yana ifadesini dahi almadığını, buna yapılan itirazın da yine aynı şekilde olumsuz sonuçlandığını, müvekkilinin derdini anlatabileceği yegane makam olarak asliye ticaret mahkemesi kaldığını, ancak bu mahkemenin de bononun mücerret olduğundan bir başkasına devrinin hayatın olağan akışına uygun olduğundan bahisle haklı davayı reddettiğini, Birleşen dava yönünden ise davalı ...'ın ana davada davalı olan ... okuldayken yardımcısı olan ...'ın kardeşi olduğunu, muvazaa olgusu çok açık ortada olduğunu, ...  ile müvekkili kurum arasında 3-4 tane devam eden dava ve savcılık şikayetleri vardır ve bu kişi  ... lehine tanıklık yapmaktan yalan yere yemin etmekten çekinmediğini, öyle ki ilk derece mahkemenin (ist 4 ATm 2017/1335 e) 19/02/2019 tarihli ve nolu duruşmasında   \"Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu; davalı milli eğitim bakanlığına bir dilekçe vermiştir ancak bu dilekçenin içeriği bakanlıktan istenebilir,bu dilekçenin içeriği Çayırova Şubesinin açılmaması ile ilgilidir '' şeklinde iken bir diğer mahkemede'' 'basvuru okulun kapatılmasıyla ilgili degildir, ... okulun kurucusu degildir, sorumlulugunu ... devri için kendisiyle konusmustur, böyle bir dilekçe oldugunu bilmiyorum , ... okulun açılısıyla ilgili MEB dilekçe verildi.  okulun kapatılmasıyla ilgili dilekçe verilmedi\" dendiğini (İst 3 Atm 2018/498 E sayılı dosyanın 5 nolu duruşması),  bu çelişkisine rağmen hisse devri sözleşmesinde objektif bağımsız bir tanıkmış gibi sözlerine itibar edilerek huzurdaki davanın da ret kararı verildiğini, Davada hakkaniyete uygun bir karar verilmesi için, ilk derece mahkemenin yapması gereken 3 hususu dikkatli bir şekilde tahlil etmesi olduğunu; bunlardan birincisinin Milli Eğitim Bakanlığı kayıtları olduğunu, bu kayıtlara bakıldığında, açıkça davalının '' ortada fol yok yumurta yok'' denecek bir durumda  iken hiçbir gerekçe yok iken hiçbir şekilde açıklayamadığı bir biçimde okulun kapanışı için dilekçe verdiğinin görüleceğini, müvekkilinin 7 katlı bir binayı kiralayıp, tüm tadilat masraflarını üstlenip, 3 milyona yakın nakit parayı buraya bağlayıp, aradan birkaç hafta geçtikten sonra kurucu temsilcisinin gidip hem de eğitim sürecine az bir zaman kala şubenin kapatılacağı anlamına gelen ibareler  ile  başvuru yapması davalının kötü niyetini gösteren en önemli delildir ancak mahkemenin bunu es geçtiğini ve dikkate almadığını, bir diğer hususun takipsizlik kararı verilen savcılık soruşturmalarına bakış açısı hakkında olduğunu, mahkemenin elbette savcılıkta yapılmış olan şikayetlerin neticesini dikkate alması gerektiğini, ancak takipsizlik kararı verilmesi borçlu olunmadığını tespiti yönünde karar vermeye tek başına engel olmadığını, nitekim bu tarz başvuruların %95'i hakkaniyete aykırı bir şekilde hukuki ihtilaf gerekçesiyle takipsizlikle ve sonuçlandığını, ilk derece mahkemesinin yani senet üzerinde inceleme yapması gereken ticari kayıtları tahlil etmesi gereken asliye ticaret mahkemesinin bir takipsizlik kararına takılmış olmasının oldukça şaşırtıcı olduğunu, bununla beraber savcılık dosyasının davaya açmaya yeterli iken takipsizlikle kapatıldığını, üçüncü olarak ise  yukarıda bahsettikleri gibi tanık delili ile davalı tarafın korunduğunu gördüklerini, oysa tanığın çelişkili beyanlarda bulunduğunu, davalı tarafın dostu olan ve müvekkili kurumla düşmanlık eden çok sayıda dava sebebiyle husumetli olan bir kişi olduğunu, bu nedenle tanıklığına itiraz edilemeyeceğini, 30 Kasım 2017 tarihli 50.000 TL değerindeki senet ile 30 Ocak 2018 tarihli 75.000 TL değerindeki senedin normalde davacının elindeyken davalı taraf usulsüz bir şekilde Tanık ...'ın kardeşi ...'a senedi devrettiğini, onun da ...'u es geçip keşideci konumda olan müvekkiline icra takibi yapıp esasında söz konusu parayı da tahsil ettiğini, müvekkilinin ilk derece mahkemesinin bu kararı nedeni ile  zararlarına zarar kattığını,  teminat olarak yatırdığı paranın kötü niyetli davalıların eline geçmesine ayrıca üzüldüğünü, sadece bu davalar yönünden değil birçok açıdan zarara uğratan 30 yıllık birikimini tüm enerjisini bitiren davalı tarafın aleni kötü niyetli tavırlarını hukuken korunması mümkün olmadığından söz konusu davanın dürüstlük ilkesi çerçevesinde ve ticari örf ahlak çerçevesinde yeniden ele alınmasını yukarıda bahsettikleri üç ana kriter eşliğinde tekrar incelenmek suretiyle ret kararı verilen maddeler açısından istinaf incelemesine tabi tutulmak suretiyle bozulmasını haklı davanın kabul edilmesini talep ettiklerini,  bununla beraber aleyhlerine hükmedilen inkar tazminatlarını kabul etmedikleri gibi alenen kötü niyetli olan davalılar aleyhine inkar ve kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin de ayrıca haksız olduğunu, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından dosyaya gönderilen davanın esasını etkileyebilecek nitelikte yazı cevapları incelendiğinde,  tıpkı dava dilekçesinde belirttikleri gibi, davalının 17 Ağustos 2017 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı Özel Okullar Daire Başkanlığına hitaben yazdığı dilekçede ... A.Ş.'de bulunan hisselerinin Yönetim Kurulu Başkanı müvekkili ...' a devrettiğinden dolayı ortaklığının kalmadığını, müvekkilinin güya açılış için gerekli olan taahhüt ve beyan belgelerini imzalamaktan imtina ederek gerekli sorumluluğu yerine getirmediğini iddia ettiğini, böyle bir sebebe dayanarak okul açılış işlemlerinde adının kullanılmamasını ve kullanılan belgelerin iptalini istediğini, davalı ...'un ise öğretmen olup birçok özel okulda görev yaptıktan sonra müvekkilini özel okul açma noktasında ikna ettiğini ve müvekkili tarafından kendisine okulun kurucu temsilcisi olma/ okul açılış/ başvuru yapma  görevi yüklendiğini, davalı tarafın özel okullara ait açılış kapanış ceza işlemleri vesaire birçok konuda detaylı bilgiye sahip olduğunu, müvekkilinin, senetleri imzalamazsa okulunu açtırmamakla- kapattırmakla tehdit ederken bir yandan da kılıfına uydurarak ''bu şekilde adının kullanılmaması gibi bir bahane ile'' dilekçe sunduğunu, eğer aynı gün içinde verilen geri çekme dilekçesi sunulmamış olsaydı, ... yani kurucu temsilci adına yapılmış başvuru iptal edileceğini, bunun üzerine müvekkilinin yeni kurucu atama vs birçok işlem yapması gerekeceğinden o eğitim sezonuna açılışı yetiştiremeyeceğini ve büyük bir zarara uğrayacağını, yani en başından beri söylemiş oldukları tehdit ve buna bağlı davalının haksız  kazanımı ile senetleri elde etmesinin aynen anlattıkları gibi olduğunu, ...  şirketin ortağı ve kurucu temsilcisi olduğundan bakanlık tüm taahhütleri kurucu temsilciden isteyeceğini, şirket ortağı veya hissedarlardan taahhüt istenmesinin söz konusu olmadığını, Davalı tarafın, müvekkilini mal varlığı ile tehdit etmekten ve şirket hesaplarında usulsüzlük yapmaktan, kendi hesabına ödeme alıp suç işlediğinden  yana şikayet ettiklerini,  ancak savcılık  tehdide konu bakanlığa verilen dilekçe yahut tanıkları dinlemediği gibi banka hesap hareketlerini dahi incelenmediğini ve suçlamalara kül olarak takipsizlik kararı verdiğini, bu durumun  adalete güvenen müvekkilini derinden hayal kırıklığına uğrattığını, savcılığın konunun hukuki bir ihtilaf olduğunu değerlendirdiğini, esasında söz konusu süreçte  TCK da 4 farklı suçun işlenmiş olması sebebi ile bu yoruma katılmanın mümkün olmadığını, ancak mecburen (takipsizlik kararı sebebi ile) hukuk mahkemelerinin adil bir karar verilmesini beklemekten başka bir çare kalmadığını, müvekkilinin, davalı tarafından bakanlığa verilen dilekçenin içeriğine vakıf olma gibi bir imkanı olmadığını, kendi beyanına göre ya istediklerinin yapılması halinde ya da okulu açtırmamak gibi bir tehditle müvekkilinin karşısına çıktığını, müvekkilinin gabin şartları altında iş bu evrakları imzaladığını, sonuç itibariyle müvekkilinin mal varlığının zarara uğratılması  tehdidi ile aşırı yararlanma şartlarında imzalamış olduğu senetlerin geçersiz olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davaların kabulüne karar  verilmesini istemiştir. Asıl ve birleşen davaların davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 4.  Asliye Ticaret  Mahkemesi Başkanlığının  2017/1335 Esas sayılı asıl davasında verilen hüküm  yönünden; davaya cevap ve aşamalardaki beyanlarını aynen tekrarla;  davaya konu  30.11.2017 ödeme tarihli, 50.000,00.-TL. bedelli senet  metninden de anlaşılacağı üzere  davacılardan ... Tic. A.Ş.  müvekkiline karşı  borçlu sıfatını taşımamakta olup müvekkilinin, davalı ...  borçlu olmadığını, buna rağmen davacı şirket ... Anonim Şirketinin    müvekkilim ... karşı  İstanbul Anadolu 4.  Asliye Ticaret  Mahkemesi Başkanlığının 2017/1335 Esas sayılı asıl  dava dosyasıyla korunmaya değer  bir menfaati olmadığından  menfi tespit davasını açmakta hukuki menfaati de bulunmadığını, esasen davacı ...Tic. A.Ş.  hisse devir vaadi sözleşmesinin ve buna bağlı olarak gerçekleştirilen hisse devir işlemlerinin tarafı da olmadığını, bu nedenlerle davacı ... Tic. A.Ş.,  davalı   müvekkilinin  ...  borçlu olmadığını, Dava konusu senet metni incelendiğinde, senet üzerinde senedi düzenleyerek imzalayan davacı ...'ın şahsına ait sadece kendisini borçlandıran mahiyette  imzası bulunduğunu, her ne kadar senet üzerinde şirket kaşesi var ise de,  davacı ... Tic. A.Ş.'nin  kaşesi üzerinde davacı şirket tüzel kişiliğini borçlandıran şirketi temsil ve ilzama yetkili şirket yetkilisinin  şirketi temsilen imzası bulunmadığını, kaldı ki senedi düzenleyen  ve borçlanarak davalı müvekkiline veren kişinin davacı ...  olup,  şirket tüzel kişiliğinin borçlanması anlamında hukuken  hiç bir bağlayıcılığı  olmayan, davacı şirketi  senetle borçlandırma niteliğini de taşımayan,  şirket temsilcisinin imzasını da içermeyen şirket kaşesini senet üzerine vuran kişi de bizzat davacı ... olup, davalı müvekkili ...  senet üzerine şirket kaşesinin vurulmasında herhangi bir dahili de bulunmadığını, Bunun yanı sıra davalı müvekkili ...,  ...  senet üzerine vurduğu  şirket yetkilisinin imzasını taşımayan kaşeye istinaden  davacı şirket tüzel kişiliğine karşı senetteki 50.000,00.-TL. borcun ödenmesi hususunda herhangi bir talebi de bulunmadığını, esasen senet metnindeki 50.000,00.-TL borcun davacılardan  sadece ...  tahsil edilmesi talebiyle başlatıldığına, davacı  ... Tic. A.Ş. aleyhine  takip yapılmadığına ilişkin İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası dosyası bunun bir başka delili olduğunu, Davacı şirket ... Tic. A.Ş.'nin müvekkili ...  İstanbul Anadolu 4.  Asliye Ticaret  Mahkemesi Başkanlığının 2017/1335 Esas sayılı asıl davası  ile açmış olduğu  davasının menfaat olmadığından dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, keza davaya cevap dilekçesinde olmasa dahi HMK gereği  dava şartlarının  kamu kamu düzeninden olması nedeniyle bu hususa ilişkin itirazlarının  davaya cevap dilekçesinde olmasa dahi bu hususun  İstanbul Anadolu 4.  Asliye Ticaret  Mahkemesi Başkanlığı tarafından  2017/1335 Esas sayılı asıl dava yönünden yargılamamın her aşamasında  resen göz önüne alınması dahi gerektiğini, buna rağmen müvekkiline davaya konu senet nedeniyle borçlu olmayan davacı ...Tic. A.Ş.  hakkında  dava şartı yokluğu nedeniyle usul yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği halde  gerekçeli kararda davanın kısmen kabulü kısmen reddi şeklinde gerekçeli kararın hüküm kısmının hatalı oluşturulduğunu, bu şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olup istinaf yoluyla  kaldırılması gerektiğini, İstanbul Anadolu 4.  Asliye Ticaret  Mahkemesi Başkanlığının 2017/1335 Esas sayılı asıl davasında  davacı  ... Tic. A.Ş. açısından  dava açmakta hukuki  menfaat şartı yokluğu  dolayısıyla dava şartı gerçekleşmediğinden davanın reddi yada adı geçen davacı hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmesi gerektiğini, ancak  mahkemece aksi yönde bir kanaatin oluşması halinde dahi; davacı ... Tic. A.Ş.’nin müvekkile borçlu olmadığına ilişkin iddiasının taraflarına  dava dilekçesinin tebliğ edildiği 19.04.2018 tarihinden itibaren iki haftalık yasal cevap süresi içinde cevap dilekçesiyle birlikte taraflarınca kabul edildiğinden, söz konusu  İstanbul Anadolu 4.  Asliye Ticaret  Mahkemesi Başkanlığının 2017/1335 Esas sayılı davacı ... Tic. A.Ş.’nin  kendisiyle ilgili menfi tespit davasını açmasına davalı müvekkili ...değil,  davacıların  kendisi sebebiyet vermemiş olduğundan HMK.’nun 312./2 maddesindeki  “Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez.”hükmü  gereği davacı ... Tic. A.Ş. açısından müvekkili aleyhine yargılama giderleri ve avukatlık ücretine de hükmedilmemesi gerektiğini,  asıl davanın davalısı  müvekkili ...  aleyhine davacı ... A.Ş.' lehine yargılama giderleri ve avukatlık ücreti ödenmesine karar verilmesi HMK'nun emredici mahiyetteki 312/2 maddesindeki; “Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez.\"  hükmü açısından da yine  açıkça  usul ve yasaya aykırı olup mahkeme kararının bu yönüyle de istinaf yoluyla kaldırılmasına karar verilmesi  gerektiğini,  İstanbul Anadolu 3.  Asliye Ticaret  Mahkemesi Başkanlığının  2018/107  Esas sayılı birleşen davasında verilen hüküm yönünden;  İstanbul Anadolu 3.  Asliye Ticaret  Mahkemesi Başkanlığının 2018/107 Esas sayılı birleşen davaya cevap dilekçesinde de belirttikleri gibi davaya konu  30.01.2018 ödeme tarihli, 75.000,00 TL bedelli senet metninden de anlaşılacağı üzere  davacılardan ... Tic. A.Ş.müvekkiline karşı  borçlu sıfatını taşımamakta olup  müvekkili davalı ...  borçlu olmadığını, buna rağmen davacı  şirket ... Anonim Şirketinin  müvekkili ... karşı  İstanbul Anadolu 3.  Asliye Ticaret  Mahkemesi Başkanlığının 2018/107 Esas sayılı birleşen dava dosyasıyla korunmaya değer  bir menfaati olmadığından  menfi tespit davasını açmakta hukuki menfaati de bulunmadığını, esasen davacı  ...Tic. A.Ş.  hisse devir vaadi sözleşmesinin ve buna bağlı olarak gerçekleştirilen hisse devir işlemlerinin tarafı da olmadığını, bu nedenlerle davacı ...Tic. A.Ş.,  davalı   müvekkili ...'a  borçlu olmadığını, Dava konusu senet metni incelendiğinde, senet üzerinde senedi düzenleyerek imzalayan davacı ...'ın şahsına ait sadece kendisini borçlandıran mahiyette  imzası bulunduğunu, her ne kadar senet üzerinde şirket kaşesi var ise de,  davacı ... Tic. A.Ş.'nin  kaşesi üzerinde davacı şirket tüzel kişiliğini borçlandıran şirketi temsil ve ilzama yetkili şirket yetkilisinin  şirketi temsilen imzası bulunmadığını,  kaldı ki senedi düzenleyen  ve borçlanarak davalı müvekkiline veren kişi davacı  ... olup,  şirket tüzel kişiliğinin borçlanması anlamında hukuken  hiç bir bağlayıcılığı  olmayan, davacı şirketi  senetle borçlandırma niteliğini de taşımayan, şirket temsilcisinin imzasını da içermeyen şirket kaşesini senet üzerine vuran kişi de bizzat davacı  ... olup, davalı müvekkili ...'un  senet üzerine şirket kaşesinin vurulmasında herhangi bir dahli de bulunmadığını, Bunun yanı sıra davalı müvekkili ... ,  ... senet üzerine vurduğu   şirket yetkilisinin imzasını taşımayan kaşeye istinaden   davacı şirket tüzel kişiliğine karşı senetteki 75.000,00 TL borcun ödenmesi hususunda herhangi bir talebi de bulunmadığını, esasen senet metnindeki 50.000,00 TL borcun davacılardan  sadece ... tahsil edilmesi talebiyle başlatıldığına, davacı  ... Tic. A.Ş. aleyhine  takip yapılmadığına ilişkin İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası dosyası bunun bir başka delili olduğunu,   İstanbul Anadolu 3.  Asliye Ticaret  Mahkemesi Başkanlığının 2018/107 Esas sayılı birleşen davasında  davacı ... A.Ş. açısından  dava açmakta hukuki  menfaat şartı yokluğu  dolayısıyla dava şartı gerçekleşmediğinden davanın reddi yada adı geçen davacı hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmesi gerektiğini, ancak ilk derece mahkemesince aksi yönde bir kanaatin oluşması halinde dahi; davacı ... Tic. A.Ş.’nin müvekkile borçlu olmadığına ilişkin iddiası yasal cevap süresi içinde cevap dilekçesiyle birlikte tarafımızca kabul edildiğinden, söz konusu   İstanbul Anadolu 3.  Asliye Ticaret  Mahkemesi Başkanlığının 2018/107 Esas sayılı birleşen davasında davacı ...Tic. A.Ş.’nin  kendisiyle ilgili menfi tespit davasını açmasına davalı müvekkilim ... değil,  davacıların  kendisi sebebiyet vermemiş olduğundan HMK.’nun 312./2 maddesindeki  “Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez.”hükmü  gereği davacı .... A.Ş. açısından müvekkili  aleyhine yargılama giderleri ve avukatlık ücretine de hükmedilmemesi gerektiğini, birleşen  İstanbul Anadolu 3.  Asliye Ticaret  Mahkemesi Başkanlığının 2018/107 Esas sayılı davanın davalısı  müvekkili ... aleyhine davacı ... A.Ş. lehine yargılama giderleri ve avukatlık ücreti ödenmesine karar verilmesi HMK'nun emredici mahiyetteki 312/2 maddesindeki; \"Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez.\" hükmü açısından da yine  açıkça  usul ve yasaya aykırı olup yerel mahkeme kararının bu yönüyle de istinaf yoluyla kaldırılmasına karar verilmesi  gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davaları reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Asıl ve birleşen davalar İİK'nın 72. maddesi uyarınca menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen İstanbul Anadolu 3. ATM 2018/107 E sayılı davanın kısmen kabulüne, birleşen İstanbul Anadolu 4 ATM nin 2018/198 E sayılı davanın reddine   karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen davaların davacı vekilince ve asıl ve birleşen  İstanbul Anadolu 3. ATM 2018/107 E sayılı davasında davalı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl ve Birleşen davalarda davacılar vekilinin istinaf başvurusunun  değerlendirilmesinde;Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili, davacı asil ile davalı ...'un ortak olarak özel okul işlettiklerini, ancak müvekkilinin bu ilişkide zarar gördüğünü düşündüğünden ayrılmak istediğini, davanın bu süreçte kurum yönetim ve idaresini elinde tuttuğundan bu durumu istismar ederek kullandığını, bu surette iş sözleşmesi, hisse devir sözleşmesi imzalamak zorunda kalındığını, yine davalının Çayırova' da açılması planlanan okulun kuruluş işlemlerinin iptalini sağlayacağı endişesiyle sözleşme ve  dava konusu bonoların  ikrah ve tehdit altında imzalandığını ileri sürerek, bonolardan ötürü davalıya borçlu bulunmadığına karar verilmesini talep etmiştir. Yine aynı iddialar kapsamından birleşen  İstanbul Anadolu 4 ATM nin 2018/198 E sayılı davasında davalı bono hamili üçüncü kişi  ... yönünden de bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı ... vekili ise bonoların bizzat davalının kurucusu olduğu ... AŞ deki %50 oranındaki şirket hisselerinin devri için imzalanan hisse devir sözleşmesi kapsamında, devir bedeline karşılık verilen bonolar olduğunu, bonoların borçlusunun gerçek kişi keşideci  ... olduğunu, davacı şirketin bono nedeniyle borçlu bulunmadığını ileri sürerek, açılan davaların reddini talep etmiştir. Asıl ve birleşen davalara konu bonolarda davalı ... ' un lehtar olduğu, asıl ve birleşen davada  kendisi yönünden açtığı dava reddedilen davacı ...  ' ın keşideci olarak isim ve imzası bulunduğu, bunun dışında birleşen  İstanbul Anadolu 4 ATM nin 2018/198 E sayılı davasına konu bonoda davalı ...  ' ın bono lehtarı ...  'dan ciro yolu ile bonoyu devralan hamil  olduğu anlaşılmaktadır.Dosyadaki ticaret sicil kaydına göre, davacı ... A.Ş. nin 10/03/2016 tarihinde 100.000 sermaye payının tamamı ...  a ait olmak üzere  kurularak ticaret sicilinde tescil edildiği anlaşılmaktadır. Davalı ... şirketteki hissesinin %50'sini daha sonra davacı ...  devrederek eşit hisseyle ortak olmuşlardır. Tarihsiz ''şirket hisse devri vadi sözleşmesi ''ile davalı ... ' un geriye kalan %50 hissesini de  300.000,00 TL bedelle davacıya devrettiği, iş bu devrin 20/07/2017 tarih, 2017/4 nolu karar ile şirket defterine kaydedildiği, şirketin tüm hisseleri bu şekilde  davacı ...  adına intikal ettiği anlaşılmaktadır. Asıl ve Birleşen davalarda davacı ... , davalının kendisini tehdit ettiğini, bu kapsamda ikrah altında bir kısım sözleşmeler ve senetler imzaladığını, asıl ve birleşen davalara konu bonoların bu surette  tehdit altında imzalandığını  belirterek  asıl ve birleşen davalara konu bonolardan ötürü davalıya borçlu olunmadığının tespitini talep etmiştir. Şirket hisse devri vaadi sözleşmesine göre, davalı ... ' un şirketteki hisselerini 300.000,00 TL bedelle davacıya devretmesi, 100.000,00 TL sinin nakden alınacağı, bakiye 200.000,00 TL için ise 30/11/2017 vade tarihli 50.000,00 TL, 30/01/2018 vade tarihli 75.000,00 TL, 30/04/2018 vade tarihli 75.000,00 TL bedelli üç adet senet düzenleneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Asıl ve birleşen davalara konu senetler de sözleşmede davalıya verileceği kararlaştırılan  30/11/2017 vade tarihli 50.000,00 TL tutarlı ve  30/01/2018 vade tarihli 75.000,00 TL tutarlı bonolar olduğu anlaşılmaktadır.Davacı ile davalı arasında 20/07/2017 tarihli belirsiz  süreli iş sözleşmesi  akdedilmiş, davalı ... ' un, ... Tic. AŞ'inin gelecekte açacağı özel okullarda genel müdür olarak çalışma işini üstlenmiştir.Taraflar arasında düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi, şirket hisse devri vaadi sözleşmesi, 20/07/2017 tarih, 2017/4 nolu hisse devrinin davacı adına tesciline dair karar  ve dava konusu bonoların hisse devir bedeli olarak verilmesi kararlaştırılan bonolar olduğu da gözetildiğinde, dava konusu bonoların tehdit ve ikrar sonucu imzalandığı iddiasının kanıtlanmadığı anlaşılmakla, bu surette davacının bu bonolar nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği yönündeki davacı vekili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.  Birleşen İstanbul Anadolu 4 ATM 2018/198 E sayılı davasında, davalı ...  ' ın dava konusu bonoyu lehtarı ...  dan ciro yolu ile devralan hamil konumunda olduğu ve bonoyu takip konusu yaptığı,  bonoda ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığı gibi, davacının davalı lehtar yönünden tehdit ve ikrar iddialarının da kanıtlanmadığı dikkate alındığında, davacı vekilinin iş bu dava dosyası kapsamında davalı ... yönünden de menfi tespit isteminin reddi kararının da yasa ve usule aykırı olduğu yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir. Menfi tespit davasının reddine karar verilmesi halinde ihtiyati tedbir kararı ile  bono alacaklısı alacağını geç almış olacağından, davalı lehine talebe gerek olmaksızın resen % 20 oranından az olmak üzere tazminata hükmedilir. Somut olayda asıl ve birleşen  İstanbul Anadolu 4 ATM 2018/198 E sayılı davalarında davacı talebi ile ihtiyati tedbir kararı verilip uygulandığı, ancak davaların davalıları lehine sonuçlandığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince davalılar lehine inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olup, aksi yöndeki davacılar vekili istinaf nedeni de  yerinde değildir.  Asıl ve birleşen  İstanbul Anadolu 3. ATM 2018/107 E sayılı davasında davalı  vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde;Dava konusu bonoların incelenmesinde, bono borçlusu olarak  ... isim ve adresi ile  ... Tic. AŞ nin kaşesinin yer aldığı, bono da iki imza bulunduğu anlaşılmaktadır. Bunların dışında ilk derece mahkemesi gerekçesinde de işaret edildiği üzere dava konusu 30.11.2017 ve  30.01.2018 ödeme tarihli bonolar yönünden davacı  .... AŞ' ye de ödeme protestosu gönderildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı şirket yönünden de menfi tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunduğu kabulü ile verilen karar ve gerekçesi  doğru olup, davalılar vekilinin bono metinlerine göre  şirketin dava konusu bonolarda borçlu sıfatı bulunmadığı, bu nedenle davacı gösterilen şirket yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan usulden  reddi gerekirken, hukuki yarar bulunduğu sonucu ile esastan red kararı verilmesinin ve buna bağlı olarak müvekkili aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinin doğru olmadığı yönündeki istinaf yerinde görülmemiştir. Davalı vekilince davacı şirketin menfi tespit davası açılmasında hukuki yararı bulunduğunun kabulü halinde dahi, açılan davalara verilen cevap dilekçesinde davacı şirketin müvekkile dava konusu bonolar nedeniyle borçlu olmadığının cevap dilekçe içerikleri ile kabul edildiği, buna göre ve HMK 312 maddesi uyarınca müvekkili tarafından dava açılmasına sebep olunmadığından davacı  ... Tic. AŞ açısından müvekkili aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiği ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. HMK 312 maddesinde \" davalı, davanın açılmasına kendi hal ve davranışlarıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmez\" şeklinde hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Yukarıdaki paragrafta belirtildiği üzere dava konusu bonolara ilişkin davacı şirkete de ödememe protestosu gönderildiği de gözetildiğinde, davacı şirket yönünden davalının, davanın açılmasına sebebiyet vermediği değerlendirilemeyeceğinden, davalı vekilinin bu yöndeki istinafı da yerinde görülmemiştir.Yukarıdaki açıklamalar ışığında, taraf vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden,  asıl ve birleşen davaların davacı vekilinin ve asıl ve birleşen  İstanbul Anadolu 3. ATM 2018/107 E sayılı davasında davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca,  asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin ve asıl ve birleşen  İstanbul Anadolu 3. ATM 2018/107 E sayılı davalarında davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, asıl ve birleşen davalar için toplam 1.104,90 TL harcın davacıdan tahsiline,3-Asıl ve  birleşen 2018/107 Esas sayılı dosyada davalı ... tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; 5.491,30 TL bakiye istinaf karar harcının bu davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 30.05.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"89872be524a63ef5","SID":"4e658c16b7342b5c"}}