{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br> <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/03/2024<br>DAVANIN KONUSU: Reddi Hakim/Hakimin Çekinmesi İncelemesi<br>KARAR TARİHİ: 06/06/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/07/2024<br><br><br>Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/03/2024 tarih ve ... D.İş Esas ... Karar sayılı dosyası üzerinden istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dairemize intikal eden dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TALEP:Hakimin reddini talep eden davalı vekili reddi hakim talep dilekçesinde özetle; Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ... Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan davada görev yapmakta olan mahkeme heyetinin reddinin gerektiğini, davacı tarafın; taraflarınca başlatılan Kaş İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra takibine konu bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ederek imzaya ve borca itiraz ederek Kaş İcra Hukuk Mahkemesinde dava açtığını, Kaş İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının karara çıkmış olup dava konusu senetteki imzanın borçlu ...'a ait olduğunun tespit edildiğini, borçlu ...'un borcunu ödemekten kurtulmak amacıyla çeşitli yollara başvurarak ya tutarsa mantığıyla hareket ettiğini, Antalya 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında açılan menfi tespit istemli davada  30/01/2024 tarihli tensibiyle ön inceleme duruşmasının 23/05/2024 tarihine verildiğini, davacının talebi üzerine bu kez duruşma gününün 19/03/2024 tarihine bırakıldığını, mahkeme heyeti tarafından verilen bu kararın kişiye özel bir uygulamayla duruşma gününün iki ay öncesine çekilmesi şeklinde olduğunu, tarafsız olmadığını, ayrıca mahkeme heyetinin daha yargılama başlamadan ara kararda sahte bono ibaresini kullandığını, bu ibarenin de mahkemenin tarafsızlığını şüpheye düşürecek nitelikte olduğunu, duruşma gününün iki ay öncesine çekilmesine ilişkin kararın gerekçelerinin hukuki olmadığını, duruşma gününün öne çekilmesini gerektirir bir sebep bulunmadığını beyanla, mahkeme heyetinin reddi talebinde bulunmuştur. <br>MÜTALAA:Reddi talep edilen heyetin mütalaa yazısında; \"6100 sayılı HMK'nun 36. maddesinde hâkimin red sebepleri düzenlenmiş olup, anılan hükme göre; \"Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir.<br>Özellikle aşağıdaki hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir; Davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması, davada, iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü açıklamış olması, davada, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması, davanın, dördüncü derece de dâhil yansoy hısımlarına ait olması, dava esnasında, iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması\" gerekir. Maddede belirtilen haller tahdidi olarak sayılmamakla birlikte hakimin şahsı ile ilgili olan veya kişisel sebeplerle tarafsızlığından şüpheyi gerektiren haller belirtilmiştir. <br>Yargıtay'ın süreklilik kazanmış uygulamaları ile şekillendiği ve kabul edildiği üzere, mahkeme ara karar ve usul işlemleri ret sebebi teşkil etmeyecektir. (Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin ... -... E.K. Sayılı ilamı, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin ... -... E.K. Sayılı ilamı, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin ... -... E.K. Sayılı ilamı, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin ... -... E.K. Sayılı ilamı, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin ... -... E.K. Sayılı ilamı ile benzer sayısız ilamı) Yargılama sırasında mahkeme heyeti davanın ne şekilde yürütüleceği, hangi usul hükümlerinin uygulanacağı, hangi yasal maddeye göre davanın yürütüleceği konusunda her türlü kararı verebilir. Buna müdahale mümkün değildir. Mahkeme hakiminin bu kararlarından dolayı taraflı davrandığını ileri sürmek mümkün değildir. Zira bu nitelikteki karar ve usul işlemleri hüküm ile birlikte kanun yolu denetiminde değerlendirme konusu teşkil edecektir. Aksinin kabul edilmesi halinde mahkeme hakimi tarafından herhangi bir tarafın talebi hakkında verilen her olumlu-olumsuz ara kararın hakimin reddi sebebi sayılabileceği, bunun ise yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve yasa koyucunun amacına uygun bir uygulama olmayacağı açıktır. <br>Bu nedenlerle duruşma gününün yeniden belirlenmesine ilişkin mahkememizin ara kararı HMK'nın 36. maddesinde sayılan hiçbir red sebebini oluşturmadığından davalı vekilinin heyetimize yönelik sunduğu red talebinin reddine karar verilmesi mütaala olunur.\" şeklinde ifadede bulunulmuştur.<br>MERCİ MAHKEMESİ KARARI:Merci mahkemesince yapılan değerlendirme sonucunda; davalının hakimin reddi isteminin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ... Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan müvekkili ... aleyhine açılmış davada görev yapmakta olan mahkeme heyetinin reddinin gerekmekte olduğunu, henüz ön inceleme duruşması dahi görülmeden mahkeme heyetinin ihsas-ı rey yasağına aykırı davranarak tarafsızlığını yitirdiğini, bu durumla ilgili taraflarınca 06/02/2024 tarihinde Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesine verdiği bir dilekçeyle mahkeme heyetinin reddinin talep edilmiş olduğunu, bu talebin incelenmesi üzerine Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.İş , ... K. Sayılı kararı ile hakimin reddine ilişkin talebin reddedildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, reddi hakim isteğinin dayandığı durum ve olayların şöyle geliştiğini, davacı tarafın; taraflarınca başlatılan Kaş İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra takibine konu bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ederek  Kaş İcra Hukuk Mahkemesinde imzaya itiraz davası açtığını, Kaş İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası karara çıkmış olduğunu, dava konusu senetteki imzanın borçlu ...'a ait olduğunun tespit edildiğini, ancak borçlunun buna rağmen aynı konuda aynı gerekçelerle senet altındaki imzanın  kendisine ait olmadığını iddia ederek Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile alacaklarının tahsilini geciktirmek maksadıyla menfi tespit davası açtığını, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin dilekçeler teaitisinden sonra dosya üzerinden yaptığı incelemeyle 30/01/2024 tarihli tensip oluşturarak ön inceleme duruşmasının 23/05/2024 tarihinde yapılacağına dair tensip oluşturduğunu yine bu kararda dosyaya giren paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verdiğini, dosya normal seyrinde giderken davacı/borçlu tarafın mahkemeye verdiği bir dilekçe ile aşağıda belirtilen gerekçelerle alelacele  yeni bir  ara karar kurarak duruşmanın öne alınmasına karar verdiğini, mahkemenin kararına dayanak oluşturduğu gerekçenin ihsas-ı rey  anlamı taşıdığını, mahkemenin 05/02/2024 tarihli ara kararında; kararın gerekçesinde geçen ifadeler ve yine adeta kişiye özel ara karar oluşturma denilebilecek bir uygulama mahkemenin tarafsızlığını koruyamayacağına dair en güçlü belirti olduğunu, bu durumda mahkemece verilmiş ihtiyati tedbir kararı varken borçlunun mallarının satıldığından bahisle ve yine bir ceza mahkemesinde; aynı zamanda icra dosyası borçlusu bir şahsın ifadelerinin ticari davaların uzmanı hukuk mahkemesi yargıçlarınca dikkate alınarak alelacele bir ara karar oluşturmaya gerekçe gösterilmesinin bu mahkeme yargıçlarının tarafsızlığını yitirdiklerine ve yine konunun uzmanı olduklarına dair derin şüpheler doğurduğunu, duruşmanın öne çekilme nedenleri olarak açıklanan gerekçelere bakıldığında mahkeme heyetinin tarafsızlığını yitirdiğini, öncelikle vekil olarak tarafıyla ilgili \"aynı zamanda sahte bononun ofisinde birlikte düzenlendiği davalı ...'in mahkemedeki savunması ile sabit olan Av. ... hakkında da Kaş Cumhuriyet Başsavcılığının ... Bak. Muh. Sayılı dosyası ile soruşturma yürütülüyor olması hususları dikkate alındığında\" denilerek ortada ticaret mahkemesi yargılamasınca dikkate alınacak bir delil varmış gibi hareket edilmesinin ve buna dayanılarak duruşmanın  öne çekilmesinin uygulamada eşine rastlanır bir durum olmadığını, mahkeme  heyetinin aynı zamanda senet borçlusu da olan bir kişinin beyanını, hatta bu beyanı çarpıtarak kararına geçtiğini, mahkeme heyetine göre, senet lehtarı ve aynı zamanda senet borçlusu olan ... adlı şahsın güya senedin alacaklı vekilinin ofisinde düzenlendiğini iddia ettiği gibi yine bu hususun sabit olduğunu da beyan ettiğini, halbuki ceza yargılaması dosyası incelendiğinde bu kişinin  böyle bir beyanının olmadığının görüleceğini, bu hususun dahi mahkeme heyetinin ceza dosyasını incelemeden böyle bir karar verdiğini ve yine sadece borçlu tarafın verdiği dilekçeyi adeta kopyala yapıştır şeklinde ele alarak ara kararına gerekçe gösterdiğinin ortada olduğunu, mahkeme heyetinin işte gerçeklikle ilgisi olmayan bir iddiayı  yani davacı borçlu tarafın  iddiasını olduğu gibi mahkeme kararına dercederek   sahte bonoyu birlikte düzenlediğimizin sabit olduğunu tespit ettiğini ve ön inceleme duruşmasını 2 ay öne çektiğini,  yargılama başlamadan bu şekilde ara karar oluşturan bir mahkemenin tarafsız ve bağımsız bir karar veremeyeceğini, yine en kötü ihtimalle görevinin gerektirdiği özen ve dikkate sahip olmadığının ortada olduğunu ve bunların bu  heyetin  dosyaya bakamaması için hakimin reddi için yeterli sebepler olduğunu, dosya kapsamında verilen cevap dilekçesi, ikinci cevap dilekçesi, Kaş İcra Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında verilen karar, bu dosyadan imza incelemesi için alınan adli tıp kurumu fizik ihtisas dairesinin ve adli tıp kurumu genişletilmiş uzmanlar kurulunun vermiş olduğu raporların dosyada mevcut olduğunu, dosya kapsamında bu şekilde bir mahkeme kararına gerekçe oluşturan kesin ve kati deliller varken ve yine Kaş İcra Mahkemesince verilen yani bir hukuk mahkemesince tespit edilen maddi bir olgu varken (senetteki imzanın borçluya ait olduğuna dair bir tespit varken) mahkeme heyetinin; ceza yargılamasında aynı zamanda senet borçlusu olan bir şahsın ifadelerini gerekçe göstererek bu şekilde ara karar kurmasının usul ve yasaya, aynı zamanda hukuk mahkemesinin gerektirdiği özen ve dikkate uymadığını, bir hukuk mahkemesi yargılamasında ticari bir alacak için usul ve yasaların emrettiği ispat kurallarına da açıkça aykırılık teşkil ettiğini, senede bağlı bir alacağın aksinin ancak senetle ispatının mümkün olduğu kuralını mahkemeni göz ardı ederek bu ara karar yoluna gittiğini, senet lehtarı ...ın da tıpkı senet keşidecisi gibi müvekkiline borçlu olduğunu, bu nedenle senet lehtarının ceza yargılamasında vereceği ifadelerin hiçbirinin Ticaret Mahkemesinde (HMK VE TTK'ya göre açılan menfi tespit davasında) müvekkiline karşı öne sürülecek bir vakıa ya da delil olmadığını, aksi durumun kabulü halinde senet lehtarı ile keşidecisinin veya herhangi bir cirantanın ortak hareketi ile bono hamilinin alacağına ulaşmasının engellenmesine imkan tanınmış olacağını, borçluluk açısından bono keşidecisi ile aynı konumda bulunan tıpkı bono keşidecisi gibi müvekkiline borçlu bulunan bono lehtarı ve cirantası ...'ın borçtan kurtulmak maksadı ile vereceği ifadelerin hiçbir hükmü bulunmadığı gibi bu kişinin herhangi bir mevki önünde verdiği ifadelerin hiçbir kıymeti harbiyesinin de bulunmadığını, bu kişinin ceza yargılamasında önceden verdiği ifadelerin tam tersi ifadeler vererek ifadelerinin güvenilmez olduğunu ortaya koyduğunu, tıpkı keşideci gibi müvekkiline bu senetten dolayı borçlu bulunan bir kişinin verdiği ifadeleri Türk Ticaret Kanunun Kambiyo Hukuku İlkelerinin karşısına koyup sonuca ulaşmaya çalışan keşidecinin bu konudaki iddialarından ziyade; bu konuda imza itirazı ile ilgili İcra Mahkemesince yapılan yargılamada ortaya çıkan gerçeklerle ilgilenmek gerektiği düşüncesinde olduğunu, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesine sundukları cevap dilekçesinde, ikinci cevap dilekçesinde de açıklandığı üzere borçlunun Kaş İcra Mahkemesinde imzaya itiraz davası görülürken imzanın kendisine ait olduğunu bildiği için üzerine kayıtlı 35 taşınmaz ve 4 aracı yakın arkadaşı/tanıdığı/akrabası/iş ortağı olan şahıslara muvazaalı olarak devrettiğini, bu durumla ilgili tarafımızca Kaş Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasıyla tasarrufun iptali davası açılmış olduğunu, mahkemenin talebi üzerine dava konusu 35 taşınmaz üzerine ihtiyati haciz konulmasına dair karar verdiğini, değinildiği üzere davacı borcunu ödememek maksadıyla her yola başvurduğunu, Kaş İcra Hukuk mahkemesinin senetteki imzanın borçluya ait olduğunu tespit edince borçlunun bu sefer de ya tutarsa mantığıyla suç duyurusunda bulunarak müvekkilinin sahte senet düzenlediğini iddia ettiğini, davacı tarafın ceza davası ile ilgili iddialarının; kambiyo hukuku ilkeleri gereği Asliye Ticaret Mahkemesinin huzurunda öne sürülme imkanı bulunmadığını, çünkü Ceza Mahkemesi yargılamasında serbest delil ilkesi mevcut iken Hukuk Mahkemesi yargılamasında sınırlı delil ilkesinin mevcut olduğunu ve senede karşı senet ile ispat zorunluluğu bulunduğunu, mahkeme heyetinin tamamen asılsız, dikkate alınmayacak nitelikteki iddiaları sanki gerçekmiş gibi ele alarak bu şekilde ara karar kurduğunu, vekil olarak tarafıyla ilgili ofisinde sahte bono düzenlediğinin sabit olduğu şeklinde bir ibare kullanıldığını, ortada elle tutulur bir delil, verilmiş bir mahkeme kararı yokken mahkeme heyetinin; senet borçlusunun beyanıyla tarafına ait ofiste sahte bonoyu birlikte düzenlediğinin sabit olduğunu tespit ettiğini ve ön inceleme duruşmasını 2 ay öne çektiğini, ortada aleyhe hiçbir delil olmadığı gibi mahkemenin ortada delil olup olmadığını araştırmadan, davacı tarafın iddia ettiği hususlara dayanak göstermeden sadece davacı beyanıyla duruşmanın 2 ay gibi bir süre öne çekilmesinin mahkeme heyetinin objektifliğini yitirdiğini ve yine ticaret mahkemesi yargılamasını yapan bir hakimde bulunması gereken özen ve dikkate sahip olmadıklarını, işin ehli olmadıklarını gösterdiğini, bilindiği üzere duruşma günlerinin mahkemelerin yoğunluğuna, iş yüküne göre verilmekte olduğunu, 30/01/2024 tarihli tensibiyle 23/05/2024 tarihine verilmiş bir ön inceleme duruşması mahkeme yoğunluğu, iş yükü vb. kıstasları da göz önüne alınarak zaten mahkemece verilebilecek en uygun güne verildiğini, bu heyetin davayı tarafsız bir şekilde yönetebileceğine olan inançlarının kalmadığını, yargılama yalnızca bağımsız ve tarafsız Mahkeme önünde silahların eşitliği  ilkesine göre yürütülmesi gerektiğinden, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin daha ön inceleme duruşması yapılmadan yani yargılamanın başında ihsas-ı rey yasağına aykırı davranarak tarafsızlık ve adil yargılanma ilkelerine aykırı hareket ettiğini, mahkemenin tarafsızlığından söz edilemeyeceğinden ve yargılamayı adil ve tarafsız yönetemeyeceğinin de ortada olduğunu, senet lehtarı ...'ın ceza davasındaki beyanlarını, cumhuriyet savcısının esas hakkında mütalaa vermiş olmasını gerekçe göstererek mahkeme heyetinin yanlı ve taraflı davrandığı kuşkusunu doğurduğunu aynı zamanda hakimlik mesleğinin gerektirdiği mesleki beceriye sahip olmadığının ortaya çıkmış olması sebebiyle mahkeme heyetinin reddi için istinaf yoluna başvurma zorunluluğunun hasıl olduğunu beyan etmiştir.<br>GEREKÇE: Talep reddi hakim istemine ilişkindir. Merci Mahkemesince  reddi hakim talebinin reddine karar verildiği, karara karşı reddi hakim talebinde bulunan davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince; İstinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.<br>HMK'nın 36. maddesinde hâkimin red sebepleri düzenlenmiş olup, anılan hükme göre; \"Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir.<br>Özellikle aşağıdaki hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir; Davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması, davada, iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü açıklamış olması, davada, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim yada hakem sıfatıyla hareket etmiş olması, davanın, dördüncü derece de dâhil yansoy hısımlarına ait olması, dava esnasında, iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması\" gerekir. Maddede belirtilen haller tahdidi olarak sayılmamakla birlikte hakimin şahsı ile ilgili olan veya kişisel sebeplerle tarafsızlığından şüpheyi gerektiren haller belirtilmiştir.<br>Yargıtay'ın süreklilik kazanmış uygulamaları ile şekillendiği ve kabul edildiği üzere, mahkeme ara karar ve usul işlemleri ret sebebi teşkil etmeyecektir.(Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin ... -... E.K. sayılı ilamı, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin ... - ... E.K. sayılı ilamı, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin ... -... E.K. sayılı ilamı, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin ... -... E.K. sayılı ilamı, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin ... -... E.K. sayılı ilamı ile benzer sayısız ilamı) Yargılama sırasında mahkeme heyeti davanın ne şekilde yürütüleceği, hangi usul hükümlerinin uygulanacağı, hangi yasal maddeye göre davanın yürütüleceği konusunda her türlü kararı verebilir. Buna müdahale mümkün değildir. Mahkeme hakiminin bu kararlarından dolayı taraflı davrandığını ileri sürmek mümkün değildir. Zira bu nitelikteki karar ve usul işlemleri hüküm ile birlikte kanun yolu denetiminde değerlendirme konusu teşkil edecektir. Aksinin kabul edilmesi halinde mahkeme hakimi tarafından herhangi bir tarafın talebi hakkında verilen her olumlu-olumsuz ara kararın hakimin reddi sebebi sayılabileceği, bunun ise yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve yasa koyucunun amacına uygun bir uygulama olmayacağı açıktır.<br>Olayımızda her ne kadar  reddi hakim talebinde bulunulmuşsa da yukarıda da belirtildiği üzere mahkeme heyetinin ara kararlarının ve usul işlemlerinin hatalı uygulanmasının ret sebebi teşkil etmeyeceği, bunun dışında talepte bulunanın diğer iddialarının soyut beyanlardan ibaret olduğu, dosyada ilgili heyetin tarafsızlığına gölge düşürecek herhangi bir görüş açıklama, yol gösterme vs. eylemi ispat edilememiştir.<br>HMK'nın 30. 31. ve 32. maddeleri dikkate alındığında yargılamanın hakim tarafından sevk ve idare edileceği, hakim tarafından yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca yargılamanın yürütülmesi gerektiği, dosya arasında mevcut tensip tutanağının aksine ilgili heyetin tarafsızlığına gölge düşürecek herhangi bir görüş açıklama, yol gösterme vs eylemi iddia ve ispat edilmediği, ret sebeplerinin HMK'nın 36. maddesinde sayılı sebeplerden olmadığı, davaya bakan heyetin taraflı davrandığına ilişkin bir delil bulunmadığının anlaşılmasına göre; merci mahkemesince reddi hakim talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından reddi hakim talebinde bulunan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereği esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Reddi hakim talebinde bulunan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan REDDİNE, <br>2-Harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, bakiye istinaf gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine,<br>5-Dairemiz kararının ilgili mahkemesince taraflara tebliğinin sağlanmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 43/2. maddesi gereğince kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. 06/06/2024<br><br>.....</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5dc498bad1121a29","SID":"8e04dff8fc6a9e47"}}