{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2021/1936 <br>KARAR NO: 2024/227 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 21/01/2021<br>NUMARASI: 2018/1419 Esas- 2021/60 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 13/02/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı, meydana gelen kaza nedeniyle kasko sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı araçta oluşan hasar bedelinin tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili; aracı kullanan ...'in geçirdiği korku, panik  ve şok nedeni ile olay yerinden uzaklaştığını, davacının kazadan  polisler tarafından arandığında haberdar olduğunu, kazadan bilgi sahibi olmak için sürücüyü aramasına rağmen ancak 10 gün sonra kendisine ulaşabildiğini, sadece kaza yeri terkinin sigorta şirketinin hasarı ödememesi için yeterli gerekçe  olmadığını,  süreç devam ederken sigorta eksperi olduğunu söyleyen şahısların, beyanını değiştirerek sorumluluktan kurtulabileceğini söylemesi üzerine, ...'in, önceki tüm beyanlarına aykırı olarak aracı kiraladığını söyleyerek, gerçek dışı beyanda bulunduğunu, mahkeme sürücünün korkutulduğunun ispatlanmadığını ileri sürdüğünü, oysa sürücünün tanıklık yaparak mahkeme huzurunda sigorta adına görüşmeye gelen yetkili kişilerin kazadan sorumlu olduğunu ve  kaza  bedelini kendisinden isteyeceklerini söylemeleri üzerine sorumluluktan korkarak bu ödemeyi yapmaktan kaçınmak için bu şekilde beyanda bulunduğunu bildirdiğini, olay tarihinde davacının kiralık araç şirketi bulunmadığını, kaza tarihinde gerçekte ve fiilen araç kiralamasının söz konusu olmadığından aracın ticari olmadığını, davalı şirketin tüm savunmalarının  gerçek dışı olduğunu, gerek davalı ile davalı şirket arasında imzalanan poliçede, gerekse Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarınd gerçekleşen hasarların teminat dışı olduğuna dair bir hüküm olmadığını, davacının poliçede ve genel şartlarda belirtilen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Kasko Poliçesi Genel Şartları'nın 5.10. maddesinde, zorunlu haller hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bendlerdeki ihlaller nedeniyle, sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması hali teminat dışı bir hal olarak sayılmıştır.6102 sayılı TTK'nın 1409/1. maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.Ancak, dosya içeriğindeki belge ve beyanlar itibarıyla, davalı vekilinin, Kasko Poliçesi Genel Şartları A.5. maddesinde belirtilen teminat dışı hallerden olan sürücünün zorunlu haller dışında olay yerini terk etmesi nedeniyle sürücünün kimliğinin anılan genel şartların 5.4 (sürücü belgesiz araç kullanmak) ve 5.5 (alkollü araç kullanmak) nolu bentlerindeki ihlaller nedeniyle tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılmış olduğu yönündeki iddiasının olayın oluşuna uygun olduğu, bu nedenle, ihbar yükümlülüğünün makul gerekçelerle yerine getiremediğine ilişkin ispat yükünün yer değiştirerek davacıda olması gerektiği, dava dışı sürücü Kürşat'ın tek taraflı yaptığı kazada can güvenliği nedeniyle olay yerinden ayrılmak zorunda kalmasını gerektirecek bir durum olmadığı gibi kolluk birimine de başvurmadığı, bununla beraber araç sürücüsünün sigorta şirketine hitaben yazdığı yazıda yaralanmadığını da beyan ettiği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, oluşan rizikonun teminat dışında kalmadığının, sürücünün kimliğinin tespitini engellemek amacıyla olay yerini terk etmediğinin davacı tarafından ispatlanamadığı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesi yerindedir. Davacının istinaf itirazının reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬ TL karar ve ilam harcının davacıdan  tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"87ce00bf0908691d","SID":"7b1c2de07558027c"}}