{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2023/32 <br>KARAR NO: 2024/359 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 27/09/2022<br>NUMARASI: 2022/536 Esas- 2022/654 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 04/03/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; davalıların yapmış oldukları metro inşaatından dolayı müvekkili şirkete ait iş yerinin toz altında kalarak müşterilerinin azalmasından kaynaklı işletmenin zarar ettiğini belirterek şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Davalılar vekilleri davanın reddini savunmuşlardır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu verilen görevsizlik kararının Dairemizin 31/05/2022 tarih, 2020/419 Esas - 2022/1047 Karar sayılı ilamı ile \"davanın tarafları tacir olup uyuşmazlık da ticari işletmelerinden kaynaklandığı halde tacirler arasındaki haksız fiilden doğan eldeki davada asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesinin doğru olmadığı\" gerekçesiyle kaldırılmasını müteakip mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve numarası yazılı karar ile; \"davalıların taş kırma ve kazı çalışmaları yaptıkları zamanlarda ciddi  oranda toz oluştuğu, tozun etrafa  yayıldığı, davacıya ait olan işletmeye giriş olan ana caddenin tozla kaplandığı, tozlanmanın en yoğun olduğu kısmın, davacıya ait kafenin açık alanında davalıların bulunduğu metro inşaat alanındaki ön kısmında olduğu, bu nedenle davacının arka tarafa taşındığı, davalıların eylemi ile  zarar arasında illiyet bağının bulunduğu\" şeklindeki gerekçeyle, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda 481.933,88 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte hüküm altına alınmasına karar verilmiştir. Karara karşı davalılar (adi ortaklığı oluşturan şirketler) vekilleri; davacının eldeki davayı tozlanma nedeniyle cirosunun düştüğü ve bu nedenle zarar ettiği iddiasıyla açtığını, dilekçelerin teatisi aşamasında hiçbir şekilde tozlanma nedeniyle taşındığını ileri sürerek bu nedenle zarar talebinde bulunmadığını, bu nedenle bilirkişi raporunda taşınmadan kaynaklandığı iddia olunan zararın hesaplanmasının doğru olmadığı gibi buna dair hüküm verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yargılama aşamasında davacının taleplerini değiştirmesine, genişletmesine ve delil listesinde bulunmayan belgeler üzerinden inceleme yapılmasına muvafakat etmediklerini, esas yönünden ise müvekkili şirketlerin inşaat faaliyetinden dolayı herhangi bir zararın söz konusu olmadığını, buna yönelik bir ispatın bulunmadığını, ciro kaybına ilişkin alınan bilirkişi raporunda dahi kabul edilebilir bir zarar tutarından bahsedildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla taşınmadan kaynaklı hesap edilen zarar tutarının tamamen afaki olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, metro inşaatından dolayı ortaya çıkan tozlanma nedeniyle, haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davalılar vekillerinin, inşaat faaliyetinden kaynaklı herhangi bir çevresel zarar oluşmadığı yönündeki sübuta yönelik istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde; Mahkemece dosyaya kazandırılan  bilirkişi heyetinden alınan 27/06/2018 tarihli bilirkişi raporunda, davalıların metro istasyonu yapım işindeki faaliyetleri sonucu, atmosfere yayılan toz halindeki emisyonları kontrol altına almadıkları, insanı ve çevresini hava alıcı ortamındaki kirlenmelerden doğacak tehlikelerden ve hava kirlenmeleri sebebiyle çevrede ortaya çıkan umuma ve komşuluk ilişkilerine önemli zararlar verdikleri, olumsuz etkileri gidermeye ve bu etkilerin ortaya çıkmasını engellemeye yönelik yeterli tedbirleri almadıkları ve bu nedenlerle davacı iş yerinin toz altında kalmasına, müşterilerin rahatsız olmasına ve davacı firmanın zararına sebep olduğu kanaatinde bulunulduğu, bilirkişi raporunun HMK'nın 279. maddesinde aranılan koşullara ve dosya kapsamına uygun, denetim ve hüküm kurmaya elverişli olduğu,  mahkemenin davalılara isnat edilen ve haksız fiil  oluşturan eylemin sabit olduğu yönündeki kabulünde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Ancak; her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır. Bir başka ifadeyle, hüküm, uyuşmazlığın başlangıcından davanın açıldığı güne kadar gerçekleşmiş olayları kapsar. Aksinin kabulü, yargılamanın son aşamasına kadar gerçekleşecek hukuki ve fiili olguların nazara alınması gerektiği sorununu ortaya çıkarır ki bu durumun usul yasası ve usul hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşır bir yanı bulunmamaktadır. Nitekim 28/11/1956 tarihli ve 15/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda, “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme esas ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesine yer verilerek davanın açılmasına kadar gerçekleşen hukuki ve maddi vakıalara göre sonuçlandırılması gerektiği benimsenmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.01.2022 tarihli ve 2019/536 Esas,  2022/43 Karar sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta, davacı taraf dava dilekçesinde davalı şirketlerin ortaklaşa yapmış oldukları inşaat çalışmasından kaynaklı ortaya çıkan tozlanma nedeniyle ... Sokak No:... adresinde bulunan ... isimli işletmede müşteri azalmasından dolayı davacıya ait ticari işletmede oluşan kazanç kaybından doğan zararının giderilmesi talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince, ön inceleme duruşmasında, \"davalıların oluşturduğu iş ortaklığınca yürütülen metro inşaatı çalışmaları nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen kazanç kaybı zararının tazmini istemine ilişkin olduğu\" denilmek suretiyle uyuşmazlık konusu tespit edilmiş; duruşma zaptı taraf vekillerince imza altına alınmıştır. Mahkemece ön inceleme duruşmasında yapılan uyuşmazlık tespiti taraflar bakımından bağlayıcıdır. Bu durumda, metro inşaatının başladığı tarihten eldeki davanın açıldığı tarihe kadar  davacıya ait işletmede gerçekleştiği iddia olunan kazanç kaybı istemi yönünden alınan bilirkişi raporu doğrultusunda değerlendirme yapılması gerekirken, davacının tanıklarının anlatımından anlaşıldığı üzere, davanın açıldığı 27/09/2016 tarihinden sonra 2017 yılı Ağustos ayında gerçekleşen işletmenin şube adresine taşınmasından kaynaklı uğranılan zararın hüküm altına alınmasına karar verilmesi doğru olmamıştır.  Kaldı ki, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı yönünden de, işletmenin başka yere  taşınmasından kaynaklı zarar isteminin hüküm altına alınması isabetli olmayıp davalılar vekillerinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerindedir.  O halde, ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla sınırlı olarak yargılama yapılarak, -fiilen işe başlama tarihi ispat olunamadığından- metro inşaatı iş yerinin teslim alındığı tarihten dava tarihine kadar geçen zaman zarfında davacıya ait ... Sokak No:... adresinde bulunan ... isimli işletmede gerçekleşen kazanç kaybına ilişkin alınan 11/10/2017 tarihli bilirkişi raporuna yönelik davacı vekilinin itirazları doğrultusunda ek rapor alınıp gerekirse konusunda uzman başka bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda bir değerlendirme yapılıp bir karar verilmek üzere kararın kaldırılmasına, dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalılar ...- ... - ...-... Ortaklığı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf başvurusu için yatırılan karar ve ilam harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince  yatırana  iadesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalılar tarafından sarf edilen istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf talep eden tarafından istinaf aşaması için yatırılan gider avansından sarf edilmeyen kısmının yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nin 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7f00ba0e34dd9a8b","SID":"e5a4df724e9d2bcf"}}