{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2023/729 <br>KARAR NO: 2024/314 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 07/02/2023<br>NUMARASI: 2014/1138 (E) - 2023/135 (K) <br>DAVANIN KONUSU: Tazminat  <br>DAVA TARİHİ: 18/09/2014<br>Birleşen İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1102 (E) sayılı davasında:<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat  <br>DAVA TARİHİ: 05/11/2015<br>KARAR TARİHİ: 23/02/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların desteği ...'in 04/03/2010 tarihinde  sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halindeyken tek taraflı kaza sonucunda vefat ettiğini, aracın davalı sigorta şirketinin Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası kapsamında sigortalandığını beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve bilirkişi raporu sonucunda çıkacak bedel üzerinden artırılmak üzere müvekkili ... için 5.000 TL, çocuklar ... ve ... için 7.500'er TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde \"Zorunlu Karayolu Taşımacılık Sigortası\" poliçesinden kaynaklı 2014/436 Esas no ile açılan davada hükmedilen tazminattan teminat tutarını aşan kısmının, aynı zamanda ZMS sigortacısı olan davalıdan (sıralı sorumluluk nedeniyle) tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, \"asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile davalı ... Sigorta AŞ yönünden davacı ... için hesaplanan 127.477 TL'den taleple bağlı kalınarak 31.748,98 TL, davacı ... için hesaplanan 8.580,78 TL'den taleple bağlı kalınarak 6.487,22 TL'nin (velayeten ...'ya), ... için hesaplanan 8.580,78 TL'den taleple bağlı kalınarak 6.487,22 TL'nin (velayeten ...'ya) tahsilde tekerrür olmamak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınıp davacı ...'e ve velayeten çocukları adına verilmesine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın birleşen dava yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen dava için belirlenen tazminat miktarı yönünden ıslah dilekçesi verildiğini, ancak yerel mahkemece bu dilekçenin asıl dava dosyası üzerinden değerlendirerek hatalı karar verildiğini, mahkeme tarafından “ıslahın asıl dava üzerinden yapıldığı” kabul edilerek hüküm kurulduğunu, ancak bu yönde bir talepleri bulunmadığını, bilirkişi raporunda birleşen dosya yönünden belirlenen alacak kalemi için ıslah talebinde bulunulduğunu beyanla, kararın birleşen dosya yönünden kaldırılmasını istemiştir. Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  tam ve asli kusurlu olan müteveffanın mirasçılarının üçüncü kişi olarak kabul edilemeyeceğini, tazminat hesaplanmasının TRH 2010 ve 1,8 teknik faiz kullanılarak yapılması, desteklik ilişkisinin ispat edilmesi, tazminatın belirlenmesinde tüm indirim kalemlerinin göze alınması, davaya konu olay nedeniyle SGK tarafından hak sahiplerine herhangi bir ödemenin yapılıp yapılmadığının sorulması ve ödeme yapılmışsa tazminattan indirilmesi, müterafik kusurun resen araştırılması ve faiz başlangıcının ıslah dilekçesinin sunulduğu tarih olması gerektiğini belirterek kararın kaldırılması talebinde bulunmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Asıl dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası kapsamında tazminat; birleşen dava ise  Zorunlu Karayolu Taşımacılık Sigortası teminat limitini aşan kısmın sıralı sorumluluk gereği, ZMSS sigortacısından tahsili istemlidir. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; 1-HMK'nin 341/2. maddesine göre miktar veya değeri üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. HMK'nin 341/4. maddesine  göre  ise alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü  üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. Ayrıca HMK'nin ek 1. maddesinin 1. fıkrasında; \"HMK'nin 341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.\" hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında; \"HMK'nin 341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı\" düzenlenmiş bulunmaktadır.Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2023 yılı için HMK'nin 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 17.830 TL'dir. Bu bağlamda  ihtiyari dava arkadaşı konumundaki davacı ... için hükmedilen  6.487,22 TL ve davacı ... için hükmedilen 6.487,22 TL bakımından karar kesin nitelikte olduğundan  davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesince bu davacılar yönünden verilen karara karşı davalının istinaf başvurusunda bulunma olanağı yoktur. 2-Davacı ... yönünden; Yerleşik yargısal uygulamaya göre KMAZMSSGŞ'nin yürürlüğe girdiği 01/06/2015 gününden önce desteğin tam kusuruyla meydana gelen ve desteğin ölümüyle sonuçlanan kazada, desteğin kusurunun destek alacaklılarına yansıtılması olanağı bulunmamaktadır. Bu itibarla birleşen davada, davacı desteğinin tek taraflı kazasında kullandığı aracın poliçesinin 16/10/2009 tarihinde düzenlenmiş (16/10/2009-16/10/2010 dönemini kapsayan) olması nedeniyle, ölenin desteğinden yoksun kalan davacının bu sebeple uğradığı zararın, rizikonun meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan ZMSS teminatında belirtilen limit kapsamında davalı Sigorta Şirketinden tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Bu itibarla davalı sigorta şirketinin, desteğin kusuru nedeniyle destek alacaklılarının üçüncü kişi konumunda olmadıkları yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. <br>Yerleşik yargısal uygulamalar ve güncel Yargıtay içtihatları itibarıyla desteğin ve destek alacaklılarının muhtemel yaşam sürelerinin TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması; hesaplama yönteminde de progresif rant yönteminin uygulanması gerektiği,  07/10/2022 tarihli bilirkişi raporunun bu doğrultuda düzenlendiği, SGK'den rücuya tabi ödeme bulunmadığının bildirildiği, somut olayda desteğin olaydaki kusurunun yanında müterafik kusurunun da zarar gören üçüncü kişi konumundaki davacılara yansıtılamayacağı kabul edilerek, bu hususlara ilişkin davalı vekilinin istinaf itirazlarının isabetli olmadığı değerlendirilmiştir. Yine Mahkemece birleşen davanın kabul edilip birleşen dava tarihi itibarıyla yasal faize hükmedildiği, birleşen davada ıslah kabul edilmeyerek dava dilekçesindeki bedele  faiz işletildiği anlaşılmakla, bu yöndeki istinaf itirazının dayanaksız olduğu kabul edilmiştir.  Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesine gelince; Davacılar vekili asıl dosyada Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası kapsamında tazminat talep etmektedir. Bu poliçeye bağlı olarak davalı tarafça davacılara teminat limiti kadar 125.000 TL ödendiği davalının sunduğu kayıtlardan anlaşılmaktadır. Aktüer bilirkişinin 07/10/2022 tarihli raporunda da bu hususta belirleme yapılmış, ayrıca davacıların ZMSS bağlamında destekten yoksun kalma tazminatları hesaplanmıştır. Davacılar vekili, bilirkişi raporundaki destekten yoksun kalma tazminatı hesabı üzerine 17/10/2022 tarihli ıslah dilekçesi sunmuştur. Her ne kadar dilekçesinde ıslah talebinin asıl veya birleşen davaya ilişkin olduğu yönünde beyanda bulunmamış ise de dayandığı bilirkişi raporunda, asıl davada Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortasına bağlı talepte bulunulamayacağının belirtilmesi karşısında ıslah talebinin birleşen dosyada talep edilen ve aktüer bilirkişinin hesapladığı destekten yoksun kalma talebine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Dilekçede ıslah edilen tutarlar belirtilirken asıl dava dilekçesinde belirtilen tutarlar ifade edilmiş ve mahkemece bu beyandan yola çıkılarak ıslahın asıl davaya ilişkin olduğu kabul edilmiş ise de, yukarıda ifade edilen nedenlerle, ıslah talebinin esasen birleşen dosyadaki talebe ilişkin olduğu, dilekçede asıl davada istenilen tutarlardan söz edilmesinin maddi bir yanılgıya dayandığı, davalının zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası kapsamında yaptığı ödeme nedeniyle kabul edilme olanağının bulunmadığı davacı tarafça da anlaşılan asıl davanın ıslah edilmesinin düşünülemeyeceği değerlendirilerek, ıslahın birleşen davaya ilişkin olduğu kabul edilmiştir. Birleşen davada davacı, aynı olay nedeniyle İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde Zorunlu Karayolu Taşımacılık Sigortacısı olan dava dışı ... Sigorta AŞ'ye karşı açtığı davada Mahkemece 2014/436 (E) - 2014/431 (K)  sayılı dosyada hükmedilen destekten yoksun kalma tazminatından teminat limitini aşan kısmını, sıralı sorumluluk gereği, ZMS sigortacısı olan davalıdan  talep etmektedir. Eldeki davada yargılama devam ederken Zorunlu Karayolu Taşımacılık Sigortacısı hakkında anılan mahkemece verilen kabule ilişkin hükmün, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/6185 (E) - 2016/2335 (K) sayılı ilamıyla bu sigorta kolunun araçtaki yolcular bakımından teminat sağladığı, davalı  ... Sigorta AŞ'nin  araç sürücüsü olan davacılar desteğinin vefatı yönünden sorumluluğunun bulunmadığı  gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, bozmaya uyularak verilen davanın reddine dair  hüküm 07/03/2022 tarihinde kesinleşmiştir. Bu durumda davacıların, sıralı sorumluluk gereği öncelikle zorunlu karayolu taşımacılık sigortacısından talepte bulunmaları zorunluluğundan söz edilemeyecek, destekten yoksun kalma talepleri, davalı ZMS sigortacısı olan davalıdan talep edilebilecektir. Yukarıdaki açıklamalar itibarıyla davacılar vekilince, birleşen dosyada talep edilen   destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin dava ıslah edilmiş, 07/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda yapılan tazminat hesabının dosya içeriğine uygun olduğu, davalı şirketin kazaya karışan araca ilişkin dosyada örneği bulunan ... nolu ZMSS poliçesi kapsamında herhangi bir ödeme yapmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin davacı ... yönünden istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.Ancak, ihtiyari dava arkadaşı konumundaki davacı ... yönünden reddedilen tutar 2.093,56 TL ve yine aynı konumdaki davacı ... yönünden reddedilen tutar 2.093,56 TL ayrı ayrı istinaf kesinlik sınırının altında kalmış olmakla, bu davacılar bakımından istinaf dilekçelerinin ayrı ayrı reddi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-1-Davalı vekilinin  davacı ... ve ... hakkındaki hükümlere yönelik istinaf başvuru dilekçesinin HMK'nin 352/1-b maddesi uyarınca reddine, 2-Davalı vekilinin  yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin davacı ... hakkındaki hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, B-1-Davacılar ... ve ... vekilinin, bu davacılar yönünden verilen hükümlere ilişkin istinaf başvuru dilekçesinin HMK'nin 352/1-b maddesi uyarınca reddine, 2-Davacı ... vekilinin, istinaf başvurusunun kabulü ile, bu davacı yönünden verilen kararın, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre; 3-a-Asıl davanın reddine, b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 179,90 TL nispi karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 68,35 TL'nin mahsubu ile bakiye 111,55 TL karar harcının davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına, c-İlk derece mahkemesi kararı yinelenerek, asıl davada karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) gereğince hesaplanan 22.695,78 TL nispi vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, ç-Davacılar tarafından yapılan  yargılama giderinin üzerlerinde bırakılmasına, d-HMK'nin 333. maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talebi halinde davacılara iadesine, 4-a-Birleşen dosyada davacı ...'in davasının kısmen kabulü ile 6.487,22 TL destekten yoksun kalma tazminatının, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal  faizi ile  davalıdan alınıp adı geçen davacıya verilmesine, ıslahla artırılan fazlaya ilişkin talebin reddine, b-Birleşen dosyada davacı ...'in davasının kısmen kabulü ile  6.487,22 TL destekten yoksun kalma tazminatının, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal  faizi ile davalıdan alınıp adı geçen davacıya verilmesine, ıslahla artırılan fazlaya ilişkin talebin reddine, c-Birleşen dosyada davacı ...'in kısmi dava olarak açılan davasının kabulü ile 127.477 TL destekten yoksun kalma tazminatının, 31.748,98 TL'sine birleşen dava tarihinden, 95.728,02 TL'sine ise ıslah tarihi olan 17/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile  birlikte davalıdan alınıp adı geçen davacıya verilmesine, ç-Birleşen davada alınması gereken 9.594,24 TL karar ve ilam harcından davacılar tarafından peşin yatırılan toplam 734,24 TL'nin mahsubuyla bakiye 8.860 TL nispi karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, d-Davacılar tarafından asıl ve birleşen dosyada yapılan toplam 1.496,54 TL yargılama giderinin, her iki dosyada ortak yapılan gider olması ve kararın niteliği itibarıyla takdiren 748,27 TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, kalan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına, e-Davacılar tarafından birleşen dosyada peşin yatırılan 734,24 TL karar harcı ve 27,70 TL başvurma harcı toplamı 761,94 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, f-Birleşen dosyada davacılar ... ve ... bakımından (bu davacılar yönünden kesin karar nedeniyle istinaf dilekçelerinin reddine karar verilmiş olmakla) İlk Derece Mahkemesinin vekalet ücretine ilişkin hükmü yinelenerek 9.200 TL nispi vekâlet ücretinin davalıdan alınarak bu davacılara verilmesine, g-Birleşen dosyada davacı ... bakımından Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 20.396,32 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak adı geçen davacıya verilmesine, ğ-HMK'nin 333. maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının davacıya iadesine,<br>C-İstinaf İncelemesi Bakımından; 1-Davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, istem halinde ilk derece mahkemesi tarafından iadesine,2-Harçlar Kanunu uyarınca davalıdan alınması gereken 3.055,05 TL nispi karar harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 763,80 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.291,25 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,3-İstinaf kanun yolu aşamasında davacı ... tarafından sarf edilen 492 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ile 114 TL posta gideri olmak üzere toplam 606 TL  yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7e74db714eef0031","SID":"d324078d2b87753e"}}