{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/872 <br>KARAR NO\t: 2024/1139<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP \t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/03/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/245 E.  -  2020/134 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/03/2020 tarih ve 2019/245 E. - 2020/134 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili,  müvekkilinin   2017/105219 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin 2015/59074 sayılı ve \"...\" ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı  itiraz kabul edilerek başvurularının 2019-M-2374 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak reddine karar verildiğini,  oysa müvekkili ...’ın, aynı zamanda ... Üniversitesi’nin kurucularından olup mütevelli heyetinin başkanlığını yürüttüğünü, eğitim sektöründe tanınan bir kişi olduğunu, müvekkilinin “...”, “... ...”, “...” esas unsurlu markalarına yaptığı yatırım, harcadığı emek ve sermaye ile markalarına ayırt edicilik kazandırdığını, davalı Kurumun öne sürdüğünün aksine “...” ibaresinin müvekkilinin kurucusu olduğu “...”nı ifade ettiğini, ... ... ... ... ibareli markanın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin daha önceden 41. sınıfta tescil edilmiş markaları bulunduğundan kazanılmış hak sahibi olduğunu, redde mesnet gösterilen davalı markası ile dava konusu markanın görsel ve işitsel olarak benzer olmadığını ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun dava konusu 2019-M-2374 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili; “...” ibaresinin, hem başvuruda hem de ret gerekçesi markada öne çıkan ve markalara asli ayırt edici niteliğini kazandıran ibare olarak yer aldığını, başvuru konusu markanın mal/hizmet listesi kapsamında yer alan “eğitim, öğretim hizmetleri” ise ret gerekçesi markanın tescil kapsamında aynen yer aldığını, dolayısıyla markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davacının müktesep hakka konu ettiği 2016 66197 sayılı ve “... ...” ibareli markanın kapsamında “eğitim ve öğretim hizmetleri” bulunmadığını, ayrıca hem 2016 66197 sayılı hem de 67350 sayılı markaların tarihlerinin çok yeni olduğunu, başvuru sahibi adına önceden tescilli söz konusu markaların, işbu başvuru için müktesep hak sağlar mahiyette bir marka olarak değerlendirilmediğini  savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı şahıs vekili, müvekkilinin “...” ibareli markayı 16, 35 ve 41.sınıflarda 2015 yılında tescil ettirdiğini, davacının tescil başvurusuna konu ibarenin tamamen müvekkilin markası ile iltibas oluşturduğunu, “...” ibareli başvuruda “... ...” ibarelerinin markanın ilgili okulların arasındaki vakfa işaret ederken “... ...” ibaresinin orta düzeydeki tüketiciler nezdinde marka olarak algılanacak nitelikteki asli markasal unsur olduğunu, davacının kazanılmış hak iddialarının hukuki dayanağı olmayan mesnetsiz iddialar olduğunu, davacının “... Okul” ibaresinin marka olarak tescil edilmesi yönündeki talebinde kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından,  markalar arasında işitsel ve görsel benzerliğin olması, dava konusu markanın kapsamındaki redde konu hizmetlerin redde mesnet markanın kapsamındaki aynen yer alması nedeniyle ortalama tüketici gözünde karışıklığa yol açması hususu dikkate alındığında; dava konusu marka ile redde mesnet markalar arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu, davacının 2016/66197 sayılı ve “... ...” ibareli markasının hem tescil kapsamında dava konusu “eğitim ve öğretim hizmetleri”nin bulunmadığı ve hem de henüz çekişme konusu olmaktan çıkmadığı dolayısıyla söz konusu markanın dava konusu marka bakımından müktesep hak olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,  öte yandan davacının 2016/67350 sayılı ve \"... ...\" ibareli markasının tescili kapsamında dava konusu “eğitim ve öğretim hizmetleri”nin bulunmasına rağmen henüz çekişme konusu olmaktan çıkmadığı için  davacının söz konusu markalarının müktesep hak kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde,   müvekkilinin \"...\" dolayısıyla tanınmışlıktan kaynaklanan kazanılmış hakkı bulunduğu gibi “...” ibaresini içeren diğer birçok markasının da söz konusu olduğunu, dava konusu başvurusunun tescilli markalarının devamı niteliğinde bulunduğunu, seri  marka algısı yarattığını, yerel mahkeme kararının aksine müvekkilinin \"...\" ibareli markası ile redde mesnet gösterilen marka arasında SMK'nın 6. maddesi kapsamında  karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını, benzerlik incelemesinin markalar bölünmeden yapılması gerektiğini, 41.sınıf hizmetlerin tüketicisinin de bilinçli olduğunu, mahkemece hatalı  bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan davanın reddine karar verildiğini, davalı markasının \"...\" şeklinde tescil edildiğini ancak davalının markasını \"...\" şeklinde kullandığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t:Dava, marka tescil başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının 2017/105219 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusu ile davalının redde mesnet \"...\" ibareli markası arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira markalarda asıl unsurları olan \"...\" ibaresinin  ortak olarak bulunduğu, görsel ve işitsel olarak başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, başvuru kapsamındaki hizmetlerin de redde mesnet markaların kapsamında yer aldığı, davacının gerçek hak sahipliği ve tanınmışlık iddiasının ancak SMK'nın 6. maddesi kapsamında, marka tescil başvurusuna itiraz hakkı sağlayacağı, bunun dışında marka hukukunda tescilde teklik ilkesi söz konusu olduğundan, kendisinden önce tescilli bir marka mevcutken, öncelik hakkına ve tanınmışlığa dayanarak tescilsiz bir markanın tesciline imkan vermeyeceği, davacının önceki tarihli tescilli markalarının müktesep hak koşullarını taşımadığı, davalının markasını kullanım biçimlerinin bu davanın konusunu oluşturmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan davacının bilirkişi raporuna ilişkin istinaf itirazlarının da yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.  <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/06/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/07/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"76f9d152d2e7aec1","SID":"0e44faa6474e1a78"}}