{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/464 <br>KARAR NO: 2024/17<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>TARİHİ: 05/11/2020<br>NUMARASI: 2019/339 E. -  2020/276 K.<br>DAVANIN KONUSUİtirazın İptali (Deniz Taşımacılığı Kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  davacı ile davalının arasında çıkış yeri Shanghai Limanı, varış yeri Ambarlı Limanı olan  taşıma hizmeti için anlaşma sağlandığını, davalı şirketin talimatı doğrultusunda ... sayılı konişmento uyarınca davacı müvekkilinin denizyolu taşıma hizmetini gerçekleştirdiğini, davacı şirketin taşınması gereken yükü eksiksiz ve kusursuz olarak 03.07.2017 tarihinde Ambarlı Limanı'na teslim ettiğini, ancak yükü taşıyan armatörün ... hattının uluslararası siber saldırıya uğraması nedeniyle geminin tescillerinin bir kısmının silindiğini, buna bağlı olarak ambar alındısı belgesi düzenlenemediği için taşıma konusu yükler nedeniyle davalı şirket adına ardiye ücreti doğduğunu, ... firmasının siber saldırıya uğraması nedeniyle ardiye ücreti oluştuğundan ... firmasının ardiye masrafının 1.200,00-TL kadarını karşılayacağını beyan ettiğini, bu kapsamda armatör ... ile davacı şirket arasında aracı şirket olan ... Hava Ta. Ltd. Şti. adına davacı şirket tarafından 24/08/2017 tarihli 1.200,00-TL bedelli fatura keşide edildiğini, armatör tarafından karşılanan ardiye masrafı kapsamında, müvekkili şirket tarafından davalı taraftan 1.200,00-TL tutarında iade faturası düzenlenmesi talep edilmişse de davalı şirketin, armatör tarafından karşılanacağı kabul edilen ardiye masrafını kabul etmediğini, ardiye bedelinin 5.192,44-TL olduğunu iddia ederek \"malların geç teslim edilmesi sonucu ödenen fazla ödemelere mahsuben 04/07/2017 tarihli ... nolu faturanıza mahsuben iade faturası\" açıklaması ile davacı şirket tarafından düzenlenen navlun faturasına karşılık ... numaralı 25/10/2017 tarihli 5.192,44-TL tutarında iade faturası düzenlediğini, buna karşılık davacı şirket tarafından davalı şirket adına armatör tarafından kabul edilen ardiye masrafı olan 1.200,00-TL'nin mahsubu ile 01/11/2017 tarihli ... numaralı 3.992,44 TL bedelli iade faturası keşide edilerek davalı şirkete gönderildiğini, davacı şirket tarafından keşide edilen iade faturasının davalı şirket kayıtlarına alınmasına ve itiraz edilmemesine rağmen oluşan ardiye masraflarının gerekçe gösterilerek davacının navlun alacağının eksik ödendiğini, ardiye bedelinin oluşmasında davacının herhangi bir kusur ve sorumluluğunun olmadığını, bu nedenle davalının ardiye bedelinden sorumlu olduğunu, davaya konu konişmentonun 6.2. maddesine göre \"Taşıyıcı hiçbir koşul altında veya her ne şekilde meydana gelirse gelsin gecikmeden kaynaklanan herhangi bir doğrudan, dolaylı veya arızi zarar veya hasardan sorumlu olmayacaktır\"; yine aynı konşimentonun 13.2. maddesine göre \"Tüm navlun ve giderler, malların teslim edilmesinden önce herhangi bir kesinti, karşı talep, mahsuplaşma veya yürütmeyi durdurma olmaksızın ödenecektir\" hükmünün düzenlendiğini, bu kapsamda davalı şirkete karşı eksik ödenen navlun bedeline istinaden Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasından haciz yolu ile takibe geçildiğini ve ödeme emri tebliğ edildiğini, davalının 15/10/2018 tarihli itiraz dilekçesi ile ödeme emrine itiraz ettiğini ve takibin durdurulmasına karar verildiğini,  itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20  icra inkar tazminatına karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle;  davacı ile müvekkili davalı firmanın, davalının Çin'den ithal ettiği makinanın nakliyesi için 10.100,00-USD bedel üzerinde anlaştıklarını, taşıma konusu yükün Ambarlı Limanı'na 03.07.2017 tarihinde geldiğini, ancak davalının ambar alındı belgesini vermemesi sebebiyle eşyanın limandan çekilemediğini, belgenin 14 gün sonra 17.07.2017 tarihinde alınabildiğini, bunun karşılığında Marport Liman İşletmesi'nin 19.07.2017 tarih ... numaralı 9.731,20-TL bedelli faturayı ardiye ücreti olarak davalı müvekkiline kestiğini, davalı firmanın, bu süreçte sürekli davalı firmayla irtibat halinde olduğunu, neticesinde davacının davalının fazladan yaptığı ardiye ödemesinin navlun ücretinden mahsup edilmesini kabul ettiğini, davalının muhasebecisine ve gümrükçüsüne yaptırmış olduğu hesaplamada malın normal olarak gümrükten çekilmesi halinde ödeyecekleri rakamı Marport Liman İşletmesinin faturalandırdığı ücretten düşerek fazla ödenen ardiye ücretini 5.192,44-TL olarak hesapladığını, Marport Liman İşletmesinin kestiği faturada ise bu rakamın 5.179,52-TL olarak belirtildiğini, davalı firmanın da davacıya ödediği navlun ücretinden 5.192,44 TL mahsup ederek kalan ardiye ücretini davacıya ödediğini, ancak davacı firmanın fazla ödenen navlun ücretinin 1.200,00-TL olduğunu savunarak, davalıya 3.992,44 TL iade faturası kestiğini, davacı ile davalı arasındaki ihtilafın kaynağı olan rakamın davalının fazla ödediği ardiye ücretinden kaynaklandığını, davalının fazla ödediği ardiye ücretinin tespit edilmesi durumunda davacının davasının haksız olduğunun anlaşılacağını, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde dahi davacı tarafın talep ettiği asıl alacağın çok yüksek olduğunu, davacı tarafın davalıya kestiği iade faturasında kalan alacağının 3.992,44-TL olduğunu açık bir şekilde belirttiğini, dolayısıyla davacının icra takibini bu rakam üzerinden yapması gerekirken 1.400,00-USD üzerinden yapmasının hatalı olduğunu, davanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Mahkememizce yapılan yargılama ve dosya kapsamı deliller ile uyumlu olması nedeniyle içeriğine itibar edilen bilirkişi ...' ın raporu birlikte değerlendirildiğinde, açılan davanın bakiye navlun alacağının tahsili amacıyla yapılan takibe itirazın iptali davası olduğu, dava konusu olayda, davacının davalıya ait emtiayı taşıma taahhüdünde bulunduğu ve taşıyan sıfatı bulunduğu, davalının ise taşıtan olduğu, davacının da taşıma taahhüdünü ... Hat Taşımacılığına ait gemi ile icra ettiği, bu hususlarda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlıkta çözümlenmesi gereken hususun öncelikle yükün geç teslim edilmesinden kaynaklı sorumluluğun kime ait olacağına ilişkin olduğu,  yükün taşıtana geç teslim edilmesinin sebebinin fiili taşıyan ...'e yönelik bir siber saldırıdan kaynaklandığı, bu  durumun davacının da dava dilekçesi ile kabulünde olduğu,  TTK' nun 1191. maddesinde, taşıyanın, taşıma borcunun ifasını kısmen veya tamamen bir başkasına bırakması halinde taşımanın tamamından sorumlu olmaya devam edeceğinin ve fiili taşıyan ile onun taşımada kullandığı kişilerin fiil ve ihmallerinden de kanun hükümleri uyarınca sorumlu olmaya devam edeceğinin düzenlendiği, TTK' nun 1191/4 madde ve fıkrasına göre de, taşıyan ve fiili taşıyanın, aynı zamanda sorumlu oldukları takdirde ve ölçüde sorumluluklarının da müteselsil olduğu,  dosya kapsamından davacının yükün geç tesliminin kendisinin veya adamlarının kusurundan kaynaklanmadığını ispatlayamadığından gecikmenin sebep olduğu zararlardan taşıyan sıfatı ile davacının sorumlu olduğu,  davalı tarafından fazladan ödenen ardiye ücretinden davacının sorumlu olacağı ve davalının da işbu bedeli navlun alacağına mahsup edebileceği kanaatine varıldığından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesiyle, davanın reddine,  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı vekili, 29.12.2020 tarihli tavzih dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatı talebi ile ilgili olumlu yada olumsuz karar verilmemesi ve gerekçeli kararında taraflara tebliğ edilmemesi sebebiyle, kötü niyet tazminatı talebimiz konusunda tavzihe karar verilmesi icap etmekte olup hükmün açıklanması için karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin 06.01.2021 tarihli ek karar ilamında; \"Mahkememizde görülmekte bulunan Deniz Ticaret (Deniz Taşımacılığı Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, mahkememizce  2019/339 Esas, 2020/276 karar 05/11/2020 tarihli karar ile \"Davacının davasının  REDDİNE,\" mütedair karar verilmiştir.Davalı vekili tarafından verilen 05/01/2021 tarihli   dilekçe ile  kötüniyet  tazminatı talebi ile ilgili bir karar verilmediğinden bahisle bu yönde karar oluşturulması talep edilmiştir.7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkındaki kanunun 27. Maddesi gereğince HMK nun 305/A maddesine \"Taraflardan her biri nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir\" hükmü gereğince, davalı vekili tarafından İİK nun 67. Maddesi çerçevesinde davacı tarafın en az takip konusu tutarının %20 oranında  kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesi yönündeki talebi ile ilgili olarak karar oluşturulmadığından bahisle Davacı tarafın kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, karar verilmesi gerekmekle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle, davacı tarafın  kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından  davalının kötü niyet  tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; denizyolu taşıma hizmetinin davacı müvekkili  tarafından tam ve eksiksiz şekilde gerçekleştirildiğini,  taşınan konteynerlerin varış limanında tahliyesi ile müvekkil şirket taşıma sorumluluğunu yerine getirdiğini, verilen taşıma hizmetine binaen davacı tarafından 10.100,00 USD bedelli ve ... nolu navlun faturası kesilip davalı tarafa gönderildiğini,  yükün  eksiksiz ve kusursuz olarak 03.07.2017 tarihinde Ambarlı Limanı'na ulaştığını ve tahliye edildiğini, ancak yükü taşıyan armatör ... firması uluslararası siber saldırıya uğraması nedeniyle tescillerinin bir kısmının silinmesi sebebiyle ambar onayı yapılamaması kaynaklı olarak taşıma konusu yüklere ilişkin davalı şirketin kendi adına ardiye ücreti doğduğunu iddia ettiğini, ... firması da bu sebeple, ardiye masrafının 1.200,00 TL'sinin kendileri tarafından karşılanacağını beyan ettiğini, bu kapsamda, davacı tarafından davalı yandan 1.200,00 TL tutarında iade faturası düzenlenmesi talep edilmesine rağmen, davalının armatör ... firması tarafından karşılanacağı beyan edilen 1.200,00 TL tutarındaki ardiye bedelini haksız bir şekilde kabul etmeyip ardiye bedelinin 5.192,44 TL olduğunu iddia ederek ''malların geç teslim edilmesi sonucu ödenen fazla ödemelere mahsuben 04.07.2017 tarihli ... nolu faturanıza mahsuben iade faturası'' açıklaması ile davacı  tarafından düzenlenen navlun ücreti faturasına karşılık olarak, haksız ve kötü niyetli bir şekilde 25.10.2017 tarihli 5.192,44 TL tutarında iade faturasını düzenlediğini, buna karşılık olarak davacı  tarafından davalı şirket adına armatör tarafından kabul edilen ardiye masrafı olan 1.200,00 TL'nin mahsubu ile 01/11/2017 tarihli ... numaralı 3.992,44 TL bedelli iade faturası düzenlenerek davalı şirkete gönderildiğini, davalı şirketin iddia ettiği ardiye bedelinin oluşmasında, davacı müvekkilinin  herhangi bir kusur veya sorumluluğu bulunmamasına rağmen, davalı şirket tarafından işbu masraflar gerekçe gösterilerek müvekkilinin navlun alacağının eksik ödendiğini,  davalının eksik ödenen navlun ücreti nedeniyle müvekkiline  karşı sorumlu olduğunu,  Öğretim Üyesi ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı E. Başmüfettişi/Gümrük Müşaviri/YMM'den oluşan iki kişilik bilirkişi heyetinden, Gümrük Başmüfettişi bilirkişi ... tarafından hazırlanan ayrık bilirkişi raporunda belirtildiği üzere TTK'nın açık hükümleri uyarınca Ambarlı varış limanında davacı müvekkil şirketin taşıma sorumluluğunu tam ve eksiksiz şekilde ifa etmesi il bu hususların mahkemece dikkate alınmadığını, mahkemece, bilirkişi ... tarafından hazırlanan ve davalı şirket lehine tek taraflı, eksik ve hukuka aykırı inceleme sebebiyle hükme dayanak almaya elverişli olmayan, denetime açık olmayan 16.10.2020 tarihli bilirkişi raporuna binaen,e eksik incelemeyle karar verildiğini, Ambarlı Gümrük Müdürlüğü'nün ilgili yazısında yüklerin boşaltma limanına varışından önce 22.06.2017 tarih ... sayılı özet beyanın verildiğini, yine davacı tarafından 13.06.2017 tarihli Denizyolu İthalat FCL Yük Çıkış Teyit formu ile davalı şirkete ithalat yüklerinin 03.07.2017 tarihinde Ambarlı Limanına varacağının beklendiğinin belirtildiğini, davacının 04.07.2017 tarihli varış ihbarnamesi ile dava konusu yüklerin varış limanı olan Ambarlı limanına geldiğinin bildirdiğini, davalı şirkete ait söz konusu yüklerin boşaltma limanında tahliyesi ve gümrük idaresine teslimi ile davacı müvekkili şirketin taşıma sorumluluğunu yerine getirdiğini ve taşıma sözleşmesinin böylece sona erdiğini, yüklerin  gümrük idaresine sunulmasıyla alıcı sıfatıyla davalı şirkete tesliminin gerçekleşmesi neticesinde, davalının  iddia ettiği ardiye ücretinin ödenmesinden her durumda sorumlu olduğunu, ayrık  raporda tespit edildiği üzere, Gümrük Kanunun 3/18, 39. maddeleri ile Gümrük Yönetmeliğinin 73/3 maddesi uyarınca, dava konusu eşyaların gümrüğe sunulduğu, gümrüğe sunulan eşyaların Gümrük Yönetmeliği 74.maddesine göre boşaltıldığı ve Gümrük Kanununun 37/1-a maddesi uyarınca geçici depolama alanına konulan eşyaların gümrük idaresine teslim edildiği ve böylece dava konusu eşyaların gümrük idaresine teslim edilmesiyle alıcısına teslim edildiği hususu açık bir şekilde tespit edildiğini, Türkiye Gümrük Bölgesine giren tüm taşıtların gümrük gözetimine tabi olduğunu, bu kapsamda Gümrük Kanun'un 39. maddesi, Türkiye Gümrük Bölgesine getirilen eşyanın, gümrüğe sunulması zorunluluğunu öngördüğünü, gümrüğe sunulma ile birlikte, eşya üzerindeki hâkimiyetin, gümrük idaresine geçtiğini,  bu kapsamda ayrık bilirkişi raporunda da hukuka uygun bir şekilde açıklandığı üzere; TTK'nın 1178. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca, eşyaların gümrük idaresine teslimi ile alıcıya teslimi gerçekleşmiş olduğunu, TTK'nın 1191/4 ve 1178/2 maddelerinin sadece taşıma sırasındaki eşyanın zıya, hasar ve boşaltma limanına geç varışını kapsamakta olup eşyanın gümrük idaresine tesliminden sonrasını kapsamadığını, bu sebeple, bu aşamadan sonra ilgili yüklerin davacı şirketin hakimiyetinde bulunmaması sebebiyle hiçbir şekilde sorumluluğu bulunmadığını, yüklerin boşaltma limanında, liman idare veya işletmesine teslimi ile taşımanın sona erip sorumluluğun yüklerin alıcısı olan davalı şirkete geçtiğine ilişkin olarak, TTK'nın 1178. maddesi 3. fıkrasının c bendinde açık bir hüküm olduğunu, bu madde uyarınca, boşaltma limanında geçerli kanun ve düzenlemelere göre eşyanın kendilerine teslimi zorunlu olan makamlara veya üçüncü kişilere, yani liman gümrük veya idaresine teslim edildiği anda yüklerin alıcısına tesliminin gerçekleşmiş olacağını, böylece, taşıyanın sorumluluğunun sona ereceğini, çünkü bu zorunlu makam ya da kişilere teslim, yüklerin gönderilenine/alıcısına teslim hükmünde olduğunu,  yükün bu şekilde liman idaresine, liman işletmesine ya da üçüncü kişiye teslim edilmesi durumunda artık yük taşıyanın hakimiyetinden çıktığını,  TTK'nın 1178. maddesi 2. ve 3. fıkrasında; davaya konu taşıma hizmetine ait konişmentonun 4. maddesi \"Taşıyıcının sorumluluğu\" başlığı altında; \"Taşıyıcı, malların taşıyıcı tarafından yükleme limanında teslim alınmasından bunların boşaltma limanında, hangisi daha önce ise, Tacir veya yerel kanunlar veya yönetmelikler uyarınca İdareye teslim edildiği ana kadar Mallardan sorumlu olacaktır.\" denerek, taşımaya ilişkin sorumluluğun eşyanın ilgili mevzuat uyarınca gümrüğe ve liman idaresine teslimi ile sona erdiğini açık bir şekilde hükme bağlandığını, taraflar arasında hüküm ifade eden konişmentonun 6.2. maddesi uyarınca,  \"Taşıyıcı hiçbir koşul altında veya her ne şekilde meydana gelirse gelsin gecikmeden kaynaklanan herhangi bir doğrudan, dolaylı veya arızi zarar veya hasardan sorumlu olmayacaktır.\" denilerek taşıyıcının gecikmeden doğan herhangi bir zarardan sorumlu tutulamayacağının  kararlaştırıldığını, çık bir şekilde kabul edilmiştir. aynı konişmentonun 13.1. maddesi uyarınca davalı şirketin ödemekle yükümlü olduğu navlun bedeline ilişkin olarak, \"Navlun, malların taşıyıcı tarafından alınması üzerine tam, nihai ve koşulsuz olarak kazanılmış addedilecektir ve ödemesi yapılacak ve her durumda iade edilemez olacaktır.\" dediğini, 13.2. maddesinde ise, ''Tüm navlun ve giderler, malların teslim edilmesinden önce herhangi bir kesinti, karşı talep, mahsuplaşma veya yürütmeyi durdurma olmaksızın ödenecektir.'' denildiğini, taşımaya konu konişmento hükümleri uyarınca da, yüklerin boşaltma limanına tam ve eksiksiz şekilde ulaşmasıyla davacı müvekkil şirketin taşıma sözleşmesine ilişkin sorumluluğunun sona erdiği, davalı şirket tarafından navlun bedellerinin tam ve koşulsuz şekilde ödemesi yapılmasının gerekli olduğu ve gecikmeden kaynaklanan doğrudan, dolaylı veya arızi zarar veya hasardan hiçbir koşulda sorumlu olunmamakla birlikte tüm navlun bedeli herhangi bir kesinti, karşı talep, mahsuplaşma veya yürütmeyi durdurma olmaksızın davalı şirket tarafından ödenmek zorunda olduğunu, bu doğrultuda, 16.10.2020 tarihli rapora binaen yerel mahkemenin, davacının fiili taşıyan veya yardımcı şahısların fiillerinden sorumlu olacağına yönelik hükmü haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ayrıca davacının kusurlu hareket ettiğini gösteren bir delil dava dosyasında da bulunmadığını,  davalı tarafın 1.470,74 USD navlun bedelini haksız ve kötü niyetli olarak eksik ödediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, deniz taşıması nedeniyle doğan ardiye ücretinin davacının navlun alacağından kesilmesi üzerine bu bedelden davalının sorumlu olduğu iddiasıyla, bakiye navlun ücretinin davalıdan tahsili amacıyla başlatılan ilamsız  icra takibe yönelik itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali ile icra inkar tazminatının tahsili taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalıya ait emtiayı deniz yoluyla Shanghai Limanından Ambarlı Limanına eksiksiz ve kusursuz olarak taşıyarak  03.07.2017 tarihinde Ambarlı Limanı'na teslim ettiğini, ancak yükü taşıyan armatörün ... hattının uluslararası siber saldırıya uğraması nedeniyle geminin tescillerinin bir kısmının silindiğini, buna bağlı olarak ambar alındısı belgesi düzenlenemediği için taşıma konusu yükler için  davalı şirket adına ardiye ücreti doğduğunu, davalının bu ücreti kendisinin navlun  ücretinden keserek navlun ücretini  eksik ödediğini, ardiye ücretinden davalının sorumlu olduğunu, kendisinin  kusuru bulunmadığını ileri sürerek, takip başlatmış ve itiraz üzerine eldeki davayı açmış; davalı ise, emtiaların Ambarlı Limanına 03.07.2017 tarihinde geldiğini, ancak davalının ambar alındı belgesini vermemesi sebebiyle eşyanın limandan çekilemediğini, belgenin 14 gün sonra 17.07.2017 tarihinde alınabildiğini, bunun karşılığında Marport Liman İşletmesi tarafından 9.731,20-TL bedelli fatura ardiye ücreti fatura kesildiğini, kendisince ödenen ardiye ücretinin navlun ücretinden mahsup edilmesini kabul ettiğini, bu miktardan davacının sorumlu olduğunu savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan Büyükçekmece ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu  aleyhine 7.881,37 TL asıl alacak yönünden 08.10.2018 tarihinde icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin 10.10.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 15.10.2018 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinde; dava dışı ... (...) Ltd.tarafından düzenlenmiş olan 06.06.2017 tarih ve ... numaralı konişmentoda  alıcının davalı şirket olduğu, 07.07.2017 tarihli navlun faturasından taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunduğu ve akdi  taşıyanın davacı, taşıtanın davalı olduğunun anlaşıldığı,  davacının davalıya ait emtiayı ''...'' adlı gemi ile Shanghai Limanından Ambarlı Limanına  taşıdığı,   davacı tarafından  davalıya gönderilen 04.07.2017 tarihli varış ihbarnamesinde  emtiaların  03.07.2017 tarihinde Ambarlı Limanına geldiğinin bildirildiği, taraflar arasındaki e-mail yazışmalarından  ve tarafların dosya kapsamındaki  beyanlarından yükü taşıyan armatörün ... hattının uluslararası siber saldırıya uğraması nedeniyle geminin tescillerinin bir kısmının silindiği, buna bağlı olarak ambar alındısı belgesi düzenlenemediği için taşıma konusu yüklerin davalı yanca teslim alınamadığı ve  liman işletmesince davalı  şirket adına ardiye ücreti faturası kesildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, davalı tarafından ödenen ardiye ücretinden  hangi tarafın sorumlu olduğu noktasında toplanmakta olup somut olaya konu olan taşımanın deniz taşıması olması sebebiyle TTK'nın 931.ve devamı maddelerinin uygulanması gerekmektedir. Davacının davalıya ait emtiayı taşıma taahhüdünde bulunduğu, taşıyan olduğu, davalının ise taşıtan olduğu, davacının taşıma taahhüdünü ...'e ait  gemi ile icra ettiği hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taşıyıcı taşımak üzere aldığı yükü teslim edeceği tarihe kadar yükte meydana gelen tüm zararlardan kural olarak sorumludur. TTK'nın 1178 ve devamı maddelerinde taşıyanın sorumluluğu düzenlenmiş olup, taşıyan, navlun sözleşmesinin ifasında özellikle eşyanın yükletilmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermekle yükümlüdür. Taşıyan eşyanın ziyaı ve hasarından veyahut geç tesliminden doğan zararlardan, ziya, hasar veya teslimde gecikmenin eşyanın taşıyanın hakimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olması şartıyla sorumludur. Somut olayda,  03.07.2017 tarihinde limana ulaşan emtianın davalı tarafından 17.07.2017 tarihinde teslim alınabildiği, bunun sebebinin de emtianın taşındığı gemi armatörünün sistemine yapılan siber saldırı olduğu taraflarca kabul edilmektedir.Mahkemece hükme esas alınan ve Dairemizce de hüküm kurmaya elverişli bulunan  16.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere,  emtianın davalı taşıtana geç teslim edilmesinin sebebinin fiili taşıyan ...'e yönelik bir siber saldırıdan kaynaklandığı, bu  durumun davacının kabulünde olduğu, TTK'nın ''Fiili Taşıyanın Sorumluluğu'' başlıklı 1191.maddesine göre, taşıyanın, taşıma borcunun ifasını kısmen veya tamamen bir başkasına bırakması halinde taşımanın tamamından sorumlu olmaya devam edeceğini ve fiili taşıyan ile onun taşımada kullandığı kişilerin fiil ve ihmallerinden de kanun hükümleri uyarınca sorumlu olmaya devam edeceği, aynı maddesinin 4.fıkrasına göre ise   taşıyan ve fiili taşıyanın, aynı zamanda sorumlu oldukları takdirde ve ölçüde sorumluluklarının da müteselsil olduğu,  dosya kapsamından davacının yükün geç tesliminin kendisinin veya adamlarının kusurundan kaynaklanmadığını ispatlayamadığı, bu nedenle gecikmenin sebep olduğu zararlardan taşıyan sıfatı ile davacının sorumlu olduğu,  davalı tarafından fazladan ödenen ardiye ücretinden davacının sorumlu olacağı ve davalının da işbu bedeli navlun alacağına mahsup edebileceği anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiş ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.24.01.2024<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f05592c4cc5665d9","SID":"87bd44403ab14526"}}