{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/87 <br>KARAR NO: 2024/914<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 21/09/2021<br>NUMARASI: 2017/1267 Esas - 2021/685 Karar<br>Birleşen İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>2018/205 Esas Sayılı Dosyası<br>DAVA: Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 29/05/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı - birleşen dava davacısı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın davalının  sevk ve idaresinde iken 30/02/2011 tarihli meydana gelen kaza sonucu araç içerisinde bulunan 11 yolcunun yaralandığını, bir kısmını daimi sakat kaldığını, mağdur yolculardan bir kısmının vekilleri aracılığıyla müvekkiline başvurması sonucu müvekkilinin toplam 149.304,00 TL ödeme yaptığını, kazanın oluşumunda davalının tam kusurlu olduğunu,  bu nedenle kazanın sigorta teminatı dışında kaldığını, davalının hasar tazminatının ödenmesinden sorumlu olduğunu, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1267 esas sayılı dosyası ile 149.304,00 TL zarardan 58.667,00 TL için dava açıldığını, kalan 90.367,00 TL'nin tahsili için bu davayı açmak zorunda kaldıklarını ileri sürerek davanın kabulü ile 90.367,00 TL'nin  ödeme tarihlerinden itibaren hesaplanacak kısa vadeli kredilere uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsiline,  İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1267 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Davalı - birleşen dava davalısı cevap dilekçesinde özetle; Davacı ... Şirketince tarafına gönderildiği ve ödenmesinin talep edildiği, 16.05.2017 tarihli 41.680,- TL ile 16.987, TL. tutarında ki 2 adet ihbar mektup içeriklerinden, 02.02.2011 tarihinde ... Plaka no.lu şahsima ait araçta meydana gelen hasarın istendiği, her iki bedelin toplam tutarı, dava dilekçesinin 3 ncü maddesinde ifadesini bulan 58. 667,00 TL rücuu bedelini oluşturmakta olup, davacı vekilinin açık beyanı ve istemi doğrultusunda “davada talep edilen işbu tutarın aracın hasar miktarına ilişkin bulunduğu, ihbar mektuplarının kesinlikle  tebliğ edilmemiş olduğunu,  taraf olduğu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik ) Sigorta Genel Şartlarını muhtevi poliçede de belirtildiği üzere, hak sahibi sigortalı olarak davacı taraftan kendi kusuruna  denk gelen herhangi bir tazminat talebin olmamasının yanı sıra, böyle bir bedelin ödenmesi de söz konusu olmadığını, ayrıca poliçenin kapsamı itibariyle olay tarihinde şahsına ait araçda meydana gelen hasarların tazminini içermemesi bakımından  teminat dışında kalan bir halin zuhurundan ve rücuu talebi açısından aleyhime ikame edilen davanın haklı yasal bir dayanağından bahsetme imkanı da bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davacının davasının reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin kusura yönelik değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davalı sürücünün ağır kusurlu olduğunun tanık beyanları ile de ispatlanmış ancak yerel mahkeme bu beyanları değerlendirmemiş olduğunu, davalı sürücünün KTK madde 30'A göre aracını yönetmelikte belirtilen teknik şartlara uygun olarak bulundurmadığından kanunda aranan \"ağır kusur\" şartının gerçekleşmiş olup davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ZMSS Genel Şartları B.4. maddeside aranan rücu koşullarının gerçekleştiğini, davalının ağır kusurlu olduğunun sabit olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.   Dava, trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından 3. kişiye ödenen tazminat bedelinin rücuen tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Davacı sigorta şirketinin, davalıya ait aracın ZMSS poliçesini tanzim ettiği ve kaza sonrasında araç sürücüsünün kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana geldiği iddiası ile sigortalısına rücu talebinde bulunmuştur.KTK'nun 95. maddesinde, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği öngörülmüş olduğundan, sigorta sözleşmesinin tarafı (akidi) olan sigorta ettiren davalı, sigorta poliçesinin ve sigorta genel şartlarının kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmekle yükümlüdür.Sigorta sözleşmesine dayalı rücu davalarında, tarafların yükümlülüklerinin belirlenmesinde, taraflar arasındaki ilişkinin sözleşme ilişkisi olması nedeniyle, poliçe ve poliçenin tanzim tarihinde yürürlükte bulunan sigorta genel şartları nazara alınır. Davaya konu trafik kazası 30/02/2011 tarihinde gerçekleşmiştir.  Karayolları Trafik Kanununun 92.maddesinde değişiklik yapan 6704 sayılı Kanun 26/04/2016 tarihinde, yeni Genel Şartlar ise 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu halde davalının sorumluluğunun kapsamı 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları'na göre değil, 12.08.2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'na göre belirlenecektir.Sigorta Genel Şartlarından Sigortanın, sigortalıya rücu hakkı \"B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması Ve Sigortacının İşletene Rücu Hakkı\" başlıklı maddesinde düzenlenmiş, ilgili madde \"Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebilir.Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:a) Tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise\" sigortacının sigortalıya rücu edebileceği hal olarak belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde sigorta şirketi yapılan hasar ödemesinin rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir.ZMMS Sigorta Genel Şartları B4-a bendin kapsamında yer alan olayın sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmesi halinde sigorta şirketi yapılan hasar ödemesinin rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda ;tekerlek fırlaması şeklinde ortaya çıkan teknik arızanın birinci derecede ve %60 (yüzde altmış) oranında etkili olduğu, davalı sürücü İmam ... da taşıdığı yolcuların can güvenliği açısından sözkonusu işlemi dikkatli ve özenli yapmadığından hatalı davranışının ikinci derecede ve %40 (yüzde kırk) oranında etkili bulunduğu belirtilmiştir.  Bilindiği üzere, ağır kusur kavramı özel hukuk kavramı olup kasıt olmamakla beraber kasta yakın bir kusurun mevcudiyetini ifade eder. Dava konusu olayda ise  sigortalı aracın sürücüsünün hükme esas alınan bilirkişi raporunda ikinci derecede %40 oranında kusurlu bulunması, başlı başına kasıtlı yada ağır kusuru olduğu anlamına gelmez. Üstelik böyle bir durumda hasarın teminat dışında kaldığını ispat yükü TTK'nin 1282.maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Sigorta ettirene rücu sebepleri belirli olup davalı tarafından ağır kusur kanıtlanmadığına göre sonuç olarak davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3422 Esas - 2016/6357 Karar sayılı kararı).Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan (59,30x2)=118,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 309,00 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dlekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"289808362547d912","SID":"52608db87ea63c62"}}