{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/366 - 2024/864<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2023/366 <br>KARAR NO\t: 2024/864<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/185 Esas - 2022/782 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ\t: <br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 03/07/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 04/07/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 21.01.2018 tarihinde, ...’nin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın hakimiyetini kaybederek yapmış olduğu tek taraflı trafik kazasında araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının ağır yaralandığını, geçici ve kalıcı işgöremezliğe maruz kaldığını, kazanın meydana gelmesinde davacının kusuru olmadığını, kazaya karışan ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle  zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmadığını, bu nedenle ... davacının zararından varsa diğer sorumlularla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davacının zararının tazmini için davalı ... yapılan başvuru sonucu davacıya kısmi ödeme yapıldığını, ancak yapılan ödemenin davacının zararını karşılamadığını, davacının karşılanmayan bakiye zararının tazmini için davalı ... yapılan başvuruya rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek, davacının geçici ve kalıcı işgöremezliğe uğraması ve bakım ihtiyacının doğması nedeni ile 1.000,00.-TL geçici işgöremezlik tazminatı, 1.000,00.-TL bakıcı gideri ve 10.000,00.-TL tutarındaki bakiye sürekli işgöremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; 21.01.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası ile ilgili olarak davacının başvurusu üzerine davacıya 05.12.2018 tarihinde 216.158,00.-TL ödeme yapıldığını, müvekkili ... sorumluluğu kalmadığını, yapılan ödemenin yeterli görülmemesi halinde öncelikle sigortalı araç sürücüsünün kusurunun tespit edilmesi gerektiğini, davacının müterafik kusuru olup olmadığının ve hatır taşıması olup olmadığının araştırılması gerektiğini, SGK tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının belirlenmesi gerektiğini, geçici işgöremezlik tazminatı ile bakıcı giderine ilişkin sorumlulukları olmadığını, ticari faiz talebinin hukuka aykırı olduğunu, davanın ... plakalı araç maliki ile araç sürücüsüne ihbarını talep ettiklerini ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.<br>\tİhbar olunanlar vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde; davacıya ... tarafından ödeme yapıldığını, ... tarafından ödenen ve ödenecek miktarlardan ihbar olunanların sorumlu olmadığını, davacının emniyet kemeri takmadığını, hatır taşımasının söz konusu olduğunu, kaza tarihinde davacının fazla alkol tükettiğini, ATK'dan kusur raporu alınmasını, dava konusu kaza bakımından davacının kusurunun değerlendirilmesi gerektiğini, yolun bozukluğu ile yoldaki buzun zemini kayganlaştırdığı hususlarının da göz önünde tutulması gerektiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/591 Esas sayılı dosyasında, katılanın davacı ..., sanığın ..., suç tarihinin 21/01/2018, suçun taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olunması olduğu, yapılan yargılama sonucunda sanığın TCK'nın 89/1, 89/2.b,e, 22/3, 62. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu dosyada Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı'ndan alınan kusur raporunda, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün asli kusurlu, davacı yolcunun kendi yaralanmasında alt düzeyde tali kusurlu olduğunun belirlendiği, söz konusu dosyada davacının mahkemedeki şikayetinde, sanıkla olay tarihinden bir hafta kadar arkadaşlığının olduğunu, olay günü gece saatlerinde Çankaya'da bir eğlence merkezine birlikte gittiklerini, sanığın daha fazla olmak üzere de orada alkol aldıklarını, sanığa ait olduğunu zannettiği ... plaka sayılı araçla sabaha karşı saat 04:00 civarında mekandan ayrıldıklarını, aracı sanığın kullandığını, sanığın alkollü olduğunu, kendisinin arka koltukta oturduğunu, araçta kendisinden başka kimse olmadığını, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybettiğini, kazanın bu şekilde olduğunu beyan ettiği, böylelikle sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca bindiğini beyan ettiği, Ankara 14. AHM'nin 2018/411 Esas sayılı dosyasının celbedilerek incelenmesinde, davacıları ... ve ...'ın araç işleteni ... ile kazalı aracın sürücüsü ... aleyhine 21/01/2018 tarihli trafik kazası nedeniyle manevi tazminat istemli olarak dava açtıkları, söz konusu dosyada 04/01/2022 tarihli maluliyet raporunun alındığı, buna göre kaza nedeniyle davacının tüm vücut özür oranının %62, bakıcı ihtiyaç süresinin 4 ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, mahkemece kaza nedeniyle davacının maluliyet oranının belirlenmesi amacıyla Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp ABD Başkanlığı'na sevk edildiği, düzenlenen 07/04/2022 tarihli maluliyet raporunda, kaza nedeniyle davacının tüm vücut özür oranının % 62 olduğu, sürekli olduğu, sekel halini aldığı, bakıcı ihtiyaç süresinin 4 ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/591 Esas sayılı dosyası içeriğinde, ATK Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı tarafından düzenlenen 01/04/2019 tarihli rapor ile, kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'nin asli kusurlu olduğu, yolcu ...'ın kendi yaralanmasında alt düzeyde tali kusurlu olduğunun belirlendiği, mahkemece tarafların kusur durumunun oransal olarak belirlenmesi amacıyla dosyanın ATK Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığına gönderildiği, düzenlenen 03/01/2022 tarihli raporda, sürücü ...'nin %100 oranında asli kusurlu olduğunun belirlendiğinin görüldüğü, mahkemece ATK'dan alınan ek kusur raporunun hükme esas alındığı, davalı tarafça 05/12/2018 tarihinde davacıya 216.158,00-TL tutarında ödeme yapıldığı, Yargıtay'ın yerleşik kararları uyarınca ödemenin güncelleştirildiği, buna göre yapılan ödemenin ödeme tarihindeki verilere göre davacının zararını karşılamadığı, kaza tarihinde öğrenci olduğu belirtilen davacının gelir getirici bir işte çalıştığına ilişkin bilgi/belge mevcut olmaması ve tedavi/geçici iş göremezlik süresince mahrum kaldığı gelirinin olduğunun ispatlanamaması nedeniyle geçici iş göremezlik zararının doğmadığı, sürekli iş göremezlik alacağının 143.842,00-TL, bakıcı gideri alacağının 8.185,65-TL olduğunun aktüer bilirkişi tarafından belirlendiği, somut olayda, bizzat davacı tarafından Ankara 13. ACM'nin 2018/591 Esas sayılı dosyasında, kazalı araçta yolcu olduğunu ve araç sürücüsünün kendisinin arkadaşı olduğunu ve araç sürücüsünün alkollü olduğunu bilerek kazalı araca bindiğini beyan etmesi nedeniyle olayda hatır taşımasının bulunduğu ve davacının müterafik kusurunun bulunduğu sabit olduğundan, % 20 oranında hatır taşıması indirimi ve ayrıca %20 oranında da müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği gerekçesiyle, \"1-Davanın Kısmen KABULÜ ile; 92.058,88-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 5.238,82-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 97.297,70-TL maddi tazminatın temerrüt/ödeme tarihi olan 05/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri istemin REDDİNE, 2-Geçici iş göremezlik tazminatı talebinin REDDİNE,\" karar verilmiştir.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı\t... vekili istinaf dilekçesinde; hüküm tesis edilirken, önce teminat limitinden ödemenin düşüldüğü, akabinde de müterafik ve hatır taşıması indirimi yapıldığını, dosya kapsamında alınan hükme esas olan bilirkişi raporu ile müvekkil davacının dava konusu kaza nedeniyle maruz kaldığı işgöremezlik zararlarının 1.332.147,28 TL olarak tespit edildiğini, yapılacak herhangi bir indirimin hesaplanan toplam tazminat üzerinden yapılması gerekeceğini, yani hatır taşıması ve müterafik kusur indiriminin dosya kapsamında hesaplanan 1.332.147,28,-TL üzerinden yapılması ve bulunan tazminat halen teminat limitini aşıyorsa yapılan ödemenin teminat limitinden mahsup edilmesi ve akabinde müvekkilin uğradığı zararların tespit edilmesi gerektiğini, dosya kapsamında da alınan bilirkişi raporunda müvekkilin kaza nedeniyle uğradığı zararlarının toplamının sigorta şirketinin teminat limitinin çok çok üzerinden olduğu tespit edilmiş olduğundan, herhangi bir indirim yapılması halinde ise hesaplanan toplam tazminatın dikkate alınması gerektiğini, yargılama gideri için hüküm tesis edilirken ödenen ve 14.01.2022 tarihli dilekçe ekinde de sunulan adli tıp rapor ücretinin yargılama gideri olarak dikkate alınmamış olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavalı\t... vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafından yapılan başvuru sonucunda müvekkil tarafından 05.12.2018 tarihinde 216.158,00-TL tazminat ödendiğini, yapılan bu ödeme ile davacının zararı karşılandığını ve müvekkilinin sorumluluğu kalmadığını, davacının müvekkili 03.12.2018 tarihinde ibra ettiğini, \tkaza tarihi üzerinden, ibra tarihi olan 03.02.2018 tarihinde ve ödeme tarihi olan 05.12.2018 tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı ve hak düşürücü süre geçtikten sonra işbu davanın açıldığını, ibranamenin imzalandığı tarih 03.12.2018 olduğunu, hesaplamanın TRH 2010 tablosu ve 1,8 teknik faiz ile yapılması gerektiğini, bakıcı giderine hükmedilemeyeceğini, Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca, daha önce tazminat ödemesi var ise öncelikle ödeme tarihi verilerine göre hesap yapılmakta ve ödemenin yetersiz olduğu tespit edilmesi durumunda güncel veriler dikkate alınarak tazminat hesaplandığını, hesaplanan bu tazminattan daha önce ödenen tazminatın güncel tutarının düşülmesi gerektiğini, ödenen tazminatın bugün itibariyle değerini hesaplarken yöntem olarak bilirkişi tarafından yasal faiz kullanıldığını, ancak güncel tazminat değişen asgari ücret üzerinden hesaplanırken, ödenen tazminatın güncel tutarının yasal faiz üzerinden hesaplanmasının yanlış bir uygulama olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte hesaplama yapılırken gerçek zarardan öncelikle müterafik ve hatır düşülmeli, daha sonra yapılan ödemeler güncellenerek tenzil edilmesi gerektiğini, mahkemece hükmedilen alacağa 05.12.2018 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiğini, temerrüt oluşmadığını, faize hükmedilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tİstinaf edenin sıfatı gözetilerek ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tKTK'nın 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasanın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir.\t<br>\tSomut olayda; olay nedeniyle davalı tarafından davacıya ödeme yapılmış ve 03/12/2018 tarihli ibraname imzalanmıştır. Eldeki davanın 16/03/2021 tarihinde açılmış olmasına göre, KTK'nın 111. maddede öngörülen 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiği düşünülebilirse de, ibranamenin alt kısmında, davacı tarafça el yazısı ile fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu belirtilmiş olduğu anlaşılmış olup, bu durumda artık kayıtsız şartsız bir ibradan bahsedilemeyecek olduğundan KTK'nın 111. maddesindeki 2 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Sunulan ibraname makbuz hükmündedir. Kaldı ki, Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle uygulanan kısıtlamalardan kaynaklanan yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla hazırlanan ve 26.03.2020 tarihli ve Resmi Gazetede yayımlanan 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Geçici 1. maddesi ve salgının devam etmesi üzerine 30.04.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 29.04.2020 tarihli ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı gereğince tüm adli süreler, 13.03.2020 tarihinden itibaren 15.06.2020 tarihine kadar durdurulmuştur.<br>\t7226 sayılı Yasanın Geçici 1.Maddesi ile; \"a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibariyle, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.” şeklinde düzenleme yapılmış, 30.04.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2480 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile belirtilen sürelerin durdurulmasının 15.06.2020 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzatıldığı belirtilmiş, bu duruma göre durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren sürelerin tekrar işlemeye başlayacağı ve durma süresinin başladığı tarih itibariyle bitimine 15 gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere 15 gün daha uzamış sayılacağı, belirtilmiştir. Ayrıca; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 16. maddesi ve 18/A.15. maddesinde arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı duracağı ve hak düşürücü süre işlemeyeceğinin belirlenmiş olmasına göre somut olayda hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahsetme olanağı bulunmamaktadır.<br>\tTazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması TBK’nin 51 ve 52 maddelerinde düzenlenmiştir.<br>\tTBK’nın 51. maddesine göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyecektir. Bu madde uyarınca hakim, öncelikle zarar gören kişinin/kişilerin maluliyet oranına, yaşına, bakiye ömrüne ve gelirine göre zararını tespit edecek ve bundan birlikte kusuruna isabet eden kısmı çıkaracaktır. <br>\tDaha sonra Karayolları Trafik Kanunu’nun 87. maddesi gereğince eğer yaralanan kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa gerek öğreti gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsendiği üzere TBK’nın 51. madde uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapacaktır. <br>\tSon olarak da zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise TBK’nın 52. maddesine göre, tazminatı indirebilecek veya tamamen kaldırabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 14.03.2012 2011/4-824 E., 2012/134 K.; Yine HGK 16.03.2016 Tarih 2014/1018 E., 2016/326 K.). <br>\tYani, TBK’nın 51 ve 52. maddelerine göre nihai tazminatı belirlemedeki indirimler; \t1-Trafik kazasının oluşumunda zarar görenin kusuru varsa (birlikte kusur) bu oranda indirim yapılması, 2-Hatır taşıması varsa TBK 51 ve KTK 87. maddeleri uyarınca indirim yapılması, 3-Zarar görenin olayın oluşumunda etkili olmamakla beraber zararın oluşumunda veya artmasında kusuru varsa (müterafik kusur) kalan tazminattan bu sebeple indirim yapılması biçiminde olmalıdır. <br>\tZarar görenin birlikte kusuru, hatır ve müterafik kusur indirimleri yapıldıktan sonra sorumlular tarafından bir ödeme yapılmış ise ödenmesi gereken tazminattan en son bu ödemelerin mahsubu ve hükmedilecek tazminat miktarının belirlenmesi gerekir. <br>\tİlgili Kanun maddeleri incelendiğinde kusur, hatır ve müterafik kusur bir indirim sebebi olarak sayılmasına karşın zarar sorumlularınca yapılan ödemeler bir indirim nedeni olarak gösterilmemiştir. Kaldı ki ödemeler tazminatı belirlemede bir indirim sebebi olmayıp Yargıtay uygulamaları ile artık yerleşik hale geldiği gibi borcu söndüren bir nitelik taşımaktadır (Hukuk Genel Kurulu 03.05.2017 Tarih 2017/2097 E., 2017/894 K.). <br>\tSomut olayda, Mahkemece hesaplanan tazminattan öncelikle davalı tarafından yapılan ödeme miktarı indirilmiş, ondan sonra çıkan sonuçtan müterafik kusur indirimi ve hatır indirimi yapılmıştır.<br>\tVarılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.<br>\t Şu halde; yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak, hesaplanan zarar bedelinden önce hatır ve müterafik kusur indirimi yapılması ve sonrasında davalı tarafından yapılan ödemenin güncel değerinin düşülmesi gerektiği dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamıştır. (Yargıtay4. Hukuk Dairesinin 23.10.2023 tarih ve 2023/6675 Esas, 2023/11087 Karar sayılı ilamı) <br>\t Diğer taraftan, yerleşmiş Yargıtay uygulamalarında, güncellenmiş ödemenin poliçe limitinden değil toplam tazminattan indirilmesi gerektiği benimsenmiştir. Davadan önce yapılan ödemelerin hesaplanan tazminattan güncellenerek düşülmesi esası, parayı önceden alan ve bu dönem zarfında parayı kullanan davacı tarafın sebepsiz zenginleşmesini önleme amacına yönelik olup, ödenen faizlerin poliçe limitinden mahsup edilmesi mümkün değildir. \t\tÇünkü aksinin kabulü de, zarar görenlere eksik ödeme yapan sigorta şirketinin sebepsiz zenginleşmesine yol açacaktır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 12/04/2016 tarih ve 2014/16471 Esas, 2016/4647 Karar sayılı ilamı) Bu nedenle, zararın belirlenmesinde davadan önce yapılan ödemelerin güncellenerek düşülmesi ve limitin belirlenmesinde ödenen tazminat miktarı güncellenmeden düşülerek bakiye teminat limitinden ... sorumlu olacağının gözetilmesi gerekmektedir.<br>\tSomut olayda, hesaplanan tazminat miktarı da gözetildiğinde, Mahkemece 143.842,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatına hükmedilmesi gerekirken eksik miktara hükmedilmesi isabetsizdir.\tAyrıca, Adli Tıp ücretinin yargılama giderine eklenmemesi de isabetsizdir. <br>\tBelirtilen nedenlerle davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve hükmolunan miktarın düzeltilmesine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\tI-Davalı vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\tII-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile; Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 22.11.2022 tarih, 2021/185 Esas - 2022/782 Karar sayılı karanının KALDIRILMASINA, <br>\tHMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre;<br>\t1-Davanın Kısmen KABULÜ ile; 143.842,00 -TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 5.238,82-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 149.080,82 -TL maddi tazminatın temerrüt/ödeme tarihi olan 05/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin bakıcı gideri isteminin REDDİNE, <br>\t2-Geçici iş göremezlik tazminatı talebinin REDDİNE, <br>\t3-Alınması gereken 10.183,71 TL harçtan dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30-TL ve ıslah ile alınan 481,68-TL olmak üzere toplam 540,98-TL harcın mahsubu ile bakiye 9.642,73 -TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, <br>\t4-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen 540,98-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>\t5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 23.852,93 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>\t6-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre reddedilen geçici iş göremezlik tazminatı talebine göre belirlenen 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, <br>\t7-Davacı tarafça yapılan 1.993,80 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre takdiren belirlenen 1.900,00-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>\tBakiyenin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,<br>\t8-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK'nın 333. maddesine uygun şekilde İADESİNE, <br>\t9-Arabuluculuk Son Tutanağı, iş bu davada verilen karar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 7 ve 18/A-13 maddeleri ile bu Kanuna göre hazırlanan ve 02/06/2018 tarih ve 30439 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Yönetmeliğin 26. maddesi hükümlerine göre; Bakanlık bütçesinden karşılanan/karşılanması gereken ve iki taraf ve iki saat üzerinden yapılan hesaba göre belirlenen toplam 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davanın Kısmen KABULÜNE karar verilmiş olması nedeniyle 1.311,29-TL'sinin DAVALIDAN, bakiye 8,71-TL'sinin DAVACIDAN alınarak 6183 sayılı AATUHK hükümlerine göre tahsili ile hazineye gelir kaydına, bu amaçla işbu karar eklenmek suretiyle ilgili vergi dairesine yazı yazılmasına, <br>\tİSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN<br>\tIII-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,<br>\tIV-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 87,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 307,70 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\tV-İstinaf talebi reddedilen davalıdan alınması gerekli 6.646,40-TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.607,05 TL'nin mahsubu ile 5.039,35 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>\tVI-İstinaf talebi reddedilen davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,<br>\tVII-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>\tVIII-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,<br><br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 03/07/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye<br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5ccf092367f51099","SID":"390425c7ffd5cf23"}}