{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  23. HUKUK DAİRESİ     <br>\t            T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ          <br><br>                    \t\t\t             (D Ü Z E L T E R E K    Y E N İ D E N    <br>\t\t\t             E S A S    H A K K I N D A    K A R A R)<br>ESAS NO\t      : 2020/289 <br>KARAR NO\t: 2024/885<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN \t: ...  \t...<br>ÜYE \t: ...      \t...<br>ÜYE\t: Doç.Dr. ...\t...<br>KATİP\t: ... \t\t...<br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 10/07/2019<br>ESAS-KARAR NUMARASI : 2017/662 Esas-2019/565 Karar<br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>\t\t     \t<br>\tDavalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi  uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>Davacı vekili harca esas değeri 23.962,00 TL. olarak gösterdiği dava dilekçesinde; müvekkilinin 1993 yılında davalı kooperatife üye olduğunu ve uzun yıllar düzenli olarak aidatlarını ödediğini, ancak 2007-2008  yılında ekonomik sorunlar yaşaması nedeniyle aidatlarını ödeyemeyerek sıkıntıya düştüğünü, davalı kooperatifin hukuka aykırı olarak fahiş oranda faiz talep ettiğini, TBK'nun  120/2. maddesi uyarınca TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önceki faiz borçlarında da yıllık temerrüt faizinin %18 oranını geçmemesi gerektiğini, ayrıca 01.02.1012 tarihinden önceki faiz borçlarının bir kısmının zaman aşımına uğradığını ileri sürerek, müvekkilinin davalıya gerçek ve hukuka uygun faiz borcu miktarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş;<br>14.06.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle; dava dilekçesindeki taleplerini 01.07.2012 tarihi sonrasında işlemiş fahiş temerrüt faizi borcunu da kapsayacak şekilde ıslah ettiklerini, harca esas değeri 22.705,30 TL. artırdıklarını belirterek, müvekkilinin toplam 46.667,30 TL. borcu olmadığının ve zaman aşımının tespitine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı vekili; davacının müvekkili kooperatife 27.05.1994 tarihinde üye olduğunu, aidat ve şerefiye bedellerinin ödenmesinin gecikmesi durumunda uygulanacak faiz oranlarının genel kurul kararlarına göre belirlendiğini, müvekkilince 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nın 120/2. maddesinde öngörülen sınırlama dikkate alınarak 2017 yılı genel kurulunda aylık gecikme faizi oranının %1,5'a düşürüldüğünü, buna göre de davacının borcunun 7.180,21 TL aidat, 32.021,21 TL faiz olmak üzere 39.201,21 TL olarak belirlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br>İlk derece Mahkemesi'nce \"Dava; kooperatif üyesi davacının aidat borcu ile ilişkili faiz borcu olmadığının tespiti talepli Menfi Tespit davasıdır. <br>Taraf delilleri toplanmış; kooperatif Genel Kurul kararları, defterlerin bir kısım kayıtları dosya içerisine kazandırılmış, Kooperatif kayıtları üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, itirazlar üzerine ek raporda alınmıştır. <br>Bilirkişice davalı kooperatifin defter ve kayıtları ve yapılan Genel Kurul Kararları dikkate alınarak yapılan hesaplamada; 14/08/2018 tarihli raporda; 04/10/2017 dava tarihi itibari ile davacının 12.971,63 TL ve BK 120 mdsi dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre 4.859,20 TL işlemiş faiz alacağı tespit edilmiş, Davalı vekilinin iddiaları doğrultusunda Borçlar Yasasının değiştiği Temmuz 2012 tarihinden önceki dönemler için Genel Kurullarda alınan kararlar doğrultusunda hesaplama yapılmış, 16/01/2019 tarihli ek raporda; davacının davalı kooperatife 13.515,00 TL aidat borcu, 30.429,70 TL işlemiş faiz borcu olmak üzere 43.944,77 TL borcunun olduğu tespiti yapılmış, hesaplamanın anlaşılması için 2. kez ek raporda alınmıştır. <br>Davacının davalı kooperatifin 1994 yılından beri üyesi olduğu tarafların kabulündedir.<br>Davacı kooperatif ortağı, gecikmiş aidat borçlarını zaman içinde ödemek istediğinde, kooperatif yönetimince fahiş faiz talebinde bulunduğu iddiasındadır. Davalı kooperatif ise ödemelerin önce faiz borcuna mahsup edileceği kuralının uygulandığını belirtmekte olup, uyuşmazlık faiz oranlan ve sonuç miktarına ilişkindir.  <br>Temerrüd faizi başlıklı BK 120 md.sinde; “uygulanacak yıllık temerrüd faiz oranının sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.<br>Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüd faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz oranını aşamaz.” hükmünü içermektedir. <br>Somut olayda; davacı kooperatif ortağının zaman içerisinde aidat borçlarını geciktirdiği, davacının da kabulünde olup, yaptığı ödemelerin sürekli faiz borcuna sayıldığını ve borcun bitmediğini belirttiği, Yargıtay 23 HD’sinin kararlarında belirtildiği üzere geçmiş yıllar borçlarının da BK 120. mdsi hükmü uyarınca, yıllık %18 (aylık %1,5 faiz oranı) üzerinden hesaplamanın kabulü gerektiği, buna göre; 14/08/2018 tarihli raporda belirtildiği üzere; davacının aidat borcunun 12.971,63 TL ve faiz borcunun da 4.859,20 TL olarak hesaplandığı, davalı Koopefatifçe verilen cevap dilekçesinde, 01/10/2017 tarihi itabiri ile 7.180,00 TL aidat borcu 32.021,00 TL gecikme faiz borcu olduğu belirtildiği, bu hususun çelişki oluşturacağı belirtilerek yeniden rapor istendiği, bilirkişinin 07/05/2019 tarihli ek raporunun (bilirkişi ...) sonuç kanaat bölümünde ve raporların hesaplamalar bölümünde açıkladığı gibi, davalı kooperatif Genel Kurul Kararları uyarınca 2019 yılı Haziran ayından itibaren yapılan ödemenin %20’si birikmiş gecikme faizlerinin ve %80’i ise aidat borçlarına mahsup edilmesi hususunda karar alındığı, bilirkişice bu karar dikkate alınarak ödemeler faiz borcu ve aidat borçlarına mahsup edilerek hesaplandığı, davalı kooperatif ise cevap dilekçesinde belirttiği gibi alınan ödemeleri önce faiz borcuna mahsup ettiğinden farklı rakamlar çıktığı dolayısı ile hesaplama yöntemi nedeni ile farklılık oluştuğundan ana para aidat alacağının miktarınında kabul edildiğinin kabul edilemeyeceği kanaatine varılmış, davacı vekili de 04/03/2019 tarihli dilekçesinde 19/08/2018 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesini talep etmiş, kaldı ki davamızda ana para aidat alacağı miktarı da davaya konu edilmemiştir. <br>Sonuç olarak; BK 88, 120 mdleri, Özel Daire Yargıtay 23 HD’sinin bu husustaki istikrar kazanmış uygulamaları dikkate alınarak faiz oranının yıllık %18 (aylık 1,5 oranı) olarak hesaplanması gerektiği, buna göre davacının dava tarihi itibari ile 4.859,20 TL faiz borcu olduğunun tespiti, davalı kooperatifçe dava tarihi itibari ile faiz borcunun 32.021,00 TL olduğunun iddia etmesine, davacının da faiz borcu olmadığını belirtmesine göre, dava dilekçesi ve ıslah ile talep edilen davanın kısmen kabulü ile dava tarihi itibari ile kooperatifçe talep edilen 32.021,00 TL’lik faiz miktarı ile ilgili davacı ortağın borcunun 4.859,20 TL olduğunun tespiti ile 27.161,80 TL'lik kısımda borçlu olmadığına\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>İstinaf yasa yoluna başvuran davalı kooperatif vekili; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre Temmuz 2012 tarihine kadarki borçlarda genel kurul kararlarına, bu tarihten sonraki borçlarda ise yıllık %18 oranına göre faiz işletilmesi gerektiğini, müvekkili kooperatifçe borç hesabı yapılırken 01.07.2017 tarihinde Borçlar Kanununda yapılan değişiklik uyarınca borcu bulunan üyeler lehine yeniden yapılandırma işlemi yapıldığını, davacının ıslah dilekçesinin davanın genişletilmesi anlamında olduğunu, dava dilekçesinde 01.02.2017 öncesi dönemle ilgili talepte bulunulmuş iken, ıslahla 01.07.2012 sonrası döneme ilişkin de iddiada bulunulduğunu, buna muvafakatleri olmadığını 02.07.2018 tarihli dilekçeleri ile Mahkemeye bildirmelerine rağmen dikkate alınmadığını belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>UYUŞMAZLIK\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t: <br>Uyuşmazlık;  dava konusu edilen işlemiş faiz borcunun belirlenmesinde 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK'nın 120/2. maddesinin uygulama şeklinde toplanmıştır.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t\t :<br>Dava, işlemiş faiz borcundan TBK'nın 120/2. maddesi uyarınca ve zaman aşımı nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.05.2015 tarih ve 2013/23-2212 E., 2015/1309 K., 22.06.2021 tarih ve 2017/23(15)-1913 E., 2021/816 K. sayılı kararlarında belirtildiği üzere; <br>\t\"22.   Türk Borçlar Kanunu’nun “Faiz” başlıklı 88. maddesi;<br>\t“Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.<br>Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz.” hükmünü haizdir.<br>\tAynı Kanun’un “Temerrüt faizi” başlıklı 120. maddesi ise;<br>\t“…Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.<br>Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz.<br>\tAkdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur”<br>\tDüzenlemesini içermektedir.<br> \t 23.  Değinilmesi gereken diğer iki düzenleme ise Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki 6101 sayılı Kanun’un (Yürürlük Yasası) 1 ve 7. maddeleridir.<br>         24.   Bu Kanunun “Geçmişe etkili olmama kuralı” başlıklı 1. maddesi;<br>“Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir” hükmünü içermektedir.<br>          25.  Aynı  Kanun’un 7. maddesi;<br>      \t     “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76'ncı, faize ilişkin 88'inci, temerrüt faizine ilişkin 120'nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138'inci maddesi, görülmekte olan davalarda da uygulanır” şeklinde düzenlenmiştir.<br>    \t  26.  Görüldüğü gibi bu düzenleme esasen kamu düzeni ve genel ahlâk temeline dayandırılmıştır; maddede münferiden sayılan hâller de bu kapsamdadır. Düzenleme 1. maddedeki ilke karşısında yeni bir ilke getirmemekte, sınırlı bir istisnayı öngörmektedir.<br>       \t    27.  Her iki düzenlemenin birlikte değerlendirilmesinde; TBK’nın hükümlerinin kural olarak geçmişe yürümeyeceği fakat istisnai olarak bazı hâllerde, değişikliklerin görülmekte olan davalara da uygulanacağı sonucuna varılmaktadır. 6101 sayılı Yürürlük Yasasının 7. maddesi ile kanun koyucu aşırı faizin önüne geçmek yönündeki iradesini, derdest davalara da yansıtmıştır.<br>    \t  28.  Burada üzerinde durulması gereken hususlardan biri de “görülmekte olan dava” kavramıdır. Kanun koyucu aile, miras, eşya hukuku gibi alanlarda özel dava türleri benimsemiş olsa da usul kanunlarının temel dava anlayışı; ihlâl edilen sübjektif hakkın korunması amacını doğrudan doğruya yansıtan alacak benzeri hukukî korumaları kapsamaktadır. Bu bakımdan mesela inşaî bir dava ya da bir menfi tespit davası kural olarak usul kanunlarında temel düzenleme konusu edilmemekte ve mahiyetleri uygun düştüğü ölçüde, hâkimin adil yargılama ve silahların eşitliği ilkeleri çerçevesindeki yorumlamaları ile yürütülmektedir.<br>   \t   29.  Bu açıdan bakıldığında 6101 sayılı Yürürlük Yasasının “görülmekte olan dava” kıstasının, faizin dava içinde devam ettiği hâlleri gösterdiği kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 17.06.2020 tarihli ve 2017/23-1619 E., 2020/432 K., 17.06.2020 tarihli ve 2017/23-1814 E., 2020/433 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.<br>   \t  30.   Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davaya konu asıl alacak, BK’nun yürürlükte olduğu dönemde doğmuştur. 6101 sayılı Yürürlük Yasasının 1. maddesinde, TBK’nın yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi Kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.<br>\t31.   Bu durumda eldeki davada TBK’nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar BK hükümlerine göre faiz işletilmelidir. Böyle bir hâlde faize ilişkin sınırlamanın, TBK’nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 gününden önce doğan borçlar nedeniyle işleyecek faiz bakımından da uygulanması, 6101 sayılı Yürürlük Yasasının 1. maddesindeki temel ilkeye aykırıdır.\"<br>\tSomut olayda davacının işlemiş faiz borcu 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce ve sonra işlemeye devam etmektedir. <br>\tBuna göre İlk derece Mahkemesince, Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararları doğrultusunda, davacının işlemiş faiz borcu ile ilgili Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kooperatif genel kurul kararları ile belirlenen faiz oranı üzerinden, bu tarihten sonra ise Yasanın öngördüğü sınırlandırılmış faiz oranı üzerinden hesaplama yapılan 16.01.2019 tarihli ek bilirkişi raporundaki belirleme esas alınarak hüküm kurulması gerekirken, faiz borcunun tüm dönemi yönünden sınırlandırılmış faiz oranı üzerinden hesaplama yapılan kök raporun hükme esas alınması doğru olmamıştır.<br>\tÖte yandan davacı tarafça dava dilekçesinde faiz borcunun zaman aşımına uğradığı da iddia edilerek borçlu olmadığının tespiti istenmiş ise de, zaman aşımı dikkate alınmaksızın hesaplama yapılan bilirkişi raporlarına itiraz edilmemiş, hükme de bu yönden istinaf başvurusu yapılmamıştır.<br>\tBu durumda Dairemizce, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca İlk derece Mahkemesi kararı düzeltilerek davalı tarafça davacının işlemiş faiz borcu olduğu belirtilen/kabul edilen 32.021,00 TL.'den, 16.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen 30.429,77 TL.'nin mahsubuyla kalan 1.592,23 TL. üzerinden davanın kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. <br><br><br>HÜKÜM \t\t\t: <br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile: HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10.07.2019 tarih ve 2017/662E., 2019/565 K. sayılı KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,<br>Buna göre:<br>\"Dava dilekçesi ve ıslahla talep edilen davanın KISMEN KABULÜ İLE;<br>Dava tarihi olan 04/10/2017 itibari ile davacı kooperatif üyesinin davalı kooperatifin aidat borcu ile ilgili faiz miktarından 30.429,77 TL. borçlu olduğunun tespiti ile kooperatifçe talep edilen 32.021,00 TL. faizle ilgili 1.592,23 TL. BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, fazla istemin reddine, <br>-Alınması gereken  427,60 TL harcın peşin alınan (409,22+ 388,00=) 797,22 TL'den mahsubu ile kalan 369,62 TL.'nin istek halinde davacı tarafa iadesine, <br>-Davacı tarafından yatırılan 797,22 TL peşin ve 31,40 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>-Karar Tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2. maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan ve takdir olanan 1.592,23 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>-Karar Tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. maddesi uyarınca red edilen miktar üzerinden hesaplanan ve takdir olanan  17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>-Davacı tarafından yapılan toplam 1.130,10 TL (Bilirkişi ücreti: 950,00 TL ve Tebligat Müzekkere gideri: 180,10 TL) yargılama giderinin kabul oranına göre 45,20 TL.'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>-Davalı tarafından yapılan  23,63 TL. posta gideri, 121,30 TL. istinaf yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 144,93 TL. yargılama giderinin red oranına göre  139,13 TL.'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,  <br>-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine\"<br>2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine, <br>3-Karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>05/06/2024  tarihinde; HMK'nın 362/(1)-a. maddesi uyarınca miktar veya değeri yüz yedi bin doksan (378.290,00) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere OYBİRLİĞİYLE karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  05/06/2024\t\t\t\t<br>    <br>Başkan ...<br> e-imza<br>Üye ...<br> e-imza<br>Üye ...<br> e-imza<br>Katip ...<br>e-imza <br>      <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"80053159c0f52087","SID":"f035b8d6efa049e3"}}