{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1707 <br>KARAR NO: 2024/338 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>KARAR TARİHİ: 22/02/2024 <br>GEREKÇELİ KARARIN <br>YAZILDIĞI TARİH: 26/02/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tarım makinelerine ait milleri üreten bir şirket olmakla bir kısım ara mamulü Çin'den ithal ettiğini, ithalat işlemlerinin yapılması amacı ile uzun zamandır davalı şirket ile anlaşma yapılmış olup anlaşmaya matuf olarak bir çok mallar getirildiğini, mail yolu ile anlaşmaya varılmış olup mallar geldikten 45 gün sonra davalı tarafa ödemelerin yapıldığını, son olarak mail yolu ile teyit edilmiş olan anlaşma gereği davalı tarafça malların Çin'den 16.08.2016 tarihinde ...şirketine ait olan gemiye yüklendiğini, anlaşma gereği malın Çinden teslim alınarak limana getirilmesi, limanda gemiye yüklenmesi, geminin seçimi ve gümrük bedelleri dahil olup malın limanda alıcıya olan müvekkiline teslim edilmesine kadar tüm aracı şirketlerin belirlenmesi ve ödemelerini yapılmasının davalı şirkete ait olduğunu, anlaşma gereğince malların 16.08.2016 tarihinde yüklenmesinden hemen sonra 30.08.2016 tarihinde malın yüklendiği geminin bağlı olduğu şirketin iflasını açıkladığını ve gemi mallar ile yüklü olduğu halde Singapur açıklarında kaldığını, daha sonra malların aynı gemi ile gelmesi mümkün olmadığından dolayı malların Singapur Limanına getirtildiği ve orada başka konteynerlere aktarılarak başkaca bir gemiye yüklendiği ve İzmir Limanına getirtildiğini, aradan geçen uzun zaman nedeni ile müvekkilinin malların üretimde kullanılmasından kaynaklı olarak çok miktarda sipariş iptaline maruz kaldığını, sipariş iptallerinden kaynaklı ve üretim gecikmesine bağlı müvekkilinin zararlarını tazmin haklarım saklı tuttuklarını, anlaşma gereğince malların Çin'den yüklenmesinde geminin seçimi, gemide meydana gelebilecek tüm risklerin davalı tarafa ait olmasına rağmen malların Singapur Limanında konteyner değiştirmesi ve başkaca bir gemiye yüklenmesine ilişkin olarak ortaya çıkan masrafların müvekkilinden talep edildiğini, müvekkilinin bu bedelleri kabul etmemesine rağmen malların İzmir Limanına geldikten sonra müvekkiline teslimine ilişkin ordinoların teslim edilmediğini ve malların 23 gün İzmir Limanında bekletildiğini, gerek malların değeri ve gerekse de müvekkilinin ihtiyacı olmasından dolayı müvekkilince davalının talep ettiği bedel banka havalesi ile itirazi kayıt konularak ödendiğini, taraflar arasında karma olarak adlandırılan sözleşme akdedildiğini, TTK 926 madde kapsamında taşıma işinin yapımı davalı tarafça devir alındığını, TTK 928/2 maddesi hükmü gereği tedbirli bir tacir gibi davranmak ile yükümlü olan davalı tarafın uzun zamandır iflas etmesi beklenen bir şirkete ait gemiye müvekkilinin malını yüklemiş olması nedeni ile zararlardan , masraflardan sorumlu olduğu halde hapis hakkının kullanılmasından dolayı müvekkilinin ödeme yapmak zorunda kaldığı belirtilerek yapılan ödemelerin davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız olarak para alındığı iddia edilerek sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak davanın açıldığını, nakliye sözleşmesinin ifa edildiğini, ifa yeri ve buna bağlı olarak yetkili mahkemenin İzmir Mahkemeleri olduğunu, yurtdışından alınan malların müvekkili tarafından taşınarak Türkiye'ye getirtildiği ve davacı tarafa teslim edildiğini, nakliye sözleşmesinde davacının edimi ise masraf, demuraj, navlun ve benzerini ödemek olup bunun ifa yerinin ise davalının mukim olduğu Kadıköy/İstanbul olduğunu, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri bulunduğu iddia edilerek yetki itirazında bulunulduğunu, esas yönünden ise müvekkilinin akdi taşıyan olup fiili taşımanın davacının bilgisi dahilinde donatan ... Ltd Şti'ne verildiğini, gemi programı ve fiili taşıyanın konşimentosunun mail ile davacı yetkilisi İzzet'e gönderilerek teyidinin istenildiğini, e-mail ile 24.08.2016 tarihinde konşimentonun onaylandığını, iflas edeceğinin önceden bilinmesi mümkün olmadığından davacı iddialarının haksız ve yersiz olduğu Çin-Türkiye arasındaki deniz taşımasını üstlenen fiili taşıyan ... Ltd Şti için iflas süreci başlatılması nedeni ile davacıya ait iki konteynerin yüklü olduğunu, geminin bir süre Singapur Limanında beklediği ve yükün Singapur Limanında tahliye edildiğini, davacı şirket yetkilisine iflas nedeni ile konteynerlerin limanda beklediğini, öncelikle Çin-Singapur arasındaki taşımaya ilişkin navlun'un ...e ödenmesi ve boş konteynerin iflas edene iadesi ile ilgili teminatın yatırılması gerektiğini, Singapur Limanı ardiye ücretinin ödenmesi, yükün tahliyesi, yeni fiili taşıyan bulunması, yeni fiili taşıyanın konteynere yükün dolumu ve limana teslimi, gümrük işlemlerinin yapılması, yeni armatörün Singapur İzmir taşımasına ait navlun ve masraflar ayrıntılı olarak bildirildiğini, davacı yanca kabul edildiğini, böylece davacının onayı ile taşımanın gerçekleştiğini, konteynerlerin İzmir'e taşındığının davacıya ihbar edildiği halde davacının yükü gecikmeli olarak teslim aldığını ve boş konteynerleri 22.12.2016 günü iade ettiğini, bu nedenle davacının tesellümde temerrüdü nedeni ile demuraj ücret alacağı oluştuğunu, davanın haksız ve yersiz olarak açıldığının beyan edilerek davanın reddine karar verilmesi istenilmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 19/10/2020 tarih ve 2018/440 Esas - 2020/245 Karar sayılı kararı ile; \" İstanbul Anadolu 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/330 esas sayılı dosyası görevsizlik kararı ile mahkememize gelmiş olup, mahkememizde yukarıdaki esas numarasını almıştır.Uyuşmazlığın, taşıma esnasında emtiaların başka bir gemiye aktarılması nedeniyle davacının  ek navlun ve ek konteyner bedeli ödemesinden sorumlu olup olmadığı, oluşan demuraj bedelinden davacının sorumlu olup olmadığı, ödenen bedelin iadesinin gerekip gerekmediği, gerekiyor ise iade edilmesi gereken miktar ile taşıma esnasındaki aktarma nedeniyle oluşan masraflara hangi tarafın katlanması gerektiği noktasında toplandığı anlaşılmış, taraf vekillerince davaya ilişkin tüm delilleri dosyaya sunulmuştur.26/06/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacıya konteynerlerin teslim alma hakkının ordinonun teslimi ile sağlanmış olduğundan konteyner demurajının ordino tarihinden işletilmeye başlanabileceği; ordino tarihine göre hesaplama yapıldığında davacının konteyner demurajı sorumluluğunun bulunmadığı ve ödediği konteyner demuraj ücretinin iadesini talep edebileceği; diğer masraflardan kural olarak davalının sorumlu olduğu, ancak taraflar arasında anılan masrafları davacının karşılayacağına ilişkin müzakere yürütüldüğü, bu masrafları davacının karşılaması ve masraf tutarı hususunda taraflar arasında irade uyuşmasının sağlanıp sağlanmadığının elektronik posta yazışmalarının yorumuyla tespit edilmesinin gerektiği, davacının yeniden yükleme ve ara limandan taşıma yapılmasına itiraz etmemiş olmasının masrafları da kabul etmiş sayılıp sayılmayacağının Mahkemenin takdirinde olduğu kanaatine varıldığı beyan edilmiştir. 21/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının zaten ilk Çin-İzmir taşıması için terminal bedeli ödemiş olduğundan 900,00 USD bedelin davacıya iadesinin gerektiğini, 900,00 USD'lik terminal ve 1.390,00 USD demuraj bedelinin davacıya iadesi şeklindeki ilk bilirkişi kanaatine heyetimizin de katıldığını, 9.692,00 USD'lik navlun ücret farkının, taraflarca sözleşmede bu yönde yapılan değişiklikten kaynaklandığını ve davacının işbu değişikliğe (teklife) onay vermekle, iade talebinin yerinde olmadığını beyan etmişlerdir. Tüm dosya kapsamı itibariyle,  davacı tarafından 14/12/2016 tarihinde davalıya dava konusu taşıma nedeniyle 16.992,00 USD tutarında ödemenin yapıldığı, davacının yapmış olduğu bu ödemeden; ... Nolu 14/12/2016 tarihli faturadaki 9.692,00 USD Singapur masraflarına ve ... Nolu 26/12/2016 tarihli fatura konusu l.390,00 USD demuraj bedeline itiraz ettiği ve toplamda 11.082.00 USD alacak iddiası ile işbu davayı açtığı, dosyada mevcut dava dışı ... tarafından düzenlenen 23 Ağustos 2016 tarihli denizde taşıma senedi (seaway bill)'nde yükletenin ..., gönderilen ve ihbar adresinin ..., yükleme limanının Xingang/China, boşaltma limanının İzmir, taşıma konusu eşyanın toplam 3705 kap 2 konteyner muhteviyatı olduğu, taşıma senedinde navlunun kararlaştırılan şekilde ödeneceğine ilişkin bir atıf kaydının da yer aldığı, dosyada mevcut dava dışı ... tarafından düzenlenen ... nolu kombine taşıma konişmentosunda ise yükletenin ..., gönderilenin ve ihbar adresinin davacı, yükleme limanının Çin, boşaltma limanının İzmir olduğu ve taşıma konusu eşyanın iki konteyner muhteviyatı toplam 3705 kap olduğu, taşıma konusu eşyanın ara liman olarak bırakıldığı Singapur'dan İzmir'e taşınmasına ilişkin ... Singapur tarafından düzenlenen konişmentoda ise gemi ismi olarak ..., yükleten olarak ..., gönderilen ve ihbar adresi olarak davalı şirketin isminin kayıtlı olduğu, bu kayıtlar ve davalının ikrarı gözönünde bulundurulduğunda davalının taşıma konusu eşyanın Çin- İzmir taşımasını üstlenen akdi taşıyan olduğu, husumet ehliyetinin bulunduğu, sonra taşıma işinin alt-asıl navlun sözleşmeleri ile icra edilmek istendiği ve Singapur- İzmir taşımasının da davalı tarafından üstlenilip ... isimli fiili taşıyan tarafından gerçekleştirildiği, davalı tarafından davacı yetkilisine gönderilen  29 Kasım 2016 tarihli elektronik postada ile dava konusu yükün ordino ihbarının yapıldığı ve davacının yükü teslim almaya davet edildiği, aynı elektronik postada yer alan ve davalı tarafça düzenlenmiş olan belgede davacıdan deniz navlunu, FCA masraf ve terminal bedeli olarak toplamda 19.174 Amerikan Doları talep edildiği, bu masrafların ... gemisi ile ... ve ... nolu 20 DC'lik iki ayrı konteyner içinde 3705 kap yükün Singapur'dan İzmir'e taşınmasına ilişkin olduğu ,yine bu belgede konteynerlerin serbest süre olan 7 gün içinde teslim alınmaması halinde demuraj işletileceğinin bildirildiği ancak demuraj tarifesine yer verilmediği, dava konusu taşıma nedeniyle konteynerlerin İzmir'de 23/11/2016 tarihinde tahliye edildiği ve davalı tarafından varış ihbarının 24/11/2016 ve 29/11/2016 tarihlerinde davacıya gönderildiği, ancak dava dilekçesi ekinde yer alan 01/12/2016 tarihli davacı tarafından gönderilen elektronik postada davacının \"masraflarla ilgili belgeleri bekliyorum, belgeleri gönderin ki biz de işlemlere başlayalım\" şeklindeki ifadesinden henüz davalı tarafından belgelerin gönderilmediği, bunun yanısıra davalı tarafından davacıya gönderilen 14/12/2016 tarihli elektronik postada, davalının \"doğru fatura görüntüsü ekteki gibidir, diğerini iptal etmemiz gerekir\" şeklindeki ifadesinden masraf faturalarının 14/12/2016 tarihinde gönderildiği ve ödemelerin davacı tarafından aynı gün 14/12/2016 tarihinde yapıldığı, ödeme yapılmasını isteyen ve ödeme yapılmadan ordinoyu göndermeyen davalı nedeniyle, davalının demuraj ödemesine hak kazanmadığı ve 1.390,00 USD demuraj bedelinin davacıya iadesinin gerektiği, dava konusu edilen ödemelerin demuraj alacağı dışında kalan kısmının, taşımanın tamamlanamaması sebebiyle ara limanda yapılan aktarmadan kaynaklı masraflar olduğu, dava konusu taşımada aynı yükün taşınması için birden fazla navlun sözleşmesinin akdedildiği,  davacı ile davalı arasında yapılan 3705 kap ve 2 konteyner yükün Çin'den, İzmir Limanı'na getirilmesi konusunda alt navlun sözleşmesi düzenlendiği, bu sözleşmenin taşıyanı sıfatına sahip davalının taşımaya konu sözleşmeden kaynaklanan taşıma borcunu, asıl taşıyan ... ile ifa etmek üzere asıl navlun sözleşmesi akdettiği, davalı ile ... arasındaki asıl navlun sözleşmesinin, taşıyanının (asıl taşıyan) yolculuk sırasında iflas etmiş olması sebebiyle sona erdiği, taşıma konusu yüklerin Singapur'da asıl taşıyan ...'e ait gemiden boşaltıldığı asıl ve alt navlun sözleşmelerinin birbirinden bağımsız olması nedeniyle, asıl navlun sözleşmesi sona ermiş olsa dahi, alt taşıyanın yani davalının alt taşıtana yani davacıya karşı olan taşıma taahhüdünün devam ettiği, bu taahhüdün yükün Çin'den alınarak deniz yolu ile İzmir Limanı'na kadar taşınması olduğu, uyuşmazlığın taşıma konusu yükün Singapur'dan aktarmalı olarak İzmir Limanına gelmesi nedeniyle oluşan masraflardan hangi tarafın sorumlu olması gerektiği noktasında toplandığı, taraflar arasındaki elektronik posta mesajları incelendiğinde, 26 Eylül 2016 tarihli elektronik postada davalının taşımanın asıl taşıyanın iflası sebebiyle tamamlanamadığını ve yükün Singapur'da ara bir limanda bekletilmekte olduğunu davacıya ilettiği, yeni bir gemi ile yükün İzmir'e ulaştırılmasının sağlanacağı bildirildiği, 3 Ekim 2016 tarihli elektronik postada davalının Singapur'dan İzmir'e yapılacak taşımanın bazı ek masrafları gerektirdiğini bildirdiği ve bu masrafların fatura ile ibraz edileceği bilgisini davacıya verdiği, 4 Ekim 2016 tarihli elektronik postada davacının yüke ilişkin son durum hakkında davalıdan bilgi istediği ve telefonlarına cevap verilmediğini ilettiği, davalının da cevap postasında konteyner tahliyesi dışında seçeneğin bulunmadığı vc bunun da ek masrafa sebep olacağı bilgisini davacıya ilettiği, 5 Ekim 2016 tarihli elektronik postada davalının yükün Singapur'dan İzmir'e taşınması için ödenmesi gereken navlun ve diğer masraflar davacıya fatura edileceğini belirterek davacıdan bir taahhütname ve operasyonun başlatılması için de onay istediği, aynı talebini 10 Ekim 2016 tarihli elektronik posta ile de yinelediği, 11 Ekim 2016 tarihli elektronik postada davalı taahhütnameyi ekte gönderdiğini belirterek kaşelenerek kendisine ulaştırılmasını davacıdan talep ettiği, davacı tarafından geminin İzmir Limanına ulaştığı 23.11.2016 tarihinden sonra, 29 Kasım 2016 tarihli elektronik postada davacının masrafların ve zararlarının çok büyük olacağının beyan ederek yükün geri gitmesini talep ettiği, davalı tarafından dosyaya sunulan  davalıya hitaben düzenlenen \"Taahhütname\" başlıklı 11/10/2016 tarihli bir yazıda, ... ve ... nolu konteynerlerin Singapur limanından aktarma yapılması ve buna ilişkin işlemlerin sebep olacağı masraf ve olası hasarların üstlenildiğinin bildirildiği, dosyada mevcut, 10/10/2016 tarihli ve davacının bu masrafları ödeyeceğine dair \"OK\" ibaresini taşıyan bir e-posta yazışmasının davalı delilleri arasında sunulduğu, taraflar arasındaki  alt navlun sözleşmenin devam ettiği dikkate alındığında; dava konusu uyuşmazlıkta taraflar arasındaki elektronik posta yazışmalarından tarafların, emtianın taşındığı geminin değiştirilmesi suretiyle yükün başka gemiye aktarılması ve bundan doğacak ücret farkı konusunda uyuştuğu; bu suretle, aralarındaki sözleşme şartlarında değişiklik yaptıkları kanaatiyle davacının söz konusu aktarmadan doğan yeni masraflara rıza gösterdiği ve buna bağlı olarak taraflar arasındaki navlun sözleşmesinin ve dolayısıyla taşıma ücretininin (navlun) değiştirilmiş sayılacağı değerlendirilerek davacının Singapur masraflarından kaynaklanan ödemeyi davalıdan talep edemeyeceği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. \" gerekçeleri ile; \" 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, 1.390 USD nin 03/01/2017 tarihinden  3095 sayılı kanunun 4/a md ve fıkrası gereğince işleyecek faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yargılama sırasında iki defa bilirkişi incelemesi yapıldığını ve ilk verilen davanın haklılığına dair raporun kabul edilmeyerek tekrar bilirkişi incelemesi yaptırıldığını ve ikinci defa yaptırılan bilirkişi incelemesi ile ilk rapor çelişki içermesine rağmen ikinci rapora mutlak itibar edilerek ikinci raporun dayanak yapılarak karar verildiğini, oysa ikinci incelemede bilirkişiler tarafından düzenlenen raporun kabulünün mümkün olmadığını, Bilirkişilerce yapılan değerlendirmenin öncelikle hatalı bir hukuki dayanağa dayanmakta olduğunu, davalı tarafın deniz taşımacılığı yapan bir şirket olmadığı gibi işin navlun sözleşmesine dayalı bir iş olarak değerlendirilmeyeceğini, öncelikle davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşmenin 6102 Sayılı TTK 917 vd maddelerinde yer alan Taşıma İşleri Komisyoncusu olarak tanımlanan komisyon sözleşmesi olduğunu, davalı tarafın kendisinin taşıma yapmadığı gibi başkaca şirketlere yaptırılan taşıma işlerinin komisyonculuğunu üstlenmekte olduğunu, Mahkemece de olayın mahiyeti ve davaya uygulanacak hükümlerin belirlenmesinde mutlak hataya düşüldüğünü, Müvekkil ile davalı şirket arasında akdedilmiş olan sözleşme bilirkişiler tarafından ve mahkemece alt navlun sözleşmesi olarak tanımlanmış ise de asıl olanın komisyon sözleşmesi olduğunu, davalı ile davacı arasında akdedilmiş sözleşmenin alt navlun değil taşıma komisyon sözleşmesi olduğunu, İkincil olarak bilirkişiler ve Mahkeme tarafından davalının sunmuş olduğu 4.i numaralı delil ile davacı müvekkilin aktarma işine onay verdiği ve sözleşme şartlarında değişiklik yapıldığı hususlarının iddia edildiğini, davalı tarafça sunulan 4i delilinde \"OK\" gibi bir ibare bulunmakla eki olan onayı istenen mail bulunmamakta ve davacı müvekkilin neye onay verdiği hususlarının açıkça belirlenememekte olduğunu, bu belirsizliğe rağmen görülen \"OK\" ibaresinin bilirkişilerce ve Mahkemece her şeye onay verildiği gibi bir çıkarım ile müvekkilin aktarım masraf ve ek navlundan sorumlu olduğunun kabul edildiğini, Bilirkişilerce yapılan değerlendirmeye itibar eden Mahkemece davalı tarafın mail yazışmaları incelendiğinde davacı müvekkilden aktarıma ve yeni yapılan yüklemeye dair taahhütname talep edildiğini, talep edilen taahhütnamenin müvekkil tarafından imzalanmış veya kabul edilmiş olmadığını, mahkemece TTK 1150 maddesi gereği taşıtanın mutlak onaylaması gereken bir işlem olduğu tespiti ile neye onay verdiği belirlenemeyen bir mail yazışmasına dayalı müvekkilin aktarım ve ek navlun bedeline onay verdiğinin kabulünün zorlama olacak olup kabul edilmesinin mümkün olmadığını, Mahkemece olayın hukuki değerlendirmesi yapılmayıp, bilirkişiler tarafından yapılan değerlendirmenin açıkça kabul edilmiş olduğunu, değerlendirme dikkate alındığında açıkça alt navlun olarak kabul edilen sözleşmeden yola çıkılırsa TTK 1182 maddesinde yer alan taşıyanın sorumluluktan kurtulacağı hallere bakılması gerekeceğini, mevcut hallere bakıldığında da açık olarak iflas halinin sayılmadığını, asıl taşıyanın iflas etmesinden dolayı ortaya çıkan zararlardan TTK 1182 maddesi gereği taşıyanın sorumluluktan kurtulamayacağının açık olarak belli olduğunu, davalı tarafın mevcut madde kapsamında sadece sorumluluktan kurtulamayacağı hususunun açık olarak belli olduğunu, davalı tarafın mevcut madde kapsamında sadece sorumluluktan kurtulmak istercesine ısrarla müvekkilden onay ve taahhüt istediği aşikar olduğundan mevcut mailden de onayın açıkça anlaşılmadığını, kabulün dayanaksız olduğunun ortaya çıkacağını, Davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşme zorlamayla alt navlun olarak adlandırılmak yerine TTK 917 vd gereği Taşıma İşleri Komisyoncusu sözleşmesi olarak tanımlandığında davalının tacirden beklenecek mahiyette özen göstermek suretiyle müvekkilin taşınacak malının taşımasını yapacak olan şirketin iyi seçilmesi gerektiği hususunun da ortaya çıkacağını, davalı tarafın müvekkile ait olan malın Çin'den gelmesi sırasında tüm internet haberleri ve denizcilik camiasında iflası beklenen bir şirkete yükleme yapmış olmasının da basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini ortaya koymakta olduğunu, davalı tarafın basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, kendisince seçilen taşıyanın iflas etmesinden kaynaklanan sorumluluğun yük sahibi olan davacı taşıyana yüklenmesinin de mümkün olmayacağını, Mahkemece davanın hukuki mahiyeti ve dayanağı kısmında hataya düşüldüğünü, bilirkişilerce yapılan zorlama yorum kabul edilerek davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın hukuka ve usule aykırı olmakla istinaf zarureti hasıl olduğunu beyanla; Açıklanan nedenlerle; Mahkemece verilen kararda hukuki dayanak ve uygulanacak hukuki kurum konusunda hataya düşülmüş olduğundan dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı istinaf taleplerinin kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, inceleme sonuçlanana kadar icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı ile davalı akdi taşıyıcı arasında akdedilen konteyner taşıma sözleşmesi kapsamında taşımaya konu emtianın taşınması sırasında aktarma limanında yapılan masrafları ve varış limanındaki konteyner demuraj bedelinden davacının sorumlu olmamasına rağmen emtianın teslim alınması için ödeme yapılmak zorunda kalındığı iddiası ile fazla ödenen bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta; davacı ile davalı akdi taşıyıcı arasında dava konusu emtianın konteyner taşıması ile Çin'den İzmir limanına taşınması hususunda mail yazışmaları ile sözleşme akdedilmiş, dava konusu emtia davacının bilgisi dahilinde fiili taşıyıcı olan ... Ltd.'ye ait ... gemisine yüklenmiş ve gemi ara liman olan Singapur limanına geldiğinde emtiayı taşıyan gemi şirketinin iflas etmesi üzerine gemi taşımayı tamamlayamamıştır. Bunun üzerine Singapur ara limanında dava konusu emtia ... isimli şirkete ait gemiye aktarılmış ve bu gemi ile Singapur limanından varış limanı olan İzmir limanına taşınmıştır. Taraflar arasında bu hususlarda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf; emtianın taşınması için  Singapur ara limanında yapılan masraflardan hangi tarafın sorumlu olduğu hususundadır. Davacı vekili, taraflar arasında alt navlun sözleşmesi akdedilmediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin taşıma işleri komisyon sözleşmesi olduğunu, davacının ara limanda yapılan aktarmaya ve yeni yapılan yüklemeye onay vermediğini ve davalı tarafından gönderilen taahhütnameyi imzalamadığını, davalının söz konusu taşımaya ilişkin sorumluluktan kurtulma hallerinden hiç birinin gerçekleşmediğini, Mahkemece bu hususlar dikkate alınmadan davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili tarafından ileri sürülen bu istinaf sebepleri dava dilekçesinde, yargılama sırasında beyan dilekçelerinde, bilirkişi raporlarına karşı beyan dilekçelerinde ileri sürülmüş, bilirkişi raporunda ve Mahkemece gerekçeli kararda değerlendirilmiştir. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki belge ve bilgilere, taraflar arasındaki mail yazışmalarına, bilirkişi raporlarına, taraflar arasındaki sözleşmenin alt navlun sözleşmesi olmasına, taraflar arasındaki mail yazışmalarında davalının emtianın yeni gemiye aktarılmasına, taşımaya ve masraflara ilişkin tüm bilgileri davacıya iletmesine, davacı tarafından itiraz edilmemesine ve \"ok\" denilmek suretiyle kabul edilmesine, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden davacının istinaf başvurusunun  6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 170,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 256,75‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9b90a6e36ae52ea0","SID":"1b3d3c96802cc062"}}