{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. DİYARBAKIR BAM   4. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/284 - 2024/1234<br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO: 2023/284 <br>KARAR NO\t: 2024/1234<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F    K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 08/05/2024<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>A) DAVACININ İDDİASI VE İSTEMİ:<br>Davacı vekili .... tarihinde sunduğu dava dilekçesinde; Davalı sigorta şirketi nezdinde ...nolu poliçe ile sigortalı  bulunan ...plakalı kamyonetin, .. Hastanesi açık otoparkı önünde geri menevra yaptığı esnada, sol arka kısmı ile yaya olan müvekkili ....'a çarpması neticesinde yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu kaza ile ilgili olarak Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca .... soruşturma nolu dosyası ile yürütülen soruşturma dosyası; kazaya dair ifade tutanakları, trafik bilirkişi raporu ve Cd inceleme tutanaklarının ekte sunulduğunu, trafik kusur tespiti uzmanınca hazırlanan raporda kazaya sebebiyet veren araç sürücüsünün meydana gelen kazada asli kusurlu kabul edildiğini, kaza sonucu müvekkilinin hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, hastane raporlarında sabit olduğu üzere dirsek burkulması ve gerilemesi, kalça kontüzyonunun ilk tespit edilen bulgular olduğunu, kaza sebebi ile müvekkilinin kalça kemiği parçalanmış olduğundan müvekkiline kalça protezi ameliyatı yapıldığını, müvekkilinin bastonsuz ve desteksiz yürüyemez durumda olduğundan tedavisinin devam ettiğini, ayrıca müvekkilinde kalıcı olacak şekilde maluliyet oluştuğu gibi müvekkilinin hayatının geri kalanında bakıcı desteğine de ihtiyaç duyduğunu, müvekkilinin tedavi giderleri ve kaza nedeniyle yaralanmasından dolayı oluşan kalıcı maluliyetinin karşılığı olarak maddi tazminat ve bakıcı giderinin tahsili için işbu davayı açmak zorunda kaldığını, dava açılmadan önce arabuluculuk başvuru yapılmış ise de taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek, HMK'nin 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olmak üzere şimdilik; kalıcı maluliyeti için 100,00 TL, iyileşme sürecindeki geçici iş göremezlik için 50,00 TL; iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri için 25,00 TL; kalıcı bakıcı gideri için 25,00 TL olmak üzere 200,00 Tl tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>B) DAVALININ SAVUNMASI:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin ancak sigortalısının kusuru oranında ve ancak teminat limitleriyle sorumlu olduğunu, soruşturma ya da ceza davasında uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat, eski halin iadesi veya diğer bir tazminat davası açılamayacağını, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılacağını, davacının maluliyetine ilişkin dosyadaki evrakların çelişkili olduğunu, davanın araç sürücüsüne ve SGK'ya ihbarının gerektiğini, zira davacı taraf herhangi bir ödeme almışsa, aynı ödemeyi mükerrer şekilde taraflarından tazmin ettiği takdirde sebepsiz zenginleşmiş olacağını belirterek, neticeten davanın reddini savunmuştur.<br>C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı kararı ile; \"Dava trafik kazası sonucunda oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.\t<br>Dosya kapsamından, ... tarihinde kazanın gerçekleştiği, davacının yaralandığı sabittir. Olaya ilişkin olarak açılan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasında Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair karar verildiği, Savcılık tarafından Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 253 üncü maddesi kapsamında, uzlaştırmanın sağlandığı bu sebeple Cumhuriyet Başsavcılığınca da uzlaşma nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.<br>5271 sayılı CMK'nun 253/17. bendinde; \"Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder. \"CMK'nun 253/19. bendine  göre ise \"... Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.\" hükmü yer almakta olup, anılan Kanun maddesinin 253/19. bendine göre uzlaşmanın sağlanması  halinde soruşturma  konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. <br>...tarihinde meydana gelen dava konusu kaza ile ilgili olarak, davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsü ... hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, davacı ... vekilinin CMK 253. maddesi kapsamında kendisine yöneltilen uzlaşma teklifini kabul ederek .... tarihinde, yazım şekli itibarıyla okunaklı ve anlaşılır olan uzlaşma teklif formunu imzaladığı, uzlaşma teklif formunun (16) bendinde \"uzlaşmanın sağlanması hâlinde mağdur, soruşturma/kovuşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açamaz, açılmış bir dava varsa feragat etmiş sayılır.\" hükmünün yer aldığı, uzlaştırma raporunun hazırlandığı ve taraflar arasında edimsiz uzlaşma sağlandığı, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının .... karar sayılı kararı ile,  'taraflar arasında uzlaştırmanın sağlanmış olması nedeniyle CMK'nun 253/19.md 1. cümle uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına' dair karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Bu kapsamda yapılan incelemede, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun, sigortalı araç işleteninin/sürücünün sorumluluğu ve sigorta teminat limiti ile sınırlı olduğu, davacının ceza soruşturması kapsamında uzlaşma yoluna gitmesi nedeni ile sigortalı araç işleteni/sürücü ...'un tazminat sorumluluğunun ortadan kalktığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının artık, ... tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davalı sigorta şirketinin tazminat sorumluluğuna gidemeyeceği Mahkememizce değerlendirilmiştir. (Aynı yönde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 30/09/2022 tarih, 2022/720 Esas,  2022/1393 Karar sayılı kararı)<br>Tüm bu nedenlerle dosyada mübrez ... C. Savcısı onay şerhi tarihli uzlaşma tutanağı göz önüne alındığında, davaya konu trafik kazası nedeniyle uzlaşma teklifinin davacı tarafından edimsiz olarak kabul edildiği, soruşturmanın bu şekilde sonuçlandırılmasını talep ettiği anlaşılmakla, uzlaşma tutanağının ilam mahiyetinde olduğu ve uzlaşmanın sağlandığı, tutanağının aksinin de aynı kuvvetteki delillerle ispat edilemediği anlaşılmasına göre, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağının kabulü ile (aynı yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 29/03/2022 tarih, 2021/12678 Esas, 2022/6168 Karar sayılı kararı) davacının tazminat talebinin tümden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. \" gerekçesi ile \"Davanın REDDİNE,\" karar verilmiştir.<br>D) İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Öncelikle yerel mahkemenin verdiği kararda  Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 29/03/2022 tarih, 2021/12678 Esas, 2022/6168 Karar sayılı kararını emsal göstermiş olmasının  doğru olmadığını, Yargıtayda bu konu hakkında henüz oluşmuş bir karar birliğinin bulunmadığını, Yargıtayın bu ve buna benzer konularda farklı hükümler verdiğini, Yargıtay 4. Hukuk dairesinin verdiği bu kararı sanki Yargıtay görüş birliğine vardığı bir kararmışçasına emsal göstermenin hukuka uygun bir yaklaşım  olmadığını,  Uzlaştırma raporunda  'Sigorta şirketine açmış ya da açılacak dava hakkı saklı kalmak kaydı'  ibaresinin açıkça yazıldığını, yerel mahkemenin emsal gösterdiği karar ve diğer bir çok kararda ise; Yargıtay sigorta şirketine başvuru hakkının saklı tutulmadığı hususunu gerekçe gösterdiğini, müvekkilinin, istinafa konu iş bu dosyada uzlaştırma raporunun sonuç kısmında \"sigorta şirketine karşı açılacak dava hakkını açıkça saklı tutarak\" raporu imzaladığını, yasal düzenlemede müteselsil sorumluluk kural olarak kabul edilmiş ise de, müvekkilinin bunu bilmesine imkan  olmadığını,  sanki müvekkil biliyormuş gibi yorumlayıp karar vermenin ''hukuk devleti” “hukuki güvenlik”, hukuk, belirlilik” “hak arama özgürlüğü”  ilkelerine aykırı olduğunu,  müvekkilinin uzlaşmayı Şüpheli .... ile  Sigorta şirketine tazminat hakkını saklı tutmak kaydıyla yaptığını, ilgili kanunlarca uzlaştırma olduğu için dava hakkı müteselsil tüm taraflar için düşer denmişse de bu olayda müvekkilinin bunu bilmesine imkan olmadığı için ...Şirketi'ne karşı dava hakkının düşmemesi gerektiğini, yerel mahkeme kararının hukuka uygun  olmadığını belirterek, inceleme konusu ilşk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>               E)DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece, 'Davacının ceza soruşturması kapsamında davaya konu trafik kazası nedeniyle uzlaşma teklifinin davacı tarafından edimsiz olarak kabul edildiği, uzlaşma tutanağının ilam mahiyetinde olduğu, tutanağının aksinin de aynı kuvvetteki delillerle ispat edilemediği, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağı' gerekçesi ile, \"Davanın reddine\" karar verilmiş; karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi, Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun  355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>İstinafa konu uyuşmazlık 5271 sayılı CMK'nin 253. maddesi hükmü uyarınca usûlüne uygun olarak yapılmış bir uzlaşma bulunup bulunmadığı; uzlaşma sonrasında tazminat davası açılıp açılamayacağı noktalarında toplanmaktadır.<br>Kazaya ilişkin soruşturma dosyası içerisinde bulunan ve davacı tarafından imzalanan \"uzlaştırma raporu\"nda, müştekinin herhangi bir maddi ve manevi tazminat talebi olmaksızın uzlaşmayı kabul edeceğini beyan ettiği ifade edilmiştir.  Davacıya, hiçbir ödeme almadan taraf olduğu uzlaşmanın sonucu olarak maddi ve manevi haklarından mahrum kalacağı; sürücü, işleten ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısına karşı bir daha tazminat haklarını ileri süremeyeceği açıkça anlatılmadan imzalatılan uzlaşma teklif formunun ve dahi uzlaşma raporunun davacı yönünden hak kaybına neden olacağı açıktır. <br>Nitekim; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (06/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun'un 24. Maddesiyle değişik ) 253. Maddesinin  \"Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.”<br> şeklindeki 19. Fıkrasının 5. Cümlesi olan \"Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz\" bölümü Anayasa Mahkemesinin 18/10/2023 tarihli resmi gazetede yayımlanan 26/07/2023 tarih ve E.2023/43, K.2023/141 sayılı kararı ile,  \"Anayasanın 13. Ve 36. Maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir. <br>Anayasa Mahkemesinin anılan kararının \"anayasaya aykırılık sorunu\" kısmında yer alan 27. Ve devamı bentlerinde \"Suç teşkil eden fiil nedeniyle uğranılan zararın uzlaşma süreci içinde bilinmesinin her durumda mümkün olmayacağı, özellikle maluliyet oranı gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulan hâllerde uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesinin güçleşeceği açıktır. Başka bir ifadeyle taraflara uzlaşmanın sağlanmasının sonuçları hakkında bilgi verilmesi öngörülmüş ise de teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma görüşmeleri esnasında belirlenmesi mümkün olmayabilir. Buna göre ilgililerin uzlaşmanın sağlanması durumunda edimi aşan ve tazminat davasına konu edilemeyecek zarara ilişkin her durumda eksiksiz ve doğru bilgiye sahip olabilecekleri söylenemez. <br>Bu bağlamda uzlaşma görüşmeleri esnasında sağlıklı şekilde belirlenmesi güç veya öngörülmesi mümkün olmayan zararlara ilişkin açılacak davalar yönünden herhangi bir ayrım yapılmaksızın uzlaşmanın sağlanması durumunda tazminat davası açılamayacağını düzenleyen kuralla ilgililere katlanamayacakları bir külfet yüklenmiştir. Başka bir deyişle kuralda yargının iş yükünün azaltılması amacıyla mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlama arasında makul bir denge kurulamamıştır.<br>Bu itibarla kuralın orantılık alt ilkesi yönünden ölçülülük ilkesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.<br>..\" ifadelerine yer verilmiştir. <br>Buna göre, Mahkemece, davacının davalı sigortaya karşı dava hakkının var olduğu kabul edilerek işin esasına girilip taraf delilleri toplanmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.<br>Hâl böyle olunca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenle kabulü ile inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve HMK'nin 353/1-a-6 maddesi uyarınca, dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi  yukarıda açıklandığı üzere ;<br>1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenle kabulü ile inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararının HMK'nİn 353/1-a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>2-)Davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-) İstinaf eden tarafça yatırılan peşin istinaf karar ve ilam harcının istek halinde İADESİNE,<br>4-)İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>5-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>6-) Dairemiz kararının  taraflara tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nin 362/1-g maddesi uyarınca 08/05/2024  tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği  ile karar verildi. <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ee880255aa3a54e8","SID":"6c95928c9fc82894"}}