{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2022/907 - Karar No:2024/486<br>                     T.C.<br>                ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       27. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/907 <br>KARAR NO\t: 2024/486<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/816 E-2022/479 K<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 28/05/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 31/05/2024<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tDavacı vekili; müvekkilinin alacağının tahsili  amacıyla Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2020/27781 sayılı dosyası ile davalı/borçlu hakkında ilamsız icra yoluyla takip yapıldığını, davalı/borçlu süresi içinde borcu bulunmadığını  iddia ederek borca itiraz ettiğinden takibin durdurulduğunu, davalı/ borçlunun itirazının haksız ve dayanaksız olup iptali gerektiğini, müvekkili şirketin baskı, tabela, etiket, reklam vs gibi işlerde faaliyet gösterdiğini, borçlunun isteği üzerine 14.000 adet Süt Etiketi (1.736,00 TL), 17.400 adet Süt Etiketi (1.914,00 TL) hazırlandığını, karşılığında 30/03/2020 tarihinde A Seri 050820 numaralı KDV dahil 4.307,00 TL'lik Fatura, 1.160 adet Süt Etiketi 3 Lt (127,00 TL), 1.160 adet Süt Etiketi 5 Lt (127,00 TL), 590 adet Kaşar Etiketi (76,00 TL), 200 adet Süt Etiketi 3 Lt (55,00 TL), 35.000 adet Süt Etiketi 3 Lt (3.850,00 TL) hazırlandığını, karşılığında 28/04/2020 tarihinde A Seri 050824 numaralı KDV dahil 4.997,30 TL'lik fatura ve 22.550 adet ... Süt Etiketi (2.029,50 TL), 61.500 adet ... Market Süt Etiketi - Yeni (5.227,50 TL), 18.450 adet ... Kaşar 700 Gr Etiket (1.568,25 TL), 8.200 adet ... Market Tereyağı Etiket 1000 Gr (697,00 TL), 8.200 adet ... Market Tereyağı Etiket  500 Gr (697,00 TL),  8.200 adet ... Market Beyaz Peynir Etiketi  (697,00 TL), 4.100 adet ... Market Lor Peynir Etiketi (348,50 TL) hazırlandığını, karşılığında 03/07/2020 tarihinde GIB2020000000027 numaralı KDV dahil 13.292,41 TL'lik fatura kesildiğini ve etiketlerin teslim edildiğini, faturalara itiraz olmadığını ve 2.500,00 TL takip öncesi ödeme yapıldığını, buna rağmen faturaya dayalı geri kalan bakiye alacakların davalı/ borçlu tarafından ödenmediğini ve icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak  itiraz edildiğini ileri sürerek, borçlunun yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin  devamına, davalı/ borçlunun itirazının haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı vekilince cevap dilekçesi sunulmamış olup,  bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde ise, raporu kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tMahkemece, tarafların dosya kapsamındaki BA-BS formları incelendiğinde dava konusu alacağın dayanağı faturaların ne davacı ne de davalı tarafından BA-BS formları ile beyan edilmediğinin (dava konusu faturalardan 2 tanesinin KDV hariç tutarları yasal bildirim sınırının altında olduğu için bildirim zorunluluğu bulunmadığı, diğer faturanın ise KDV hariç tutarı yasal bildirim sınırının üstünde olmasına rağmen taraflarca beyan edilmediği) görüldüğü, taraflar arasındaki ilişki kapsamında davacının fatura konusu malları davalıya teslim etmiş olduğunun ispatı gerekli olup (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2019/65 Esas-  2019/4829 Karar), davacı tarafça teslime dair yazılı delil sunulmadığı, yemin deliline de dayanılmadığı, bu nedenle bir satım ilişkisinde davacı tarafın sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı tarafın ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorunda olduğu, uyuşmazlık konusu kapsamında davacının faturaya dayalı alacağı olduğu iddiasından kaynaklı teslimi yerine getirdiğini ispat etmesi gerektiği, faturaların irsaliyeli fatura şeklinde düzenlenmiş olup, malları teslim alan kısmında herhangi bir isim ve imza kısmı incelendiğinde davalı şirket çalışanı tarafından teslim alındığının belli olmadığı, tüm bu açıklamalara göre; her ne kadar davacı tarafından alacak isteminde bulunulmuşsa da, alacağın dayanağı faturanın davalı kayıtları incelenemediğinden tespit edilemediği, fatura içerikleri incelendiğinde de teslim kısmının boş olduğu, davacının kayıtlarına göre alacak bulunduğu ancak davacının kendi ticari defter ve kayıtlarının tek yanlı olarak lehine delil teşkil etmediği, davacının fatura konusu malların davalıya teslimi ile işin davalıya yapıldığını ve taraflar arasında hukuki ilişki bulunduğunu ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDavacı vekili istinaf başvurusunda; öncelikle müvekkil şirketin takip talebinde belirtildiği şekilde alacaklı olduğunun ticari defterlerle doğrulandığını, mahkemece \"davacının kayıtlarına göre alacak bulunduğu ancak davacının kendi ticari defter ve kayıtlarının tek yanlı olarak lehine delil teşkil etmediği\" şeklinde belirtilen gerekçesinin asla kabul edilemeyeceğini, HMK'nın ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222/2-3. madde \"(2)ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.\" hükümlerinde ticari defterlerin delil olması şartlarının açıklandığını, davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı gibi mahkemenin 13/10/2021 tarihli tensip tutanağının 4 no'lu ara kararı gereğince ticari defter ve kayıtlarının sunulmadığı takdirde HMK 222 madde kapsamında karşı tarafın defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmuş olması halinde ilgili taraf lehine değerlendirileceği hususunun ihtarına rağmen ticari defter ve kayıtlarının da ibraz edilmediğini, alınan bilirkişi raporuyla müvekkili ticari defter kayıtlarının usulüne uygun tutulduğunun, defter kayıtlarına göre davalıdan alacaklı olduğunun tespit edildiğini ve davalı tarafından ticari defterleri ibraz edilmediği için müvekkilinin ticari defter kayıtları lehine kati delil teşkil edecek nitelikte olduğunu, mahkemece kanuna açıkça aykırı şekilde tek yanlı olarak lehine delil olmayacağı değerlendirmesi hatalı olup, davalının defterlerinin incelenememiş olmasının müvekkiline kusur olarak yüklenemeyeceğini, dava konusu faturaların BA-BS formları ile beyan edilmemiş olmasının alacak olmadığı şeklinde yorumlanamayacağını, mahkemece \"dosya kapsamındaki BA-BS formları incelendiğinde dava konusu alacağın dayanağı faturaların ne davacı ne de davalı tarafından BA-BS formları ile beyan edilmediği görülmüştür.\" denildiğini, bilindiği üzere mal ve/ veya hizmet alım ve satışlarına ilişkin formlar  kısa adları ile BA-BS formları, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin bir kişi veya kurumdan (KDV hariç) 5.000,00 TL ve üzerindeki faturalarına istinaden düzenlediğinin bildirim formları olduğunu, müvekkilince takibe konu edilmiş faturalardan 30/03/2020 tarihli A seri 050820 numaralı fatura bedeli KDV dahil 4.307,00 TL iken 28/04/2020 tarihli A seri 050824  numaralı  fatura bedelinin ise KDV dahil 4.997,30 TL olduğunu, yani söz konusu faturaların bedeli zaten yasal bildirim sınırının altında olduğu için bildirim zorunluluğunun bulunmadığını, diğer  03/07/2020 tarihli GIB2020000000027 numaralı KDV dahil 13.292,41 TL bedelli faturanın ise zaten e-fatura şeklinde düzenlenmiş olup, elektronik ortamda düzenlenen belgelerin form BA ve form BS bildirimlerine dahil edilmeyeceklerine karar verildiğini, e-fatura ve e-arşiv kullanan mükellefler için BA ve BS formu düzenleyerek bildirim zorunluluğunun ortadan kalktığını, kaldı ki bu bildirimlerin yapılmamasının ancak Vergi Usul Kanunu kapsamında cezai işlem uygulanmasını gerektirmekte olup, usulsüzlük cezası kesileceğini, mahkemece alacak olmadığı yönünde kanaate varılmasının doğru olmadığını, faturaya konu malların müvekkilince teslim edilmiş olup, şirket yetkili ve ilgililerince teslim alındığını, mahkemece müvekkilinin malları davalıya teslim etmiş olduğunun ispat edilemediği yönünde değerlendirme yapıldığını ancak davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmadığını ve ödemeye ilişkin belge ibraz edilmediğini, malların teslim edilmediğine ilişkin bir beyanda da bulunulmadığını, ayrıca takibe konu faturalara süresi içerinde itiraz edilmediği gibi iade faturası da kesilmediğini, davaya konu faturaların asıllarının sunulduğunu ve faturada ismi ve imzası bulunan malları teslim alan kişilerin isimlerinin açıklandığını, faturaların teslim alan- teslim eden kısımlarının boş olmadığını, faturaları teslim alan ...'ın davalı şirketin yetkilisi olduğunu, ilgili malların müvekkili tarafından teslim edildiğini, malların davalı şirket yetkilisi tarafından teslim alındığını, yetkilinin faturada imzası dahi bulunuyorken, mahkemece teslimin gerçekleştirilmediği yahut yazılı delil sunulmadığı gerekçesi ile dosyaya gelen evraklar dahi incelenmeden karar verilmesinin, yanılgıya düşüldüğünün göstergesi olduğunu, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunun sabit olup, davaya konu icra takibine yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek, eksik inceleme ve hatalı gerekçeler doğrultusunda verilen mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.  <br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. \t<br>\tTaraflar arasında çeşitli etiket ürünlerinin yapımı konusunda eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu anlaşılmıştır. Karşılıklı edimleri içeren eser sözleşmelerinde yüklenici, eseri, yasa ve sözleşme hükümlerine, fen ve sanat kurallarına  uygun  biçimde tamamlamak ve teslim etmekle yükümlüdür. İş sahibinin edimi de kararlaştırılan bedelin ödendiğini kanıtlamaktır.<br>\tYargıtay'ın yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur  (HMK 222/4).<br>\tTaraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).<br>\tİbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). <br>\tBu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması   gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü  tarafın ticari defterleri Yasa'da belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir.  Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile   kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır (Yargıtay 15. HD'nin 26/09/2018 tarih ve 2018/2696 E- 2018/3431 K).<br>\tYukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacının imalatını yaptığı ürünleri davalıya teslim ettiği, mahkemece, taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verildiği, davacının süresi içerisinde defterlerini ibraz etmesi üzerine yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile usulüne uygun tutulduğu anlaşılan ticari defter ve kayıtlara göre, talep edilen alacağın varlığının belirlendiği, davalının ticari defterlerinin ibrazından kaçındığı anlaşılmakla, dosya kapsamı ve sunulan faturalar dikkate alındığında,  takibe konu olan faturalar toplamı olan 20.096,71 TL yönünden davanın kabulü ile alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatı koşulları oluştuğundan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>\tAçıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalı/ borçlu tarafından Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2020/27781 sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin takipteki şartlarla devamına, icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, <br>\t2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/05/2022 tarih ve 2021/816 Esas- 2022/479 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, <br>\t3-Davanın kabulüne,<br>\t\ta-Davalı/ borçlunun Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2020/27781 sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin takipteki şartlarla devamına, <br>\t\tb-Alacak miktarının %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı/ borçludan alınarak davacı/ alacaklıya verilmesine, <br>\t4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.372,80 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 242,73 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.130,07 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, <br>\t5-Davacı tarafından yatırılan 242,73 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı, 600,00 TL bilirkişi ücreti ile 44,50 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 703,8‬0 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t7-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte  bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t8-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde  yatıran ilgili tarafa iadesine,<br>\t\tİstinaf incelemesi yönünden;    <br>\t9-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, <br>\t10-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 19,5‬0 TL tebligat gideri ile 69,60 TL dosya posta masrafı olmak üzere toplam 309,8‬0 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 28/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.    <br><br>Başkan ...<br> <br><br>Üye ...<br><br><br>Üye ...<br> <br><br>Katip ...e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"66618ec145f5ee62","SID":"0712af377d2fc45a"}}