{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/744 <br>KARAR NO: 2023/1834<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/02/2021<br>NUMARASI: 2019/571 Esas 2021/129 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/11/2023 <br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; davacı ile davalı arasında iplik satımına dayalı bir ticari ilişki bulunduğunu, davalının bakiye 50.243,37-USD borcunu ödememesi nedeni ile davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu, davalının akdi ilişkiyi ve malların teslimini kabul ettiğini, ancak borcun ödendiğini iddia ettiğini, ödeme iddiasını ispat yükünün davalı üzerinde olduğunu, davalının faize itirazını da kabul etmediklerini, alacağa 3095 sayılı kanunun 4/a maddesindeki faizin uygulanması gerektiğini, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatı talep ettiklerini, faturaların USD üzerinden düzenlenmesi nedeniyle akdi ilişkinin yabancı para üzerinden kurulduğunu belirterek, davalının takibe yönelik itirazının iptali ile davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; müvekkilince ticari ilişkiden doğan cari hesap bakiyesinin ödendiğini, bu nedenle müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, taraflar arasında sözleşme akdedilmemiş olması nedeniyle davacının ödemeleri USD karşılığı talep etmesinin dayanağı bulunmadığını, müvekkili şirket kayıtlarında herhangi bir kur farkı faturasının da bulunmadığını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacının ticari defterlerini USD ve TL olarak tuttuğu, davalının ise ticari defterlerini TL olarak tuttuğu, faturalar üzerindeki USD tutarların TL'ye çevrildiği, davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinde TL cinsinden alacak ve borç miktarının uyumlu olup 59.721,23-TL olduğu, uyuşmazlığın TL ve USD çek kayıt işlemlerinden kaynaklandığı, taraflar arasında 5 adet çek işlemi bulunduğu, bu çeklerden  4453776 numaralı çekin USD tutarlı olarak belirlendiği, her iki tarafın ticari defterlerine TL olarak aynı miktarda kaydedildiği, ancak davacı tarafça ayrıca 12.000-USD olarak işlendiği, diğer 4 adet çekin TL tutarlı olarak belirlendiği, bu çeklerin davacı tarafça ayrıca TCMB kuru üzerinden USD'ye çevrilerek kaydının yapıldığı, tarafların TL cinsinden alacak borç miktarının uyumlu olduğu, ancak davalının USD üzerinden tuttuğu hesaba göre alacak miktarının daha fazla olduğu, taraflar arasında kayıtların döviz olarak tutulmasına ilişkin sözleşme bulunmadığı, ancak faturalar üzerindeki kayıtlar da dikkate alınarak davacının USD olarak defter kayıtlarını tutabileceği, çekin bir ödeme vasıtası olduğu, ödemenin TL üzerinden yapılmasından sonra bu ödemenin dövize çevrilerek düşümünün yapılmasının uygun olmadığı, her iki tarafın ticari defter kayıtlarındaki TL miktarı uyumlu olup, bu miktara isabet eden USD miktarının 14.451,30-USD olduğu, bu miktar üzerinden alacağın kabul edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının  takibe yönelik itirazının kısmen iptali ile takibin 14.451,30-USD asıl alacak üzerinden devamına, fazla istemin reddine, 14.451,30-USD alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz oranını geçmemek üzere 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmesine, alacağın takip tarihindeki TCMB satış kuru üzerinden hesaplanan karşılığı olan 88.277,21-TL‘nin %20'si oranında 17.655,44-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: 1-Davacı vekili; müvekkilinin düzenlediği 13 adet faturanın  davalı defterlerinde kayıtlı olduğunu, uyuşmazlığın davalı tarafın kayıtlarını TL olarak takip etmesinden kaynaklandığını, mahkemece TL hesabının dövize çevrilerek sonuca gidilmesinin hatalı olduğunu, faturaların üzerinde \"TL cinsinden yapılacak nakit veya çekli ödemelerde tahsil vadesindeki TCMB döviz satış kuru uygulanır. Faturamızın kayıtlarınıza dövizli kaydedilmesini önemle rica ederiz.\" şeklinde açıklama yer aldığını, Yargıtay'ın bu durumda akdî ilişkinin yabancı para cinsinden kurulduğunu kabul ettiğini, ticarî ilişki yabancı para alacağı üzerinden kurulduğundan, TL üzerinden yapılan ödemelerin ödeme günündeki TCMB döviz satış kuru üzerinden USD birimine çevrilerek bakiye alacağa ulaşılması gerektiğini, alınan 27/07/2020 tarihli bilirkişi raporu ile müvekkilinin 46.764,26-USD alacaklı olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle mahkemenin hesaplama tarzının hatalı olduğunu, ayrıca müvekkili lehine hükmedilen vekâlet ücreti hatalı olup, vekâlet ücretine karar tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden nispî olarak hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2-Davalı vekili; mahkemece alınan bilirkişi raporunda, müvekkilinin davacıya 59.721,23-TL borcu bulunduğunun, bu bedelin USD karşılığının 14.451,30-USD olduğunun belirlendiğini, müvekkilinin davacı tarafa takip tarihi itibariyle vadesi gelmeyen  59.721,23-TL  dışında  herhangi bir borcu bulunmadığını, sonraki bilirkişi raporunda ise TL çek ile yapılan ödemelerde kur farkı uygulanamayacağının tespit edildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin TL üzerinden gerçekleştiğini, ödemelerin yabancı para ile yapılacağına ilişkin taraflar arasında imzalanmış bir sözleşme veya bu yönde bir uygulama bulunmadığını, müvekkilinin tüm ödemelerini çek ile yaptığını, davacının da çekleri  teslim alırken her hangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmediğini, tüm ödemeler yapıldıktan sonra icra takibi  başlatılmasının kötü niyetli olduğunu, TL üzerinden çekin tahsilat olarak kabulü halinde alacaklının kur farkı talep edemeyeceğini, taraf ticari defterlerinde yapılan ödemeler ve kesilen faturalar arasında herhangi bir fark bulunmadığını, bakiyeler bakımından farkın, davacının yapılan TL ödemelerini ödeme tarihindeki kur üzerinden döviz cinsinden hesaba kaydetmesinden kaynaklandığını, bu durumun kabulünün mümkün olmadığını, mahkemece 59.721,23-TL borcun USD karşılığına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, alacağın likit olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, ayrıca davacı taraf kötü niyetli olarak icra takibi başlattığından kötü niyet tazminatı taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, cari hesap ve kur farkından kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesine göre; \"Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme yada bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça ,borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı ,bu alacağının aynen  veya vade ya da fiili ödeme gününde ki rayiç üzerinden ödenmesini isteyebilir.\" hükmünü haizdir. Anılan yasa hükmüne göre taraflar aynen ödeme kararlaştırılmadıkça vadesinde ödenen borçta seçim hakkı borçludadır.Dilerse yabancı para borcunu aynen ,dilerse TL karşılığını öder.Vadede ödeme yapılmaması halinde seçim hakkı yine alacaklıya geçmektedir. Öncelikle kur farkının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır. (Yargıtay 19 HD’nin 10/04/2018 tarihli 2016/17240 E, 2018/1950 K. sayılı, 19/12/2017 tarihli 2016/12505 E, 2017/8069 K. sayılı kararı). Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi, taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay 19 HD'nin 05/12/2019 tarihli 2018/965 E, 2019/5447 K. sayılı kararı). Kur farkı talep edilebilmesi için, kur farkı uygulamasına dair bir yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teamül bulunması gerekmektedir. Kur farkı talebi, kur farkı faturası düzenlenmesine de bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde, kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Yine kur farkının dayanağı olan fatura bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemlidir. Zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir (Yargıtay 19 HD’nin 20/04/2016 tarihli 2015/16900 E, 2016/6896 K. sayılı, 14/11/2013 tarihli 2013/14587 E, 2014/17996 K. sayılı kararı).Somut olayda; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya iplik satışı yapıldığı, davacı tarafından düzenlenen tüm satış faturalarının yabancı para (USD) üzerinden düzenlendiği, faturalarda \"TL cinsinden yapılacak nakit veya çek ödemelerinde tahsil vadesindeki TCMB döviz satış kurunun uygulanacağı, faturaların kayıtlara dövizli kaydedilmesi gerektiği\" yazılıdır. Bu durumda taraflar arasındaki ticari ilişkinin yabancı para üzerinden kurulduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle davalı tarafça bir kısım ödemeler Türk Lirası üzerinden düzenlenen çekler ile yapılmış ve davacı da çekleri herhangi bir çekince ileri sürmeden kabul ederek bedellerini tahsil etmiş olsa da, davacı tarafça düzenlenmiş olan tüm satış faturalarında yer alan söz konusu kayıtlar doğrultusunda, ticari ilişkinin yabancı para üzerinden kurulduğu kabul edilerek, Türk Lirası çekler ile yapılan ödemelerin ödeme tarihindeki kur üzerinden yabancı paraya çevrilerek, bakiye  alacağın tespit edilmesi gerekmektedir. Bu durumda davalı vekilinin, Türk Lirası çekler ile ödemenin kabul edilmesi nedeniyle kur farkı istenemeyeceği yönünde ileri sürdüğü istinaf nedeni yerinde değildir.Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, tarafların TL cinsinden cari hesabı birbiriyle uyumlu olup davacının 59.721,23-TL bakiye alacağı mevcuttur. Davacının davalı taraf ticari defterlerindeTl cinsi olsada kayıtlı bulunan 13 adet fatura  toplamı 121.453,52-USD dir.Taraflar arasındaki ticari ilişki ileri vadeli avans çekleri alınarak sürdürülmüştür Ancak çekler gününde ödendiği halde, davalının ticari defterlerinde 59.721,23-TL  borç bakiyesi tesbit  edilmiştir. Bu nedenle  alacağın ne kadarı için çek verilip, ne kadarının çek verilmeyen  cari hesap bakiyesi olduğunun tesbiti gerekmektedir. Alacağa karşılık bilirkişi raporlarında verildiği gün itibariyle toplam değeri 107.002,22-USD karşılığı çekler verilmiş olup, satış yapıldığı tarih itibariyle  karşılığında çek  alınmayan cari hesap bakiyesi  14.451,30-USD olup, mahkemece bu miktara doğru olarak hükmedilmiştir. Ancak ;davacının sattığı mal 121.453,52-USD  aldığı karşılık ödemenin 12.000-usd peşin alınan avans olduğu anlaşılmakla doğrudan borçtan düşülmelidir.Buna göre taraflar ticarete başladıklarında davalının borcu toplam bedel üzerinden -12.000-USD 109.453,52-USD kalmıştır. Davalı çekle ödemeleri avans şeklinde almış ise de, ticaretin sürdüğü dönemde çekleri tahsil edememiştir.Tüm çekler gününde tüm satışlardan sonra tahsil edilmiştir. Davacı vekilinin 18.11.2020 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu cari hesap ekstresine göre 30.08.2018 tarihli çek (kur 6.4178 kurdan 15.581,66-USD ise de o tarihde kur 6.5714 dir) üzerinden, 08.09.2018 tarihli çek ise 6.4807 kurdan 19.288,04-USD üzerinden davacı kayıtlarına alınmıştır.Anılan tarihlerde tcmb kuru davacı aleyhine daha yüksek bulunduğundan bu miktarlarla bağlı sayılmalıdır. Yine 12.4.2018 tarihinde avans olarak alınan iki adet çekden 30.10.2018 tarihinde tcmb kuru 5.5385 olduğu halde 6.1626 kurdan davalı zararına kayda alındığından karşılığı 13.541,57-usd olarak ,12.04.2018 tarihli çek ise yine aynı kurdan alınmış ise de 5.8067 efektif satış kurundan 12.916,11-USD hesaplanmıştır. Buna göre davalının toplam 4 adet çek ödemeleri  61.327,28-USD dir. Buna göre kalan alacak 48.126,24-USD dir. Davacının talebi ise 46.764,19 USD olup davacı talebiyle bağlıdır. Bu miktardan cari hesap borcu için ilk derece mahkemesince verilen karar doğrultusunda itirazın iptaline karar verilmesi gerekir.Davacının alacağının  14.451,30-usd si cari hesapdan kalanı da kur farkından kaynaklanmaktadır. 46.764,19-14.451,30= 32.312.89-USD talebi ise kur farkını teşkil etmektedir. Ne varki kur farkı faturası yabancı para alacağı (döviz) üzerinden  düzenlenen faturanın düzenlediği tarihin kuru ile faturanın tahsil edildiği tarihin  kuru arasındaki farktan kaynaklanan ve TL olarak doğan bir alacaktır. Kur farkı düzenlenen temel ilişkide asıl alacak miktarı döviz olarak  aynı kalmaktadır. Kur farkı alacağı ise döviz olarak istenmesi mümkün olmayıp, Türk Lirası olarak talep edilebilecek bir alacaktır. Türk Kanunları’na göre döviz alacağının Türk Lirası olarak istenmesi mümkün ise de, Türk Lirası alacağının dövize çevrilerek istenmesi mümkün değildir. Davalının tahsilat amaçlı verdiği çeklerin tamamını gününde ödeyerek TBK nın 99/1.maddesi uyarınca  artık kur farkından  kaynaklanan borcunu TL olarak ödeme hakkı bulunmaktadır. TL verilen çekler gününde ödendiğinden seçim hakkı  alacaklıya geçmemiş olup davacı alacaklı kur farkından kaynaklanan alacağını ancak ödeme  tarihindeki döviz kuru dikkate alınarak TL olarak isteyebilir. (Yargıtay 11 HD'nin 26/05/2022 tarih ve esas 2020/6941 -karar 2022/4076 sayılı ilamı ).Bu durumda cari hesap dışında  kalan alacağın kur farkından kaynaklandığının kabulüyle fazla alacak talebinin bu nedenle reddi gerekirken sadece cari hesap bakiyesi alacağa hükmedilerek başkaca bir alacak talep edilemeyeceği gerekçesiyle fazla istemin reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.Fazla istemin reddi gerekçesi doğru olmadığından kararın kaldırılarak -TL olarak doğan kur farkı alacağının döviz olarak istenemeyeceği gerekçesiyle usulden reddine karar verilmiş, bu nedenle davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir.İİK’nın 67.maddesi uyarınca, itirazın iptali davasında borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilir. İtirazın iptaline karar verilen kısım bakımından alacak likittir. Davacının takipte kısmen haksız olsa da kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, kötü niyet tazminatı talep koşulları oluşmamıştır. Diğer yandan yabancı para alacağına ilişkin davalarda dava değeri, dava tarihi  itibariyle Türk parası karşılığı üzerinden belirlenir. Yargılama sürecinde yabancı paranın değerinin düşmesi veya artması dava değerini değiştirmez. Aksinin kabulü, dava değerinin kur değiştikçe azalıp artması sonucuna götürür. Bu nedenle yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda, vekalet ücretinin yabancı paranın dava tarihindeki karşılığı Türk Lirası üzerinden hesaplanması gerekmektedir (Dairemizin 2023/1805 esas 2023/1410 karar sayılı, 2020/427 esas 2022/1624 karar sayılı,  2021/1867 esas 2021/1868 karar sayılı ilamları, Yargıtay 11. HD'nin 2020/6387 E. 2022/3774 K. sayılı ilamı). Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; mahkemece sadece cari hesap alacağı istenebileceği yolunda ki fazla istemin reddine ilişkin kısım bakımından gerekçe yerinde olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne kararın kaldırılmasına, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen  iptaline ,fazla istem bakımından usulüne uygun bir takip olmadığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ,likit alacak nedeniyle itirazın iptaline karar verilen kısım bakımından icra inkar tazminatı takdirine ,davalının kötüniyet tazminatı talebinin  reddine   karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/02/2021 Tarih 2019/571 Esas 2021/129 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği  KALDIRILMASINA; \"Davanın kısmen kabulüne, davalının Bakırköy ... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibine yönelik itirazının kısmen iptali ile takibin 14.451,30- USD asıl alacak üzerinden devamına,14.451,30- USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren  3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmesine, Fazla istem bakımından usulüne uygun takip yapılmadığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, Takip tarihindeki kur üzerinden %20 oranda hesaplanan (14.451,30-USD *6,1086-TL karşılığı  88.277,21-TL)  17.655,44-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davalının kötüniyet tazminat talebinin  yasal şartları oluşmadığından reddine, İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; Alınması gereken 5.606,27-TL nispi karar harcından, mahkeme veznesine yatırılan 2.989,90.-TL, icra veznesine yatırılan 1.542,25- TL olmak üzere toplam 4.532,15-TL harcın mahsubu ile  eksik kalan 1.074,12‬.-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 4.576,55-TL peşin harçların davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Davacı tarafından yapılan toplam 1.671-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 516,67-TL'sının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalanın üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan toplam 600-TL yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 414,48.-TL'sının davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, kalanın üzerinde bırakılmasına, Davacı vekili için takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Davalı vekili için takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,\" Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davalıdan alınması gereken 5.606,27-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.401,56‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.204,71‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 112,50-TL istinaf yargı giderinin davanın kabul oranına göre hesaplanan 35-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, HMK'nun 362/1(a) maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.23/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2d75f15fb3d60e77","SID":"73e7260f2c77c63c"}}