{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/282 <br>KARAR NO: 2024/365<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DAVA: Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/03/2024<br>Dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına ilişkin  kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, taraflar arasında 09/07/2019 tarihli Taşıma Nakliye Sözleşmesi imzalandığını, davalı şirketin 17 adet konteyneri alıcıya ulaştırma yükümlülüğünü üstlendiğini, müvekkil şirketin sözleşmede kararlaştırılan yükümlülüğüne uygun şekilde sözleşmeye konu 17 adet konteyneri teslim etmesine rağmen davalı şirket tarafından emtianın teslim tarihine riayet edilmediği gibi taşıma sözleşmesinden kaynaklanan fatura bedellerinin ödenmediği yönünde gerçeğe aykırı iddia ile İstanbul ... İcra  Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyası ile müvekkil şirket aleyhinde kambiyo senetlerine  özgü takip başlatıldığını, taşıma sözleşmesine konu navlun bedellerinin vadesinde ve eksiksiz şekilde ödendiğini, müvekkil şirketin icra takibine konu edilen borçtan sorumluluğu bulunmadığı izah edilen nedenlerle davalı şirketin haksız ve kötü niyetli olarak başlattığı İstanbul ... İcra Dairesinin... esas numaralı dosyasında borçtan sorumlu olmadığına ve müvekkil şirket tarafından icra tehdidi altında ödenen 118.013,72- TL'nin ödeme tarihi olan 03/05/2021 tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili, sözleşme gereği müvekkil şirketin davacı firmanın yüklerini gemi vasıtasıyla alıcı ülke Çad'a taşıma işlemlerini gerçekleştirdiğini, davacı tarafın iddialarının aksine davacı tarafın edimlerini sözleşmeye aykırı ifa ettiği,  sözleşme bedelinin USD cinsinden anlaşıldığını,davacının bu sözleşme bedellerinin ödeme yükümlülüğünü aynen USD üzerinden yapması gerektiğini, müvekkil şirkete ait sadece USD cinsi banka hesap numarasının belirtilmesi ile açık olduğunu, davacı vekilinin gecikme ve müvekkil şirketçe hapis hakkının icrasına dair iddialar haksız, mesnetsiz ve kanıttan yoksun olduğu, davacı vekili dava bedelinin ödenmemesi gerektiğinin ispata mecbur olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece, davanın taraflar arasındaki taşıma ilişkisi nedeniyle davalı tarafça alacağın tahsili için başlatılan icra takibinde, davacının davalıya ödediği bedelin iadesi isteğine ilişkin olup,  davacı vekili tarafından davaya konu bedelin davalı tarafından iade edildiğinin beyan edildiği, davalı vekilinin de davaya konu bedelin İstanbul BAM 20. HD'nin kararı gereğince iade edildiğini beyan ettiği, buna göre davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle, yargılama giderlerinin dava açılmasına sebebiyet veren davalı üzerinde bırakılarak, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili;İstanbul 6. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyası ile davacı aleyhinde kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığını, icra hukuk mahkemesine yaptığı itirazın reddedildiğini, İstanbul BAM 20. HD'nin 2021/1657 esas, 2022/939 karar no ile davacının istinaf başvurusunun kabul edilerek davanın kabulüne karar verildiğini, kesin karar gereği icra dosyasında çıkartılan muhtıra nedeniyle aldıkları parayı iade ettiklerini, eldeki  dosyada alınan bilirkişi raporunda; icra takibinin \"kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip\" olduğunu, takip dayanağının 195.934,49-TL bedelli ,11.11.2020 vade  tarihli bono olmasına rağmen takibin 72.258,93- TL alacak için başlatıldığını, alacağın davalının akdi taşıyan olduğu taşımada fiili taşıyana ödemek durumunda kaldığı fiili taşıyanın  10.509,32-USD masraf faturasından kaynaklandığını, davalının sözleşme gereği 191.250-USD alacağını bir şekilde aldıktan sonra halen elinde bono olmasının olası ek ödemeler için teminat olarak bu bononun düzenlendiğini gösterdiğini, davalının faturaya konu 10.509,32-USD alacağının takip tarihi itibarı ile mevcut olduğu yolunda kanaat  bildirildiğini, ... tarafından 13 ayrı konteyner için varma limanı sonrası ek ithalat masrafları adı altında davalıya tanzim edilen 10.509,32-USD bedelli 02.01.2020 tarihli fatura tutarının davacıya yansıtıldığı\" belirtilerek davacının davayı açmakta haksız olduğunun ispatlandığını, davanın reddi gerekmekteyken, konusuz kalma kararı verilmesi ve vekalet ücreti ile yargılama giderinin taraflarına yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, haklı alacağın tahsili için yasal yollara başvuracaklarını, İstanbul BAM 20. HD'nin kararında davanın esası ve  istirdada konu meblağın talep edilip edilemeyeceği hususunun incelenmediğini, yalnızca 11/10/2019 vade tarihli 195.934-TL tutarlı senedin takibe konup konamayacağının şeklen incelenerek kesin olarak karar verildiğini ileri sürerek, davanın reddine kararı ile birlikte yargı giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE :Davalı tarafından, İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyasında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip ile davacı tarafından davalı lehine keşide edilen 195.934,49-TL bedelli ,11.11.2020 vade  tarihli bonoya dayalı takip başlatıldığı, ancak davalı tarafından bono bedelinin tamamı değil, 72.258,93-TL kadar kısmi talepte bulunulmuştur. Davacı tarafından eldeki istirdat davasından evvel İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/ 445 esas, 2021/660 karar sayılı karar ile; davacı borçlu tarafından sunulan ödeme dekontunda bonoya ilişkin açık atıf bulunmadığını, sadece senet ödemesi yazdığını, davalı alacaklı tarafından da söz konusu ödemeler takip konusu bonoya mahsuben alındığı/ yapıldığı ikrar/ kabul edilmediğinden davacı borçlu takip hukuku manasında geçerli belge sunarak takibe dayanak bonoyu ödediğini ispatlayamadığından borca itirazı reddedilmiş, istinaf üzerine, İst. BAM 20. HD'nin 2021/1657 esas, 2022/939 kararı ile; \"Takip dayanağı senedin 09/07/2019 tarihli taşıma nakliye sözleşmesi kapsamında düzenlendiğinin taraflar arasında  ihtilaflı olmadığı, davacı senedin navlun bedeli ödemesi için verildiğini ve borcunu vadesinde ödediğini, davalı davacının navlun bedellerine dair ödeme yükümlüğününü yerine getirdiğini kabul ettiği,ancak sözleşme kapsamında yükün geç teslim alınmasından ötürü TTK'nın 1174 maddesi uyarınca  demuraj, ardiye vs giderleri oluştuğu, fiili taşıyıcı ...'in kendilerine 02/01/2020 tarih, ... no ve 10.509,32-USD bedelli fatura düzenlediğini beyan ederek davacının navlun ve navluna bağlı alacakları ödeme yükümlülüğü olduğunu, dava konusu olan bononun şirketin sadece  navlun borcuna ilişkin verilmediğini,  navluna bağlı alacakları için de teminat olarak verildiğini ve bu navluna bağlı oluşan fatura bedelini tahsili için takibe konu edildiğini iddia ettiği, faturadan kaynaklı borcun doğum tarihinin 02/01/2020 olduğu, takip dayanağı senedin vade tarihinin ise 11/11/2019 olup ödeme dekontunda vade tarihinde ve senet bedeli kadar ve senet bedeli açıklaması ile ödeme yapıldığının sabit olduğu,  alacaklı tarafından senedin 02/01/2020 tarihli faturadan kaynaklı alacaklarının teminatını da kapsadığı için bakiye alacak yönünden takibe konu edildiği beyan edilmiş ise de, takip konusu vade tarihinden önce  davalının önceye dayalı borçlarının bulunduğu iddia edilmediği gibi ödemenin senet  için yapıldığı da kabul edilerek icra takibinin durdurulmasına kesin olarak karar verilmiştir.Davalı vekili Bölge Adliye Mahkemesince incelenen hususun faturadan kaynaklı borcun doğum tarihi 02/01/2020 olmasına rağmen, 11/11/2019 vade tarihli senet ile bu alacakların tahsil edilip edilemeyeceği noktasında olduğu, müvekkil şirketin takibe konu alacağı  talep hakkının olup olmadığı hususu irdelenmediğini bu incelemenin mahkemece yapılması gerektiğini ileri sürmektedir.Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte ödeme emrine itiraz icra mahkemesine yapılır. Borçlunun icra mahkemesine yaptığı itiraz, borçlunun borcu olup olmadığının (borcun mevcut olmadığı, ödendiği, ertelendiği, zamanaşımına uğradığı, takas, faiz oranına itiraz, yetki itirazı gibi) ilamsız icra prosedürü içinde tespit edilmesine yarayan bir yoldur. İmzaya itiraz dışındaki bütün itirazlara borca itiraz denilmektedir. Somut olayda, davacı icra hukuk mahkemesine banka aracılığıyla senet borcunu vadesinde  ödediğini ileri sürerek borca itiraz etmiş, itirazın icra hukuk mahkemesince reddi üzerine de eldeki istirdat davasını açmıştır.Kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir. Eldeki davada da ,davacı borçlu icra hukuk mahkemesine yaptığı itirazın reddi üzerine yine senet bedelini ödediğini ileri sürerek cebri icra tehdidi altında ödediği bedelin istirdadını talep etmiştir.İstirdat davası neticelenmeden senedin ödendiği belirlendiğinden borca itirazın kabul edilerek icra dosyasında muhtıra tebliği ile ödenen bedelin iadesi sağlandığından eldeki davanın konusu kalmamış olup, yukarıda açıklandığı üzere elinde borcun ödendiğini ispata yarar belgesi bulunan  davacının bu davayı açmakta haklı bulunduğundan davalı vekilinin davanın reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.Davacının gerek borca itirazında, gerekse istirdat davasında dayandığı hukuki sebep, navlun borcu için verilen senedin ödendiğidir.Ödeme iddiası maddi hukuka ilişkin olup, kesinleşen yargı kararıyla senedin vadesinde ödendiği sabittir.Bu husus artık tartışma dışı olduğundan davacı tarafından vadede yapılan  ödeme nedeniyle senedin bedelsiz kaldığı anlaşılmaktadır. Davalının senedin vadesinden daha sonra bir alacağı doğsa dahi  kambiyo senedi ile teminat altında olduğu  kabul edilemeyeceğinden, davalının daha sonra doğan alacağı talep hakkı olup olmadığı da eldeki bu davada tartışılamaz. Zira, üzerinde yazılı bedel için borç ikrarı niteliğinde olan senet bedeli ödendiğinden hükümsüz hale gelmiştir. Navlun sözleşmesi nedeniyle doğan ilave alacaklar için teminat senedi olduğu ileri sürülmüş ise de senet tamamen ödenmiş bulunduğundan  bu hususa ilişkin istinaf nedeni de yerinde değildir.Açıklanan nedenlerle, borca itirazı reddedilen davacı borçlunun istirdat davası açmakta haklı olduğu, senet bedeli ödenmekle senede dayalı kambiyo takibi yapılamayacağı, davanın konusuz kaldığı, bedeli ödendiği halde kambiyo senedini icra takibine koyan davalının davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek aleyhine vekalet ücreti ve yargı giderine hükmedilmesinde isabetsizlik olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eb4b49a156400c57","SID":"e5524b92ad1b84ef"}}