{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/404 Esas<br>KARAR NO: 2024/737<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/09/2020<br>NUMARASI: 2019/341 Esas, 2020/545 Karar<br>DAVA: MENFİ TESPİT<br>KARAR TARİHİ: 13/06/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı sigorta şirketinin 2013 yılında gerçekleştirilen inşaat çalışması sırasında sigortalısına verilen zarar nedeniyle sigortalısına hasar tazminatı ödediğini ve ödenen sigorta tazminatının rücuen tahsili için Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında müvekkili aleyhine takip başlattığını, icra dosyasının 2014 yılında takipsizlik ile kapandığını, 2018 yılında tekrar yenilendiğini, ancak müvekkili şirketin herhangi bir inşaat veya tadilat çalışmasının olmadığını, şantiye mahallinin müvekkili şirket ile bir ilgisinin bulunmadığını, sigortalının zararına neden olan eylem ile müvekkilinin ilgisi bulunmadığından, ekspertiz raporunda zarar sorumlusu olarak müvekkili şirketin gösterilmesini anlayamadıklarını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyetli davalının % 20 tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevabında; dava dışı  ...'in 21/12/2012 başlangıç, 21/12/2013 bitiş tarihli işyeri poliçesi ile müvekkili nezdinde sigortalı olduğunu, 18/04/2013 tarihinde davacı tarafından yürütülen inşaat çalışması sırasında zeminin çökmesi sonucu sigortalı şirketine ait jeneratörün enkaz altında kalarak tahrip olduğunu, ekspertiz incelemesi sonucunda sigortalıya 22/05/2013 tarihinde 6.898,00 TL ödediklerini ve sigortalının haklarına halef olduklarını, davacı aleyhinde yapılan takibin kesinleştiğini savunarak davanın reddine ve davacının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; belediyeye yazılan müzekkerelere verilen cevaplara göre, sigortalının bulunduğu bina ile davacının binasının farklı sokakta olduğu ve sigortalı ile davacının komşu olmadıkları, iddia konusu edilen olay tarihinde de davacı ile sigortalının komşuluk bağı bulunduğunun tespit edilemediği, davalı sigortacının davacının kusurlu olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının icra takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine, davalı alacaklının kötü niyetli takip başlattığı ispatlanmadığından davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; ekspertiz raporunun delil niteliğinde olduğunu, sigortalının olayı belediyeye ihbar ettiğini ve belediye ekiplerinin tutanak tuttuğunu, bu tutanağın celbi gerektiğini, davacının eylemi ile zarar arasındaki illiyet bağının tespiti için davacı ile sigortalı arasında komşuluk bağının bulunmasına gerek olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili katılma yoluyla istinaf nedenleri olarak; davalının kötü niyetli ve haksız takip başlattığını, müvekkilinin cebri icra işlemine maruz kalması nedeniyle teminat olarak dosya borcunu ödemek durumunda kaldığını, müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını  talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME Dava, sigortalıya ödenen hasar bedelinin TTK'nın 1472 maddesi uyarınca halefiyete dayalı olarak hasar sorumlusundan rücuen tahsili için yapılan takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir Dosya kapsamından; dava dışı ... Tekstil'in 21/12/2012 başlangıç, 21/12/2013 bitiş tarihli işyeri poliçesi ile davalı sigortacı nezdinde sigortalandığı, davalı sigortacının sigortalısına ait jeneratörün hasar bedeli olarak sigortalısına  22/05/2013 tarihinde 6.898,00 TL ödediği ve sigortalıya ödenen sigorta tazminatı ve işlemiş faizinin tahsili için davacı borçlu aleyhine takip başlattığı, takibin kesinleştiği, davacının borçlu olmadığı gerekçesiyle bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.  Mahkemece, davalı sigortacının, sigortalının uğradığı hasarda davacının kusurlu olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının borçlu bulunmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Karar yasalı süresinde davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davalı sigortacı, davacının yaptığı inşaat çalışması sırasında  zeminin çökmesi nedeniyle sigortalıya ait jeneratörün hasarlandığını, hasardan davacının sorumlu olduğunu savunmuştur. Menfi tespit davasında davacı borcun olmadığını iddia ettiğinden yokun ispatı mümkün olmadığından kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Zira hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı alacaklıda olduğundan alacaklı hukuki ilişkinin yani borcun varlığını kanıtlamak durumundadır. Bu durumda sigortalıya ait jeneratörün hasarlanmasında davacı borçlunun kusurunu ve zararı ispat etmek  davalı sigortacıya düşer. Davalı sigortacı, davacının yürüttüğü inşaat çalışması nedeniyle, jeneratörün bulunduğu zeminin çökmesinin hasara neden olduğunu ileri sürmüşse de, dosyada davacının hasar tarihinde inşaat çalışması yaptığına dair bilgi ve belge de bulunmamaktadır. Davalı sigortacının tek taraflı olarak aldığı ve davacının savunma imkanı bulunmayan ekspertiz raporu, tek başına davacının kusurunu ve zararı ispata yeterli değildir. Davalı sigortacı, davacının kusurunu ve davacının kusurlu eylemi nedeniyle hasarın gerçekleştiğini ispatlayamamıştır. Bu nedenle mahkemece davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi yerindedir. 2-Diğer taraftan davacı borçlu, davalının kötü niyetli takip başlattığını, bu nedenle kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek hükmü istinaf etmiştir. Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. (İİK m. 72/1) Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz (İİK m. 72/5) Somut olayda davalı sigortacı ekspertiz raporuna dayanarak davacı borçlu aleyhine takip başlatmış olup, takibin kötü niyetli yapıldığı ispat olunamadığından  mahkemece davacı borçlunun kötü niyet tazminatı talebini reddetmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/341 Esas,   2020/545 Karar ve 16/09/2020 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30‬ TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 117,8‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye 309,80 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.13/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"605d03c8ba94c6e1","SID":"edb2850fefed7f44"}}