{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/451 Esas<br>KARAR NO: 2024/746<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/10/2020<br>NUMARASI: 2018/85 Esas, 2020/671 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 13/06/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı şirkete 30.11.2016 tarihinden itibaren uçak biletleri ve vize işlemleri için hizmet verdiğini, söz konusu hizmetin tarafların mail yazışmaları ile birlikte mutabakat sağlanarak fatura karşılığında verildiğini, tarafların mutabakata varmalarına rağmen davalı şirket tarafından 30.01.2017 ile 10.05.2017 tarihleri arasındaki fatura alacaklarının ödenmediğini, bu sebeple İstanbul ... İcra Dairesinin ... E sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, davalı şirketin icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından icra dosyasına sunulan faturaların borç ilişkisini ispatlar nitelikte olmadığını, davacının müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını, faturanın TTK m. 21/2 uyarınca delil fonksiyonuna haiz olması için öncelikle taraflar arasındaki akdi ilişkinin kanıtlanması gerektiğini, fatura olarak sunulan belgelerin fatura olarak değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığını, söz konusu 9 adet belgeden sadece 2 tanesinde davacı tarafın kaşesiyle beraber imzasının bulunduğunu, diğer 7 belgede ise davacı tarafın kaşesinin bulunmadığını, ödeme emrinde borcun sebebi olarak gösterilen 9 (dokuz) adet faturaların açık ve kapalı fatura mahiyetlerinin belirlenmesi gerektiğini, davacı tarafın, dava dilekçesinde dayanmış olduğu e-mail yazışmalarının herhangi bir delil vasfı bulunmadığını ve HMK m. 200 hükmü uyarınca senet olarak değerlendirilemeyeceğini, belirterek davanın reddine, takibe konu alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla İİK m. 67/2 uyarınca kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; usul ve yasaya uygun denetime elverişli bilirkişi raporunda davalı ve davacı tarafların uyuşmazlık dönemine ait ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacı ve davalı taraf ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak süresinde yaptırılmış olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla HMK M.222 VE 6102 s. TTK M.64/3 uyarınca ticari defterlerin delil niteliğinin bulunduğu, yapılan mali hesaplamalara göre davacının ticari defter kayıtlarına göre dava konusu 9 adet fatura nedeniyle davalıdan 79.161,00TLnin davalıdan alacak olarak işlendiği, davalının ticari defter kayıtlarına göre de dava konusu 9 adet fatura nedeniyle 79.161,00TLnin cari hesap olarak davacı tarafa borç olarak işlendiği görülmekle, davalı tarafın faturalara karşı yasal süresi içinde yapılmış herhangi bir itirazının dosya kapsamında ve ticari defter kayıtlarında bulunmadığı da dikkate alınarak davacının dava konusu 9 adet fatura nedeniyle ticari defter kayıtlarına göre HMK m.222 uyarınca incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil ve davalı aleyhine delil oluşturduğunun kabulü ile 79.161,00Tl olarak davalıdan alacaklı olduğunun kanıtlandığı, dava dilekçesinde işlemiş faiz talebinde bulunmadığı dikkate alınarak 79.161,00TL asıl alacak üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren taleple %9 yasal faiz işletilerek davanın kabulüne asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; gerekçeli kararda tespit edildiğinin aksine davacı şirketin müvekkili şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere  davacının alacağını ispat edemediğini, Mahkemenin bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının müvekkili şirketten alacaklı olduğuna karar vermesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davacının uyuşmazlığın tarafları arasındaki akdi ilişkiyi ispatlar herhangi bir sözleşme ibraz etmediğini, alacağının sadece takip dosyasında bulunan ve fatura olarak değerlendirdiği belgelere dayandırdığını, bu belgelerin fatura niteliğinde olmadığını, açılış kapanış kaydı bulunan ve içeriği birbirini doğrulayan müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının sahibi aleyhine delil olarak kullanılmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin iflas başvurusunun bekletici mesele yapılmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava; fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı tarafça davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile 79.161,00-TL asıl alacak , 2.165,92-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 81.326,92-TL'nin tahsili için ilamsız takip talebinde bulunulduğu, süresinde itiraz üzerine takibin durduğu, davacının İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. SMMM bilirkişiden alınan 10.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının 2017 yılına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davacının davalıdan 24.07.2017 takip tarihi itibariyle cari hesap boyutunda 86.329,00 TL alacaklı olduğu, davalının 2017 yılları ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davalının davacıya 24.07.2017 takip tarihi itibariyle cari hesap boyutunda 79.161.00 TL borçlu olduğu, davacının icra dosyasında asıl alacak olarak davalı adına düzenlenen 9 adet 79.161,00 TL tutarlı faturayı koymuş olduğu, düzenlenen iş bu faturaların davacı ve davalı yan ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunun somut olaya uygun teknik açıdan yeterli ve denetime elverişli olduğu görülmüştür. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Her ne kadar davalı, takip dayanağı faturalar nedeniyle davacı tarafın herhangi bir alacağının olmadığını savunmuşsa da, faturaları itiraz ve etmeyerek defterlerine işlediği anlaşılmaktadır.  Somut uyuşmazlıkta, icra takibine konu faturaların usulüne uygun tutulan ve delil vasfına haiz davacı ve davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafın ticari defterlerine göre davacının, davalıdan 79.161.00 TL alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının faturalara süresi içinde itiraz etmediği ve defterlerine kaydettiği anlaşıldığından davalının fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. Bu nedenle davalının bu yöndeki istinaf sebebi yerine görülmemiştir. Belirtilen nedenlerle, davacının dosyaya sunduğu belge ve delillerle icra takibine konu fatura alacağı yönünden iddialarını ispat ettiği anlaşılmış, davalı, icra takibine konu faturalar nedeniyle borcu olmadığını dava değeri de gözetilerek HMK 200/1 maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyette herhangi bir belge ve delil ile ispat edememiştir. Yine davalı şirket tarafından takibe konu alacağın dayanağı belgelerin fatura niteliğinde olmadığını söz konusu 9 adet belgeden sadece 2 tanesinde davacının kaşesiyle beraber imzasının bulunduğu, diğer 7 belgede davacının kaşesinin bulunmadığını ileri sürmüştür. TTK 20. maddesi uyarınca hizmet verilmesi halinde tacirin bir bedel isteyebileceği hükmü düzenlenmiştir. Taraflar arasında bu bedelin istenebilmesi için sözleşme bulunmasına, fatura kesilmesine ihtiyaç yoktur. Fatura kesilmesi vergi hukukunu ilgilendiren bir husustur. (Yargıtay 23 Hukuk Dairesi 2016/9338 E- 2019/5036 K. Sayılı 02.12.2019 tarihli kararı ) Bununla birlikte davalının faturalara karşı yasal süresi içinde itiraz etmeyerek ticari defterlerine işlediği de dikkate alınarak bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan, bekletici mesele yapılması talep edilen davalı tarafından İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/615 Esas sayılı dosyasında açılan borca batıklık sebebiyle iflas davasında, işbu eldeki dosyanın karar tarihi itibariyle davanın reddine karar verilmiş olup davacının, davalıdan takip ve dava konusu edilen miktar kadar alacaklı olduğunun ispat edildiği de dikkate alındığında bekletici mesele yapılmadan davanın kabulüne yönelik karar tesisinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/85 Esas, 2020/671 Karar sayılı ve 16/10/2020 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.350,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 922,40 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.13/06/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"25ad706c54755b50","SID":"2d59694d2d704156"}}