{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/701 <br>KARAR NO: 2024/888<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ 21/10/2020<br>NUMARASI: 2019/882 E. -  2020/602 K. <br>DAVANIN KONUSU: İpoteğin Fekki ve Manevi Tazminat<br>Taraflar arasındaki ipoteğin fekki ve manevi tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle ipoteğin fekki talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat talebinin reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;   müvekkilinin biriktirdiği para ile taşınmaz satın almak istediğini, davalı banka müşterisi ve ipotek borçlusu olan  dava dışı malik  ... isimli kişinin satışa çıkardığı, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı ... Blok, ... Kat, ... nolu bağımsız bölüm sayılı taşınmazı satın almak istediğini, satıcı malikin taşınmaz üzerinde bulunan 1.120.000,00 TL miktarlı davalı banka lehine konulan ipoteğin kaldırılması için banka şubesi ile görüştüğünü ve bankaya 200.000,00 TL ödeme yapılması halinde ipoteğin kaldırılacağını belirttiğini, davalı bankanın Kıraç şube müdürlüğünün  de müvekkiline 12.06.2018 tarihli yazısı ile müşterinin hesabına 200.000,00 TL gönderilerek kredi riskinden düşülmesi halinde daire üzerindeki ipoteğin kaldırılacağını beyan ve taahhüt ettiğini, davalı banka şube görevlilerinin söz konusu bedelin ödenmesinden itibaren 7 gün içinde de ipoteğin fek edileceğini şifahi olarak beyan ettiklerini, müvekkilinin davalı bankadan aldığı bu güvence ve taahhüt üzerine satıcı ile anlaştığı 302.000,00 TL daire bedelinin 230.000,00 TL'sini 12.06.2018 tarihinde satıcının davalı banka nezdinde bulunan hesabına göndererek, aynı gün tapu dairesinde taşınmazı ipotekli olarak satın aldığını, daha sonra satın aldığı dairesinin icradan satışa çıkarılmış olduğunu öğrendiğini, müvekkilinin tapu müdürlüğüne gittiğini ve kendisini satın aldığı daire üzerindeki ipoteğin halen durduğunun, taşınmaz üzerinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı  dosyasından gönderilen icra şerhi kalkmadan ipoteğin de kaldırılamayacağının söylendiğini, davalı şube müdürü tarafından müvekkiline ipotek fek yazısını tapuya çok önceden gönderdiklerini, tapu dairesinin yanlış daire üzerindeki ipoteği kaldırdığını ifade ettiğini, davalı banka tarafından taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmadığını, kötü niyetle 24.12.2018 tarihinde müvekkiline ait taşınmaz hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin para çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, davalı banka tarafından yapılan işlemler sebebiyle müvekkilinin bankalara olan güveninin de zedelenmiş olduğunu, 1 hafta boyunca işinden de kalarak büyük sıkıntı ve ızdırap çektiğini, bu nedenle müvekkilinin kişilik haklarının zedelendiğini ileri sürerek,   müvekkilinin maliki olduğu, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı ... Blok, ... Kat, ... nolu bağımsız bölüm üzerindeki davalı banka lehine konulan 1.120,000,00 bedelli ipoteğin kaldırılmasına, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Davalı vekili, savunmasında özetle; dava dışı borçlu ...'nın müvekkili ile imzalamış olduğu genel kredi  sözleşmesine istinaden kullandırılan kredinin teminatı olarak 02.02.2018 tarihinde ... İli, ..., ... Mahallesi, ... ada, ... parseldeki ... ve ... nolu bağımsız bölümler üzerinde ipotek tesis edildiğini, daha sonra davacının devreye girerek 32 nolu bağımsız bölümü satın almak istediğini, müvekkili banka ile yapılan anlaşma doğrultusunda müvekkiline 230.000,00 TL ödeyerek tapudan taşınmazı ipotekli olarak satın aldığını, müvekkili banka tarafından ... nolu bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin fekki için 22.06.2018 tarihinde Esenyurt Tapu Müdürlüğüne yazı yazıldığını, ancak Esenyurt Tapu Müdürlüğünün ... nolu bağımsız bölüm yerine ... nolu bağımsız bölüm üzerindeki ipoteği fek ettiğini, müvekkili bankanın, ipoteğin kaldırıldığını zannederken, bu arada borcunu ödemeyen dava dışı borçlu ... aleyhine de İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 24.12.2018 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğini ve borçluya ait 30 nolu bağımsız bölüm ile ayrıca sehven 32 nolu bağımsız bölüm üzerine de 150/c şerhi işletildiğini, bu yanlışı kısa sürede fark eden müvekkilinin 03.01.2019 tarihinde 150/c şerhinin fekki için icra dosyasına talep açtığını, icra müdürlüğü ise harç ödenmesi kaydıyla şerhin kaldırılması kararı verdiğini, tapu müdürlüğünce taleplerine rağmen kaldırılmayan ipoteğin fekki için müvekkili bankanın yeniden tapu dairesine başvurduğunu, davacının manevi tazminat talep ettiğini, ancak davacının hiçbir şahsi hakkının zedelenmediği gibi haksız fiilin de söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Dava, ipoteğin kaldırılması ve haksız nedenle ipoteğin kaldırılmaması nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkindir. Dava açıldıktan sonra, yargılama devam ederken dava konusu taşınmaz üzerindeki ipotek terkin edildiğinden bu konu da karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmektedir. Fakat dava açıldığı tarihte ipotek mevcut olduğundan ve davalı bankanın davacıya verdiği 12.06.2018 tarihli yazıda müşterinin hesabına 200.000,00 TL gönderilerek kredi riskinden düşülmesi halinde daire üzerindeki ipoteğin kaldırılacağı taahhüt edilmesine ve belirtilen hesaba yatırılan paraya rağmen ipotek kaldırılmamış olduğuna göre dava tarihinde davacının dava açmakta haklı olduğu anlaşılmaktadır. Davalı vekilince her ne kadar bankanın 32 nolu bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin fekki için 22.06/2018 tarihinde Esenyurt Tapu Müdürlüğü'nü yazı yazdığını, ancak Esenyurt Tapu Müdürlüğü'nün 32 nolu bağımsız bölüm yerine 30 nolu bağımsız bölüm üzerindeki ipoteği fek ettiğini, müvekkili bankanın, ipoteğin kaldığını zannederken, bu arada borcunu ödemeyen dava dışı borçlu ... aleyhine de İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 24/12/2018 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğini ve borçluya ait 30 nolu bağımsız bölüm ile ayrıca sehven 32 nolu bağımsız bölüm üzerine de 150/c şerhi işletildiğini, bu yanlışı kısa sürede fark eden müvekkilinin 03/01/2019 tarihinde 150/c şerhinin fekki için icra dosyasına talep açtığını, icra müdürlüğü ise harç ödenmesi kaydıyla şerhin kaldırılması kararı verdiğini, tapu müdürlüğünce taleplerine rağmen kaldırılmayan ipoteğin fekki için müvekkili bankanın yeniden tapu dairesine başvurduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmişse de, bir güven kurumu olan bankanın ipoteğin kaldırılmasına ilişkin işlemlerini takip etmemesi, üstelik ipoteğin kaldırılması için tapuya yazı yazdığı taşınmaz hakkında sonraki tarihte bu kez ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçmesi ve bunun üzerine bu davanın açılması nazara alındığında davalı savunmasına itibar edilmemiş, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının davasında haklı olduğu ve davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği değerlendirilerek ipoteğin kaldırılması davası yönünden davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiştir. Davacının Manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin10.02.2015 gün ve 2014/9433 E, 2015/1634 K.sayılı ilamında da belirtildiği üzere; manevi tazminat istemi ipoteğin fekki talebinin haksız şekilde reddedilmesine dayalıdır. Ancak bu istemin reddi üzerine davacının ne tür bir manevi zarara uğradığı ve kişilik haklarının ne şekilde ihlal edildiği kanıtlanamamıştır ...  \" gerekçesiyle, ipoteğin fekki talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat talebinin reddine karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İlk derece mahkemesince  hüküm fıkrasının 3.ve 6.bentlerine ilişkin ek karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin 27.01.2021 tarihli ek karar ile: ''1-Mahkememizin 21/10/2020 tarih ve 2019/882 Esas, 2020/602 Karar sayılı kararının 4. sayfasında hüküm kısmının 3.maddesinin \"Alınması gereken 20.629,62 TL karar harcının peşin alınan 5.328,18 TL harçtan mahsubu ile bakiye 15.301,44 TL 'nin davalıdan tahsiline, \"ibaresinin “Alınması gereken 54,40 TL karar harcının peşin alınan 5.328,18 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.273,78 TL 'nin talebi halinde davacıya iadesine, \" olarak  HMK 304. maddesi gereğince tashihine, 2-Her ne kadar 09/12/2020 tarihli tashih kararı ile Mahkememizin 21/10/2020 tarih ve 2019/882 Esas Esas, 2020/602 Karar sayılı kararının 6 nolu bendinde \" Davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü yapılan 230,30 TL yargılama giderinin davalıdan  tahsili ile davacıya verilmesine,\"  denilmiş ise de kararın 6 nolu bendinin ; \" Davacı tarafından yapılan ilk dava açılış harç giderleri toplamı 5.364,08-TL ile 230,30-TL posta-müzekkere gideri olmak üzere toplam 5.594,38-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" şeklinde tashihine karar verilmiş ise de 1 nolu karardaki tashih nedeniyle 21/10/2020 tarihli kararın 6 nolu bendinin yeniden \" 6-Davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü yapılan 230,30 TL yargılama giderinin davalıdan  tahsili ile davacıya verilmesine,\" şeklinde tahsisine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin kararının  usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava harcının tamamlatılmadığını, bu sebeple de vekalet ücretinin eksik hesaplandığını, Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 2017/519 Esas ve 2018/11996 Karar, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2005/1661 Esas ve 2005/12785 Karar sayılı ve bir çok emsal kararında \"ipoteğin kaldırılması davalarının ipotek değeri üzerinden nispi harca tabi olduğu, bu harcın tamamlatılmadan davaya devam edilemeyeceği ve ipotek miktarına göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği\"nin  açıkça belirtildiğini, ipoteğin kaldırılması davası için müvekkili tarafından satın alınan taşınmazın tapu satış değeri olan 302.000,00 TL üzerinden harç yatırılarak dava açıldığını, ancak daha sonra ipotek değeri (1.120.000,00 TL) üzerinden harcın tamamlatılması gerektiğini öğrendiklerini,  bunun üzerine bu konuda son duruşmada sözlü olarak beyanda bulunduklarını, ancak mahkemece harç konusundaki eksiklik tamamlatmadan davanın  karara bağlandığını, ipoteğin kaldırılması davalarında \"ipotek miktarına göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesi\" gerektiğini, ancak mahkemece ipotek miktarına göre eksik harcı tamamlatmamış olduğundan, ipotek bedeli üzerinden değil de davada yatırdıkları harç bedeli üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedildiğini, bu nedenle davacı lehine  hükmedilen nispi vekalet ücretinin eksik ve hatalı olarak hesaplandığını, doğrudan davacı tarafından bankaya verilen ipoteğin davacının borçlarının sona ermediği gerekçesiyle kaldırılmaması söz konusu iken, dava konusu olayda  müvekkilinin bankaya hiç bir borcu olmamasına, aksine banka tarafından ipoteğin kaldırılması taahhüdü verilmesine rağmen ipoteğin kaldırılmaması ve üstüne üstlük taşınmaza haciz şerhi işlenerek satışa çıkarılmasının söz konusu olduğunu,  bu sebeple manevi zararın oluştuğunu, dava konusu olayla örtüşen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/8457 Esas ve 2014/15445 Karar sayılı kararının da bu yönde olduğunu, yine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2014/15429 Esas ve 2015/12357 Karar  sayılı kararında da haksız takip durumunda dahi manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğinin  belirtildiğini, dava konusu olayda kusurdan ziyade kasıt bulunduğunu,  davacının yıllardır çalışması karşılığı birikimleri sonucu satın aldığı taşınmazın satışa çıkarıldığını öğrenmesi üzerine koşarak tapuya gittiğini, tapu görevlileri tarafından taşınmaz üzerinde banka lehine başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipten dolayı İİK 150/c maddesine göre satış şerhi işlendiğini ve bu şerhin ancak banka tarafından kaldırılacağının söylendiğini, müvekkilim banka şube müdürü ile 2 gün içerisinde 3 defa görüşme yapmış ise de müdür tarafından\" tapu dairesinin yanlış daire üzerindeki ipoteği kaldırmasından dolayı güvence amaçlı taşınmazla ilgili takip başlattıklarını, tapunun yaptığı hatayı düzeltmesi gerektiği ve sorunu onlarla çözmesi\" gerektiği belirtilerek olumsuz yanıt verildiğini, bu durum üzerine müvekkilinin  sorunu çözmek amacıyla  vekil tayin etmek zorunda kaldığını,  böyle bir hadiseden dolayı bankaya olan güvenin zedelenmesi ile duyulan endişe ve üzüntüden dolayı yüksek miktarlarda manevi tazminatlara hükmedilmesi gerektiğini, manevi tazminat bakımından ek tanık delili bildirdiklerini,  ancak mahkeme tarafından tanık dinletme talebinin reddedilerek bu konudaki savunma haklarının da sınırlandığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin derhal ilgili tapu dairesine başvurarak üzerine düşeni yerine getirdiğini,  ipoteğin fekkini tapuya bildirdikten sonra fek işlemlerini yapacak kurumun  tapu müdürlüğü olduğunu, tapu müdürlüğünün de bu işlemi yaparak 32 no’lu daire üzerindeki ipoteği kaldıracağının  esas olduğunu, bunun böyle olacağından ne müvekkili bankanın ne de davacı tarafın kuşkusunun olmadığını, fek başvurusundan sonra ipoteğin fekkinin yapıldığını kabul etmenin devletin kurumuna güven ilkesi gereği olduğunu, dolayısıyla bu işlemin yapılıp yapılmadığını müvekkil bankanın ya da davacının kontrol etme zorunluluğu olmadığını, ancak illaki birinin fekkin yapılıp yapılmadığını kontrol etmesi gerekiyorsa, bu kontrol etme görevi ipoteğin kalkmasında çıkarı olan davacının kendisi olduğunu, mahkeme gerekçesinde ipoteğin fekki için tapuya başvurulduktan sonra davalı bankanın fekkini istediği taşınmaz üzerindeki ipoteğin paraya çevrilmesi için icraya geçtiğinin  yazılı olduğunu, bu iddianın ispata muhtaç olduğunu, bir bankanın ödenmiş borç için kasten icraya geçmesi mevzubahis bile olamayacağını, İstanbul ....İcra  Müdürlüğünün  ... Esas sayılı dosya ile ipoteklerin paraya çevrilmesi amacıyla kredi borçlusu ...  aleyhine icrai işlemlere geçildiğini,  takipte de dava dışı ... ..., ..., ... Mah. ... Ada ... Parselde kayıtlı 30 ve 32 no’lu bağımsız bölümler ile ..., ..., ... Mah. ... Ada ... Parselde kayıtlı 3 ve 24 no’lu bağımsız bölümler üzerindeki ipoteklerin paraya çevrilmesinin  talep edildiğini, sonra da bu taşınmazların tapu kaydı üzerine 150/c şerhi konulması işlemi yaptığını, ancak 02.01.2019 tarihinde tapudan gelen yazı üzerine 30 no’lu bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin kaldırıldığı için 150/c şerhi konulmadığının öğrenilmesi üzerine yanlışlığın fark edilerek derhal 32 no’lu daire ile ilgili 150/c şerhinin de  kaldırıldığını, bu durumun hiçbir sonuç doğurmayacak olan basit bir maddi hata olduğunu, bu maddi hatanın da derhal düzeltildiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, tapu dairesi müvekkilinin yazılı talebine rağmen 32 no’lu daire üzerindeki ipoteği kaldırmayarak iş bu davanın açılmasına sebep olduğunu,  eğer tapu  ipoteği kaldırsaydı, bu davanın da  mevzu bahis olamayacağını,  iş bu davada harç ve vekalet ücretinin taktirinde hatalar olduğunu, davacının neye dayanarak davasını 312.000 TL olarak açtığının anlaşılamadığını, taşınmaz için davacının  ödediği bedelin 230.000 TL olduğunu, davalıya  yansıtılmaması gereken harç, masraf ve vekalet ücretinin  hem  davalı aleyhine yansıtıldığını, hem de hatalı hesaplandığını,   bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının manevi tazminatın reddi kısmı dışındaki kısmının  usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ipoteğin fekki ve manevi tazminat  istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ipoteğin fekki talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili  ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekilinin istinaf istemi yönünden  yapılan incelemede;Davalı vekili, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ileri sürerek kararı istinaf etmiştir. Dosya kapsamının incelenmesinden; dava dışı malik ... adına kayıtlı ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı ... Blok, ... Kat, ... nolu bağımsız bölüm söz konusu taşınmaz üzerinde davalı banka lehine malik ile imzalanan genel kredi sözleşmesini temin etmek üzere  1.120.000,00 TL  bedelli, 02.02.2018 tarihli ve 7140 sayılı ipotek tesis edildiği, davacı tarafından  12.06.2018 tarihinde  bu taşınmazın dava dışı malikten satın  alındığı, davacının davalı bankadan aldığı 12.06.2018 tarihli yazıya binaen bu taşınmazı satın aldığı, bu yazıda dava dışı kredi borçlusu malikin  kredi hesabına 200.000,00 TL ödenmesi halinde 32 nolu bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin fek edileceğinin belirtildiği, davacı tarafından da davalı banka nezdindeki kredi borçlusu malikin kredi hesabına 12.06.2018 tarihinde 230.00,00 TL gönderildiği,  davalı banka tarafından Esenyurt Tapu Müdürlüğüne 22.06.2018 tarihinde yazılan yazı ile taşınmaz üzerindeki ipoteğin fek edilmesinin talep edildiği, ancak tapu müdürlüğünce 32 nolu bağımsız bölüm yerine 30 no'lu bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin fek edildiği, davalı bankanın daha sonra 24.12.2018 tarihinde  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 32 no'lu bağımsız bölümle birlikte borçlu malike ait bir kısım taşınmazlara ilişkin olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı, davacının bu durumdan haberdar olması üzerine davalı ile görüştüğü, ardından 31.12.2018 tarihinde eldeki davayı açtığı, dava açıldıktan sonra 17.01.2019 tarihinde 32 no'lu dava konusu taşınmaz üzerindeki İİK 150/c şerhinin terkinine karar verildiği anlaşılmaktadır.Esasında tespit edilen bu hususlar davacı ve davalı tarafın da kabulündedir. Uyuşmazlık davalının davanın açılmasına sebebiyet verip vermediği, davacının dava tarihinde davayı açmakta haklı olup olmadığı ve yargılama harç ve giderlerinin kim üzerinde bırakılacağı noktasındadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki,  ilke olarak her dava açıldığı tarihteki fiilî ve hukuki sebeplere göre hükme bağlanır. Ne var ki dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması, eş söyleyişle davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararın kalmaması hâlinde bu olayın hükümde göz önüne alınması ve böyle bir durumda mahkemenin, davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermesi gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Dava açıldıktan sonra ortaya çıkan bir olgu nedeniyle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada davanın konusuz kalmasından söz edilebilir. Böyle bir durum söz konusu olduğunda mahkemenin yargılamaya devam etmesine gerek yoktur. Bu durumda mahkemenin bir tespit hükmü niteliğinde olmak üzere esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermesi gerekir. Somut olayda da mahkemece, yargılama sırasında ipotek fek edildiğinden bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup, bu yönde karar verilmesi yerinde olmuştur.  HMK'nın ''Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri'' başlıklı 331/1 maddesiyle de “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.'' hükmü düzenlemiş olup, mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilirken yargılama giderlerinin tayininde, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu belirlenerek yargılama giderleri hüküm altına alınacağı hükme bağlanmıştır.  Her ne kadar davalı vekili,  davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ileri sürmekte ise de; davalı bankanın ipoteğin fekkini isteyeceğini davacıya  beyan ettiği ve fekkini de tapudan talep ettiği,  ancak  ilgili tapu müdürlüğünce 32 no'lu taşınmaz yerine 30 no'lu taşınmazın ipoteğinin fek edildiği, daha sonra davalı banka tarafından tapudan ipoteğin fek edilip edilmediği kontrol edilmeden ipoteğin aslında fek edilmediği bu taşınmaza ilişkin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattığı, buna göre basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü olan davalının gerekli özeni ve dikkati göstermeyerek davacının eldeki davayı açmasına sebebiyet verdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sebeple  ilk derece mahkemesince karar verilmesine yer olmadığına karar verilirken yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesinde ve vekalet ücretinin de harçlandırılan dava değeri üzerinden hesaplanmasında  bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf istemi yönünden  yapılan incelemede; Dava konusu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı ... Blok ... Kat, 32 nolu bağımsız bölüm ile  ve  dava konusu olmayan 30  no'lu bağımsız bölümler  üzerinde davalı banka lehine malik ile imzalanan genel kredi sözleşmesini temin etmek üzere   1.120.000,00 TL  bedelli ve 02.02.2018 tarihli ve 7140 sayılı üst sınır ipoteği  tesis edilmiştir. Davacı vekili dava değerinin bağımsız bölümün değeri olan 302.000,00 TL olarak gösterildiğini,  ancak dava değerinin  ipotek bedeli olan 1.120.000,00 TL olduğunu, buna rağmen  mahkemece bu miktar üzerinden harç tamamlattırılmadığı gibi eksik gösterilen dava değeri üzerinden davacı lehine eksik vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.İpoteğin fekkine ilişkin davalarda dava değeri ipotek akit tablosunda yazılı bulunan ipotek bedeli olup  dava açılırken bu miktar üzerinden nispi harç yatırılması gerekmekle birlikte somut olayda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği,  dava konusuz kalmadan önce de  davacı vekilince dava değerine ilişkin bu yönde bir itirazda bulunulmadığı nazara alındığında bu aşamada davacı vekilinin dava değerine ilişkin istinaf sebebi yerinde  görülmemiştir. Bu nedenle, dava dilekçesinde gösterilen ve harçlandırılan dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı taraf manevi tazminat isteminde de bulunmuş, mahkemece bu talep reddedilmiştir.  TBK'nın 58. maddesi gereğince kişilik haklarının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar paranın ödenmesini de isteyebilir. Somut olayda, davacının manevi tazminat talep edebilmesi için kişilik haklarının zarar görmüş olması gerekir. İpoteğin geç kaldırılmasının kişisel haklara saldırı niteliğinde olmadığı açıktır. Esasen, dava ve cevap dilekçesinde davacının kişilik haklarına yapılmış somut bir saldırıdan söz edilmemiş, genel olarak davacının manevi  zarar gördüğü, üzüntü ve endişe duyduğu belirtilmiştir. Bu nedenle tanık dinlenmesinin de sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. İpoteğin geç kaldırılması ile kişilik haklarının zarar gördüğü kanıtlanamadığından davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin verilen karara yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Açıklanan  bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca,  taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline ve Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 373,20 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline ve Hazineye gelir kaydına,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerlerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.30.05.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2bdda18f87f53fe2","SID":"c57a9f07603a21cb"}}