{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/600 <br>KARAR NO: 2024/798<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 28.01.2021<br>NUMARASI: 2018/1132 Esas - 2021/51 Karar <br>DAVA: Menfi Tespit<br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında davalılarca  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve İstanbul .... İcra Müdürlüğünün  ... Esas sayılı takip dosyalarında icra takibi başlatıldığını  ödeme emirlerinin bila tebliğ iade döndüğünü, her iki dosyadan da aynı adrese usule aykırı olarak TK'nun 35. maddesine göre ödeme emrinin  tebliğ edildiğini, takiplerin kesinleştiğini, müvekkilinin her iki takipten de 28/11/2018 tarihinde haberdar olduğunu, tebligatların usulsüzlüğüyle ilgili şikayet ve takibin iptali taleplerinin İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/690 Esas sayılı dosyasında ileri sürüldüğünü, huzurdaki dava dosyasında esasa ilişkin bir karar verilinceye kadar İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyalarında icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde İİK'nın 72. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini  istediklerini, ayrıca, icra dosyalarında müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitine, icra takiplerinin iptaline, her iki icra dosyasında da %20 den aşağı olmamak üzere haksız icra tazminatına hükmedilmesine , yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; ihtiyati tedbir kararının hakkaniyete uygun olmadığını ve kaldırılmasının gerektiğini, yetki itirazları olduğunu, İstanbul ... İcra Müdürlüğü nün ... E. sayılı ile başlatılan takip konusunun davacı ile davalı arasında imzalanan  Hisse Devir Sözleşmesinden kaynaklandığını, 07/04/2016 tarihli sözleşme  kapsamında müvekkili şirketin davacı şirkete 27/04/2016 tarihinde 30.000 TL, 11/10/2016 tarihinde 2.000 TL, 05/09/2016 tarihinde 33.088 TL ve 09/09/2016 tarihinde 14.750 TL olmak üzere toplamda 79.838 TL gönderdiğini, sözleşme gereği davacının taahhütlerini yerine getirmediğini , hisselerini üçüncü bir şirkete devrettiğini, sözleşme gereği müvekkil tarafından yapılan ödemelerin davacıdan geri istendiğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı başlatılan takip konusunun davacı davalı arasında imzalanan sözleşme gereği müvekkil tarafından davacıya elden ve defaten ödenen 75.000 USD 'nin geri iade talebi olduğunu belirterek ihtiyati  tedbir talebinin reddine, davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Davalı her nekadar 07/04/2016 tarihli hisse devir sözleşmesine dayanmış ise de sözleşmenin varlığını ve geçerliliğini - sözleşme aslını sunamayarak, sözleşme tanıklarının da imzayı kabul etmemiş, sözleşmenin varlığını inkar beyanları sonucu – ispatlayamamıştır. Davalı  taraf  cevap-delil  dilekçelerinde açıkca yemin deliline dayanmamıştır.Bunun yanında davacı taraf sözleşme gereğince davalı ... AŞ nin elden ödediğini açıkladığı 62.500 USD yi  “elden almadığını” açıklamış, elden ödeme savunmasını  kabul etmemiştir. Sözleşmenin varlığı kabul edilse bile sözleşme metninde davalının ödeyeceği yazılan 75.000 USD nin ( davalının 62.500 USD olarak ödediğini açıkladığı) davacıya ödendiğine dair hiçbir belge ibraz edilmemiştir. Sözleşmenin varlığı ve sözleşmede yazılan  75.000 USD nin ( davalının 62.500 USD olarak ödediğini açıklayıp bu miktar üzerinden İstanbul ... İcra Müdürlüğü nün ... esas sayılı takip dosyasında başlattığı takip ) miktarın davacıya ödendiği ispat edilememiştir. Ödeme ispat edilemediğinden İstanbul ... İcra Müdürlüğü nün ... esas sayılı takip dosyasındaki alacağın dayanağı yoktur ve takip haksızdır. Davacı ... Ltd Şti nin İstanbul ... İcra Müdürlüğü nün ... esas sayılı takip dosyası yönünden menfi tespit isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.  Dosya içine alınan davalı ... AŞ nin ... Bankası Aş de bulunan hesap kayıtlarına göre; davacı  ... Ltd Şti nin aynı bankada bulunan hesabına 27/04/2016 tarihinde 30.000,00 TL (borç olarak), 11/10/2016 tarihinde 2.000,00 TL (GES1 , GES2 bağlantı anlaşması avansı) 05/09/2016 tarihinde 33.088,00 TL ve 09/09/2016 tarihinde 14.750,00 TL (cari hesap ödemesi) şeklinde yatırıldığı, yatırılan toplam 79.838,00 TL nin  davalı ... Ltd Şti tarafından tahsil edildiği tespit edilmiştir.  Ayrıca ödemelerin davalı ... AŞ nin lehine delil olan ticari defter ve kayıtlarında da aynen kayıtlı bulunduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.Davalı ... AŞ nin bu ödemeleri  fotokopisi sunulan 07/04/2016 tarihli hisse devir sözleşmesi gereğince yaptığı havaleye yazılan  -GES1 , GES2 bağlantı anlaşması avansı- açıklamasından sabit bulunmuştur.Ancak sözleşme taraflar arasında geçerlik kazanmamıştır. Davacı ... Ltd Şti banka havalesi ile aldığı toplam 79.838,00 TL miktarında sebepsiz zenginleşmiştir. Davalı takip alacaklısı ... AŞ sebepsiz olarak ödediği toplam 79.838,00 TL sözleşme avansının iadesini isteyebilecektir. Bu nedenle İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında başlatılan ilamsız icra takibi haklıdır. Davacı ... Ticaret Ltd Şti nin bu icra takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemi yerinde bulunmamış reddedilmiştir.Taraflar İİK 67 md gereğince kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuşlar isede alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden her iki tarafın tazminat talepleri yasal koşullar oluşmadığı...\" gerekçesiyle, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası yönünden davacının menfi tespit isteminin reddine, İstanbul .... İcra   Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası yönünden davacının menfi tespit isteminin  kabulüne, davacı ... Tic. Ltd. Şirketi'nin borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline, her iki icra takibi yönünden alacak yargılamayı gerektirdiğinden ve yasal koşullar oluşmadığından, tarafların  kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf  vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Davacı tarafça açılan davanın; icra takiplerinin kesinleşmesinden  sonra  İİK m.72 gereğince  açılan menfi tespit istemine ilişkin olduğunu, Müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 05.06.2016 tarihinde \"hisse devir ön sözleşmesi\"  imzalanmış olup, sözleşmeye göre, Nevşehir- Avanos'ta  uhdesinde 2 adet güneş enerji santrali projesi bulunan davacı şirketin hisselerinin, taraflara karşılıklı edimler yüklenilmesi suretiyle müvekkili şirkete devredilmesinin  öngörüldüğünü, Müvekkili şirketin, sözleşmeye istinaden  banka aracılığıyla  79.838 TL ve elden 62.500 USD ödeme yapmış olmasına rağmen, davacı şirket hiç bir edimini yerine getirmeyerek şirket hisselerini müvekkile devretmediği gibi, hisseleri ... A.Ş. isimli başka bir şirketine sattığını, davacı şirketin bu eylemiyle açıkça 05.06.2016 tarihli sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, sözleşmenin ifasını imkansız hale getirerek müvekkili zarara uğrattığı gibi kendisi de sebepsiz zenginleştiğini, Davacı ve müvekkili şirket arasında tanzim edilen 05.06.2016 tarihli sözleşmenin, 2 nüsha olarak düzenlendiğini, müvekkilindeki orijinal nüshanın, tarayıcıda taranmak suretiyle çoğaltıldığını, sözleşmenin taranmış örneği dosyada mevcut ise de  orijinali müvekkili şirketin taşınması esnasında kaybolduğunu, bu durumu bilen Yeni Alkan şirketinin ise, kötü niyetle hareket ederek eldeki davayı açmak suretiyle icra takibini durdurarak müvekkilinin alacağını sürüncemede bıraktığını ve müvekkilini bu açıdan da zarara uğrattığını, Davacı taraf  sözleşmeyi kötü niyetle inkar etmek suretiyle borcunun bulunmadığını iddia etmekte ise de müvekkili şirketin davacı tarafa yaptığı ödemelerin hangi nedenle yapıldığını izah edemediğini, oysa sadece  mahkemenin talebi üzerine ... Bankasınca  gönderilen  yazı cevabı dahi davacı tarafın inkar ettiği  05.06.2016 tarihli sözleşmenin varlığını açıkça ortaya koyduğunu, yazı cevabında belirtilen 27.04.2016 tarihli 30.000 TL lik ödeme, davacı şirkete 05.06.2016 tarihli sözleşme gereğince devir işlemlerine başlanabilmesi için yapılan ve sözleşmenin 2. sayfasında  zikredilen avans ödemesi olduğunu, 11.10.2016 tarihli (GES1 GES2 Bağlantı Anlaşma Avansı açıklamalı) 2.000 TL lik ödemenin, ... için bağlantı avansı olarak davacı şirkete gönderilen  ödeme olduğunu,  05.09.2016 tarihli 33.088 TL ödemenin ise, müvekkili tarafından ...'a ödenmek üzere davacıya yapılan ödemeye ilişkin olduğunu, nitekim davacı kendisine yapılan bu ödemeyi, kuruşu kuruşuna aynen 33.088 TL olarak ...'a ödemiş olup, fatura 16.10.2020 tarihli dilekçe ekinde sunduklarını, ...'a yapılan bu ödeme sonrasında, sözleşmenin 2. sayfasının 6. paragrafında  belirtilen,  davacı şirket ile  ... arasında 06.10.2016 tarihinde bağlantı anlaşması imzalandığını, aynı paragrafta ve cümlenin devamı niteliğinde olan  \"bağlantı anlaşmasının imzalanmasını  takiben 15 gün içinde devralanlar tarafından devredenlere 75.000 USD ödenecektir\"  hükmüne istinaden, müvekkili  davacıya elden  62.500 USD ödeme yaptığını, keza  09.09.2016 tarihli 14.750 TL lik ödemenin de, müvekkili şirket ile davacı arasında düzenlenen 05.06.2016 tarihli sözleşmeye istinaden yapıldığını, ... firmasının, sözleşmeye konu GES projesiyle ilgili davacı ...'a danışmanlık hizmeti veren ve resmi işlemlerini yürüten bir firma olup, müvekkilinden  uygulama projesi hazırlanması için 12.500 TL + KDV talep ettiğini, müvekkilinin de buna istinaden 09.09.2016 tarihinde banka aracılığıyla davacıya 14.750 TL gönderdiğini, dolayısıyla bankanın cevabi yazısının savunmalarını açıkça teyit ettiğini, Mahkemece 12.12.2019 tarihli duruşmada tanık sıfatıyla beyanları alınan  ... ve ..., davacı ... şirketinin sözleşme tarihindeki   hissedarları ve imza sahipleri olduğunu, bu kişilerin, sözleşme üzerindeki imzalarını ve sözleşmeyi  inkar ederek müvekkili tanımadıklarına  dair gerçeğe aykırı beyanda bulunduklarını, oysa bu kişilerin duruşma tutanağına attıkları imzalarının dahi sözleşme üzerindeki imzalarıyla aynı olduğu, çıplak gözle  bakıldığında bile anlaşıldığını, fotokopi belge üzerinde imza incelemesi yapmanın zorluğunu bilerek yaptıkları bu kötü niyetli eylemleri, maalesef mahkemece  İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ...  sayılı dosyası yönünden davanın kabulüne karar verilmesine sebebiyet verdiğini, mahkemece beyanı alınan tanıkların, banka aracılığıyla yüklü miktarda para aldıkları, sayısız telefon görüşmesi yaptıkları, pek çok WhatsApp ve e-posta yazışmaları yaptıkları, defalarca aynı ortamda  fiziken bir araya geldikleri müvekkili, hiç tanımadıklarını ifade etmek suretiyle, üzerinde T.C kimlik numaraları, imzaları ve şirket kaşeleri bulunan 05.06.2016 tarihli sözleşmeyi inkar ettiklerini ve tanıkların gerçeğe aykırı beyanda bulunduklarını, Davacı tarafın  05.06.2016 tarihli sözleşmeyi sadece  inkar ettiğini, fakat müvekkili tarafından yapılan ödemelerin sebebini açıklayamadığını, 05.06.2016 tarihli sözleşme bulunduğunu ve müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına rağmen, davacı taraf sözleşme hükümlerine aykırı hareket ederek müvekkilini zarara uğrattığını ve kendisi haksız kazanç elde ettiğini, Öte yandan davaya konu alacakların tahakkuk ettiği ve tahsil edilmesi gereken dönemin 2016 yılı olup, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda;  bu döneme ilişkin davacı şirkete ait ticari  defterlerin süresi içinde onaylatılmadığının tespit edildiğini, oysa Türk Ticaret Kanununun 64. maddesine göre tutulması ve  zorunluluğu,  kanunun emredici hükmüyle belirlenen  ticari defterlerin,  Ticari Defterler Tebliğinin 15. maddesi ve Vergi Usul Kanununun 182. ve 221. maddeleri gereğince belirtilen onay makamlarına yasal süresi içinde onaylatılması zorunluluk teşkil ettiğini, HMK'nın 222. maddesine göre, ticari defterlerin,  ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için,  eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğunu, açılış ve kapanış onaylarının  yaptırılmış  olması gerektiğinin hüküm altına alındığını,  İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında da (hüküm fıkrasının 2 üst paragrafında) belirtildiği gibi;  \"İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında başlatılan İlamsız icra takibi haklıdır\"  mahkemece yapılan bu doğru tespitinin ardından kötü niyet tazminatına hükmedilmemiş olmasının da  hukuka aykırılık teşkil ettiğini, İİK. 72/3.maddesi ve  İİK.72/4.maddesine göre davanın alacaklı lehine neticelenmesi durumunda ihtiyati tedbirin kalkacağı ve  alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış olmasından doğan zararlarının yüzde yirmiden aşağı olmamak kaydıyla mahkemece karar altına alınması öngörülmüş olmasına rağmen,  mahkemece müvekkili lehine %20 tazminata hükmedilmemiş olmasının açıkça usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, konuyla ilgili Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 02.12.2020 tarih, 2020/3464 Esas, 2020/5623 Karar sayılı ilamının ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.09.2020 tarih,  2020/2812 Esas,  2020/3488 Karar sayılı ilamının da ekli olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine  karar  verilmesini istemiştir.Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince davalı yanca taraflar arasında varlığı iddia olunun sözleşme ilişkisinin kanıtlanmadığı gerekçesiyle İstanbul ... icra müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyasına ilişkin davayı reddederken, GES 1 ve GES 2 bağlantı anlaşması  avansı olarak yapılan ödemenin hisse devri sözleşmesi uyarınca yapıldığı ve bu nedenle davacı müvekkilinin sebepsiz zenginleştiği kanaatiyle diğer takip dosyası olan İstanbul ... icra müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyası yönünden davanın reddine verilmesinin çelişki olduğunu, Bu yönde davalı ticari defter ve kayıtlarının davalı lehine delil olarak kabul edilemeyeceğini, ispat yükü üzerinde olan davalı alacaklının alacağını ispat edemediğinin kabulü gerektiğini, açıklama yazılmayan havale dekontlarının bir borcun ödenmesi olarak kabulü gerektiğini, Davalının takiplerde kötü niyetli olup, müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken hükmedilmemesinin da yasaya aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin hüküm fıkrasının 1 nolu bendinin kaldırılması ile, İstanbul ... icra müdürlüğünün ... E sayılı dosyası yönünden de menfi tespit davasının kabulüne, yine hükmün 3 nolu bendinin de müvekkili lehine kaldırılarak her iki icra dosyası kapsamında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında istenen cari hesap alacağı ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında istenen sözleşme alacağı nedeniyle  davacı takip borçlusu  ... Ltd. Şti. 'nin davalılara borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olarak İİK'nın 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılmış bir menfi tespit davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne  karar verilmiş; bu karara karşı her iki taraf  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derce mahkemesince ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı yanca taraflar arasında varlığı iddia edilen hisse devir sözleşmesinin varlığının kanıtlanmadığı, bu kapsamda davalı yanca iş bu sözleşme uyarınca elden ödendiği ileri sürülen ve bedelsiz olarak davacı uhdesinde kaldığı ileri sürülen 62.500 USD nin ödendiğinin kanıtlanmadığı, bu tutar yönünden İstanbul ... İcra Müdürlüğü nün ... Esas sayılı takip dosyası yönünden menfi tespit isteminin kabulü gerektiği,  davalı ... AŞ nin ...  Bankası Aş de bulunan hesap kayıtlarına göre; davacı  ... Ltd Şti nin aynı bankada bulunan hesabına 27/04/2016 tarihinde 30.000,00 TL (borç olarak), 11/10/2016 tarihinde 2.000,00 TL (GES1 , GES2 bağlantı anlaşması avansı) 05/09/2016 tarihinde 33.088,00 TL ve 09/09/2016 tarihinde 14.750,00 TL (cari hesap ödemesi) şeklinde yatırıldığı, yatırılan toplam 79.838,00 TL ye karşın  sözleşmenin taraflar arasında geçerlik kazanmadığının anlaşıdığı,  davacı ... Ltd Şti banka havalesi ile aldığı toplam 79.838,00 TL miktarında sebepsiz zenginleşmiş olduğunu,   davalı takip alacaklısı  ... AŞ nin sözleşme avansı olarak  ödediğini kanıtladığı toplam 79.838,00 TL nin iadesini istemekte haklı olacağı, buna göre  İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında başlatılan ilamsız icra takibi haklı olup, bu takip yönünden açılan davanın reddi gerektiği,  tarafların  kötü niyet tazminat taleplerinin ise alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle reddedildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde;  Davacı vekilince ilk derce mahkemesince İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası kapsamında açılan menfi tespit isteminin reddine dair verilen hükme karşı istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İlk derece mahkemesince sunulan deliller, dekont içerikleri ve taraf şirket ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu, davalı ... AŞ nin ... Bankası Aş de bulunan hesap kayıtlarına göre; davacı  ... Ltd Şti nin aynı bankada bulunan hesabına 27/04/2016 tarihinde 30.000,00 TL (borç olarak), 11/10/2016 tarihinde 2.000,00 TL (GES1 , GES2 bağlantı anlaşması avansı) 05/09/2016 tarihinde 33.088,00 TL ( ki bu tutar dava dışı ... Genel Müdürlüğünün davacı ... A.Ş ye 04.10.2016 tarihli keşide ettiği ... Ges 1 ve Ges 2 proje onay bedeli açıklamalı fatura tutarı ile uyumlu olup) ve 09/09/2016 tarihinde 14.750,00 TL (cari hesap ödemesi)  açıklaması şeklinde yatırıldığı,  davacı ... Ltd Şti banka havalesi ile aldığı toplam 79.838,00 TL miktarında sebepsiz zenginleşmiş olduğu,   davalı takip alacaklısı ... AŞ nin dekont içeriklerine göre davacıya avans olarak gönderdiğini kanıtladığı toplam 79.838,00 TL nin iadesini istemekte haklı olacağı, buna göre  İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında başlatılan ilamsız icra takibi  yönünden açılan davanın reddi kararı isabetli olup, davacı vekilinin mahkeme gerekçesinin çelişkili olduğu,  ödeme dekontları içeriğinde paranın gönderiliş nedenine ilişkin  şerhler kapsamında davalı şirket ödemelerinin borç ödemesi olarak değerlendirilmesi gerektiği, buna göre davalının alacak iddiasını ispatlayamadığının kabulü ile,   İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı  takip dosyası yönünden de menfi tespit istemlerinin kabulü gerektiği yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir.  İstanbul ... icra müdürlüğünün ... E sayılı icra takip dosyası bakımından menfi tespit davasının kabulüne  karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı takip borçlusunu menfi tespit davası açmaya zorlayan ve  menfi tespit davasının kabulüne karar verilen  İstanbul ... icra müdürlüğünün ... E sayılı icra  takibine dayanak alacağın, davalı yanca kanıtlanmaması nedeniyle kabulüne karar verildiği de gözetiltiğinde, davacı vekilinin lehlerine kötü niyet tazminatı tayin edilmemesinin doğru olmadığı yönündeki istinafı da yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde; Davalı vekilince   İstanbul ... icra müdürlüğünün ... E sayılı icra takip dosyası yönünden de davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. İlk derece mahkemesince, davalının taraflar arasında imzalandığını ileri sürdüğü 05.06.2016 tarihli sözleşmenin varlığını usule uygun dellerle kanıtlayamadığı gibi, icra takip alacağına dayanak 62.500 USD ödemenin yapıldığını da kanıtlayamadığı gerekçesiyle sonuca gitmiştir. Davalı takip alacaklısı ... tarafından davacı şirkete 62.500 USD elden yapıldığı iddia edilen ödemenin yapıldığının usule uygun delillerle kanıtlanmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince  İstanbul ... icra müdürlüğünün ... E sayılı icra takip dosyası yönünden  davanın kabulü kararı isabetli olup, aksi yöndeki davalı vekili istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir.  İstanbul  .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası bakımından menfi tespit davasının reddine  karar verildiği, davacı tarafından iş bu takip dosyası kapsamında açılan davada  talebi üzerine 03.12.2018 tarihli ara karar ile icra veznesine yatırılacak paranın davalıya ödenmemesi için İİK'nın 72/3 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verildiği ve uygulandığı  anlaşılmaktadır. Menfi tespit  davasının reddine karar verildiği yani takip alacaklısı lehine sonuçlandığı anlaşılmakla, İİK'nın 72/4 maddesine göre, talebe bağlı olmaksızın mahkeme tarafından resen %20 oranından az olmamak üzere davalı lehine tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile tazminata hükmedilmemesi hatalı olup, davalı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde görülmüş ve ilk derece mahkemesi hükmünün bu yönden düzeltilmesi gerekmiştir.Yukarıdaki açıklamalar ışığında, taraf vekillerinin istinaf başvuru nedenleri kapsamında dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusununa kısmen kabulü ile İlk derece mahkemesinin istinafa konu kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;A-Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine, 2-Davacı tarafından sarf edilen istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, davacı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,3-Davacı tarafça sarf edilen istinaf başvuru giderlerinin üzerinde bırakılmasına, B-Davalı tarafın istinaf başvurusu yönünden: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile  ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; 1-İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası yönünden davacının menfi tespit isteminin reddine,2-İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası yönünden davacının menfi tespit isteminin  kabulüne, davacı ...Tic. Ltd. Şirketi'nin borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline, 3- İİK'nın 72/4 maddesi uyarınca şartları oluştuğundan, davanın  reddine karar verilen  İstanbul  .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasındaki alacağın takdiren % 20'si oranında belirlenen 19.025,17 TL  icra inkâr tazminatının davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, 4-Yasal unsurları oluşmadığından, menfi tespit istemi kabul edilen İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra takip dosyası bakımından  davacının kötü niyet tazminatı isteminin reddine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 27.791,18 TL karar ve ilam harcından peşin olarak yatırılan 8.572,31 TL harcın düşümü ile bakiye19.218,87 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından bu dava sebebi ile yapılan 9.111,91 TL yargılama giderinin red ve kabul nispetine göre belirlenen 9.016,46 TL'lik bölümünün davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, geri kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalılar tarafından bu dava sebebi ile yapılan 1.500,00 TL yargılama giderinin red ve kabul nispetine göre belirlenen 284,26 TL'lik bölümünün davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, geri kalan kısmın davalılar üzerinde bırakılmasına, Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine, 8-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihindeki AAÜT gereği 36.928,74 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Davalılar kendini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihindeki AAÜT gereği 12.986,96 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, 10-HMK'nın 333. maddesi gereğince, hükmün kesinleşmesinden sonra, kullanılmayan gider avanslarının yatıran tarafa iadesine,7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri, 86,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 248,10 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine,9-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 16.05.2024  tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7d23cf8b193dc25d","SID":"5fa3ae7fe7a5beb4"}}