{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/504 <br>KARAR NO: 2024/668<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/10/2020<br>NUMARASI: 2018/1083 Esas -  2020/403 Karar<br>DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01.11.2017 tarihinde ... isimli cihazı 58.000 TL bedel ile satın aldığı, davalı ... cihazı davacıdan teslim aldığı, cihazı kullanmaya başlayan davacı bir süre sonra cihazın su damlattığını fark ederek garanti kapsamında bulunması sebebiyle Fatih/ İstanbul'da bulunan satıcı ve garantör hizmeti veren üçüncü şahıs'a kargo yoluyla göndermek istediği, bu bağlamda cihazın 17.11.2017 tarihinde davacının adresinden, davalı şirketin kargo teslim alma görevlisinin huzurunda orijinal kutusunda paketlenerek davalının Antalya ili Likya şubesi ... Kargo'ya teslim olunduğunu, ilgili kargonun takip numarası ..., taşıma irsaliye numarasının ... olarak belirlendiği, davalı taşıyıcı (... Kargo A.Ş.) dava konusu cihazı taşıma sorumluluğuna aykırı olarak kardığı cihazın hala davalı yeddinde bulunduğu, cihaz üçüncü şahsın İstanbul'daki adresine ertesi gün getirildiği teslim alacak şahıs ürünün orijinal kutusunun hasar gördüğünü tespit ederek fotoğrafladığı, akabinde ürünün kutusu açılarak cihazın kırık olduğunun görüldüğü, hasar görmüş cihazın fotoğraflarını davalı şirketin kargo görevlisi huzurunda üçüncü şahıs tarafından çekildiği, üçüncü şahıs hasarlı teslim edilen kargoyu teslim almayarak görevliye iade ettiği, olayın 18.11.2017 tarihinde gerçekleştiği o günden sonra müvekkilin cihazın akıbeti ve nerede olduğuna dair hiçbir bilgi öğrenemediği, davacı 30.11.2017 tarihinde Antalya ... Noterliğinden ... yevmiye numaralı ihtarnameyi keşide ederek cihazın akıbetini öğrenmek istediği, davalı taraflan cevap gelmemesi üzerine 09.02.2018 tarihinde Antalya ... Noterliğinden ... yevmiye numaralı ikinci bir ihtarname göndererek taleplerini yinelediği, müvekkilin birçok farklı kanal ile mağduriyetlerini bildirmiş olmalarına rağmen cevap alamadıklarını ifade ederek, cihazın bedeli olan 58.000 TL'nin birinci ihtarname tarihi olan 30.11.2017 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun 2. Madde çerçevesinde avans faizi ile taraflarına ödenmesine, davacının cihazını kullanamadığı süre boyunca yoksun kaldığı gelinden mütevellit şimdilik 2000 TL 'ye hükmedilmesine yargısal giderler ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline hükmolunmasına karar verilmesini talep etmişlerdir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kargonun 17.11.2017 tarihinde ... Kargo Antalya Likya şubesinden İstanbul Samatya şubesine gönderilmek üzere içeriği beyan edilmeden ve herhangi bir değer belirtilmeden müvekkil şirkete teslim edildiği, gönderi alıcı tarafından teslim alınmadığından kargı müvekkil şirket İstanbul aktarma merkezinde muhafaza edildiği, kargonun iddia edildiği gibi taşıma esnasında hasar gördgünü davacı taraf ispat edememiş olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, ortada herhangi bir zarar olmadığı, kargonun aynen muhafaza edildiği, TTK ve 898. Maddeleri kapsamında müvekkil şirketin bir sorumluluğu bulunmadığı, ortada bir zarar olduğu düşünülse dahi bu durum gönderen tarafından yapılan yetersiz ambalajlamadan kaynaklandığı, ifade ederek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Dosya kapsamında bulunan 17/11/2011 tarihli kargo teslim tutanağı incelendiğinde içerik \"1 paket 1 adet elektronik\" yazdığı, bu şekilde kargo içeriğinin elektronik cihaz olduğunun belirli olduğu, paketle ilgili herhangi bir ihtirazi kayıt düşülmediği görülmüş, Mahkememizce yapılan keşif esnasında dava konusu cihazın ve paketinin (muhafazasının) mevcut durumu görülmüş ve bilirkişi tarafından da fotoğraflanmış, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava konusu cihazda kırık olduğu ve cihazın demir muhafazasının da deforme olduğu, cihazın ve muhafazasının zarar gördüğü, cihazın muhafazasının (kutusunun)  üzerinde kırılabilir ibaresinin mevcut olduğu tespit edilmiştir. Yapılan bu inceleme ve tespitler neticesinde, kargonun alıcı tarafından alınmaması, gönderenin de iade almaktan imtina etmesi ve 17/11/2017 tarihinden itibaren gönderinin davalı uhdesinde bulunması, özellikle cihazın muhafazasının da zarar gördüğü hususu göz önünde bulundurulduğunda, kargonun taşıma sırasında hasarlandığı kanaatine varılmış olup, bilirkişi raporunda; cihazdaki kırığın, cihazdan beklenen faydaları ortadan kaldıracak nitelikte olduğu ve cihazın kullanılamayacağı tespit edildiğinden davanın kısmen kabulü ile faturada belirtildiği üzere cihaz bedeli olan 58.000TL'nin, Antalya ...Noterliğinin 09/02/2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliği göz önünde bulundurularak belirlenen 12/02/2018 temerrüt tarihinden tibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacı vekilinin 15/09/2019 tarihli kısmi feragat dilekçesi nedeniyle gelir kaybına ilişkin 2.000,00TL tutarındaki tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın kargosunu teslim almaktan imtina etmiş olduğunu, müvekkili şirkete kusur izafe edilmemesi gerektiğini, aksi şekilde hüküm kurulmasının kabul edilemeyeceğini, şayet ortada bir zarar var ise zarardan davacı tarafın sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin hiçbir şekilde sorumluluğunun bulunmadığını, bir an için ortada bir zarar olduğu düşünülse dahi bu durumun ancak gönderen tarafından yapılan yeteriz ambalajlamadan kaynaklandığını, mahkemece bu durumun göz ardı edilerek hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, teslim anında kargonun içeriği ve değerinin müvekkili taşıyana bildirilmediğini, mahkeme tarafından bu hususun göz ardı edilerek hüküm kurulmasının da hukuka aykırı olduğunu, kargonun mahiyetinden dolayı meydana gelecek zarardan müvekkili taşıyanın sorumlu olmayacağının açık ve kanun gereği iken mahkeme tarafından müvekkili şirketin sorumlu tutularak tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu olayda tam tazminata hükmedilmesini gerektiren koşulların bulunmadığını, davacı tarafından talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun prensibinin esas olduğunu, hatalı ve eksik inceleme neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmemesi gerektiğini, işbu rapor baz alınarak müvekkili şirket aleyhinde hüküm tesis edildiğini, bu sebeple verilen kararın esas yönünden de yasaya aykırı olduğunu, düzeltilerek yeniden esas hakkında bir karar verilmesinin zorunlu olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını, yerel mahkeme kararının kesinleşmeksizin icraya konu edilmesi ile doğabilecek mağduriyetlerin önüne geçilebilmesi için icranın geri bırakılması taleplerinin kabulüne karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. <br>GEREKÇE: Dava; ... kargo taşıması için davalıya teslim edilen emtianın taşıma sırasında hasarlanması  nedeniyle eşya bedelinin  faizi ile birlikte tahsili davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup davalı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, hasarın bulunup bulunmadığı, eğer hasar var ise taşıma sırasında oluşup oluşmadığı, hasarda davalının kusurunun bulunup bulunmadığı, hasarın ambalajlama hatasında kaynaklanıp kaynaklanmadığı noktasındadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 875. maddesine göre, taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Davacının davalı taşıyıcıya dava dışı şirkete teslim edilmek üzere elektronik cihaz teslim etmiş olup bu ürünün dava dışı şirkete teslim anında hasarlı olması nedeniyle teslim alınmadığı ihtilaf konusu değildir. Buna göre kargoya konu emtianın taşıyıcı sorumluluğunda iken ziyaa uğradığının kabulü gerekir.  Alıcısına malı teslim etmeyen taşıyıcının sorumluluğu kural olarak TTK nun 882. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluktur. Ancak, TTK'nın 886. maddesi uyarınca zarara, taşıyıcının, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verilmesi halinde taşıyıcı sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz. Davalı taşıyıcı, taşımaya konu emtiayı alıcısına teslim edememesine ilişkin hiç bir somut gerekçe ileri sürmemektedir. Alıcısına malı teslim etmeyen taşıyıcının sorumluluğu kural olarak TTK nun 882. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk ise de teslim edilmeme durumuyla ilgili olarak hiç bir gerekçe gösterilmemesi karşısında bu eyleminin pervasızca davranış olarak kabulü gerektiğinden, TTK'nın 886. maddesi uyarınca taşıyıcının sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkını kaybettiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle davalı taşıyıcı, taşıma konusu emtianın gerçek değerini ödemekle yükümlüdür.  Dava dilekçesi ekinde sunulan faturadan davacının dava konusu cihazın dava dışı ... Lazer - ...'den 58.000TL'ye satın almıştır. Dosya kapsamında bulunan 17/11/2011 tarihli kargo teslim tutanağı incelendiğinde; \"1 paket 1 adet elektronik\" yazdığı, bu şekilde kargo içeriğinin elektronik cihaz olduğunun belirli olduğu, paketle ilgili herhangi bir ihtirazi kayıt düşülmediği görülmüştür. İlk derece Mahkemesince yapılan keşif esnasında dava konusu cihaz ve ambalajı mevcut haliyle görülmüş ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Buna göre davaya konu elektronik cihazın kırık olduğu ve cihazın demir muhafazasının da deforme olduğu, cihazın ve muhafazasının zarar gördüğü, cihazın muhafazasının (kutusunun)  üzerinde ''kırılabilir'' ibaresinin mevcut olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafça İstanbul  İlinde bulunan alıcısına  gönderilmek üzere davalıya 17/11/2017 tarihinde teslim edildiği, eşyanın alıcısı tarafından hasarlı olduğu gerekçesi ile davalıdan teslim alınmadığı, davacı tarafça davalıya 30/11/2017 tarihli noter kanalıyla kargoda hasarlanan üründen kaynaklı zararın karşılanmasını isteyen talebin iletildiği, ayrıca yine 09/02/2018 tarihinde noter ihtarı ile  emtiada meydana gelen hasarın ödenmesi ve ürünün iadesinin ihtar edildiği, davalı tarafça davacının bu taleplerine dava öncesi herhangi bir cevap verilmediği gibi eşyanın hasarı konusunda dahi bilgilendirilmediği, yine davalı tarafça eşyanın davacı tarafça teslim alınmadığına yönelik savunması bulunmakla birlikte eşyayı davacıya teslime hazır olduklarına dair hiçbir bildirimin davacı taşıtana gönderilmediği, bu durumda davalının tam kusurlu olduğu, eşya hakkında tam ziya karinesinin gerçekleştiği, hasarın taşıyıcının pervasızca hareketinden kaynaklandığı anlaşılmakla TTK'nın 882. maddesindeki sorumluluk sınırlarının uygulanmayacaktır. Bu durumda mahkemece bilirkişi raporu ile de zarar miktarı üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde  bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 3.961,98‬ TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 990,49 TL harcın mahsubu ile eksik  2971,49 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.07/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ac5eb84c649ec630","SID":"0e5e6b646c6d6000"}}