{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/661 <br>KARAR NO: 2024/799<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/02/2021<br>NUMARASI: 2020/384 Esas -  2021/141 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/05/2024<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında cari hesaptan kaynaklanan 24.200,00 Euro alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu bildirdiğinden bahisle itirazın iptali ile takibin aynen devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkiline tebliğ edilen ödeme emri sonrasında şirket kayıtlarının tetkik edildiğini, davacı şirketin müvekkili şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığının tespit edilmediğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...davacı/takip alacaklısının davalı/takip borçlusu hakkında cari hesap ilişkisine dayalı olarak takip başlattığı, davalı/takip borçlusunun tebliğ edilen ödeme emri üzerine takibe borca ve fer'ileri yönünden süresinde itiraz ettiği ve takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının  süresinde açıldığı, taraflar arasındaki ihtilafın takip dayanağı belgeye konu mal ve/veya hizmetin teslim edilip edilmediği ve/veya sunulup sunulmadığı hususundan kaynaklandığı, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için defter incelemesine karar verildiği, tarafların ticari defterlerinin bilirkişi incelemesine sunulmak üzere ibraz ettiği, tarafların 2019 yılına ait defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, SMMM bilirkişi tarafından hazırlanan raporda davacının ve davalının defterlerine göre davacının, davalı taraftan 24.200,00 Euro alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerinin de davacı defterleri ile uyumlu olduğu ve davacı tarafça davalı adına düzenlenen ve toplamda 24.200,00 Euro bedelli faturaların benimsenerek davalı defterlerinde kayıt altına alındığı, bir tacirin almadığı bir hizmet/mal için düzenlenen faturayı ticari defterlerine kaydetmesinin hayatın olağan akışına ve ticari teamüllere uygun olmadığı,  ispat yükünün takibe dayanak teşkil eden faturaları defterlerine kaydeden davalıya geçtiği, faturaları alan davalının faturayı ve içeriğini oluşturan hizmeti almadığını veya iade ettiğini kanıtlaması gerektiği, davalının faturaya itiraz etmediği gibi, faturayı ve içeriğini oluşturan hizmeti iade ettiğini TTK'nın 21/2.maddesine uygun şekilde kanıtlayamadığı,  bu nedenle davalı takip borçlusunun icra takibine itirazının haksız ve yersiz olduğu,  alacağın likit olması nedeni ile kabulle sonuçlanan kısım üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi şartlarının oluştuğu(İİK m. 67/2), takibin yabancı para cinsinden açılmış olması nedeni ile icra inkar tazminatının takibe konu asıl alacağın takip tarihindeki Türk Lirası cinsinden değeri üzerinden belirlenmesi gerektiği, takip tarihi olan 23/12/2019 tarihi itibariyle Merkez Bankası kayıtlarına göre 1 Euro'nun Türk Lirası cinsinden efektif satış değerinin 6.5832 TL olduğu, davaya konu 24.200,00 Euro 'nun takip tarihi itibariyle Türk Lirası karşılığının 159.313,44 TL olduğu, sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davanın kabulüne\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından denetime elverişliliği bulunmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınmış olup, verilen kararın da dayanağı olan bilirkişi raporu gibi usul  ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme tarafından itiraza konu icra takibinde yer alan asıl alacak miktarının belirlenmesinde hataya düşüldüğünü, müvekkili şirket ile davacı yan arasındaki temeldeki hukuki ilişki ispat edilememiş olup, hukuki ilişki mevcut olmadan düzenlenen belgelerin fatura olarak kabul edilmesi ve yargılamada göz önüne alınmasının mümkün olmadığını, mahkeme tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde ispat yükünün müvekkili şirket üzerine geçtiği dile getirilmiş olsa da davacı yanın söz konusu hizmeti yerine getirdiği ve alacaklı sıfatına haiz olduğuna yönelik herhangi bir ispatta bulunamadığını, öncelikli olarak bu hususun ispatlanması gerektiğini, davacı tarafın iddiasının bir başka dayanağı olan cari hesap ilişkinin varlığını ispat için yazılı bir sözleşme bulunması gerekliliğine rağmen yine herhangi bir delil ya da belge ibraz edilemediğini, dava dilekçesinde borcun kaynağı olarak gösterilmiş olan cari hesap ilişkisi şeklinde ilerleyen bir ilişkinin varlığının ispatı için yazılı bir sözleşme gerektiğini, nitekim 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun cari hesap başlıklı 89.Maddesinde; ''Bu sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz.'' hükmü uyarınca cari hesaptan kaynaklı bir alacağın talep edilebilmesi için öncelikli olarak yazılı bir cari hesap sözleşmesi yazılı bir cari hesap sözleşmesi'nin akdedilmiş olması gerekmesine rağmen davacı yanca bu hususta da herhangi bir belge sunulamadığını, hukuka aykırı olarak düzenlenen takip talebinde yer alan 24.200 Euro asıl alacak bakımından yargılamanın sürdürüldüğünü , asla kabul anlamına gelmemek üzere Yerel Mahkeme tarafından 24.200 Euro asıl alacak üzerinden yargılamanın yürütülmesi mümkün olmayıp, 23.12.2019 tarihli takip talebinde yer alan 159.482,84 TL üzerinden karar verilmesi gerektiğini, alacaklının takip talebini Türk Lirası olarak hazırlayarak, seçimlik hakkını da takip tarihinde mevcut kur üzerinden kullandığını,  icra inkar tazminatının da haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyanla fazlaya ilişkin her türlü talep, dava, alacak ve tüm yasal hakları saklı kalmak kaydıyla, İstanbul Anadolu 12.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11.02.2021 tarihli, 2020/384 E., 2021/141 K. Numaralı kararının tüm sonuçları bakımından ortadan  kaldırılmasına, davacının haksız ve hukuka aykırı davasının tüm talepler bakımından reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, cari (açık) hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılmış olan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı taraf vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı  dosyası ile cari hesaptan kaynaklanan fatura alacağı sebebine dayanılarak  24.000 Euro alacağın tahsili amacıyla 24.12.2019  tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.  Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacı alacaklının takip talebi ve ödeme emrinde  değişiklik yapılmasının davaya etkisi olup olmadığı,  cari hesap alacağı talebi için yazılı bir cari hesap sözleşmesinin bulunması gerekip gerekmediği, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, mahkemece davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olup olmadığı noktalarındadır. Davaya konu İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında davacı vekili, sistemde meydana gelen sıkıntı nedeni ile Euro takibi yapmasına karşın takibin TL olarak açıldığını, Euro takibi olarak hazırladığı ödeme emrini ve takip talebini göndererek  takibin 24.200 Euro olarak düzeltilmesini talep etmiş, bu talep  üzerine  icra müdürlüğünce yeni takip talebine göre güncelleme yapılarak ödeme emri düzenlenmesine karar  verilmiştir. Davalıya  Euro üzerinden düzenlenerek gönderilen ödeme emrinin şikayet yoluyla icra hukuk mahkemesinden iptal edildiğinin ileri sürülmemiş olmasına  göre davacı alacaklının seçimlik hakkını ilk takip talebi ile Türk Lirası  yönünde kullandığı söylenemez. Davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf sebebi yerinde değildir. 6100 sayılı HMK'nun 222. maddesine göre ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.  Mahkemece her iki tarafın ticari defterleri incelenmiş, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda davacının, davalı taraftan 24.200,00 Euro alacaklı olduğu konusunda usulüne uygun tutulan taraf ticari defterlerinin birbirleriyle uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. Maddesine  göre itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan  bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir.(Yargıtay 11. HD'nin 19/12/2018 tarih ve 2017/2642 E. - 2018/8096 K. Sayılı kararı). Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder (Yargıtay 19. HD'nin 09/11/2016 tarih ve 2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam). Bu durumda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Somut olayda davalının, dosya kapsamında cari (açık) hesaba konu olan faturalara itiraz etmeyip, bu faturaları kendi ticari defterlerine kaydetmesi nedeniyle davacıya borçlu olmadığını ispatlaması gerekir ancak dosya kapsamında buna ilişkin delil bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının cari (açık) hesabı oluşturan faturalara konu taşıma işini yerine getirdiğinin kabulü gerekir. Davaya konu icra takibi, cari hesap sözleşmesine değil, cari (açık) hesaba dayalı olup, açık hesap ilişkisi, önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip, belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümler uygulanamaz. Taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmaması, açık hesapta takip edilen alacağın tahsiline engel değildir. Bu durumda hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna davacının alacaklı olduğu tespit edilen ve takip konusu 24.000 Euro üzerinden  mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Bu yönlere ilişkin davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Diğer yandan İcra İflas Kanunu  67/2.maddesinde \".. borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" şeklinde düzenleme mevcut olup, bu düzenleme uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, davaya konu edilen alacak faturaya dayalı olup, davalı tarafından bilinebilir olduğundan likit kabul edilerek davalı itirazı da haksız bulunmakla mahkemece İİK'nın 67/2.maddesi gereği  davacı yararına icra inkar tazminatına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir  HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.721,00 TL harcın, alınması gerekli olan 10.882,70 TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.161,70 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  23/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"58a28e1eb6328367","SID":"ad1de58699575399"}}