{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/562 <br>KARAR NO: 2024/728<br>KARAR TARİHİ: 16/05/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/10/2020<br>NUMARASI: 2018/869 Esas -  2020/667 Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Olağanüstü Genel Kurul İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “Davacı ..., ... A.Ş.’nin hissedarı konumunda olduğunu, davalı ... A.Ş. yönetim kurulu üyeleri olan ..., ... ve ... tarafından birtakım hukuka aykırı eylem ve işlemler neticesinde davalı ... A.Ş. ve hissedarlarının zarara uğratıldığını, ... Holding A.Ş, iştiraklerinden olan ... Satınalma Hizmetleri A.Ş, yönetim kurulunu oluşturan ..., ... ve ... tarafından, şirketi zarara uğratacak şekilde hareket edilmesi, şirket iştiraklerinin malvarlıklarının üzerinde Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesİ’nin 2007/83 D, İş sayılı dosyasıyla konulmuş olan tedbirler bulunmasına rağmen, bu malvarlıklarının hukuka aykırı şekilde ve gerçek bedellerinin çok çok altında bir fiyatla satıldığını, yönetim kurulu üyelerinin sattıklar» taşınmazın değerini resmiyette gerçek satış fiyatının çok çok altında gösterdikleri ve asıl satış bedelinden arta kalan kısmı da kendi uhdelerine geçirmek suretiyle davalı şirketi ve diğer paydaşlan zarara uğrattıklarının belirlendiğini, tüm bu hususlar çerçevesinde aym zamanda davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri olan ..., ... ve davalı şirket iştiraklerinden olan ... A.Ş. Yönetim kurulu üyesi ... aleyhine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/75470 Soruşturma numaralı dosyasıyla da güveni kötüye kullanma, resmî belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından ötürü suç duyurusunda bulunulmuş olup soruşturmanın halen yürütüldüğünü, davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketi zarara uğratmalarının yanında, davalı şirket aleyhine açılmış ve halen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/724 Esas sayılı dosyasıyla yargılaması devam eden iflas davası mevcut olduğunu, Söz konusu davada mahkeme tarafından verilen depo kararının davalı tarafından yerine getirilmediği, mahkeme tarafından kanunun emredici hükmü gereği iflas kararı verilmesi gerekirken, açılmış olan başka bir davanın bekletici mesele yapıldığım, davalının iflas durumunda olmasının şirketin yönetim kurulu tarafından ne kadar kötü yönetildiğinin de apaçık bir göstergesi olduğunu, ... A.Ş. yönetim kurulu üyelerinin hukuka aykırı ve aynı zamanda suç teşkil eden eylem ve İşlemlerinden dolayı, gerek şirket gerekse dc şirket ortak ve iştirakleri zarar gördüğünden ötürü, yönetim kurulu üyelerinin azli ile yeni yönelim kurulunun seçilmesi, ayrıca şirketin iflasına ilişkin İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/724 Esas sayılı davası da göz önüne alınarak şirketin iflas durumunda olduğu da dikkate alınarak, ... A.Ş, genel kurulunun toplantıya çağrılması için gereken işlemlerin ivedilikle başlatılması hususunda davalı şirket vc yönetim kurulu üyelerine Beyoğlu ... Noterliğimin 04,07.2018 tarih ve ... Yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, söz konusu ihtarname davalıya ve yönetim kurulu üyelerine tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafından hiçbir eylemde bulunulmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunumun 412, maddesi “Pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemleri yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü İçinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi karar verebilir. Mahkeme toplantıya gerek görürse, gündemi düzenlemek ve Kanun hükümleri uyarınca çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atar. Kararında, kayyımın, görevlerini ve toplantı için gerekli belgeleri hazırlamaya ilişkin yetkilerini gösterir, zorunluluk olmadıkça mahkeme dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir. Karar kesindir,” hükmünü içerdiğini, söz konusu madde gereği mahkeme, olağanüstü genel kurulun toplanmasına ilişkin gerektirici sebeplere işaret eden delillerin mevcudiyeti halinde, genel kurulun toplanmasına karar vereceğini, belirterek davanın kabulü ile davacının hissedarı olduğu ... Holding A.Ş.'nin olağanüstü genel kurula çağrı konusunda davacının yetkilendiril meşine, bu talebin uygun bulunmaması halinde olağanüstü genel kurulun toplanması için Sayın Mahkemeniz tarafından kayyım tayin edilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine TTK. md, 412 gereği karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davacı  ...'in 60.00Ü.ÖÛO,00-TL sermayeli davalı şirkette 1,00-TL (Bir Türk Lirası) hissesi bulunduğunu, davacı tarafından davalı şirket iştiraklerinden ... Hizmetleri A.Ş.'ye ait taşınmazın ihtiyati tedbir kararına rağmen bedelinin altında bir bedelle satıldığından bahisle Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulduğu belirtildiğini, davacı tarafından ihtiyati tedbir kararına muhalefet edildiğinden bahisle ihtiyati tedbir kararının bulunduğu İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/421 E. sayılı dosyasına şikayette bulunulmuş ise de HMK. 398 koşullan oluşmadığından reddine karar verilmiş aynı zamanda hükümle birlikte ihtiyati tedbirlerin de kaldırılmasına karar verildiğini, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/421 E. sayılı dosyası davacı aleyhine davalı şirket yönetim kurulu üyeleri ... ve ... tarafından ikame edilen sorumluluk davası olup, yapılan yargılama sonucunda davacı ...1 in şirketi 23.847.687,99 TL zarara uğrattığının tespit edildiğini ancak taleple bağlı kalınarak 500.000,0Û-TL'nin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine karar verildiğini, bu kararın açıkça davalı şirketi ve davalı şirket iştiraklerini zarar uğratan ve zor duruma düşüren kişinin bizzat davacı olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, davacı tarafından davalı şirket aleyhine İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/724 Esas sayılı dosyasıyla devam eden iflas davası bulunduğu ve bu davada depo kararının yerine getirilmediği iddia edildiğini, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/724 E. sayılı dosyasının Müflis ... San. A.Ş. tarafından davalı şirket aleyhine ikame edildiğini, söz konusu davanın dayanağının davalı şirket tarafından grup şirketlerinden ... Ticaret A.Ş. lehine keşide edildiği ve ... tarafından Müflis ... San. A.Ş/ye ciro edildiği iddia edilen bono olduğunu, söz konusu bononun davalı şirkete kayyım atandığı dönemde davacı tarafından 44,677.500,00-USD olarak kendisinin yetkilisi olduğu şirket lehine keşide edilmiş ve yine yetkilisi olduğu ... San, A.Ş.'yc ciro edildiğini söz konusu bono zamanaşımına uğramak üzere iken sadece 4.ÛÛO,000,00-USD için ve sadece yönetimini kaybettiği davalı şirket borçlu gösterilerek takip başlatıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile şirketin borçlu olduğunun kabulü halinde dahi söz konusu borcunu tahsil etmek bakımından iflas yoluyla icra takibi dışındaki her türlü hukuki yola başvurmakta da muhtariyetinin mevcut olduğu dikkate alındığında, var olduğu iddia edilen alacağın iflas yoluyla icra takibi vasıtasıyla tahsil edilmeye çalışılması da kötü niyetin diğer bir göstergesi olduğunu, ayrıca ... tarafından ... aleyhine İstanbul 2, Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/129 E. (Eski İstanbul 45. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/75 E.) sayılı dosyası ile ikame edilmiş bir dava mevcut iken bu davanın açılması da kötü niyetin bir göstergesi olduğunu, bu davada yapılan yargılama sonunda da ...'nın açmış olduğu davanın reddedildiğini ve davalı şirketin borçlu olmadığı tespit edildiğini, davalı ... Holding tamamen bileli işlemlerle ...’ya borçlandırılmış olup, yukarıda açıklandığı üzere hiçbir borcu bulunmamakla birlikte, ... A.Ş- tarafından, ... lehine verilen kefalet ve ipotekler nedeniyle, var olduğu iddia edilen borcun çok üstünde olacak şekilde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... ve İstanbul .., İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyalarına toplam 13,950,812,83-TL ödeme yapıldığını, özellikle ifade edilmesi gereken hususlardan birinin de davalı şirket hakkındaki İflas davasının, iflas idaresi tarafından herhangi bir karar alınmaksızın aynı zamanda davacı ... de vekili olan Av. ... tarafından ikame edilmesi olduğunu, iflas İdaresi tarafından bu hususun tespiti üzerine yetki almadan dava ikame eden vekilin azline ve hakkında suç duyurusunda bulunulmaya karar verildiğini, İflas İdaresinden yetki ve herhangi bir masraf alınmaksızın ikame edilen davanın kötü niyetli olarak ve davalı şirketi zarara uğratmak kastı ile açılmış olduğunu davalı şirket tarafından düzenlenen bono nedeniyle davalı şirketin borçlu olmadığının tespiti için İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/624 E. sayılı dosyası ile dava açılmış olup iflas davasında bu davanın sonucu beklendiğini, davalı şirket tarafından ayrıca Müflis ... Makina iflas masasına alacak kaydı talebinde bulunulduğunu, bu talebin reddedilmesi üzerine İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/122 E. sayılı dosyası ile kayıt kabul davası açılmış ve mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verildiğini, gerekçeli kararın henüz yazılmadığını davalı şirketin mevcut yönetim kurulu üyeleri tarafından zarara uğratıldığını iddia eden ... hakkında davalı şirket ile ilgili eylemleri nedeni ile dolandırıcılık suçlaması ile dava açılmış ve mahkumiyetine karar verildiğini, söz konusu kararın Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından suçun güveni kötüye kullanma olduğu gerekçesi ile bozulmuş olup halen davacı hakkındaki kamu davası Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/330 E. sayılı dosyası ile devam ettiğini Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında davacının güveni kötüye kullandığı ve davalı şirketi zarara uğrattığının açıkça tespit edildiğini davalı şirketin zarara uğratıldığını iddia eden ... olduğu usul ve yasaya aykırı işlemlerden bir diğeri ise kendi kontrollerinde bulunan ve ülkemizin en Önemli sanayi kuruluşlarından biri niteliğinde olan ... şirketi hakkında iflas erteleme tedbir karan bulunmasına vc bu kararın verildiği iflas erteleme davasının devam etmesine rağmen, her nasılsa ... Makina şirketi hakkında iflas kararı verilmesine sebep olmaları ve söz konusu iflas kararının da yine ... (...’in avukatı ... tarafından takıp edildiği aşamada verilerek, mahkeme kararma karşı temyiz süresinin kaçırılmış olması nedeniyle kararın onanması ve karar düzeltme taleplerinin de reddedilmesi suretiyle sonuçlanmış olması olduğunu, ... Makina hakkındaki iflas kararı da davalı şirket ve iştiraklerini asıl zarara uğratanın davacı olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, davacı tarafından ve kontrol ettiği şirketler/kurumlar tarafından davalı şirkete benzer nitelikte çok sayıda dava açtığını, İstanbul 18, Aslîye Ticaret Mahkemesinin 2017/493 E sayılı dosyası ile ... Vakfı tarafından, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/474 E. sayılı dosyası ile ... tarafından, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/595 E, sayılı dosyası ile bu dosyanın da yukarıda arz ve izah edilen nedenler çerçevesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde açılan dava, TTK 412 Md. Uyarınca genel kurul toplantısına çağrı için yetki verilmesi talebine ilişkindir. Davacı tarafın TTK 412 Md.'si gözetilerek yönetim kurulu üyelerinin azli veya yönetim kurulu üyelerinin seçimi gündem maddeleriyle olağanüstü genel kurul toplantısını yapmak üzere çağrıda bulunmak için yetki verilmesini veya kayyım atanmasını talep etmeye hakkı olduğu fakat dava açıldıktan ve dava tarihinden sonra 04/04/2019 tarihinde davalı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısını yaptığı, ana sözleşmenin bazı maddelerinin tadil edilmesi ve yönetim kurulu üyelerinin seçimi hususlarının karar altına alındığı, olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmış olduğundan dava konusuz kalmış olup karar verilmesini yer olmadığına, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirketteki %0,000001 oranındaki hisse oranı dikkate alındığında, TTK madde 412 uyarınca olağanüstü genel kurul toplantısına çağrı veya kayyum tayini talep hak ve yetkisi bulunmadığını, her ne kadar Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının TTK m. 412 uyarınca müvekkil şirketi olağanüstü genel kurul toplantısına çağrı konusunda yetkilendirilmesi talebi veya kayyum tayini şartlarının mevcut olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de, bu yöndeki bilirkişi görüşünün TTK m. 412 hükmüne açıkça aykırı olduğunu ancak Mahkemece hüküm ittihazı aşamasında bu hususun dikkate alınmadığını, TTK'nın 4. Bölüm Genel Kurulun çağrısı başlığında TTK madde 410/2'de  tek bir pay sahibinin, genel kurulu olağanüstü toplantıya çağrı şartlarını düzenlendiğini bu çağrı şartlarının; yönetim  kurulunun devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkan bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında, mahkemenin izniyle, tek bir pay sahibinin genel kurulu toplantıya çağırabileceği düzenlenmiş olup ancak somut olayda da davacının dilekçesinde de bu şartları sağlayan bir durum bulunmadığını, bu nedenle somut olayda TTK m. 410/2 hükmü düzenlemesinin uygulanması imkan ve ihtimal dahilinde olmayıp, TTK 411-412 maddeleri ise, azlık pay sahiplerinin genel kurulu toplantıya çağırması ve bu taleplerinin reddedilmesi durumunda mahkemeye izin için yine azlık pay sahiplerinin başvuru şartlarını düzenlemekte olup, TTK m. 411 azlık pay sahiplerini, sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahipleri olarak tanımladığını, TTK m. 412 ise azlık pay sahiplerinin TTK m. 411'e göre çağrı veyahut gündeme madde konulmasına ilişkin taleplerinin reddi durumunda mahkemenin izni ile azlık pay sahibine genel kurula çağrı yetkisi verilmesini düzenlediğini, davacı ...'in davalı ... Holding A.Ş.'deki hisse oranı sadece yaklaşık % 0,000001 oranında olup dolayısıyla davacı, davalı şirkette azlık pay sahibi sıfatını haiz olmadığını, bu sebeple azlık pay sahiplerine, TTK'da istisnai olarak tanınmış olumlu haklardan olan TTK m. 411-412'nin somut olayda uygulanabilme şartlarının mevcut olmadığını, davacının işbu istinaf incelemesine konu edilen olağanüstü genel kurul istemli davayı açabilme hak ve yetkisi bulunmadığını, işbu dava devam ederken davalı şirketin genel kurul toplantısını yapmış olması, işbu haksız ve mesnetsiz davanın açılmasına davalı şirketin sebebiyet verdiğini göstermemekte olup ayrıca Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu da yönetim kurulunun azli şartlarının oluşmadığını ispatlar mahiyette olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, anonim şirket genel kurulunun toplantıya çağrılması için TTK'nın 412. maddesi gereğince yetki verilmesine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının azlık haklarınına sahip olup olmadığı noktasındadır. Davacı tarafça, davalı şirketin mevcut yönetim kurulunun azli ve yeni yönetim kurulunun seçimi gündemiyle olağanüstü genel kurulun toplanması için yetki verilmesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 412. Maddesine göre, pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemleri yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi karar verebilir. Mahkeme toplantıya gerek görürse, gündemi düzenlemek ve Kanun hükümleri uyarınca çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atar. Kararında, kayyımın, görevlerini ve toplantı için gerekli belgeleri hazırlamaya ilişkin yetkilerini gösterir. Zorunluluk olmadıkça mahkeme dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir. Karar kesindir. TTK'nın 410/2 ve 412. Maddesi uyarınca genel kurulun toplantıya çağrılması için yetki verilmesi istemli davalar sonucu verilecek kararlar kesin olup, istinaf incelemesine tabi değildir. İlk derece mahkemesince kanun yolunun açık olarak gösterilmesinin de sonuca bir etkisi yoktur. Her ne kadar ilk derece mahkemesince genel kurulun toplantıya çağrılması için yetki verilmesi istemli davanın konusuz kalması nedeniyle hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulmuş ise de; TTK'nın 410/2 ve 412. maddesine göre kesin olan bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından davalı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nın 346/1. Maddesi uyarınca REDDİNE,2-İstinaf yoluna başvuru sırasında alınan istinaf karar harcı ile istinaf başvuru harcının istemi halinde davacıya iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,  Dair, dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonunda TTK'nın 440. maddesi gereğince kesin olmak üzere,  oy birliği ile karar verildi. 16/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"93c9b013b5945b50","SID":"1ef00e520ff150fa"}}