{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/236 <br>KARAR NO: 2024/737<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/12/2020<br>NUMARASI: 2019/1033 Esas -  2020/824 Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette % 30,84 oranında pay sahibi olduğunu, şirket yönetiminin tamamen kötüniyetli ve hukuka aykırı davranışlarla müvekkili şirketten uzaklaştırmaya çalıştığını, şirketi temsil ve ilzama müvekkili ile birlikte ... ve ...’ın müştereken yetkili kılınmış olmasına rağmen 12/09/2018 tarihinde ... ve ...’ın yönetim kurulu olarak toplanarak kendilerini münferiden şirketi temsil ve ilzama yetkili kıldıklarını, alınan bu karardan 1 hafta sonra 19/09/2018 tarihinde Bakırköy ...Noterliği’nin ... yevmiye no’lu ihtanmamesi ile müvekkilinin şirketi zarara uğratan davranışlarının tespit edildiğini ve hukuki işlemlerin başlatılacağının bildirildiğini, müvekkilinin öncelikli hukuka aykırı şekilde alınan yönetim kurulu kararı ile şirketi temsil yetkisinin elinden alındığını, müvekkili davet edilmeksizin yapılan yönetim kurulu toplantısının mutlak butlanla batıl olduğunu, söz konusu kararın batıl olduğunun Beyoğlu ...Noterliği’nin ... yevmiye no’lu ihtarnamesi ile bildirildiğini, batıl yönetim kurulu kararına ve batıl yönetim kurulu kararına dayanarak yapılan son 3 yıla ait genel kurul toplantısına karşı dava açma haklarının saklı olduğunu belirterek davalı şirketin feshine, feshinin mümkün olmaması halinde davacı pay sahibine paylarının karar tarihine yakın tarihteki gerçek değerleri ödenerek pay sahibinin şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın arabuluğu tabi olduğunu, davacının fesih istemine yönelik olarak haklı sebebin ispat edilemediğini, davacı yönetim kurulu toplantısına davet edilmesine rağmen katılmadığını, toplantı 17 ay öncesinde yapılmış olmasına rağmen dava konusu edilmediğini, şirketin devamlılığı esas olup feshin son çare olduğunu, davacının son yıllarda yönetim kurulu üyeliği yaptığı, kayıtlar incelendiğinde kendisinin şirketten yüklü miktarda ödemeler aldığı gözönünde bulundurulduğunda davanın kötüniyetli olarak açıldığını belirterek şirketi feshi talebinin reddini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davacının pay değeri ödenerek ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini belirterek davanın reddine talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Somut olayda, davalı şirketin 3 ortaklı kapalı bir şirket olduğu, davacının 2018 yılına kadar şirketin yönetim kurulunda olduğu, 2018 yılından sonra yeniden seçilmediği ve ortaklar arasında anlaşmazlıklar bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı, şirket yönetiminin kendisini şirketten uzaklaştırmaya çalıştığını, kendisi davet edilmeksizin yapılan yönetim kurulu toplantısının batıl olduğunu, batıl yönetim kurulu toplantılarına dayanarak son 3 yılın hesap dönemine ait genel kurulun toplandığını, kar payı dağıtılmadığını belirterek şirketin feshini talep etmiş ise de, anılan sebeplerin haklı sebep olarak kabulünün mümkün olmadığı, davacının genel kurul kararının iptali ya da yönetim kurulu kararının butlanı istemiyle çıkarlarını koruma imkanının bulunduğu, bu hususların haklı sebep teşkil etmediği, haklı sebep koşulları oluşmadığından davacının pay bedelleri ödenmek suretiyle şirketten ayrılmasına da karar verilemeyeceği anlaşılmakla açılan davanın sübut bulmadığından reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirkette müvekkili dışındaki 2 ortağın bir araya gelip ikinci bir kayıt ve muhasebe düzeni oluşturduğunu, kayıt dışı bir sistemin kurgulandığını, müvekkilinin bütün bu sistemi çözdüğünü, taraflar hakkında Cumhuriyet Savcılığında sorumluluk davası başta olmak üzere hukuki ihtilafların yargıya taşındığını, işin çığırından çıktığını, müvekkilinin şirkete girip çıkmasının mümkün olmayacak hale geldiğini, düşmanlık ilişkisinin söz konusu olduğunu, müvekkilinin bu şirketteki ortaklığını sonlandırmayacak ise hangi koşulda sonlandıracağının anlaşılmasının mümkün olmadığını, objektif ve sübjektif tüm unsurların mevcut olduğu bu durumda ortaklıktan çıkmak için daha ne gibi şartların olması gerektiğinin anlaşılmadığını, dava konusu olayda ortaklık ilişkisinin çekilmezden öte ihtilaflı boşanma koşullarından farksız bir halde olduğunu, ortakların kanlı bıçaklı diye tabir edilen bir boyutta olduğunu, bu durumda ortaklıktan çıkmanın haklı olduğunun tartışmasız olduğunu, bütün bunlara rağmen mahkemenin yine de çıkma için durumu yetersiz olarak gördüğünü, böyle bir durumun haksız ve mesnetsiz bir durumu ifade ettiğini, müvekkilinin yıllarca emek verdiği ve babasından kalan şirketin diğer ortaklarının müvekkiline karşı hukuka ve dürüstlük kurallarına aykırı olarak şirketteki haklarını sınırlamaya, onu şirketten uzaklaştırmaya çalıştığını, artık müvekkili açısından doğruluk ve güven kurallarına göre bu ortaklığı devam ettirmesinin beklenilmeyecek duruma geldiğini, müvekkili ile davalı taraflar arasında ortaklık bünyesinde yaşanmasının imkansız hale geldiğini, davalıların gerçeğe aykırı olarak müvekkilinin şirketi zarara uğratacak davranışlarda bulunduğunu hiçbir somut delil sunmadan ileri sürülmesi, müvekkiline usulünce tebliğ yapılmadan yönetim kurulunun toplanarak müvekkilini dışarıda bırakacak şekilde imza ve temsil yetkisini davalı ... ve ...'ın uhdesinde münferiden toplaması, ortaklar ve şirket arasında çok sayıda ihtarlaşma ve devam eden çok sayıda dava olması neticesinde müvekkili ile davalı taraflar arasında güven ortamının ciddi anlamda zedelendiğini, ortaklık ilişkisinin çekilmez bir hal aldığını, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davalı şirketin feshine karar verilmesini, feshin mümkün olmaması halinde ise davacı pay sahibine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahibinin şirketten çıkarılmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. <br>GEREKÇE: Dava; anonim şirketin haklı nedene dayalı olarak feshi olmadığı takdirde pay değerlerinin ödenip  ortaklıktan çıkma talebine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık; şirketin feshi için haklı sebebin bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacı, davalı şirkette %30,84 oranında pay sahibidir. Davacı taraf, mirasen kendisine intikal eden şirketin diğer ortaklarının hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı olarak şirketteki haklarını sınırlamaya, onu şirketten uzaklaştırmaya çalışmaları nedeniyle  davalı anonim şirketin feshine, olmadığı takdirde çıkma payı ödenerek çıkmaya izin verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 531. maddesine göre; haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir. Kanunda anonim şirketin feshine neden olacak haklı sebeplerin neler olduğu sayılmamıştır. İleri sürülen sebeplerin haklı sebep oluşturup oluşturmayacağı yargısal uygulamaya bırakılmıştır. Bu bağlamda anonim şirketin kötü yönetilmesi; genel kurul toplantılarının yapılmaması, toplantıya katılım olmamasına rağmen imzaların şüpheli şekilde tamamlanması, şirket fiilen iflas etmiş ve borca batık bir durumda olmasına rağmen, Kanunun ilgili maddeleri ısrarla tatbik edilmeyerek bu konuda genel kurulun olağanüstü toplantıya çağırılmaması şeklinde gerçekleşen genel kurul toplantılarındaki usulsüzlükler; şirketin bireysel çıkarlara yönelmesi suretiyle ortaklık amacından uzaklaşması, şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketin amacını gerçekleştirme doğrultusunda faaliyetlerde bulunmaması, şirketin amacını gerçekleştirmede kullanılan tüm tesis ve teçhizatların satılması nedenleriyle artık amacın gerçekleştirilmesinin mümkün olmaması; paydaşlara ihtara rağmen şirketin mali durumu hakkında bilgi verilmemesi, şirketin gelir ve giderlerinin incelenmesine izin verilmemesi, ortakların şirketin yönetimi, malvarlığı ve kâr-zarar durumu hakkında bilgilendirilmemesi, ortakların denetim ve bilgi edinme haklarının engellenmesi suretiyle bilgi alma ve inceleme haklarının kısıtlanması; uzun süre pay sahiplerine kâr payının dağıtılmaması, paydaşların kâr payı alma hakkının engellenmesi, şirketin yüksek kârlılığa rağmen paydaşlara kâr payı dağıtılmaması; ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmaması, ortağın bakiye borcunu ödemede temerrüdü, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıkların olması ve bunların yargıya intikal etmesi, davacı ile şirketin diğer ortakları olan kardeşleri arasındaki ilişkilerin tamamen bozulmasının aile şirketi niteliğindeki şirketin işleyişine de yansıması suretiyle ortaklar arasında giderilemeyecek ölçüde güvensizlik ve anlaşmazlığın ortaya çıkması gibi sebepler yargısal uygulamalarda şirketin feshi için haklı sebep olarak kabul edilebilmektedir. Davacı tarafça, diğer şirket ortakları ... ve ...'ın yönetim kurulu olarak 12/09/2018 tarihinde toplanarak ''şirket yönetim kurulu üyelerinden ... ve ...'ın şirketin ticaret ünvanı ve kaşesi altında münferiden atacakları imzaları ile şirketi en geniş şekilde temsil ve ilzama yetkili kılınmıştır.'' şeklinde karar alındığını ve kendisine Bakırköy ... Noterliğinden ... yevmiye numaralı ihtarname ile şirketi zarara uğrattığını iddia ederek gerekli hukuki işlemlerin başlatılacağına dair ihtarname çekildiğini iddia edilmiştir. Yine kendilerince davalı şirket ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine özel denetçi tayini, sorumluluk davası ve yine şirketin feshi davalarının açıldığı, aralarında çok sayıda davanın bulunması ve ortaklık ilişkisinin çekilmez hale geldiği belirtilmiştir. Kural olarak her dava açıldığı tarihteki durum ve koşullara göre karara bağlanır. Davacı tarafın iddiaları bakımından TTK'da başvurulabilecek Kanuni yollar bulunmakta olup, davacı tarafça dava tarihi itibariyle iddiasına yönelik yönetim kurulu kararının iptali istemli bir davanın bulunmadığı, taraflar arasındaki ihtarlaşma yada davaların bulunması da şirketin haklı nedenle feshi için yeterli görülmesi mümkün değildir. Tüm bu açıklamalar nazara alındığında, davacı tarafça şirketin feshini gerektiren haklı bir neden ispatlanamamıştır. Anonim şirketlerde ortaklıktan çıkma mümkün olmayıp ancak şirketin feshi istendiğinde ve haklı sebeplerin varlığı halinde şirketin feshi yerine ortaklıktan çıkmaya karar verilebilecektir. Dolayısıyla anonim şirketin feshi davasında ortaklıktan çıkmaya karar verilebilmesi için dahi şirketin haklı nedenle feshi nedeninin bulunması gerekli olup eldeki davada haklı bir sebep ispatlanamadığına göre davacının şirket ortaklığından çıkmasına karar verilemez. Bu nedenlerle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.16/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"695ee17f4a71bae1","SID":"7ee73d233f191d35"}}