{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/341 <br>KARAR NO: 2024/1067 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN<br>MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/11/2021 <br>DOSYA NUMARASI: 2017/1419 Esas - 2021/1175 Karar <br>DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ: 10/06/2024 <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile,  Müvekkilinin, davalı firmadan 21.000,00 TL değerinde ... aldığını, bu fleksilerin Florya'da yapılan Aydın Üniversitesi ... Hastanesi'nde kullandığını, kullanılan flekslerin patlaması sonucu büyük çaplı zarar meydana geldiğini, patlama sonucu müvekkilinin başka bir firmadan aldığı fleksleri montaj ettirmek zorunda kaldığını, alınan işin geç bitirildiğini ve büyük bir maliyetin ortaya çıktığını, zarar gören tavan duvar ve zeminlerin yeniden yapılması ve bütün flekslerin sökülüp tekrar montajı için ... Ltd. Şti. firması tarafından 123,162,50 TL'nin müvekkili şirketten talep edildiğini, flekslerin patlaması sonucu ... A.Ş. Firmasından 39,000,00-TL bedelle flex alındığını, davalı firmadan alınan flekslerin demontajı ve yeni flekslerin montajı için toplamda 50.000,00 TL masraf edildiğini, Davalı firmadan alınan fancoil fleksin patlaması sebebiyle ... Ltd. Şti. tarafından hasar gören elektrik tesisatının onarıldığını ve neticede 48.318,75 TL harcanmış olan bedelin müvekkili şirketten talep edildiğini, davalı tarafından müvekkiline satılan kusurlu fancoil fleks (metal hortum) sebebiyle yapılan masrafların bedelinin, zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya  yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile,  Dava konusu ... olarak adlandırılan malzemelerin davacı tarafından müvekkili şirketten satın alınmadığını, davacı ile bu konuda bir ticari münasebetinin olmadığını, kendilerine husumet yönlendirilemeyeceğini,  bahsi geçen malzemelerin müvekkil tarafından ... Tesisat Ltd. Şti. firmasına temin edildiğini, ürünlerin montajının sahada ... tarafından yapıldığını, sipariş öncesi ve sonrasında örgülü ... kullanmayı gerektirecek bir basınçtan bahsedilmediğini, siparişin kendilerine  örgüsüz fleks olarak yapıldığını, basıncın yüksek olması sebebi ile örgülü modelin kullanılmasının gerekli olduğunu, bunun kendilerine anlatıldığını, ancak kendilerinin yaptıkları diğer işlerin benzer özellikte olduğu ve devamlı surette örgüsüz fleks kullandıklarını ve bir sorun yaşamadıklarını belirttiklerini, sadece örgü farkı alarak ürünleri örgülü modele çevirmeyi önerdiklerini davacı firmanın bu iyiniyetli yaklaşımı geri çevirdiğini,   daha sonra ... firmasından yeniden alım yoluna gitmeyi tercih ettiklerini, ancak bu firmadan yapılan alımın yüksek basınç  kutlanımına uygun olan örgülü fleks olduğunu, ürünlerin kusurlu olmadığını, davacı firmanın yanlış malzeme kullanması ve yanlış uygulamaları sonucunda kendi hatası ile olumsuzlukların meydana geldiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  02/11/2021  tarih ve 2017/1419 Esas - 2021/1175 Karar sayılı kararında; \"Dava; Hukuki niteliği itibariyle,  davacı tarafça davalı taraftan alındığı iddia olunan Fan-coil flekslerin dava dışı üniversiteye montajı sırasında flekslerin patlaması nedeni ile oluşan davacı zararının ne kadar olduğu bu zararlardan davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, Flekslerin ayıplı olup olmadığı, ayıplı mal satımı söz konusu ise davalının oluşan davacı zararından sorumlu bulunup bulunmadığı, olayın davacının yanlış malzeme kullanmasından ileri gelip gelmediği noktalarına ilişkin bulunmaktadır. Dava konusu olayın ne şekilde geliştiğinin belirlenmesi bakımından tarafların göstermiş oldukları tanıkların dinlenmesine karar verilmiş, tarafların gösterdikleri delilleri toplanmış, dosya inşaat mühendisi, makine mühendisi ve mali müşavir bilirkişiden oluşan heyete verilerek, bilirkişi raporu alınmıştır. 24.05.2021 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; Davacı firma ile davalı firma arasında malzeme irsaliyesi ve malzeme faturası dışında herhangi bir sözleşme veya tutanak mevcut olmadığı,  irsaliyelerde ve faturalarda dava konusu ... ... Hortumu 400 veya 600 Mm” olduğu, piyasada kullanılan flexlerin örgülü ve örgüsüz olmak üzere iki çeşit olduğu, örgüsüz izoleli flexlerin düşük basınçlarda ve örgülü izoleli flexler daha yüksek basınçlarda kullanıldığı, tanık...'in ifadesinde, dava konusu olayın olduğu dönemde davacı şirkette çalıştığını, dava konusu flexleri sözleşmeden 3 ay sonra döşemeye başladıklarını 11. ayın ortalarında test yapabildiklerini, test yaptıktan sonra flexlerin sırasıyla patlamaya başladığını gördüklerini, patlamanın üretim kaynaklı  olduğunu, değiştirdikçe patlamaların devam ettiğini ve nihayet tamamının patladığını, üretici firmadan yetkililerin geldiğini, sistemin 6 barda çalıştığı yetkillerin 2 barın üstüne garanti vermediklerini söylediklerini,  davalı şirkete ilişkin 2016 senesi yevmiye ve kebir defterleri e-defter yöntemi ile tutulduğu,  envanter defterinin incelemeye sunulmadığı, inşaat işleri gideri olarak: 123.162,50-TL, İzoleli Fan- Coil Hortum bedeli : 21.000,00-TL, İzoleli Fan- Coil Hortum bedeli : 46.229,45-TL, Fan-Coil demontaj-Montaj bedeli : 50.000,00-TL, Elektrik işleri tamir bedeli ; 48.318,75-TL,toplam: 288.710,70-TL davacının alacaklı olduğu, şeklide görüş bildirilmiştir. Mahkememiz 08.06.2021 tarihli ara kararında: “Tarafların rapora yönelik beyan ve itirazları alındıktan yada beyan süresi geçirildikten sonra dosyanın aynı bilirkişi heyetine tevdi ile varsa tarafların itirazları da değerlendirilmek suretiyle davalı tarafça üretilen ve dava dışı ... Ltd. Şti şirketi tarafından davacıya satılan ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ürünlerde üretim kaynaklı bir hata bulunup bulunmadığı, söz konusu ürünlerde ayıp varsa bunun açık yada gizli ayıp olup olmadığı kullanımla ortaya çıkabilecek bir ayıbın söz konusu olup olmadığı değilse davacı tarafça işe uygun olmayan ürün mü satın alınmış olduğu hususlarında teknik değerlendirme yapılarak mahkemeye denetlemeye ve hüküm kurmaya elverişli şekilde ek rapor tanzimine” karar verilmiştir.  01.09.2021 tarihli Bilirkişi Ek Raporunda;  Dava konusu izoleli fan coil hortumların imalat hatalı olmadığı ve gizli ayıplı olmadığı, kullanma yerine uygun olmayan flexler olduğu, Davalı taraf yukarıda belirtilen görevlerini yerine getirmediğinden birinci derecede (%75 Yüzdeyetmişbeş). oranında kusurlu olduğu, Davacı taraf tesisatında kullanıcağı izoleli fan coil hortumu satın alırken davalıya uygulama yerini bildirmediği ve doğru hortumu almadığı için olayda ikinci derecede (% 25 Yüzdeyirmibeş) oranında kusurlu olduğu, Davacı tarafın izoleli ...hortumların patlaması nedeniyle toplam zarar ve ziyanı 288.710,70-TL olup, davalı taraf %75 oranında kusurlu olduğundan davalı bu bedelin 216.533,30-TL sinden sorumlu olacağı, mütalaada bulunulmuştur. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasında doğrudan bir satım sözkonusu olmayıp davalı şirket davacı tarafça satın alınan fan-coil flekslerin üreticisi konumunda bulunmaktadır. Davacı taraf  dava konusu ... dava dışı ... San.TicLtd.Şti. firmasından 27.01.2016, 30.01.2016, 20.02.2016 ve 17.03.2016 tarihli faturalar ile satın almıştır. Davalı firma sözkonusu ürünleri dava dışı ... San.TicLtd.Şti.'ne kendisinin tedarik ettiğini kabul etmektedir. Davacı taraf satım konusu ürünlerin ayıplı olduğunu iddia ederek ayıplı maldan kaynaklı olarak oluşan zararının tazminini talep etmektedir. Dava konusu olayı meydana geldiği tarihte davacı şirket ile dava dışı şirket çalışanları tarafından zarara ve zararın giderilmesine ilişkin tutulan 12.11.2016 ve 213.11.2016 tarihli Tutanak suretleri dosyaya sunulmuştur. TBK 219 ve devamı maddelerinde satım sözleşmelerinde ayıptan doğan sorumluluk düzenlenmiştir. Anılan Kanunun 219.maddesinde; Satıcının, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olacağı gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğe aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olacağı öngörülmüştür. Aynı Kanunun 227/1. maddesinde satılanın ayıplı çıkması halinde alıcının seçimlik haklarının neler olacağı belirlenmiştir. Söz konusu  Kanun hükmünün ikinci fıkrasında alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu düzenlenmiştir. TTK 23/c maddesi hükmü uyarınca, ticari satışta maldaki ayıpla ilgili ayıbı ihbar süresi  2 gün olarak düzenlenmiştir. Maldaki ayıp açıkça belli değilse, alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde malı incelemeli veya incelettirmeli ve bu inceleme sonunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, bu sürede satıcıya bildirmelidir. Anılan kanun hükmünde diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmünün uygulanacağı düzenlenmiştir. TBK  223/2 maddesine göre, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması yani kullanımla ortaya çıkan bir ayıbın söz konusu olması  halinde bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacaktır. Ayıp ihbarının ne şekilde yapılacağı konusunda yasal bir düzenleme bulunmamakla birlikte ayıbın tespiti halinde alıcının sözleşmeyi fesih hakkı da bulunduğundan yani uyuşmazlık fesih sonucunu da doğurabileceğinden ticari satışlarda ayıp ihbarının  TTK'nın 18. maddesinde öngörülen usulde ve şekilde yapılması ispat bakımından önem arzetmektedir. Yani davacı taraf süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belgeler ile ispat etmelidir. Bilirkişi tespiti ile somut olayda, satım konusu ürünlerde ayıp bulunmadığı, davacı tarafça işe uygun malzeme alınmadığı tespit edilmiştir. Bilirkişi tarafından her ne kadar söz konusu olayın meydana gelmesinde davalı şirkete %75 oranında kusur izafe edilmiş ise de bunun somut bir gerekçesi ortaya konulmamıştır. Davalı şirket söz konusu ürünlerin üreticisi konumundadır. Davacı bu ürünleri davalı şirketten doğrudan almamış olup dava dışı şirketten almıştır. Davalının satılan ürünler konusunda davacı ile birebir bir muhataplığı söz konusu olmayıp ürünlerin nerelerde kullanılacağı konusunda davacıyı bilgilendirme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Kaldı ki davacı şirket tacir olup basiretli bir iş insanı gibi davranma yükümlülüğü altındadır. Davacı yaptığı iş gereği, nerede ne malzeme kullanılacağını bilmesi ve işe uygun malzeme seçiminde bilgi ve uzmanlık sahibi olması gerekir. Somut olayda davacı tarafça işe uygun malzeme seçimi yapılmayarak oluşan zarara kendisinin sebep olduğu, davalı tarafça üretilen malzemenin niteliklerinin belirli olduğu, satılan malzemenin ayıplı olmadığı tespit edilmekle davalıya bir kusur atfedilemeyeceği, kaldı ki az yukarıda belirtildiği üzere satım konusu malların ayıplı olduğunun tespiti halinde davacının davalıya ayıbı anılan kanun hükümlerinin öngördüğü süre içerisinde yazılı olarak bildirmesi gerektiği, belirlenen sürede ayıp ihbarının yapılmaması halinde davacı alıcının satım konusu ürünü ayıplı hali ile kabul etmiş sayılacağı, süresinde ayıp ihbarında bulunulduğuna ilişkin dosyaya sunulmuş yazılı bir delil bulunmadığı gerekçeleri ile davacının söz konusu olayda oluşan zararın davalı tarafdan tazminini isteyemeyeceği sonucuna varılmıştır. İzah olunan sebeplerle davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \"gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Yerel Mahkemenin haksız ve mesnetsiz olarak davanın reddine karar verdiğini belirterek, istinaf talebinde bulunulduğu, Yerel Mahkemenin, kararında bilirkişi tespiti ile satım konusu ürünlerde ayıp bulunmadığını, davacı tarafın işe uygun malzeme almadığını ve bu nedenle zararın davacıdan kaynaklandığını belirttiği, ayrıca, davacı tarafından ayıp bildiriminin süresinde yapılmadığını ve bu nedenle davalıdan tazminat istenemeyeceği sonucuna vardığını, 16.02.2021 tarihli 7 nolu celsede davalı tanığı ...’in ifadesine dayanarak, ayıplı malın davalıya bildirildiğini ve firma yetkililerinin şantiyeye gelerek inceleme yaptığını, örgülü hortum teklifi verdiklerini, müvekkil şirketin, zararının karşılanmasını istediğini ancak yerine yeni hortum satışı ve fiyat teklifi yapıldığını, Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin, ayıbın kendilerine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaklarını beyan ettiği, Bilirkişi tarafından somut olayda ürünlerde ayıp bulunmadığı belirtilmiş ise de, örgülü ve örgüsüz hortumların basınca dayanıklılık dereceleri hakkında bilgi verilmediğini, Türkiye’de önemli bir üretici olan ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin belgelerine göre örgülü hortumların 16 bar, örgüsüz hortumların ise 6 bar basınca kadar dayanıklı olduğunu, müvekkili firmanın ise düşük basınca dayanıklı örgüsüz hortumlar kullanarak zarara uğradığını, davalı tarafından üretilen fan-coil flexlerinin ambalajında hiçbir bilgi bulunmadığını, kaç bara kadar dayanıklı olduklarının belirtilmediğini, bu nedenle ürünlerin ayıplı olduğunu, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a göre, ayıplı malın, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmamasının ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan mal olduğunu, ayrıca, ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren malların da ayıplı olarak kabul edilmesi gerektiğini, Ayıplı Malın Neden Olduğu Zarardan Sorumluluk Hakkında Yönetmelik gereği, üreticinin piyasaya sadece güvenli ürünleri arz etme zorunluluğu bulunduğunu, davalı firmanın ürettiği flexlerin normal kullanım koşullarında risk taşıdığını ve müvekkil firmanın büyük maddi zarara uğradığını, davalı tarafından üretilen flexlerin 2 bar basınca kadar dayanıklı olduğunun iddia edildiğini, ancak bu bilgilerin ambalajda belirtilmediğini ve bu nedenle davalının ayıplı mal sorumluluğundan kurtulamayacağını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin kararına göre, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından, ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağını, ayrıca, müvekkil firmanın flexlerin patlaması üzerine davalı firmaya bildirimde bulunduğunu ve davalı firma yetkililerinin şantiyeye gelerek inceleme yaptığını ve örgülü flex teklifi verdiklerini, Yerel Mahkemenin, davalı tarafından üretilen malzemenin niteliklerinin belirli olduğunu belirtmesine rağmen, bu bilgiye nasıl ulaşıldığını açıklamadığını, bilirkişi raporunda belirtilen mekanik tesisat işleri ile ilgili değerlendirmelerde, davalı tarafın bilgilendirme görevini yerine getirmediğini, patlamayı kabul ettiğini, sistem basıncını belirtmediğini ve alınan flexlerin maksimum 2 bar basınca dayanıklı olduğunu belirtmediğini, Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında, satım konusu malların ayıplı olduğunun tespiti halinde, davacının davalıya ayıbı anılan kanun hükümlerinin öngördüğü süre içerisinde yazılı olarak bildirmesi gerektiğini, belirlenen süre içerisinde ayıp ihbarında bulunulduğuna ilişkin dosyaya sunulmuş yazılı bir delil bulunmadığı gerekçesi ile davacının söz konusu olayda oluşan zararın davalı tarafından tazmininin istenemeyeceği sonucuna vardığını, müvekkil firmanın flexlerin patlaması üzerine davalı firmaya haber verdiğini ve davalı firma yetkililerinin şantiyeye gelerek inceleme yaptığını, ancak yerel mahkemenin bu durumu dikkate almadığını, Yargıtay kararlarına göre, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından, ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağını, Yerel Mahkemenin haksız ve mesnetsiz olarak haklı davayı reddettiğini ve hukuka aykırı karar verdiğini beyanla, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1419 E. ve 2021/1175 K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, yeniden yargılama yapılarak talep doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, müvekkil hakkındaki icra takibinin yürütülmemesi için icranın durdurulmasını (tehiri icra), yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının dava dışı şirketten satın aldığı dava konusu ... ürünlerinin davalı üretici şirket tarafından ayıplı olarak üretildiği iddiası ile davacının uğradığı zararın tazmini talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, davalı tarafından üretilen dava konusu ürünlerin dava dışı İstanbul Aydın Üniversitesi ... Hastanesi'nde kullanıldığını, ancak kullanılan ürünlerin ayıplı olması sebebiyle zarar meydana geldiğini, zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı vekili, davacı ile aralarında satış sözleşmesi akdedilmediğini, kendilerinin ürünleri dava dışı ... San. Tic. Ltd, Şti.'ne tedarik ettiğini ve davacının ürünleri bu şirketten satın aldığını, davanın pasif husumetten reddine ve ürünlerde üretiminden kaynaklı ayıp olmadığını, davacının yükleniciliğini yaptığı işte yanlış malzeme kullanması ve yanlış uygulamaları sonucunda dava konusu zararın meydana geldiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında; dava konusu ürünlerin davacı tarafından dava dışı ... San. Tic. Ltd, Şti.'nden satın alındığına, davalının dava konusu ürünlerin üreticisi olduğuna, davacı ile davalı arasında dava konusu ürünlerin satışına ilişkin satış sözleşmesi bulunmadığına ilişkin ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf; davacının satış sözleşmesinin tarafı olmayan davalıya karşı TBK'nın ayıba karşı tekeffül hükümlerine göre talepte bulunup bulunamayacağı, dava konusu ürünlerin üretimden kaynaklı ayıplı olup olmadığı, ayıplı olması halinde davacının zarar miktarı hususlarındadır. Taraflar arasında dava konusu ürünlerin satışına ilişkin satış sözleşmesi bulunmadığından davacının TBK'nın 219 ve devamı maddeleri uyarınca ayıba karşı tekeffül hükümleri gereğince davalının sorumluluğuna gitmesi yasal olarak mümkün değildir. Bu sebeple Mahkemece gerekçeli kararda TBK'nın söz konusu hükümlerine atıfta bulunulması yerinde olmamıştır. Davalı üretici olarak garanti vermesi halinde garanti kapsamında sorumlu olması mümkün olup, davalının üretici olarak garanti verdiğine ve garanti sorumluluğu bulunduğuna dair bir iddia ileri sürülmediği gibi delil de sunulmamıştır. Mahkemece bu hususlar dikkate alınarak satış sözleşmesinin tarafı olmayan ve garanti sorumluluğu iddia ve ispat edilmeyen davalı aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti eksikliği sebebiyle esastan reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bunun yanında HMK'nın 25/1 maddesi uyarınca kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Ayıp ihbarına ilişkin bildirim yükümlülüğüne uyulmadığına veya süresinde ayıp ihbarının yapılmadığına ilişkin savunma ileri sürülmedikçe Mahkemece re'sen dikkate alınamaz. Davalı vekili tarafından da cevap dilekçesinde bu yönde bir savunma ileri sürülmemesine rağmen Mahkemece bu hususta resen değerlendirme yapılması ve davanın bu gerekçe ile de reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından  HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1- Davacının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  02/11/2021 tarih ve 2017/1419 Esas - 2021/1175 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; Davanın pasif husumet ehliyeti eksikliği sebebiyle esastan REDDİNE, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 2-Dairemiz karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 4.807,00-TL harçtan mahsubu ile artan 4.379,4‬0 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi  uyarınca tarifenin  7/2 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 7-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 8-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harının talep halinde davacıya iadesine, 9-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10 TL başvuru harcı ve  70,50 TL istinaf masrafı olmak üzere toplam 232,60 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 10-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 11-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/06/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"44c4b694411e9148","SID":"75511676b53aa923"}}