{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/345 Esas <br>KARAR NO: 2024/1019 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2020/135 Esas - 2021/876 Karar <br>TARİHİ: 11/10/2021 <br>DAVA: Ticari Ünvanın Korunması<br>KARAR TARİHİ: 06/06/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin ticaret unvanının 2003 yılında İstanbul Ticaret Odası nezdinde tescilli olduğunu davalının ise 2015 yılında kurulmuş bir şirket davalının müvekkili ile aynı alanda iştigal ettiğini, davalının müvekkili ile büyük oranda benzerlik gösteren unvanı kullanmasının iltibasa sebebiyet verdiğini bu nedenlerle müvekkili firmanın ticaret unvanına yapılan tecavüzün önlenmesi ve firmanın ticaret unvanının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Uzun bir süre sessiz kalınarak hak kaybının gerçekleştiğini, ticaret unvanlarının ek unsurları üzerinde benzerlik olmadığını bu nedenle asıl davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, karşı davada ise müvekkili adına tescilli ... ibareleri markalar nedeniyle davalının markasal kullanımın terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 11/10/2021 tarih 2020/135 Esas - 2021/876 Karar sayılı kararında; \"Dava,  ticari ünvanın haksız kullanımının tespiti, sona erdirilmesi, yasaklanması ve davalı ünvanında yer alan ... ibaresinin sicil kaydından terkinine ilişkin olduğu, Karşı davanın konusunun ise marka hakkına yapılan tecavüzün tespiti, meni davacı karşı davalının ...marka ibaresinin silinmesi taleplerine ilişkin ilişkindir. Karşı dava; marka hakkı ile ilgili bulunduğundan mahkememizce karşı dava hakkında 13/07/2020 tarihinde tefrik kararı verilerek ayrı bir esasa kaydı yapılmış, bu dava hakkında görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Haksız rekabet alanında uzman bilirkişi öğretim görevlisi ... 01/05/2021 tarihli raporunda; Asıl Dava Yönünden; davacının ticaret unvanının ek unsuru olan ... ibaresi ile davalının unvanının ek unsuru olan ... ibaresinin iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olmadığı, davacı unvanındaki ... ibaresinin ... ibaresi ile bitişik yazılması ve ... ibaresinin eklenmesinin her iki unvanın karıştırılmasını engellediği, Karşı Dava Yönünden; davalı/karşı davacı markalarının tamamının ... ibaresinden türetilen markalar olduğu, davacı/karşı davalının kullanımının ise bu türev markaların birebir kullanımı değil kendi ticaret unvanındaki ... ve ... ibarelerinin kullanımı şeklinde olup markasal bir kullanım olmadığını, bu çerçevede takdir mahkemeye ait olmak üzere marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir. TTK'nın ticaret unvanının korunması başlıklı 50. Maddesinde \"Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir.\" hükmü yer almaktadır.Ayrıca unvanına tecavüz edilen kimsenin hakları başlıklı 52. Maddede \"Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir....\" düzenlemesi yer almaktadır. Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça, davalının davacı şirket ile  ile büyük oranda benzerlik gösteren unvanı kullanmasının iltibasa sebebiyet verdiği bu nedenle  davalı firmanın ticaret unvanına yapılan tecavüzün önlenmesi ve firmanın ticaret unvanının iptaline karar verilmesi talep edilmiş ise de; davacının unvanının 2003 yılında, davalının unvanının ise 2015 yılında tescil edildiği, somut uyuşmazlık bakımından ticaret unvanlarının çekirdek ve ek kısımları karşılaştırıldığında, her iki unvanda da \"...\" ibaresinin bulunduğu, davacının ticaret unvanının ek unsuru olan \"...\" ibaresi ile davalının unvanının ek unsuru olan \"...\" ibaresinin iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer nitelik taşımadığı, davacının unvanındaki \"Teks\" ibaresinin bitişik yazılmasının her iki unvanın birbiriyle karıştırılmasını engellediği bu nedenle davalının kullanıma yönelik eyleminin TTK md. 50 ve devamı kapsamına   girmediği sonuç ve kanaatine varılarak, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle,  \"...\" ile \"...\" ibareleri arasında  görsel, işitsel ve anlamsal yönden ayırt edilemeyecek derecede benzerlik hatta aynılık bulunduğunu; her iki unvanın ilk 7 harfinin okunuşu ve yazılışının tıpa tıp aynı olduğunu, \"...\"  (Müvekkilin unvanındaki ayırt edici-esas-hakim unsur.) \"...\" (Davalının unvanındaki ayırt edici-esas-hakim unsur.) Görüldüğü gibi, her iki unvanın ilk 7 harfinin okunuşu ve yazılışının tıpatıp aynı olduğunu; aynı harf sırasıyla ve bütünüyle aynen yer almakta olduğunu; iki unvan arasında ortak olan ve tüketici açısından dikkat çeken ve hatırda kalan unsurun \"...\" ifadesi değil, \"...\" ifadesi olduğunu; ortalama tüketici, davalının unvanında ayrı yazılan  \"...\" ve \"...\" ifadelerini ayırmayacağını ve bir bütün olarak birleştirerek tek bir kelime halinde okuyacağını; dikkat çeken ve hatırda kalanın ise \"...\" ifadesi olacakğını; dolayısıyla tüketici nezdinde, aynı işletmeyi çağrıştıracak, en azından ürünler arasında bağlantı kurulmasına veya karıştırılmasına sebebiyet vereceğini; başka bir deyişle ortalama tüketicilerin, çağrışım yoluyla her iki şirket arasında idari/ekonomik ilişki bulunduğu düşüncesiyle unvanlar arasında bağlantı kuracağını; diğer taraftan \"...\" hecesi, \"...\" ifadesinin kısaltması olduğu gibi, \"...\" ifadesi ise tekstil sektöründe ... ifadesinin kısaltması gibi algılanabileceğini; bu durumun dahi, tüketiciyi yanıltma potansiyeline sahip olduğunu, Olaylarıyla bire bir örtüşen bir uyuşmazlıkta, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/6297 esas, 2014/12048 karar sayılı kararında,  \"...\" ve \"...\" ibareleri arasında, karıştırılmaya yol açacak tarzda benzerlik olduğuna hükmettiğini, Yargıtay kararına konu olan uyuşmazlıkta, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  \"...\" ile \"...\" ibarelerinin tüketiciler nezdinde taraf markalarının bağlantılı olduğu intibaını uyandıracak nitelikte olduğu sonucuna ulaştığını,  dikkat edilirse Yüksek Mahkeme'nin, istinafa konu ettikleri karardaki gerekçenin aksine, bitişik ya da ayrı yazılmasının, unvanların karıştırılmasını engelleyeceği sonucuna ulaşmadığını, ... (... değil) ibaresinin dahi ... Tekstil ibaresi ile karıştırılmaya yol açacak ölçüde benzerlik oluşturduğuna hükmettiğini,  aynı şekilde \"...\" ile \"...\" ibareleri arasında da inkar edilemez bir benzerlik söz konusu olduğunu, Müvekkilinin ticaret unvanına eklenen \"...\" sözcüğünün ise küresel\" \"...\" anlamına gelmekte olduğunu; global sözcüğü ticaret alanında yaygın olarak kullanılan, tali, tanımlayıcı nitelikte bir unsur olup, benzerlik incelemesinde esas alınmaması gerektiğini,  ayırt edici nitelik katmayan, yardımcı (tali, tanımlayıcı, ticaret alanında herkes tarafından kullanılabilir nitelikte olan veya ayırt edici nitelikte olmayan) unsurların markaların karşılaştırılmasında esas alınmayacağını ve bu tip unsurların markaların karşılaştırılmasına etki etmeyeceğini, (Marka İnceleme Kılavuzu, s.35, marka açısından geçerli olan hususların ticaret unvanı açısından da geçerli olduğuna şüphe yoktur.), müvekkilinin ticaret unvanında yer alan \"...\" sözcüğünün de bu kapsamda yardımcı nitelikte olduğunu; Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre ... sözcüğünün, küresel ya da toptan anlamına gelmekte olduğunu; ... sözcüğünün, bu tanımlayıcı niteliği ile \"...\" ibaresinin ortalama tüketici üzerinde yaratacağı ilk ve genel unsur olduğu algısını etkilemeyeceğini; bu nedenle mahkeme kararına dayanak teşkil eden bilirkişi raporundaki benzerlik incelemesinin, hatalı olarak tanımlayıcı unsur niteliğindeki global sözcüğü dikkate alınarak yapıldığını ve global sözcüğünün eklenmesinin her iki unvanın karıştırılmasını engellediği sonucuna ulaşıldığını; oysa benzerlik incelemesinin tanımlayıcı unsur dışında kalan ibare(ler) esas alınarak yapılması gerektiğini (Marka İnceleme Kılavuzu, s.48), Ticaret unvanındaki \"...\" sözcüğünün daha çok, ... ya da ... adı verilen şirketlerin birbirinin devamı veya serisi olduğu izlenimi vermekte olduğunu, bu durumun öğretide \"doğrudan karıştırılma tehlikesi\" olarak adlandırılmakta olduğunu, Aynı ticaret unvanlarına ilişkin olarak Bakırköy 1. Fİkri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen davaya sunulan bilirkişi raporunda ise, iki ibarenin karıştırılma ve bağlantı kurulma ihtimaline sebep olabileceğinin tespit edildiğini;  görüldüğü gibi aynı ticaret unvanlarına ve markaya ilişkin birbiriyle çelişen iki ayrı bilirkişi raporu bulunmakta olduğunu,  işbu davada, karşı dava olarak açılan ve Mahkemece tefrikle görevsizlik kararı verilerek,  Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilen dosyaya sunulan bilirkişi raporunun 12.sayfasının sonuç kısmında \"taraf ticaret şirketlerinin iştigal alanlarında örtüşmenin söz konusu olduğu ve davacı markaları ile davalı marka kullanımının ilgili olduğu alanların iştigal konuları kapsamında olduğu ve karıştırılma ve bağlantı kurulma ihtimalinin bulunduğu\" değerlendirilmesi yapıldığını; dolayısıyla istinafa konu edilen karara dayanak teşkil eden bilirkişi raporuyla, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine sunulan rapor arasında açık bir çelişki mevcut olduğunu, işbu dava dosyasına rapor sunan bilirkişinin, fikri haklar ve haksız rekabet uzmanı olduğunu; Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne rapor sunan bilirkişinin ise marka vekili olduğunu; kanaatlerince ticaret unvanları arasındaki karıştırılabilme ihtimalini değerlendirmede yetkin olacak uzmanın \"marka vekili\" olmasına gerek bulunmakta olduğunu,  Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen davada, müvekkilinin dava konusu ibare ve marka üzerinde öncelikli (gerçek) hak sahibi olduğunun tespit edildiğini ve ticaret unvanının terkinine yönelik davanın reddine karar verildiğini, İşbu dosyaya sunulan bilirkişi raporunun 5.sayfasında tespit edildiği gibi, davalının ticaret unvanında \"...\" ve \"...\" ibareleri ayrı iken, tescil edilen bir markasının \"...\"  olduğunu ve bitişik halde kullanıldığını, davalının bu markasının dahi, iki unvanın birbiri ile karıştırılmaya ne kadar müsait olduğunu ortaya koymakta olduğunu, İleri sürerek, yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; TTK'nun 52 maddesi kapsamında, davacı ticari unvanının iltibasa yol açacak şekilde ve haksız kullanıldığının tespiti, kullanımın sona erdirilmesi ve davalı ünvanında yer alan ... ibaresinin terkini istemlerine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karara verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı şirketin sicil kayıtları incelendiğinde; 14/10/2003 tarihinde ... Ticaret Limited Şirketi unvanı ile tescil edildiği, adresinin ... Mahallesi, ... Sok. No:... Üsküdar olduğu, unvanının ve türünün 30/09/2014 tarihinde ... olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin 08/10/2014 tarihli sicil gazetesinde ilan edildiği anlaşılmıştır. Davalı şirketin sicil kayıtları incelendiğinde, 15/04/2015 tarihinde ... unvanı ile tescil edildiği, ilanın 21/04/2015 tarihinde yapıldığı, adresinin ... Mah. ... Sok. No:... Zeytinburnu olduğu anlaşılmıştır. Şirketlerin faaliyet alanının çeşitli kumaş tiplerinden mamül tekstil ürünlerinin imal, ihraç ve ithaline ilişkin olduğu görülmüştür. Davacı tarafından davalıya ve dava dışı Küçükçekmece adresinde faaliyet gösteren, ortak ve yetkilileri davalı şirketten farklı ... Dış Ticaret Limited Şirketi isimli ikinci bir şirkete,   Beyoğlu .. Noterliği'nin 06/01/2020 tarihli ... numaralı ihtarnamesinin gönderildiği ve müşteriler ve kargo firmalarından gelen şikayetler üzerine muhatap firmalar ile davacı unvanının iltibas oluşturduğunun tespit edildiğinin, ticaret unvanında yer alan \"...\" ibaresinin unvandan çıkarılmasının ihtar edildiği anlaşılmıştır. TTK'nun 43/1 ve 2 fıkraları uyarınca anonim ve limited şirketler ile kooperatifler işletme konusu ve şirket türünü içermek koşuluyla ve TTK'nun 46 maddesindeki sınırlara riayet edilmek koşulu ile ticaret unvanlarını serbestçe belirleyebilirler. Buna göre unvanın zorunlu kısmı şirketin türü ve işletme konusundan oluşan çekirdek kısmıdır. Unvanda çekirdek kısmının haricinde yer alan ve TTK'nun 45 maddesine göre ayırt ediciliği sağlayan ek kısmı da yine TTK'nun 46 maddesindeki sınırlamalar dahilinde serbestçe belirlenebilir. Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere; davacı unvanında yer alan \"...\" ibareleri ek, \"...\" ibareleri çekirdek; davalı unvanında yer alan \"...\" ibaresi ek, \"... Limited Şirketi\" ibareleri çekirdek kısmı oluşturmaktadır. Buna göre davacı ve davalı unvanlarının ek kısımları arasında tek başına iltibas yaratacak düzeyde bir benzerlik bulunmamaktadır. Öte yandan davalı unvanının ek kısmında yer alan \"...\" ibaresi ile çekirdek kısmında yer alan \"...\" ibaresi birlikte okunduğunda, fonetik bir benzerlik dikkati çekmekte ise de, davalı şirketin TTK'nun 43/1 fıkrası uyarınca işletme konusunu gösteren \"...\" ibaresini unvanında bulundurmasının zorunlu olduğu gözden kaçırılmamalıdır.  TTK'nun 52 maddesi ile, TTK'nun 50 maddesine göre usulen tescil ve ilan edilmiş bir ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılmasına karşı hak sahibini korumaktır. davacı tarafından, davalı şirketin unvanındaki \"...\" ibaresi ile davacı şirketin tanınırlığından yararlanarak haksız kazanç elde ettiği ileri sürülmüş ise de, dosyaya bu iddiayı destekler somut bir delil sunulmamıştır. Son olarak davacı ve davalı şirketlerin ticari unvanlarında, faaliyet adresleri farklı olmakla birlikte, faaliyet konuları yakın olduğundan, iltibas yaratacak bir benzerlik bulunduğu düşünülse dahi, davalı şirket unvanının 15/04/2015 tarihinde sicile tescil ve 21/04/2015 tarihinde sicil gazetesinde ilan edilmiş olması, TTK'nun 36/1 fıkrası uyarınca ticaret sicil kayıtları nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üçüncü kişiler hakkında tescilin sicil gazetesinde ilan edildiği günü izleyen ilk iş gününden itibaren sonuç doğuracak olması, TTK'nun 36/3 fıkrası uyarınca üçüncü kişilerin kendilerine karşı sonuç doğurmaya başlayan sicil kayıtlarını bilmediklerine ilişkin iddialarının dinlenemeyecek olması, davacının, davalı şirketin unvanının  ilan edildiği tarihi izleyen ilk iş gününden itibaren yaklaşık beş yıl sonra 20/01/2020 tarihinde davalı şirkete ihtarname göndermiş olması karşısında, ihtarname tarihine kadar geçen uzunca bir süre davalı tarafından uyuşmazlık konusu ticaret unvanının kullanılmasına sessiz kalan davacının, bu davayı açmış olmasının TMK'nun 2 maddesinde ifadesini bulan  dürüstlük ilkesine aykırılık teşkil edeceği, davacı yanın aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı tarafından TPE nezdinde tescili yapılan \"...\" ibaresini de içeren marka haklarına davacı tarafından tecavüz edildiği iddiası ile açılan karşı dava iş bu dosyadan tefrik edilmiş olup, fikri ve sınai haklar mahkemesine verilen görevsizlik kararından sonra dosyanı   Bakırköy 1 Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/81 esasına kaydedildiğinin taraf beyanlarından anlaşıldığı, bu dosyadaki yargılamanın ticaret unvanına değil, tescil edilmiş marka hakkına tecavüz mevcut olup olmadığına ilişkin olduğu, incelemenin de bu çerçevede yapıldığı, anılan dosyadaki bilirkişi raporu ile iş bu dava dosyasındaki bilirkişi raporunun inceleme konuları farklı olduklarından, davacının raporlar arasında çelişki olduğu yönündeki istinaf sebebinin de yerinde olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi tarafından davanın reddine ilişkin karar ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90‬-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 06/06/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"980a4a84eb0c59b9","SID":"6c3a5116e8ab1c5f"}}