{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1783 <br>KARAR NO: 2024/977<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/07/2021<br>NUMARASI: 2019/452 Esas - 2021/512 Karar<br>DAVA: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/06/2024<br>Davanın reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin acentelik sözleşmesi ile davalı şirketin mal veya hizmetlerini pazarlama konusunda anlaştıklarını, sözleşme süresince oluşturulan müşteri portföyüne karşılık müşterilerin davalı şirkette kaldığından TTK 122'ye göre denkleştirme bedelini ödemesi gerekeceğini, sözleşmenin davalının ihtarıyla öngörülen verimin gerçekleşmemesi nedeniyle haksız olarak feshedildiğini, sözleşmenin devamının herhangi bir performans limitine bağlı bulunmadığını, çalışmaya başlandığı Eylül 2009'dan sözleşmenin feshedildiği 17/09/2012'ye kadar kazanç ortalamasının 59.471-TL olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 59.471-TL denkleştirme bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, sözleşme sürecinde acentelik koşulları gereği müvekkilinin emsal ve standartlarına uygunluk sağlayamadığını, müvekkilinden toplam 213.677-TL hizmet ürünü satın aldığını, bunu 397.048-TL bedelle satarak toplamda 183.371-TL kar elde ettiğini, fatura bedellerini ödeme konusunda gecikmeler yaşandığını ve sözleşme gereklerine uyulmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, ilk olarak 2013/559 esas, 2018/460 karar sayılı ve 08/05/2018 tarihli karar ile vergi dairesinden verilen cevap üzerine davacının ticareti terk ettiğinden aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.Davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu sonucunda, Dairemizin 2018/1845 esas, 2019/906 karar sayılı ve 27/06/2019 tarihli ilamıyla, davacının ticareti terk ederek vergi mükellefiyet kaydı silinmiş olsa dahi gerçek kişi olarak malvarlığı haklarını takip etme hakkının bulunduğundan,kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmek üzere kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. Kaldırma kararı üzerine mahkemece, davalının davacıya noterden gönderdiği 17/09/2012 tarihli ihtarnamede öngörülen ticari verimin  gerçekleşmemesi nedeniyle acentelik sözleşmesinin 17/09/2012 itibariyle fesh edildiğinin bildirildiği ancak sözleşmede hangi sürede, ne türde veya miktarda ticari verim gerçekleştirme yükümlülüğünü öngören bir hükme yer verilmediği, sözleşme süresince davalının davacıya bu yönde bir uyarıda da bulunmadığı, davacının karını her yıl artırdığı ve bilirkişi raporunda davacının ödemelerini sürekli olarak geciktirdiği yönünde tespit yapılamadığından davalının sözleşmenin feshinin haksız olduğu; ancak denkleştirme tazminatı talebinin kabulü için davacının, davalının işletmesine yeni müşteriler kazandırdığı hususu tespit edilemediğinden davacının denkleştirme tazminatı istemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemenin 02/12/2020 tarihli ara kararıyla Bilirkişi Heyeti'ne \"davalının, davacı ile çalışmaya başlamadan önce Mersin'de faaliyetinin bulunup bulunmadığına, sözleşme feshinden sonra Mersin'de faaliyetinin devam edip etmediği ve gelir elde edip etmediği konusunda\" ek rapor hazırlanması görevinin yüklendiğini ancak bu hususun bilirkişilerce yanlış anlaşılarak davalının değil, davacı müvekkilinin faaliyetine ne zaman başladığı ve faaliyetine devam edip etmediği konusunda rapor tanzim edildiğini, yani ara karar doğrultusunda herhangi bir inceleme yapılmadığını; bu kapsamda bilirkişi heyetinin 22/02/2021 tarihli ek raporuna itiraz edilmesine rağmen dikkate alınmayarak davanın reddine karar verildiğini, dava dilekçesinin 4 no'lu ekinde müvekkilin davalı şirkete kazandırdığı müşterilerin ve mevcut müşteriler ile yükselttiği ciroları gösterir çizelgenin sunulduğunu, bu liste doğrultusunda müvekkilinin denkleştirme tazminatına hak kazanıp kazanmadığının tespitinin söz konusu ara karara göre bilirkişinin inceleme yapmasıyla mümkün olabileceğini belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE: Dava, 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesine dayalı denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir. Somut olayda, taraflar arasında 05/09/2009 tarihinde acentelik sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin de, davalı tarafından 17/09/2012 tarihli ihtarnameyle feshedildiğinin ihtar edildiği ve belirtilen tarih itibariyle acentelik ilişkisinin sona erdiği, fesihnamede ileri sürülen sebeplerin davalı tarafından ispat edilemediği ,feshin haksız olduğu tespiti davalı tarafça istinaf edilmeyerek kesinleşmiştir. Genel olarak denkleştirme (portföy) tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişkinin devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden müvekkilinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. Uyuşmazlıkta sözleşmenin fesih tarihi itibariyle uygulanması gereken TTK'nın 122. maddesine göre; acentelik sözleşmesinin sona ermesinde acentenin kusurunun bulunmaması koşuluyla; müvekkilin, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak işletmeye bağlı müşterilerle yapılmış veya yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme devam etmiş olsaydı elde edeceği ücreti talep etme hakkını kaybediyor olması ve somut olayın özelliklerine göre denkleştirme isteminin karşılanmasının hakkaniyete uygun düşmesi hallerinde denkleştirme tazminatı istenebilir. Acentelik sözleşmesinin feshi haklı nedene dayanmadığında TTK m.122'ye göre davacı acentenin denkleştirme tazminatı talep edilebilecektir. Ancak hemen yukarıdaki paragrafta zikredilmiş denkleştirme talebi için kanunun aradığı şartlar kümülatiftir. Bu bağlamda, öncelikle yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, var olan müşterilerle ilişkinin geliştirilip genişletildiğini ve bu müşteriler sebebiyle müvekkilinin önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir. Buna mukabil müvekkil, denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispat yükü altındadır (Kaya, Aslan; Acentelik, İstanbul 2013, s.102 vd., s.227 vd.) (Yargıtay 11. HD'nin 2016/2170 E., 2017/2780 K. sayılı ve 10/05/2017 tarihli ilamı). Buradan da anlaşılacağı üzere somut olayda sadece sözleşmenin sona ermesi yeterli olmayıp aynı zamanda diğer koşulların da ispatlanması gerekmekte ise de, acentenin yeni müşteri çevresi yarattığı, var olan müşterilerle ilişkinin geliştirilip genişletildiği ve bu müşteriler sebebiyle davalının önemli menfaatler elde ettiği yönünde somut deliller ibraz edilmemiş olup, bu hususun denkleştirme tazminatı hesaplaması yapılmadan önce bilirkişi tarafından da raporda vurgulandığı, acentenin 2009 yılında 4 ay için 14.251,91-TL, 2010 yılında 56.719,89-TL, 2011 yılında 84.386,96-TL ve 2012 yılı 9 ay için 66.695,12-TL davalıdan hizmet satın aldığı, tüm sözleşme süresince elde edilen  toplam  miktara bakıldığında davalının davacının portföyünden önemli miktarda menfaat elde edeceğinden söz edilemeyeceği, önemli menfaat elde etme şartı mevcut olmadığından davacının denkleştirme tazminatı talep etmesi mümkün değildir. Taraflar arasında tüm sözleşmenin devamı süresince tesbit edilen  ticari ilişkinin belirlenen boyutu itibariyle  ,davalının sözleşmenin sona ermesinden sonra davacı portföyünden önemli menfaat elde etmeyeceği belirli olduğundan ,davacı vekilinin bilirkişiler tarafından eksik veya hatalı inceleme yaptıklarına ilişkin istinaf nedeni haklı bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30‬-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 58,30-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK  362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"434e4aedb684ee70","SID":"1eaf3fa680bb1f18"}}