{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/230 Esas <br>KARAR NO: 2024/1010 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/174 Esas -  2021/944 Karar <br>TARİHİ: 01/12/2021<br>DAVA: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)<br>KARAR TARİHİ: 06/06/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  davacı müvekkili ile davalı ...'un, Her çesit asansör ve malzemelerinin alım satımı, ithalat ve ihracatını yapmak. b. Yürüyen merdivenlerin ve bantlı konvektörlerin alım satım, ithalat ve ihracatını yapmak\" iş konularında ortak ticari faaliyette bulunmak üzere  Üsküdar ... Noterliği 03.11.2017 tarihli ve ... yevmiye sayı ile tasdiklenen Ana Sözleşmesi ile %50'şer hisse ile şirket ana sözleşmesi imzaladıklarını, kuruluş/ana sözleşme 09.11.2017 tarihli ve 9448 sayılı Ticaret Sicil Gazatesi ile yayınlanmış ve 06.11.2017 tarihinde ... unvanlı şirket resmi olarak kurulduğunu, şirketin İstanbul Ticaret siciline ... sicil numara ile kaydedildiğini, şirket kuruluşu ile birlikte müvekkilinin oğlunun ortağı ve müdür olduğu ... Limited Şirketi'inden yüklü miktarda mal ...'ne fatura karşılığı verildiğini, şirketin kurulmasından bir süre sonra şirket ekonomik sorunlar yaşamaya başanmış ve ana sözleşmedeki adresinden başka bir adrese taşınmak zorunda kaldığını, işyeri nakli yapılmasından takriben 3-4 aylık bir süre sonrasında davalı ...'un şüphe uyandıran hareketlerine şahit olunması üzerine, müvekkilinin şirketin ticari kayıtlarını incelemek istemiş ise de davalı müvekkiliinin bu isteğine olumlu cevap vermediğini, bir süre sonra ...'un müvekkilini şirkete almamaya başladığını, bu amaçla şirkete ait kapıların anahtarlarını ve kilitlerini değiştirdiğini, araç takip sistemine ait şifreleri değiştirdiğini ve şirkete ait araçların anahtarlarını müvekkilininden aldığını, davalı ortak müvekkilinin şirkete girişini engellemeye çalışmakla yetinmediğini, şirket websitesi olan \"...\" adresi üzerinde alınan şirket mailllerinin şifrelerini de değiştirerek müvekkilinin bu maillere girişini de engellediğini, böylelikle müvekkilinin siparişleri, mutabakatları v.s. şirket yazışmalarını görebilmesine engel olduğunu, davalının ortak bu sistemli hareketlerle müvekkillinin şirketle ilgili tüm bilgilere erişimini kaldırdığını, ayrıca cari hesapların tutulduğu ve müvekkilinin eşine ait olan laptop'un şifrelerini değiştirerek bu hesapların yönetimini şirketin resmi çalışanı olmamasına rağmen kendi eşinin kontrolüne bıraktığını, şirketin cari alacakları için neden tahsil amaçlı işlem yapılmadığı sorulduğunda, kendisine sorulan sorulara makul bir açıklama yapmayarak geçiştirdiğini, müvekkilinin her kadar cari borcun olduğu şirketlerle iletişim kurmak istese de \"sen karışma\" diyerek her seferinde müvekkiline engel olduğunu, müvekkilinin  ilerleyen zamanlarda davalı ortağın borçlu olan şirketlerden paraları tahsil ettiğini öğrendiğini ancak bu hususu müvekkilinin kendi imkanları ile öğrendiğini, davalı tarafın bu konuda da müvekkiline hiçbir bilgi vermediğini,  bunlarla birlikte davalı ortak şirketin kurulmasından bu yana iki senelik zaman zarfında nerdeyse hiçbir vergi borcunu, Sosyal Güvenlik Kurumu borçlarını, şirketten alacaklı olan kişilerin borçlarını ödemediğini müvekkilinin bu ödemelerin yapılmadığını da tesadüfen öğrendiğini, davalı tarafın  şirketle ilgili hiçbir konuda üzerine düşeni yapmadığı gibi müvekkilini de şirkete dair tüm meselelerden uzak tutmak için elinden geleni yaptığını,  müvekkilinin  dava konusu şirketin mali muşaviri ile yaptığı konuşma girişiminin mali muşavirin kendisine de yapılan işlemlerle ilgili bilgi verilmediğini söylemesi üzerine sonuçsuz kaldığını, bu sebeple müvekkilinin  şirkete dair tüm bilgilerden uzak kalmış adete şirkete yabancı kişi konumunda bırakıldığını, davalı tarafın müvekkilinin şirketle ilgilenmesine  engel olduğu gibi kendisi de şirketle ilgili işlerle ilgilenmediğini, vaktinin çoğunu şirket dışında geçirdiğini ve şirkete karşı sorumluluklarının hiç birini yerine getirmediğini,  dava konusu  şirketin yüklü bir kamu borcu olmasına rağmen, şirket araçlarını hileli olarak bir firmaya satmak girişiminde bulunduğu bir konuşmaya tesadüfen şahit olduğunu ayrıca davalı tarafça müvekkilinin şirkete girişinden itibaren hiçbir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin davalıya  şirketteki mevcut sorunları dile getirdiğinde davalı tarafın müvekkiline hiçbir ödeme yapmayacağını, eğer bunu kabul etmez ise şirketi batıracağını, iki arabaya da el koyacağını, vergi ve kamu borçlarının da müvekkiline kalacağını söylediğini ve müvekkilini, tehdit ettiğini, anlatılan sebeplerle iş bu davanın ikame edilmesinin zaruriyetinin doğduğunu tüm bu nedenlerle  davalının şirket müdürlüğünden azlini, azilden ve dosyanın kesinleşmesinden sonra göreve başlamak üzere ayrıca şirkete mümkün olması halinde müvekkilinin, olmadığı takdirde 3. bir kişinin yönetim kayyımı atanmasını, yargılama masrafları ile ücreti vekaletlerin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  dava dilekçesindeki birçok iddianın temelsiz mesnetlerden ibaret olduğunu, çünkü davacı ... zor duruma sokması sebebiyle davalı müvekkilinin bu husustaki rahatsızlıklarını  ve bu durumu yargı yoluna taşıma iradesini bilmesi sebebiyle kendisi önce davranıp hata bastırma psikolojisi ile söz konusu davayı açtığını, .... Ltd. Şti. dava dilekçesinde de belirtildiği üzere davacının oğlu  ... adına kayıtlıysa da fiilen bu şirketi ... yönetmekte olduğunu, ...  de hisse ortağı olan ...'ın halen şirketi fiilen yöneten kişi pozisyonunda olduğunu, iki şirket arasındaki yakın ilişki çek takasıyla vs. durumlarda da görüleceğini, iki şirket grup şirket gibi yönetildiğini, ortak olarak hem mali hem de stratejik işlemler yapıldığını, bunun da sebebinin ...  fiilen ... tarafından yönetilmesi olduğunu, hal böyleyken ...  adına kötü niyetli olarak icra takibi başlatılıp ve  ... ekonomisini zor durumda bırakılıp imzaya yetkili olması sebebiyle de müvekkilini köşeye sıkıştırmak amacı güdüldüğünü, müvekkilinin burada çeklerden ve vergi borçlarından müdür sıfatıyla birinci derecede sorumlu olmasından kaynaklı olarak hukuken zor durumda bırakma amaç ve hedefine göre hareket edildiğini, söz konusu davayı açmaktaki gayenin de temelde bu hususların olduğunu, dava dilekçesinde iddia edildiği üzere  ... adresi değiştirildiğini, bu adres değişikliği kararı da yine davacı ve davalının ortak imzası ile yapılan bir işlem olduğunu, örnekten de görüleceği üzere aslında davacının tüm iş ve işlemlerden haberinin olduğunu, onayı ve bilgisi dahilinde işlemler gerçekleştirildiğini, ancak söz konusu dava açılma sebebinin müvekkiline mesnetsiz iddialarda bulunularak ticari itibarını zedeleme amacı taşımakta olduğunu, şirket Müdürü olarak müvekkilin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmiş ve getirmeye de devam etmekte olduğunu, bu davanın bir ticari  dava olmaktan öte davacının kişisel husumetinden kaynaklanan bir nitelik taşımakta olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesindeki kilitlerin değiştirildiği iddiasının da gerçeği yansıtmadığını,  anahtar değiştirmesini davacının kendisinin yaptığını, bu değişim de anahtarların kaybolması sebebiyle rutin bir işlem olduğunu, müvekkilin uzun vakitler sahada pazarlama yaparak vaktini geçirmekte olduğunu, bu süreçte mal stoklarında erimeler meydana geldiğinden şüphelendiğini,  bununla alakalı önüne geçmek için iş yerindeki çalışanların çıkışını verdiğini, aldığı diğer tedbirler de sonuç vermeyince eşini şirketin kontrolünü sağlaması amacıyla şirkette durmasını istediğini, müvekkilinin  eşi şirkete eşlik etmesinden sonra bu kayıpların olmadığı görüldüğünü, davacı tarafın sabıkasında da benzer problemlerin mevcut olduğunu, hal böyleyken şirket malzemelerinin kayıt dışı kayıplardan davacının kendisinin sorumlu olduğunu, dava konusu şirketin  vergi ve SGK borçlarının ödendiğini ve ödenmeye de devam edildiğini, ekonominin piyasa açısından bu denli sıkıntılı ve bozuk olduğu bir dönemde belli aksaklıklar olmuşsa da bunların hiçbirisi davacının iddia ettiği gibi kötü niyetli olmadığını, tam tersi olarak kredilerin  kiraların ve vergilerin ödenmesi için müvekkilin canla başla çalışmakta olduğunu,  davacı tarafın dava dilekçesindeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını tüm bu nedenlerle davacı tarafça açılan davanın reddi ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 01/12/2021 tarih  2019/174 Esas -  2021/944 Karar  sayılı kararında; \"Dava, hukuki niteliği itibariyle, TTK'nın 630/2.maddesi uyarınca, limited şirket müdürü olan davalının şirket müdürlüğünden azli ve yönetici kayyım atanması istemine  ilişkindir.Limited şirketlerde TTK'nın 630/2-3 madde hükmü şu şekilde kaleme alınmıştır. \"(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. (3) Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur.\"Anılan hüküm, limited şirketlerde ortaklara actio pro socio niteliğinde, mutlak bir hak tanımaktadır. Söz konusu dava hakkı ortaklık sıfatı ile bağlıdır. Diğer bir ifadeyle, dava ortak tarafından açılmalı ve dava sonuna kadar ortaklık sıfatı devam etmelidir. Davanın şirkete karşı açılması gerektiği kabul edilmekle birlikte, doğrudan yönetici ortağa karşı da açılabileceği yönünde kararlar da mevcuttur. (Örneğin bkz. Yargıtay 11. HD’nin 2012/8208 E. ve 2014/74 K. sayılı, 10.01.2014 tarihli kararı) Somut uyuşmazlıkta bu yönden herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Haklı sebebin ne olacağı kanun koyucu tarafından sınırlı olarak sayılmamış, ancak yukarıda arz edildiği üzere maddenin 3. fıkrasında nelerin haklı sebep teşkil edeceği belirtilmiştir. Buna göre yöneticilerin özen ve bağlılık yükümlülükleri ile kanun ve esas sözleşmeden doğan diğer yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya yönetim için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep sayılır.Haklı sebepler sürekli borç doğuran sözleşmelerin feshi için geçerli sebep sayılmaktadır. Nelerin haklı sebep teşkil edeceği belirlemesi yapılırken ortaya çıkan vakıaların artık ortaklığın/sözteşmenin devamını çekilmez, hale getirmesi, taraflardan ortaklığı devam ettirmelerinin beklenemez olması ölçütü belirleyici olacaktır.Öncelikle her şirket açısından olduğu gibi limited şirketler de, yöneticilerin hiçbir kusuru olmasa dahi, kâr veya zarar edebilir, sermayesini kaybedebilir, iflas edebilir. Yöneticiler her ne kadar zarardan doğrudan sorumlu olmasa da yaptıkları iş ve işlemlerden dolayı ortaya çıkan zararlardan kusurları olduğu ölçüde şirkete karşı sorumlu olurlar. Limited şirketlerde TTK m. 626 hükmüne göre; yöneticilerin görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmesi ve dürüstlük kuralı çerçevesinde şirket menfaatlerini gözetmesi gerekmektedir. Tüm dosya kapsamı, toplanan ve değerlendirilen deliller, tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde;  davacı ve davalının % 50'şer hisse ile, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı dava dışı ...'nin ortakları oldukları, davalı ...'un münferiden temsile yetkili şirket yöneticisi olduğu, davacının, davalı şirket müdürünün görevini ağır bir şekilde ihmal ederek şirketin borca batık hale gelmesine sebep olduğu iddiasıyla müdürlükten azli talebi ile işbu davayı açtığı, ancak mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarına göre; şirketin mali tablolarına göre borca batık halinin bulunmadığı, şirketin dönem net karının satışlara göre oransal olarak düşük kalmış olmasına rağmen her sene artan bir seyir takip ettiği, şirkette yönetim hatası görülmediği, 31/12/2019 tarihli mizana göre şirketin sadece 99.257,60 TL vergi borcu bulunduğu, buna rağmen SGK borcunun bulunmadığı ve davalının müdürlükten azlini gerektirecek bir yönetim hatasının bulunmadığı anlaşılmakla, dinlenen davacı tanıkları da davacının iddiasını ispata yeterli beyanda bulunmamışlardır.Davacının, davalı şirket müdürünün azli için ileri sürdüğü ve ispata muhtaç diğer iddiaları da (davacının şirkete alınmaması, şirket giriş kapılarının kilitlerinin değiştirilmesi, şirkete ait araç anahtarlarının alınması, şirket maillerinin ve cari hesapların tutulduğu laptopun şifrelerinin değiştirilmesi,) tek başına müdürlükten azli gerektirir sebepler olarak görülmemiş; her ne kadar bilirkişi raporunda davalı şirket müdürünün ortaklar kurulu kararı alınmadan veya davacı ortağa bildirimde bulunmadan şirketin taşıtlarını satması hususunda ihmali bulunduğu değerlendirilmiş ise de söz konusu satışların işbu davanın açılış tarihinden sonra yapılmış olması ve her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiği karşısında bu tespit dikkate alınmamış, sonuç itibariyle davalı şirket müdürünün  kanuna, özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı hareket ettiği ve azil için somut olayda haklı sebeplerin bulunduğu ispatlanamadığından davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.\"gerekçesi ile, davanın REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalı davadan önce başlamış olduğu haksız eylemlerinin sonuçlarına dava sırasında ulaşabildiğini, Davalının eylemlerinin tamamının tek bir kararı icrası için olduğunu; bunun da ilgili şirketin ve mal varlığının 3. Kişilere ( RAKİP ... FİRMASINA) devredilmesi ve  ... firmasının içinin boşaltılması olduğunu; nihayetinde bu kararın eksiksiz bir şekilde uygulandığının görüleceğini,  dava dilekçelerinde iddia ettikleri bütün eylemlerin bir özetinin sunulduğunu; davalının dava konusu hukuka aykırı eylemlerine 18/09/2019 tarihinden önce başladığını fakat eylemlerinin bir kısmının nihai meyvelerine davadan sonra ancak ulaşabildiğini, Dava dilekçelerinde \"şirket araçlarını hileli olarak bir firmaya satma girişiminde bulunması\" durumu başlı başına özen ve bağlılıkla bağdaşmayan bir hareket olduğunu ve sonuca ulaşıp ulaşmamasının bile bu açıdan önemli olmadığını; buna rağmen davalı tarafın ... ile rakip bir firma niteliğinde olan  ... Limited Şirketi ile görüşmesi, rayiç değerlerinin çok altında bir değerle araçları satıp devretmesinin açıkça ispat edildiğini, Davalının ... plakalı araçları 26/09/2019 tarihli fatura ile davalı ... firmasına devrettiğini; buna rağmen dava tarihinden önce bu durumdan haberdar olan müvekkilinin ısrarla tedbir talebinde bulunduğunu; tedbir taleplerinin reddedilmesi neticesinde davalının başlamış olduğu hileli işlemlerde muvaffak olduğunu,  Aynı şekilde davalının faaliyet adresini kapatmasının, faaliyet adresindeki bütün mal varlığını yine ...Limited Şirketi'ne satmak için görüşmeler yapmasının da aynı şekilde başlı başına özen ve bağlılıkla bağdaşmayan bir hareket olduğunu ve yine sonuca ulaşıp ulaşmamasının bile bu açıdan önemli olmadığını, Davalı tarafın cevap dilekçelerinde \"ortaklık fiilen sona ermiş olup Ticaret Sicil Gazetesindeki resmi adresten taşınma işlemi gerçekleştirilmiştir\" diyerek iddialarını tevil yollu da olsa kabul ettiklerini; ayrıca davalı tarafın dava dilekçelerindeki şirket mallarının 3. kişi firmalara devrettiği iddialarının ne şekilde gerçekleştirildiğinin ispatı ve resmi belgelere yansımasının davadan sonrasına kaldığını,   İstanbul Anadolu 5. Sulh Hukuk 2019/150 D.İş. Sayılı dosyasında yapılan tespitte davalının eşi olan ... aşağıdaki adresinde 06.02.2020 tarihinde tespit edildiğini, söz konusu şube adresinin Kayseri ... Noterliğinin ... yevmiyeli ve 14/10/2019 tarihli Genel Kurul Kararı ile kurulduğunu tekrar belirtmek istediklerini; karar tarihi itibariyle adresin de belli olması gerektiği gözetildiğinde davalı tarafın hukuka aykırı hareketlerine davadan önce başlamış olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, Ayrıca katı bir usul uygulamasının adil yargılanma hakkının açıkça ihlali niteliğinde olduğunu ve devleti tazminat ödeme hükümlülüğü altına sokabilecek bir uygulama olduğunu; bu nedenlerle yerel mahkemenin \"davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiği\" gerekçesiyle bir kısım iddia ve delillere itibar etmemesinin hukuka aykırı olduğunu, Davacının cevap dilekçesindeki ikrarı, taraflarınca yapılan tespit tutanağı ve sair tüm deliller değerlendirildiğinde davalı ...'un tek başına merkez kapanışı ve tasfiye kararı vermeye yeterli karar nisabı olmamasına rağmen bu yöndeki işlemleri dahi tek başına yapmasının müdürlükten azil için haklı bir gerekçe olduğunu, Mahkemenin ilgili kamu kurumlarına yazılacak yazı cevaplarına göre hareket etmesi gerekirken \"mizana göre\" borç belirlemesi ile davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu; ilgili firmanın tüm vergi, sosyal güvenlik kurumu ve sair kamu kurumları ile 3. Gerçek ve tüzel kişilere ait borç tahakkuk ve ödemelerinin usulünce araştırılarak, durum tespit edilmesi gerekirken mizanla yetinilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Nitelikleri birbirinden farklı iki aracın satış işleminin aynı tarihte yapılmasının, araçların piyasa değerinin çok altında bir fiyata satılmış olmasının,  ... şube açılış işlemleri, ... ile ... firmalarının rakip firmalar olması, davalılardan ...'un davalı ... merkez adresi olan KAYSERİ ile sıkı bir ilişki kurmuş olması, ... tarafından devir işlemlerine ilişkin tüm planlamaların ... Mühendislik tarafından yapıldığının açıkça anlaşılması, ...'ne ait tüm malzemelerin, ticari portföyün, evrak ve dokümanların, üretim malzemelerinin, araçlarının, maddi ve manevi değerlerinin v.s. tüm mal varlığının  ... Limited Şirketi'ne devir edilmesi ve evrakların tetkiki ile anlaşılacak sair tüm bulgular taraflar arasındaki ilişkinin menkul mal satışı ilişkisi olmayıp, ticari işletmenin muvazaalı devri niteliğinde olduğunu açıkça gösterdiğini, Netice itibariyle ...'un, ... ve tüm maddi ve manevi değerlerini hileli ve kanuna aykırı yollarla 3. Kişi firmaya devrettiğini; bunun haklı bir neden olduğunun açıkça ortada olduğunu, Dava dosyasının, taraflara ait tanıklar ifadelerinin ve davalı ...'un ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde, müvekkillerinin şirkette uzaklaştırıldığı, şirket durumu hakkında bilgi verilmediğinin açıkça görüldüğünü; 24.06.2020 tarihli duruşmada dinlenen davalı Tanığı ... ifadesine \"Ocak ayında yapmış olduğum yazılımın şifrelerini davacıya vermedim\" şeklinde açık bir ifadesi olduğunu; yine davacı tanıklarından ... 23.09.2020 tarihli duruşmada \"Davalı dükkanı taşıdıktan sonra yeni dükkanın anahtarını davacıya vermedi\" dediğini; aynı tarihli duruşmda dinlenen ...'nın da \" Davalının yeni taşıdığı dükkanın anahtarı davacıda yoktu\" dediğini, Tüm bu hususların, müvekkilinin şirket işlerinden uzaklaştırılması ve müvekkiline bilgi verilmemesi amacına yönelik işlemler olduğunun açık ispatı olduğunu; buna rağmen mahkemenin dosya mündericatına uygun olmayan bir gerekçe ile davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, Bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerimizde öncelikle bilirkişinin bu işte ehil olmadığı, heyet tarafından inceleme yapılması gerektiği, 2019 yılının da incelenmesi gerekiği, davalı taraf da karşı davaları ile şirketin tasfiyesini talep etmiş olduklarından karşı davanın ikame edildiği tarihe kadar ki olan tüm dönemlerin incelenmesi gerektiği,Bilirkişi tarafından bir kısım belgelerin toplandıktan sonra alacak ve borç tutarının bu şekilde belirlenebileceğinin belirtilmesi üzerine, ( her ne kadar bu iddiaya katılmıyorsak da ) bilirkişi tarafından istenen belgelerin dosyaya sunulması için HMK 220/1. Maddesi kapsamında ara karar oluşturulması talep edilmesine rağmen mahkeme tarafından bu konuda herhangi bir karar verilmediğini, Dava dilekçeleri, delil dilekçeleri, bilirkişi raporuna itiraz dilekçeleri ve sair beyan ve dilekçeleri ile talep edilen delillerinin usulünce toplanmadığını,  İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/384 Esas sayılı dosyası ile davalının şirket mallarını devrettiği ... Şirketi'ne, ... yetkililerine ve ...'a şirkete verilen zararlar nedeniyle dava ikame edildiğini; bu dava içerisinde tüm taraflara ait tüm delillerin celbi için müzekkereler yazıldığını; bu dosyadan istenen müzekkerelerin cevapları incelenmeden karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, Diğer taraftan dava dilekçelerinde yemin deliline dayanılmasına rağmen yemine deliline başvurup başvurmayacakları konusunda taraflarına ihtarat yapılması gerekmesine rağmen bu konuda da herhangi bir hatırlatma yapılmadığını, İleri sürerek, yukarıda ve sabık dilekçelerinde arz ve izah edilen nedenler ve mahkemenin resen takdir edeceği sair tüm nedenlerle, tehiri icra taleplerinin kabulü ile kararın icrasının durdurulmasına; netice itibariyle istinaf başvurularının kabulü ile hukuka ve dosya mündericatına aykırı olarak verilen kararın kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalının şirket müdürlüğnden azline, yargılama masrafları ile ücreti vekaletlerin davalı üzerine bırakılmasına dair karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; TTK'nun 630/2 fıkrasına dayalı olarak, dava dışı ...  Limited Şirket'i müdürü olan davalının haklı nedenle müdürlükten azli ile  şirkete yönetim kayyımı atanması istemlerine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı yan; tarafların dava dışı 06/11/2017 tarihinde kurulan ...'ne %50 ortak olduklarını, davalının aynı zamanda şirket müdürü olduğunu, bu şirketin kurulması akabinde davacının oğlunun ortağı olduğu ... Asnasör Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından ... Şirketi'ne yüklü miktarda fatura ile satış yapıldığını, bir süre sonra ... Şirketi'nin ekonomik durumunun bozulması ile şirketin ana sözleşmedeki adresinin değiştirildiğini, merkez nakli akabinde davacının, davalı müdürün şüpheli hareketleri nedeniyle şirket kayıtlarını incelemek istediğini ancak bu talebinin olumsuz karşılandığını, davalının davacıyı şirkete almadığını,  şirket giriş kapılarının anahtarlarını ve kilitlerini değiştirdiğini, şirkete ait aracınların araç takip sistemine ait şifrelerini değiştirdiğini, şirkete ait araçların anahtarlarını davacıdan aldığını, şirket websitesi olan ... adresi üzerinden alınan şirket maillerinin şifrelerini değiştirerek davacının mail girişini engellediğini, davacının eşi ... ait olan ve şirketin cari hesaplarının tutulduğu laptopa el koyarak şifrelerini değiştirdiğini, davacının şirkete cari borcu olduğunu bildiği şirketler ile iletişime geçmesini engellediğini, davacının şirket bilgilerine ulaşmasını ve denetlemesini engellediğini,  davacının şirketin cari alacaklarının neden tahsil edilmediğine yönelik sorularını cevaplamadığını, şirketin vergi ve SGK borçlarını ödemediğini,  şirketten alacaklı olanların borçlarını ödemediğini, şirketin genel işleri ile ilgilenmediğini, şirketin başında durmadığını,  özen ve bağlılık yükümlülüğünü yerine getirmediğini, şirketin aktif pasif dengesini bozacak şekilde açık hesap çalışması nedeniyle nakit döngüsünü bozarak şirketin faaliyetlerine devam etmesine engel olduğunu, ödemesini yapmayan borçlularla ilgili olarak yasal takip yapmadığını ve şirketin nakit dengesini ticari faaliyetine engel olacak şekilde bozduğunu,  şirket araçları hileli olarak bir firmaya satma girişiminde bulunduğunu,  davacıyı işten uzaklaştırarak, davacının uzun yıllar asansör işi ile uğraşması nedeniyle bu işle ilgili edindiği deneyimi ve müşteri portföyünü şirket için kullanmasına engel olduğunu ileri sürerek, özen ve bağlılık yükümlülüğünü ağır şekilde ihlal eden davalının TTK'nun 630/2,3 fıkraları uyarınca müdürlükten azlini talep etmiştir. Davalı yan; davacının oğlu ...'ın ortağı olduğu ... Limited Şirketi'nin fiili idaresinin davacıda olduğunu, tarafların ortak olduğu ... şirketi için de durumun böyle olduğunu, davacının bu iki şirketi grup şirketi gibi fiilen idare ettiğini, ... Şirketi tarafından ... Şirketi'ne icra takibi başlatıldığını, asıl davacının ... şirketini zor duruma soktuğunu, merkez adresi değişikliğinin tarafların ortaklar kurulu kararı ile gerçekleştirildiğini, şirketin giriş kapısı anahtarlarının bizzat davacı tarafından değiştirildiğini, bir kopyasının davacı tarafından muhasebeciye verildiğini, davalının pazarlama faaliyetleri nedeniyle uzun süre dahada olduğunu, şirket toklarında erime farketmesi nedeniyle tedbir amacıyla  kimi çalışanların işlerine son vermesine rağmen erimenin devam etmesi nedeniyle eşinin kendisi sahadayken kontrol amaclı işin başında durmasını  sağladığını ve böylece stoklardaki erimenin durdurulduğunu, şirket maillerinin dava dışı ... Şirketi ortaklarının erişimine açık olması, bu kişilerin ... şirketi muhasebe kayıtlarına erişebiliyor olmaları ve ... müşterilerine verdiği fiyatlardan daha uygun fiyat veriyor olmaları nedeniyle, ... şirketi ortaklarının erişimlerinin engellenmesi amacıyla değiştirildiğini, şirket laptopunun davacının eşine ait olmadığını, şirket kullanımında olduğunu, kamu borçlarının ödendiğini ve ödenmeye devam ettiğini, şirket alacaklarının tahsilatının ticari hayatın akışına uygun biçimde tahsil edildiklerini, davacının şirket kayıt ve bilgilerine ulaşamadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, zira tüm işlemlerin şirket defterlerine kaydedildiğini ve muhasebeleştirildiğini,   ... ve ... şirketlerinin muhasebecisinin aynı kişi olduğunu, davacının her zaman bu bilgilere ulaşabileceğini, asıl davacının 2019 yılında beri şirkete uğramadığını ve şirket işleri ile ilgilenmediğini, şirkete ait iki aracın kamu borçlarının kapatılması amacıyla satıldığını, şirketin kötü yönetildiği, özen ve bağlılık yükümlülüğünün yerine getirilmediği iddialarının gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiş, karşı davasında, davacı karşı davalı ortağın özen, bağlılık ve rekabet etmeme yükümlülüklerine aykırı davrandığı, ... şirketi üzerinden başlattığı takipler ile şirketi zarara sokmaya çalıştığı, taraflar arasındaki ortaklığın fiilen sonlandığı iddiaları ile ortaklıktan payları karşı tarafa devredilerek haklı nedenle çıkmasına, yahut ortaklığın haklı nedenle fesih ve tasiyesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece karşı dava 19/02/2020 tarihli celse ara kararı ile tefrik edilerek 2020/376 esasına kaydedilmiş ve tefrik edilen karşı davanın ara buluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12 Hukuk Dairesi'nin 2020/759 esas, 2020/783 karar sayılı 08/09/2020 tarihli ilamı ile kaldırılmış, bu kez dosya mahkemenin 2020/729 esasına kaydedilmiş ve bu dosyanın iş bu asıl dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş,  01/12/2021 tarihli celsede birleşen davaya dönüşen karşı davanın tekrar tefrikine karar verilerek asıl dava hakkında istinafa konu iş bu red kararı verilmiştir. Tefrik edilen davanın 2021/763 esasına kaydedildiği, mahkemece 2021/763 esas, 2022/145 karar sayılı 02/03/2022 tarihli karar ile tefrik edilen karşı davanın da ispatlanamadığı gerekçesi ile reddediliği, kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. Mahkemece davacının haklı nedenle azil istemi bakımından taraf delilleri toplanmış, taraf tanıkları dinlenilmiş, dava dışı ... ve ... Şirketlerinin 2017,2018,2018 yılları ticari defter ve kayıtları üzerinde mali bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak kök ve taraf itirazları üzerine ek rapor alınmış,  davacının, davalı şirket müdürünün görevini ağır bir şekilde ihmal ederek şirketin borca batık hale gelmesine sebep olduğu iddiasıyla müdürlükten azlini talep ettiği,  hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarına göre; şirketin mali tablolarına göre borca batık halinin bulunmadığı, şirketin dönem net karının satışlara göre oransal olarak düşük kalmış olmasına rağmen her sene artan seyir takip ettiği, şirkette yönetim hatası bulunmadığı, 31/12/2019 tarihli mizana göre şirketin sadece 99.257,60-TL vergi borcu bulunduğu,  SGK borcu bulunmadığı, davacı tarafından ileri sürülen davacının şirkete alınmaması, şirket giriş kapılarının kilitlerinin değiştirilmesi, şirkete ait araç anahtarlarının alınması, şirket maillerinin ve cari hesapların tutulduğu laptopun şifrelerinin değiştirilmesi yönündeki iddialarının tek başına müdürlükten azli gerektirir sebepler olmadıkları, davalı ortaklar kurulu kararı almadan veya davacı ortağa bildirimde bulunmadan şirket taşıtlarını satmış ise de, satışların davanın tarihinden sonra yapıldıkları, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiği, davalı şirket müdürünün  kanuna, özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinin ve haklı sebeplerin varlığının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davalı tarafın dava tarihinden önce başlayan şirketin içini boşatmaya yönelik eylemlerinin dava tarihinden sonra sonuçlandığı, davalının, dava tarihinden önce şirket araçlarını hileli olarak satma girişiminde bulunduğu, bu eylemin dava tarihinden sonra gerçekleştiği ve her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirileceği yönündeki mahkeme gerekçesinin hatalı olduğu, davalının şirketin içini boşaltarak, şirket malvarlığını dava dışı rakip ... Limited Şirketi'ne firmasına devretmek için görüşmeler yapmasının özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiği, nitekim şirketin iki aracının bu firmaya satıldığı, davalının karısının İstanbul Anadolu 5 Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/150 Değişik iş sayılı dosyasında yapılan 06/02/2020 tarihli keşifte bu şirket adresinde bulunmasının iddialarını doğruladığı, bu görüşmelerin sonuca ulaşıp ulaşmamasının önemli olmadığı, davalının şirketin merkez adresini kapatarak taşınmasının ve tek başına şirketi fiilen tasfiyeye sokmasının da özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiği, dinlenen tanıkların davacının şirket bilgilerine ulaşmasını engellediğini doğruladığı, bilirkişi raporunda şirketin 2019 yılı kayıtlarının incelenmediği, SGK ve vergi dairesi yazı cevapları incelenmeksizin mizan üzerinden inceleme yapıldığı, bilirkişi tarafından eksik olduğu belirtilen belgelerin toplanması taleplerinin reddedildiği, davacının davalıya ve eşine karşı açtığı tazminat davasının da İstanbul Anadolu 12 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/384 esas sayılı dosyasında görüldüğü ve derdest olduğu, bu dosyadaki müzekkere cevaplarının incelenmediği, dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmasına rağmen bu delil hatırlatılmadan karar verildiği yönündedir.  TTK'nun 626 maddesi uyarınca; müdürler ve yönetimle ilgili diğer kişiler, görevlerini tüm özeni yerine getirerek yürütmek ve şirket menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlü oldukları gibi, şirket sözleşmesinde aksi kararlaştırılmadıkça yahut tüm ortaklar yazılı izin vermedikçe şirketle rekabet oluşturacak faaliyette bulunmamakla da yükümlüdürler. TTK'nun 630/2 fıkrası uyarınca; her ortak haklı sebeplerin varlığı halinde, yöneticilerin yönetim haklarının ve temsil yetkilerinin kaldırılması yahut sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Hükmün üçüncü fıkrasına göre, yöneticinin özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur.Mahkemece aldırılan mali bilirkişi raporu ile tarafların ortak oldukları şirketin borca batık olmadığı, şirket öz varlığının artışta olduğu tespit edilmiş olup, davacının şirketin kötü yönetildiğine yahut şirket malvarlığının boşaltıldığına ilişkin iddiası mali rapora göre ispatlanamamıştır. Yine şirkete ait iki aracın dava tarihinden sonra satıldıkları ve buradan elde edilen gelir ile  SGK borcunun kapatıldığı mali raporla tespit edildiği gibi, şirketin dava tarihi itibariyle vergi ve SGK prim borcu bulunup bulunmadığı hususu, şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesi ve SGK müdürlüğünden sorulmuş olup, gelen yazı cevapları mali rapordaki verilerle uyumludur. Mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere bu vakıa, dava tarihinden sonra gerçekleşmiş olduğundan ve her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirileceğinden, davacının iddiasını ispat vasıtası olarak kullanamayacağı bir vakıadır. Aksi kabul edilse dahi, araç satışından elde edilen gelirin şirketin kamu borcunun tasfiyesi için kullanılmış olması karşısında, bu satışın müdürün özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlali mahiyetinde olduğu kabul edilemez. Yine İstanbul Anadolu 12 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/384 esas sayılı dosyasında görüldüğü belirtilen dava, davacı tarafından ilk kez istinaf dilekçesinde belirtilmiş olup, HMK'nun 357 maddesi uyarınca ilk derece mahhkemesinde ileri sürülmeyen iddiaların istinaf aşamasında ileri sürülmeleri mümkün değildir. Mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere davacının, davalı tarafından şirkete giriş çıkışlarının engellendiği, şirket girişinin kilitlerinin değiştirildiği, şirketin mali kayıtlarına erişiminin engellendiği, şirkete ait araçların anahtarlarını davacıdan, şirket maillerini ve cari hesapların tutulduğu bilgisayarın  şifrelerini değiştirdiği yönündeki iddiaları azil için tek başlarına haklı sebep teşkil etmeyeceklerdir. Bu nedenle bu vakıalar bakımından yemin delilinin hatırlatılmamasının sonuca etkisi bulunmamaktadır. Yapılan tüm bu saptamalar karşısında, mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı yanın aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı  HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 06/06/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5031c20bef69faf4","SID":"c88be9b92f81f6bd"}}