{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 24/11/2023<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 05/06/2024<br><br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, davacı ... sahibi olduğu şahıs firmasının davalı ... güvenlik hizmeti verdiğini, davacının bu hizmetlere binaen <br>fatura düzenlediğini ve ödeme talep ettiğini, davacının vermiş <br>olduğu hizmet devam ederken, davalı şirketin davacı tarafından düzenlenen <br>güvenlik hizmetlerini ihtiva eden faturaları ödememeye başladığını, faturaların ilkinin <br>2022 yılı temmuz ayının hizmet bedelini  ihtiva eden 29.08.2022 tarihli 30.000,00 <br>TL tutarlı e-arşiv faturası, ikincisinin ise 2022 yılı ağustos ayının hizmet <br>bedelini ihtiva eden 01.09.2022 tarihli 60,000,00 TL tutarlı e-arşiv faturası <br>olduğunu, davacının ödenmeyen bu faturalar neticesinde davalı şirkete <br>hizmet vermeyi durdurduğunu, davacının ilgili borçla alakalı davalı şirketin <br>yetkili müdürü ... ile irtibat kurduğunu, bakiye kalan iki faturanın <br>ödenmesini talep ettiğini, ... borcu ikrar <br>ettiğini, işbu <br>faturalara dayanak olarak <br>Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası icra ile takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyan ederek itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı şirket aleyhine icra inkar <br>tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, davacı yanın iddialarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı yanın alacağını bir kısım faturalara dayandırmakta olup bu fatura bedellerinin ödendiğini, müvekkilinin davacı tarafa <br>herhangi bir borcunun bulunmadığını, kaldı ki faturanın tek başına sözleşmenin, <br>alacağın ya da malın teslim edildiğinin kabulü için yeterli olmadığını, sunulan <br>faturaların hiçbirinde davalı şirketin kaşe ve imzasının yer almadığını ve <br>tümünün tek taraflı olarak oluşturulabilecek belgelerden ibaret olduğunu, <br>üzerinde yalnızca tarih bedel ve imza bulunan evrakın hukuki herhangi bir <br>kıymetinin bulunmadığını, bu evrakın bir borç olduğunu gösterecek nitelikte <br>bir evrak olmadığını, evrakın hangi tarihte düzenlendiği, üzerindeki miktarın <br>ne olduğunun, amacının ne olduğunun dahi anlaşılmadığını, bu evrakın hukuki <br>bir niteliği bulunmadığından davacının alacak iddiasına dayanak <br>olabilmesinin mümkün olmadığını, çekin ödeme <br>dışında başka bir hukuki ilişkiye istinaden verildiği <br>iddiasının iddia eden tarafça ispatlanması gerektiğini beyan ederek haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini ve davacının %40'tan aşağı olmayacak şekilde kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili 22/11/2023 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davacı vekilinin davadan feragat ettiği ve vekaletnamesinde feragat yetkisinin bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararda yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretine hükmedilmediğini, cevap dilekçesi ile talep edilen kötüniyet tazminatı yönünden herhangi bir hüküm kurulmamasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının davasının reddedilecek olmasını anlaması üzerine, müvekkili lehine talep ettikleri kötüniyet tazminatına hükmedileceği aşamada, davacı yanca feragat edilmesinin iyiniyet kuralları ile örtüşmediğini, bu halde feragat nedeniyle dava aleyhine sonuçlanmış gibi hüküm kurulması gerektiğinden, müvekkili lehine %40'dan az olmamak şartıyla talep edilen kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, güvenlik hizmeti nedeniyle düzenlenen fatura bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Adil yargılanma hakkı Anayasa'mızın 36/1 maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3 maddesine göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2 maddesinde de anayasal hükme paralel olarak “Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmü düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre mahkemece, her bir talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekmektedir.<br>Anayasa ve 6100 sayılı Yasa hükmü birlikte değerlendirildiğinde, mahkeme kararlarının içermesi gereken gerekçenin ilgili ve yeterli olması, çelişki, tereddüt ve şüphe içermemesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. <br>Karar gerekçesinin, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.<br>Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar. Hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.   <br>Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve denetim mahkemelerinin hukuka uygunluk incelemesi yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. <br>Öte yandan mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle ve kısa karar ile gerekçeli karar arasında tereddüde yol açacak çelişkiler taşımaması ile mümkündür. <br>Ayrıca HMK'nın 303/2 maddesinde; \"(2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder.\" hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda, talep ya da davacı taleplerinden biri hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi ya da dava konusu talepten başka bir konuda karar verilmesi halinde, böyle bir karar aleyhine davacı tarafça kanun yoluna başvurulmamış olsa dahi aleyhine kesin hüküm oluşturmayacak ve davalı yararına da usuli kazanılmış hak doğmayacaktır. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 11/12/2015 tarihli, 2014/8548 Esas - 2015/8074 Karar; 08/11/2013 tarihli, 2013/4975 Esas - 2013/6940 Karar sayılı ilamları)<br>Somut olayda; davalı taraf cevap dilekçesinde davanın reddini savunup davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmesine rağmen mahkemece davalı tarafın bu talebi hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi hatalı olduğu gibi davanın reddedilmesine rağmen davalı lehine vekalet ücreti verilmemesi de doğru olmamıştır.<br>O halde mahkemece yapılacak iş; açık, anlaşılır, taraf ve kanun yolu denetimine uygun, kendi içinde çelişki barındırmayan, taraf taleplerinin her biri yönünden olumlu olumsuz değerlendirme içeren bir gerekçe oluşturulmak suretiyle karar verilmesinden ibarettir. <br>Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/11/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın  ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE, <br>5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.<br>... </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4131aac9d541ab47","SID":"6774e7f538a6134b"}}