{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/211 <br>KARAR NO\t\t: 2024/914<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/09/2017 (Dava) - 15/06/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2017/1061 Esas - 2021/529 Karar<br>DAVA\t\t: Maddi Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle)<br>BAM KARAR TARİHİ       \t: 29/05/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ   \t: 29/05/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1061 Esas-2021/529 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle, 15.07.2017 tarihinde dava dışı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile yaya ...'e çarpması neticesinde yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin Manisa Devlet Hastanesi'nde tedavi gördüğünü, davanın safahatında rapor alındığında maluliyet oranının açığa kavuşacağını, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma yürütüldüğünü, kaza sonrasında kaza tespit tutanağı düzenlenmediği için kusur durumu ile ilgili bilgiye ulaşılamadığını, kusur durumunun yargılama safahatında alınacak bilirkişi raporu ile netlik kazanacağını, ... plakalı aracın kaza tarihini kapsar ZMMS poliçesi bulunduğunu, müvekkilinin belirtilen kazadan kaynaklı geçici ve kalıcı maluliyetinin tespiti ile bu maluliyete tekabül eden maddi zararın davalı sigorta şirketinden tazminini talep ettiklerini, davalı sigorta şirketine 25.08.2017 tarihinde yazılı başvuruda bulunulduğunu, sigorta şirketi tarafından verilen cevapta birtakım evrakların eksik olduğu gerekçesiyle kendilerinden talep edildiğini, ancak kaza tarihi dikkate alındığında kesin ve tam rapor alınabilmesinin, tedavi sürecinin bitmesi ve en azından kaza tarihi üzerinden 1 yıl geçmesi ile mümkün olduğunu, tüm bu sebeplerle yazılı başvuruya verilen cevabın, ilgili yasa maddesinde yer alan cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 200,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden kusuru oranında tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve hukuka aykırı olup reddi gerektiğini, ilk olarak sigortalı tarafından davacıya ödeme yapılmış olması ihtimaline karşılık davanın sigortalıya ve aynı zamanda araç sürücüsü olan ...'e ihbarını talep ettiklerini, müvekkili kooperatifin merkezi Kadıköy/İstanbul olduğundan yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, müvekkili şirketin ünvanının ... olup, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ... A.Ş’nin husumet ehliyeti bulunmadığını, bu sebeple öncelikle davalı isim ve ünvanının düzeltilmesi gerektiğini, ...’e ait ... plakalı vasıta için müvekkili şirket tarafından zorunlu mali mesuliyet sorumluluk poliçesi düzenlendiğini, ölüm/sakatlık halleri için kişi başına teminat limitinin 2017 yılı için 330.000,00 TL olduğunu, dava dilekçesinde müvekkili şirkete sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu iddia edilmiş ise de bu iddianın kabulünün mümkün olmadığını, zira kaza tespit tutanağı düzenlenmediği için kazanın oluşumuyla ilgili sadece davacı tarafın ifadelerinin bulunduğunu, tek tarafın beyanları ile kusur tespitinin mümkün olmadığını, ayrıca kazazede küçük olay meydana geldiği sırada henüz 4 yaşında olup ailesinin bakım ve gözetiminde olması gerektiğini, velileri olan anne ve babasının Medeni Kanun hükümleri çerçevesinde çocuğun bakımından ve gözetiminden sorumlu olduklarını, bu itibarla kazazede küçüğün anne ve babasının bakım ve özen yükümlülüğüne uygun davranıp davranmadıklarının kusur tespiti yapılırken mutlaka göz önüne alınması gerektiğini, geçici ve sürekli maluliyet tazminatı hesaplamasında; davacının tüm tedavi evraklarının celbi ile maluliyet oranının tespiti ve maddi tazminatın varlığı ve miktarının tayininin de aktüerya hesabı ile yapılması gerektiğini, geçici maluliyet ve sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sorumluluğunda olduğundan ZMM sigortacısı olan müvekkili şirketin bir sorumluluğu olmadığını, iddia edilen bir kalıcı maluliyet durumunun, dava konusu kaza ile illiyet bağı da kurularak, Adli Tıp Kurumu veya üniversite hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerince tespit edilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik talebinin reddi gerektiğini, zira olayda kazazedenin kazanın meydana geldiği tarihte henüz 4 yaşında olan bir çocuk olduğunu, gelir getiren bir işte çalışmasının mümkün olmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"...Yetki itirazı bakımından yapılan incelemede davalı sigorta şirketinin şubesi ve acentesi İzmir ilinde de bulunduğundan İzmir ilinde de dava açılabileceğinden yetki itirazının reddine karar verildiği, olay ile ilgili kaza tutanağı bulunmadığı anlaşıldığından dava dilekçesinde ekli basit krokide belirtilen yerde mahallinde keşif yapılarak ve refakate bir trafik polisi alınmak suretiyle davacı ... ve velisinin de hazır bulunacağı ortamda davacı tarafından çarpma noktası gösterilmek suretiyle çarpma noktası belirlenip fotoğraflanarak bu noktanın yola, kaldırıma uzaklığının belirlendiği, kaza krokisinin hazırlanması için Manisa ATM'ye talimat yazılmasına karar verildiği ve daha sonra da ATK Trafik İhtisas dairesinden kusur raporu alındığı, alınan kusur raporuna göre, 2013 doğumlu küçük davacının karşıdan karşıya geçişinde geçişini soldan gelen aracın hızına göre dikkate alarak yapmadığı anlaşıldığından (ebeveynlerinin aynı koşullarda sorumlu olduğu dikkate alınarak ) %80 oranında tam ve asli kusurlu olduğu, sürücü ...'in ise belli bir mesafe katetmiş davacıya karşı etkili fren ve direksiyon tedbirini almaması nedeni ile %20 oranında tali derecede kusurlu olduğu sonucuna varıldığı, Ege ATK'dan gelen maluliyet raporunda olay nedeni ile küçüğün herhangi bir maluliyetinin bulunmadığının bildirildiği, davacı tarafça İstanbul ATK'dan rapor aldırılması talep edilmiş olmakla, raporun bu kez İstanbul ATK 2.İhtisas Kurulundan aldırılması için işlemler yapılmış ise de; İstanbul ATK 2.İhtisas Kurulunun ön raporunda belirtilen eksikliklerin giderilmesi için verilen ihtaratlı kesin sürelere rağmen davacı tarafça gerekli başvuruların yapılmadığı anlaşıldığından yeniden rapor aldırılamadığı, mevcut rapora göre davacının kalıcı bir maluliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından bu talebinin reddine karar verildiği, geçici maluliyet talebi bakımından ise davacı olay tarihinde 4 yaşında bulunduğundan geçici maliyet zararı talep edemeyeceği ve davalının bu konuda bir sorumluluğunun bulunmadığı anlaşıldığından, DAVANIN REDDİNE......\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından, \"....İşlemlerin hukuki sonuç doğurabilmesi için muhatabına bildirilmesi gerektiğini, tebliğ konusu işlem asil bakımından ağır hukuki sonuçlar doğuracaksa, örneğin herhangi bir hak kaybının yaşanmasına neden olacak ise tebliğ her ne kadar vekile yapılmış olsa da asile de yapılması gerektiğini (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2015/9043 Esas-2017/11419 Karar), gerek 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, gerek 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu gerekse diğer ilgili yasal mevzuatlarda davacı vekilinin müvekkilini adli raporunun alınması için hazır etme yükümlülüğü bulunmadığını, nitekim İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/338 Esas- 2019/284 Karar sayılı ilamının da bu hususu destekler nitelikte olduğunu, yine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2014/10322 Esas-2014/13129 Karar sayılı ilamında da; vekilin müvekkilini duruşmada hazır etme gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığı, usul hükümlerinde yer almamasına rağmen vekile müvekkilini hazır etmesi konusunda sorumluluk yüklenmesinin doğru olmadığının  belirtildiğini, açıklamış oldukları nedenler ile ilgili yasalar kapsamında her ne kadar ... vekili konumunda yer almış olsalar da vekil olarak müvekkilin adli raporunun alınması için hazır etme yükümlülükleri bulunmamakta olup ayrıca Anayasa'da güvence altına alınmış olan iddia ve savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesi için  bireylere tanınan hak arama hürriyeti kapsamında davacı asile de ihtaratlı tebligat yapılması gerekirken yapılmadan verilen davanın reddi kararına karşı istinaf kanun yoluna müracaat etme zorunluluğu doğduğunu...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, trafik kazasına dayalı cismani zarar nedeniyle geçici/sürekli işgöremezlik tazminatı istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Davacı küçük adına annesi ve babası vekaletname vermiş, ancak dava dilekçesinde ve mahkemenin karar başlığında yalnızca babanın adı yazılmış olup, bu eksikliğin mahkemece karar başlığında düzeltilmesi gerektiği açıktır.<br>Kaza tarihi itibariyle yürürlükteki yönetmelik 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik olup, mahkemece Ege Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp ABD'ndan alınan heyet raporunun da bu yönetmeliğe göre düzenlendiği, davacı küçüğün kalıcı bir maluliyetinin bulunmadığının belirtildiği görülmüştür. Ancak, bu rapora süresinde davacı vekilince itiraz edilmiş, bu itiraz mahkemece de kabul edilerek ATK 2.İhtisas Dairesinden maluliyet raporu alınması için ara karar tesis edilmiş, ATK'dan alınan ön raporda, eski tedavi evraklarının yanısıra, davacı küçüğün ortopedi, diş/çene muayenesi ve grafilerine dair birtakım evraklar ile yeni tarihli raporlar istendiği anlaşılmıştır. Elden takip yetkili olarak düzenlenen bir kısım müzekkerelerin hastanenin doğru birimine yöneltilmemesi nedeniyle geri çevrildiği, araya pandemi sürecinin girdiği ve sonuç olarak önraporda belirtilen eksikliklerin tamamlanamadığı, bunun üzerine mahkemece davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verildiği, bu süre içerisinde eksiklikler tamamlanmaz ise önceki maluliyet raporuna göre değerlendirme yapılacağı ihtaratında bulunulduğu, davacı vekilinin 15.06.2021 tarihli son celsede müvekkillerine ulaşamadığını beyan ederek, doğrudan davacı asile tebligat çıkarılmasını talep ettiği, ancak mahkemece davacı asile yönelik bir tebligat çıkartılmadan önceki maluliyet raporu uyarınca davanın reddi yönünde hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.<br>Somut uyuşmazlıkta mahkemece, davacı vekiline duruşmada ihtarat yapılarak kesin süre verildiği, akabinde de verilen kesin süre içerisinde, müvekkilinin hastaneye sevkini sağlamadığı ve eksik evrakları tamamlamadığı gerekçesiyle davanın mevcut delil durumuna göre reddi yönünde karar verilmiş ise de, bu hüküm eksik inceleme sonucu verilmiş bulunmaktadır. Bahse konu hastanenin ilgili birimlerinden temin edilecek yeni grafiler ve raporlar, bizzat davacı asilin hazır bulunması suretiyle temin edilebilecek nitelikte olup, davacı asile bu yönde herhangi bir ihtaratlı ve açıklamalı tebligat çıkartılmadan, hak kaybına neden olacak şekilde ve davacının gerçek zararının tespiti hakkını ihlal edecek surette davacı vekiline duruşmada yapılan ihtar ve verilen kesin süre ile yazılı şekilde karar tesisi doğru olmamıştır. ATK önraporunda istenen belgeler; dosya kapsamında mevcut olmayan ve önceki Ege Üniversitesi Hastanesi'nden alınan raporda da değerlendirmesi yapılmamış birtakım hususlara ilişkin olmakla, bu eksikliklerin tamamlanması gerekmekte olup, bu noktada davacı tarafa usule uygun tebliğ ve bildirimlerin yapılması önem arz etmektedir. Mahkemece yapılacak iş; bahse konu ATK önraporundan da bahsedilerek ve eksik evraklar açıklanarak, ihtaratlı kesin süre içeren tebligatın davacı asile de çıkartılması, davacı vekiline de müvekkili ile irtibatı bakımından gerekli bildirimin yapılarak, bu şekilde verilecek kesin süreye rağmen gerekli eksikliklerin tamamlanıp tamamlanmamasına göre hüküm tesis edilmesinden ibarettir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜNE; İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1061 Esas - 2021/529 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf  karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine,<br>4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  29/05/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b7c0270e6e5259c9","SID":"7d4dffff264dd1c3"}}