{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/209 <br>KARAR NO\t\t: 2024/913<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/11/2020 (Dava) - 14/10/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2020/700 Esas - 2021/820 Karar <br>DAVA\t\t: İstirdat (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 29/05/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 29/05/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/700 Esas-2021/820 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle, dava konusu olayın; 22.02.2018 tarihinde ... Bankası ile davadışı ... Limited Şirketi arasında imzalanan ve kefil sıfatıyla ...’ın yer aldığı genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borçtan, müvekkilinin kefil sıfatı olmamasına rağmen müvekkilinin de sorumlu tutulması ve akabinde borçlu olunmayan edimin cebri icra tehdidi altında ifa edilmiş olmasına ilişkin olduğunu, taleplerinin ise söz konusu borçtan müvekkilinin sorumlu olmadığının tespiti ile cebri icra tehdidi altında ödenen miktarın ödendiği tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte geri iadesini içerdiğini, ... Bankası ile ... Limited Şirketi arasında 23.12.2015 tarihinde 60.000,00 TL limitli kredi sözleşmesi imzalandığını, kefil sıfatında müvekkili ...’ın el yazısı ile “yukarıda yer alan kefalet sözleşmesi kapsamında ... Limited Şirketi’nin asaleten ve kefaleten kullandığı kullanacağı tüm kredilere 60.000,00 TL tutarına kadar müteselsil kefil olmayı kabul ediyorum” ibaresini yazıp altının karşılıklı imzalandığını, yine aynı şekilde kefil sıfatında ...’ın da el yazısı ile yazıp altını imzaladığını, bu GKS kapsamında çekilen kredinin taksitler halinde ödenmeye başlandığını, 23.12.2015 tarihli GKS kapsamında çekilen krediye ilişkin hiçbir bir borç kalmadığını, mahkemeden öncelikle 23.12.2015 tarihli GKS kapsamında çekilen kredi borcunun ödendiğinin, dolayısıyla müvekkilinin kefalet sıfatı ile sorumluluğunun kalmadığının tespit edilmesini talep ettiklerini, 22.02.2018 tarihinde yine ... Bankası ile ... Limited Şirketi arasında 500.000,00 TL limitli kredi sözleşmesi imzalandığını, imzalanan 22.02.2018 tarihli GKS ile 23.12.2015 tarihli GKS'nin hükmünü yitirdiğini, bu sefer sadece ...’ın kefil sıfatıyla imzası bulunduğunu, 22.02.2018 tarihli GKS' de müvekkili ...’ın ne isminin ne de imzasının yer almadığını, müvekkili aleyhine 22.02.2018 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklı 182.482 51 TL tutarlı asıl alacağa ilişkin, İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2019/10173 sayılı dosyasından ilamsız takip başlatıldığını, bu takibe karşı 02.08.2019 tarihinde “takibe, borca, işlemiş ve işleyecek faize ve tüm fer'ilerine ilişkin açıkça itiraz\" edilerek takibin durdurulduğunu, söz konusu 2019/10173 sayılı takip dosyasındaki ödeme emrinde; \"... borcun 23.12.2015 tarihli 60.000 TL limitli kredi sözleşmesindeki kefaleti olan 60.000,00 TL asıl alacaktan ve bu alacağa temerrüt itibaren %57 temerrüt faizi (takip tarihinden sonra temerrüt faiz oranı arttığı takdirde artan oranda hesaplanması), faizin %5 gider vergisi, icra harç ve masrafları, vekalet ücreti ile birlikte sorumludur.\" ifadesine yer verildiğini, burada da açık bir şekilde müvekkili ...'ın 23.12.2015 tarihli GKS kapsamında sorumlu olduğu ve 22.02.2018 tarihli GKS' den kaynaklı sorumlu olmadığı ifade edilmesine rağmen, müvekkili aleyhine işlem tesis edildiğini, davalı yanın ihtiyati haciz kararı aldığını, bu kapsamda müvekkilinin mal varlığına ve maaşına ihtiyati haciz konulduğunu, müvekkiline karşı başlatılan takibi kabul etmemekle birlikte kefil sıfatıyla haksız yere yükletilen borcu cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda bırakıldığını, yapılan bu haksız ihtiyati haciz kararı ile gayrimenkulüne ve maaşına haciz konulduğunu, bu durumun da itibarını, mesleki hayatını zedelediğini, müvekkilinin bu sürecin yıpratıcılığını daha aza indirmek amacıyla varlığı iddia olunan ancak sorumluluğunun bulunmadığı borcu (80.121,91 TL) ödeyerek üzerindeki baskıyı azaltmak istediğini, dava konusu borcun davacının imzası bulunmayan 22.02.2018 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığının dosya içerisinden anlaşılacağını, müvekkilinin kefil olarak imzalamadığı sözleşmelerden doğan borçtan sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, bilindiği üzere genel kredi sözleşmelerinin çerçeve sözleşmeler olduğunu, bu sözleşmeye dayanılarak borçlu ile tekrar sözleşme yapmaya gerek olmaksızın birden çok kredi verildiğini, kredi alanın birden fazla genel kredi sözleşmesi imzaladığını, ancak kefil sadece bir genel kredi sözleşmesine kefil olmuş ise sadece kefil olduğu genel kredi sözleşmesi ile sorumlu tutulabileceğini (Yargıtay 19. HD 2009/12183 Esas-2010/8768 Karar), kefil olduğu genel kredi sözleşmesinde bu yönde bir madde (doğmuş veya doğacak tüm borçların teminatı olarak) bulunmasının bu sonuca etkili olmadığını, İİK.72/7 maddesinde; \"Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir\" denildiğini, müvekkili adına yaptıkları itiraz üzerine takip durmuş olmasına rağmen ihtiyati haczin devam ettiğini, süregelen bir cebri icra tehdidinin söz konusu olduğunu belirterek, müvekkilinin borcu olmadığının tespitine, davalıya ödenen 80.121,91 TL’nin yasal faiziyle birlikte müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı asıl borçlu ... Ltd. Şti. arasında akdedilen 23.12.2015 tarihli 60.000,00 TL ve 22.02.2018 tarihli 500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi gereği kredi kullandırıldığını, davacı/borçlu ...'ın sonradan imzalanacak tüm kredi sözleşmeleri için de geçerli olmak üzere usulüne uygun bir şekilde \"yukarıda yer alan kefalet sözleşmesi kapsamında ... San. ve Tic. Ltd. Şti'nin asalete kullandığı, kullanacağı tüm kredilere 60.000,00 TL (altmış bin TL) tutarına kadar müteselsil kefil olmayı kabul ediyorum)” yazılı beyanı ile kefalet limiti belirtmek suretiyle kredi lehtarı şirket lehine müvekkili banka ile kefalet sözleşmesini imzaladığını, borcun zamanında ödenmemesi sebebiyle, 28.05.2019 tarihi itibariyle 186.623,12 TL borcun ödenmesini sağlamak adına 29.05.2019 tarihli kat ihtarnamesi keşide edilerek tebellüğ edildiğini, buna rağmen alacak ödenmemiş olup, borçlunun malvarlıklarını kaçırmakta oldukları da belirlendiğinden, İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/651 D. İş-2019/651 Karar sayılı ve 24.01.2020 tarihli kararıyla ihtiyati haciz kararı verildiğini, devam eden süreçte davacı/borçlu ve dava dışı diğer borçlular aleyhine İzmir 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010/10173 sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını, davacının borcu olmadığından bahisle itirazı neticesinde takibin durdurulduğunu, huzurdaki istirdat davasının yasal şartlarından yoksun olduğunu, geri alma davasının dinlenebilmesi için; \"borçlunun, borçlu olmadığı parayı cebri icra tehdidi altında tamamen (ya da kısmen) ödedikten sonra, bir yıl içinde, bu davayı açması\" gerektiğini, hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacı tarafından, yetkili icra müdürlüğüne 19.09.2019, 17.10.2019, 18.11.2019 ve 25.11.2019 tarihlerinde toplam 85.401,34 TL tutarında para yatırıldığını, hal böyle olunca, dava tarihi olan 20.11.2020'de İcra İflas Kanununun 72/VII.maddesindeki 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, esasa girilmeden davanın reddi gerektiğini, ayrıca özel dava şartı olan \"cebri icra tehdidi altında\" yapılan bir ödemenin söz konusu olmadığını, İİK 72/VII.maddesine göre; kendisine karşı ilamsız icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz etmemesi veya itiraz etmiş olup da, itirazının icra mahkemesince kaldırılmış olması nedeniyle kesinleşen icra takibi ile ve menfi tespit davası da açmaması nedeniyle, gerçekte borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kalırsa, ödemiş olduğu paranın kendisine geri verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabileceğini, yani icra dairesine yapılmış olan ödemenin, borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi veya itiraz etmiş olmasına rağmen itirazın kesin olarak kaldırılmış olması nedeniyle kesinleşmiş olan icra takibi dolayısıyla, bu parayı gerek nakden, gerekse mallarının haczedilip satılması suretiyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması gerektiğini, istirdat davasının açılmasının ikinci şartının ise, maddi hukuk bakımından aslında borçlu olmadığı bir parayı cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması olduğunu, davacının aleyhine başlatılan takibe açıkça itiraz etmesi ve takibi durdurmasının cebri icra tehdidini bertaraf ettiğini gösterdiğini, zira ihtiyati haciz kesin hacze dönüşmeden haciz konusu mallarının satışının gerçekleşemeyeceğinin veya muvafakat etmeden maaşına haciz uygulanmayacağının son derece açık olduğunu, takibe itiraz etmek suretiyle davalı/alacaklı müvekkiline itirazın iptali davasından başka bir imkan bırakmayan ve açılacak itirazın iptali davasında maddi hukuka(alacağın esasına) ilişkin borçlu olmadığını veya borcunu ödediğinin ispatına dair iddia ve savunmalarını ileri sürebilecek olan davacının, takibe itiraz edip durdurmasından sonra hiçbir baskı ve ekonomik zorlama yokken kesinleşmeyen bir icra dosyasına ödemede bulunmasının cebri icra tehdidi altına yapılan bir ödeme olarak kabul edilemeyeceğini, bu itibarla davacının açtığı huzurdaki istirdat davasının öncelikle özel dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacı tarafından yukarıda anılan kredi sözleşmelerine verilen kefaletin her iki sözleşme bağlamında hüküm ve sonuçlarını doğurduğunu, birden fazla kredi kullandırıldığını, dava dışı kredi lehtarı şirketin kredili mevduat hesabı kapsamında müvekkili bankanın bankacılık hizmetlerinden faydalanmakta olup yukarı anılan kredi sözleşmelerinin de bu kapsamda imza edildiğini, genel kredi sözleşmesinin çerçeve bir sözleşme olduğunu, belirlenen koşullar içinde bankanın müşterisine, farklı nitelikte krediler kullandırabildiğini, borcun bir tarihte sıfırlanmasının kefilin sorumluluğunu sona erdirmediğini (Yargıtay 19.HD 2014/5061 Esas-2014/8855 Karar), davacının kefalet limiti belirtmek suretiyle sorumluluk altına girdiği borç sıfırlanmadığından ödemekle yükümlü olduğu miktarın da sona erdiğinin söylenemeyeceğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \".....Tüm dosya içeriğine göre, istirdat dava tarihinin 20.11.2020 olduğu, davacının son ödemesinin davalının da kabulünde olduğu gibi 25.11.2019 olduğu, davalının hak düşürücü süre itirazının yerinde olmadığının anlaşıldığı, davalı ... Bankası ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında 23.12.2015 düzenleme tarihli 60.000-TL limitli ve 22.02.2018 düzenleme tarihli 500.000-TL limitli 2 adet kredi çerçeve sözleşmesi imzalandığı, 23.12.2015 tarihli sözleşmeyi davacı ...'ın: 'Yukarıda yer alan kefalet sözleşmesi kapsamında ... San ve Ltd. Şti.'nin asaleten kullandığı ve kullanacağı tüm kredilere 60.000-TL tutarına kadar müteselsil kefil olmayı kabul ediyorum' beyanı ile 60.000-TL kefalet limitli olarak müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, 22.02.2018 tarihli 500.000-TL limitli kredi çerçeve sözleşmesinde davacının müteselsil kefil sıfatı ile imzasının bulunmadığı, sözleşmelere istinaden dava dışı asıl borçlu şirkete krediler kullandırıldığı,  ödemelerdeki aksamalar üzerine kredi hesapları kat edilerek borçlulara ihtarname keşide edildiği, davacının 04.06.2019 tarihinde temerrüde düştüğü, ihtar sonrası alacağın tahsili için davacı ve dava dışı borçlular aleyhine İzmir 5. İcra Müdürlüğünün 2019/10173 sayılı dosyasında ilamsız icra takibine başlandığı, davacının takip dosyasına 22.11.2019 tarihinde 80.121.91-TL ödemede bulunduğu, bankacı bilirkişinin tespitlerine göre; takibe konu kredilerin kullandırma tarihleri dikkate alındığında dayanağının; davacının müteselsil kefil sıfatı ile imzasının bulunmadığı 22.02.2018 tarihli kredi sözleşmesi olduğunun anlaşıldığı, gerçekte de davacının ödemesini yaptığı 2018 tarihli kredi çerçeve sözleşmesinde imzası bulunmadığından, davacının 2018 tarihli sözlemeden kaynaklanan borçtan sorumluluğunun bulunmadığı, ileride doğacak kredilerle ilgili 2015 tarihli kredi sözleşmesindeki beyanının gerek şekil şartları bakımından gerekse esastan 2018 tarihli sözleşmeyi kapsayamayacağı anlaşılmakla, davacının icra dosyasına yaptığı 80.121,91 TL' yi davalıdan istirdat hakkının bulunduğunun anlaşılmasına göre davanın kabulüne karar vermek gerekmekle, sonuç olarak; DAVANIN KABULÜ İLE, 80.121,91-TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine......\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili tarafından, \"...Müvekkili bankanın 23.12.2015 tarihli-60.000,00 TL ve 22.02.2018 tarihli-500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmeleri gereği kredi kullandırıldığını, davacının sonradan imzalanacak tüm kredi sözleşmeleri için de geçerli olmak üzere usulüne uygun şekilde; 'yukarıda yer alan kefalet sözleşmesi kapsamında ... San ve Tic. Ltd. Şti’nin kullandığı-kullanacağı tüm kredilere 60.000-TL tutarına kadar müteselsil kefil olmayı kabul ediyorum' yazılı beyanı ile kefalet limitini belirtmek sureti ile kredi lehtarı şirket lehine banka ile kefalet sözleşmesi imzaladığını, borcun zamanında ödenmemesi sonucu 29.05.2019 tarihli kat ihtarnamesi keşide edildiğini, buna rağmen borç ödenmemiş olup bankanın alacaklarının tahsili amacıyla ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, İzmir 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010/10173 sayılı dosyası ile de icra takibi başlatıldığını, huzurdaki istirdat davasının yasal şartlardan yoksun olduğunu, hak düşürücü sürenin dolduğunu, istirdat davasının borçlu olunmayan paranın tamamen ödendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılması gerektiğini, davacı tarafından yetkili icra müdürlüğüne 19.09.2019, 17.10.2019, 18.11.2019 ve 25.11.2019 tarihlerinde toplam 85.401,34 TL tutarında para yatırıldığını, ödeme tarihi ile dava tarihi olan 20.11.2020 arasında 1 yıllık sürenin dolmuş olmasıyla mahkemece davanın esasına girilmeden evvel davanın reddi gerektiğini, cebri icra tehdidi altında yapılan bir ödemenin de söz konusu olmadığını, davacının aleyhine başlatılan takibe açıkça itiraz etmesi ve takibi durdurmasının cebri icra tehdidini bertaraf ettiğini gösterdiğini, davacının takibe itiraz edip durdurmasından sonra hiçbir baskı ve ekonomik zorlama yokken kesinleşmeyen bir icra dosyasına ödemede bulunmasının, cebri icra tehdidi altında yapılan bir ödeme olarak kabul edilemeyeceğini, bu itibarla istirdat davasının dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davacı tarafından verilen kefaletin her iki sözleşme bağlamında hüküm ve sonuçlarını doğurduğunu, birden fazla kredi kullandırıldığını, dava dışı kredi lehtarı şirketin, kredili mevduat hesabı kapsamında müvekkili bankanın bankacılık hizmetinden faydalanmakta olup anılan kredi sözleşmelerinin de bu kapsamda imza edildiğini, banka kredi sözleşmesinin çerçeve bir sözleşme olduğunu, oluşan borcun bir tarihte sıfırlanmasının kefilin sorumluluğunu sona erdirmediğini, zira banka genel kredi sözleşmesinin varlığı halinde müşterinin, farklı tarihlerde aynı veya farklı nitelikte krediler kullanabildiğini (Yargıtay 19. HD 2014/5061 Esas-20214/8855 Karar), davanın reddine karar verilmesini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, genel kredi sözleşmesine kefalete dayalı icra takibinde borçlu  olunmadığı halde ödenen tutarın istirdadı istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; esasa dair, bahse konu takipteki kredinin dayanağı olan GKS (genel kredi sözleşmesi)' de davacının kefaletinin bulunmadığı, daha önceki tarihte imzaladığı başka bir GKS'de \"doğmuş/doğacak kredilere kefalet\" şeklindeki hükmün, yalnızca bu eski tarihli (imzası bulunan) genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan krediler için geçerli olması sebebiyle, davacının, bilirkişi raporu ile son GKS (davacının imzası olmayan) uyarınca kullandırıldığı ortaya konulan takip konusu krediden dolayı sorumluluğu bulunmamaktadır. Zira, GKS çerçeve sözleşme olup, borç sıfırlandıktan sonra borçlunun kullanacağı yeni krediler için de kefalet devam etmekte ise de, bu kefaletin devamlılığın o sözleşmeye dayalı olarak kullandırılacak kredilerle sınırlı olduğu, sonradan düzenlenip davacı imzası olmayan bir genel kredi sözleşmesine dayalı olarak kullandırılan kredileri kapsamayacağı açıktır.<br>Bununla birlikte, burada tartışılması gereken sorun, davacının ödemesinin İİK 72/7.madde koşullarını taşıyıp taşımadığıdır. Son ödeme tarihine göre 1 yıllık hakdüşürücü süre belirlendiğinden, eldeki dosyada hakdüşürücü sürenin dolmadığı anlaşılmakla birlikte, diğer koşulların da değerlendirilmesi gerekmektedir. Bahse konu İİK’nın 72/7. madde hükmüne göre; \"....Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir....\" denilmiştir. Yani, borçlu ancak gerçekte borçlu olmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması halinde istirdat davası açabilir. Somut olayda ise, davacı zaten icra takibine süresinde itiraz etmiş ve takibi durdurmuştur. Cebri icra tehdidi bulunmadığı, durmuş bir icra takibi sözkonusu olduğu halde ödeme yapılmış olması nedeniyle, somut uyuşmazlıkta istirdat davasının koşulları oluşmamıştır. Ancak burada, dava dilekçesi kapsamı ve hukuki nitelendirmenin mahkemeye ait olduğu gözetilerek, mahkemece TBK 78.madde koşullarının ve sebepsiz zenginleşme hususunun tartışılıp değerlendirmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla, mahkeme kararının bu yön itibariyle eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak kaldırılması gerekmiştir (Benzer yönde bknz. Yargıtay (kapatılan) 19. HD 2012/12146 E-2012/18764 K,   2010/9233 E.-2011/5165 K...).<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde;  davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE; İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/700 Esas - 2021/820 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-Davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, <br>4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalı tarafından yatırılan 1.368,28‬-TL istinaf karar harcının istek halinde davalı tarafa iadesine,<br>5-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince  kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  29/05/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"431781b475001082","SID":"208c7ed7577dd713"}}