{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/162 Esas <br>KARAR NO: 2024/883 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2018/810 Esas -  2021/738 Karar <br>TARİHİ: 20/09/2021<br>DAVA: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 23/05/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Davalı dava dışı ... Tic. Ltd Şti 'nin yetkilisi ve hisse ortağı olduğunu, bahsi geçen şirketin bir kısım hisselerinin 25bin tl bedelle müvekkilinden noterde devredilmesi hususunda anlaşma sağlandığı, hisse bedeli olan 25bin TL banka yolu ile davalının banka hesabına gönderilmiş olmasına rağmen davalı taraf noter huzurunda hisse devri yapmadığı gibi parayı da iade etmediğini, bu nedenle Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını davalının itiraz etmesi üzerine takibin durduğundan bahisle haksız ve mesnetsiz itirazın iptaline takibin devamına yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  Müvekkili ...  Tic. Ltd Şti ortağı olduğunu şirketin diğer ortağı ise  ... olduğunu şirketin KHK ile kapatılması üzerine şirket tasfiyeye girdiğini, noter ihtarnamesi ve şirkete ait ticaret sicil kayıtları incelendiğinde davacının tüm yazılı beyanları arasında çelişkiler mevcut olduğunu, davacı ile hisse alan diğer ortaklarla birlikte çekmiş olduğu ihtarname ve sicil kayıtları dava dilekçesindeki kendi beyanlarını yok ettiğini, müvekkili usulsüz ve yasaya aykırı hiç bir iş ve işlem yapmadığını, bu haksız ve kötü niyetli icra takibi nedeniyle müvekkilinin sicili olumsuz etkilendiğini, bankadan kulanacağı krediye kısıtlılık getirildiği davacı müvekkili açıkça şirketi kapatma yoluna gittiğini beyan ettiğini, bu iddiası da tamamen gerçek dışı olup davacı bile müvekkili mağdur etmek için kötü niyetli olarak davayı icra takibine başlattığından bahisle açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına  karar verilmesini talep  etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 20/09/2021 tarih 2018/810 Esas -  2021/738 Karar sayılı kararında; \"Dava, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce tüm deliller toplanmış, gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmış, iddia ve savunma hudutları doğrultusunda taraf iddialarının yerindeliği, davacının alacağının varlığının ve miktarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. 30.12.2019 tarihli raporunda bilirkişi sonuç olarak; Davacı ... ile ... Tic. Ltd. Şti.'nin ortaklarından olan Davalı ... arasında, söz konusu şirketin hisse devrine ilişkin 25.000,00 TL'nin ödenmesine rağmen hisse devrinin yapılmaması nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasına ilişkin tarafların iddia, itiraz ve savunmaları doğrultusunda dosyaya sunulan delil ve belgeler üzerinde yapılan incelemeler çerçevesinde, davacı ...'ın, dava konusu olan 25.000,00 TL'sını 04.07.2016 tarihinde “... Ltd. Şti. pay devri bedeli” açıklaması ile ... hesabından, ... adına ... Bankası Yayla / İstanbul şubesi nezdinde ... -  ... müşterek hesabına EFT yolu ile havale ettiği, şirket ortaklarından  ..., 11.08.2016 tarih ve 2016/1 sayılı Genel Kurul Kararı ile şirkette mevcut olan 15.000,00 TL sermayesinin; 1.500,00 TL'lik kısmını, ...'a devrettiği, davacı ...'ın, dava dışı ... Tic Ltd. Şti. 45 payına şghip ortağı bulunduğu (60/7200 pay, 1.500/39.000 TL) ve 07.09.2016 tarih - 9153 sayılı TESG 344 sayfasında tescil ve ilan edildiği, davacı ...'ın, 24.07.2016 tarihinde hisse devir bedeli olarak 25.000,00 TL'nin ... adına havale ettiği dikkate alındığında; 11.08.2016 tarihinde yapılan Genel Kurul toplantısında ... ile hisse devri konusunda anlaşılmış olduğu ifade edilmesine rağmen herhangi bir hisse devrinin yapılmadığı ve konuya ilişkin olarak davacı ... tarafından Genel Kurul'da itiraz edilmediği, Genel Kurul Toplantı Tutanağının davacı alacaklı ... ve diğer katılan tüm pay sahipleri tarafından imzalandığı, tescil ve ilan edilmesi için Ticaret Siciline bildirilmesine karar verildiği sonuç ve kanaatine varıldığını beyan etmiştir.Alınan bilirkişi raporu usulüne uygun olarak taraflara tebliğ edilmiş, mahkememiz 20.09.2021 tarihli ara kararı ile bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş, 23.06.2021 tarihli ek raporunda bilirkişi; Tarafların iddia, itiraz ve beyanları ile ilgili olarak dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelendiğini, davacı ...'ın, ...  Ltd. Şti. hisselerini almak üzere 25,000 TL'yi davalı ...'ın banka hesabına göndermesine rağmen hisseleri devir alamadığı gibi paranın da iade edilmediği gerekçesi ile başlatılan icra takibinin iptal edilmesine dayandığını, davalı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi yönünden; dava konusu olaya ilişkin hazırlanan bilirkişi kök raporunda; eksik belge ve kayıtlar üzerinden inceleme yapıldığı iddiasına karşılık taraflarca dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla sınırlı incelemenin yapıldığı, ek raporda ise sonradan taraflarca dosyaya sunulmuş olan delillerle birlikte inceleme yapıldığı, eksik inceleme yapılmasının söz konusu olmadığı, davacı ...'ın, davalı ... adına; dava konusu olan 25.000 TL'sını 04.07.2016 tarihinde “...  Ltd. Şti. pay devri bedeli\" açıklaması ile ... hesabından, ... adına ... Bankası IBAN Şubeye EFT yolu ile havale edildiğine ilişkin dekontun dosyaya sunulmuş olduğu, ... Bankasının 08.12.2017 tarihli yazısı ekinde sunulan hesap özetinde; ... tarafından gönderilen 25.000 TL 'sının ... - ...  müşterek hesabına kaydedildiği, mahkememizin 29.01.2020 tarihli duruşma tutanağı 4. maddesinde ilgili bankadan ortak hesapların 2016 yılına ait hesap hareketlerinin celbine karar verildiği, ... Bankası Yayla Şubesi nezdinde bulunan ...- ... ... nolu IBAN ortak hesabına ilişkin 01.01.2016-31 12.2016 tarih aralığına ait cari hesap hareketleri ekstresinin dosyaya sunulduğu, cari hesap ekstresinin incelenmesinde 04.07.2016 — 08:35:04 tarihinde ...  Ltd.Şti. Hisse Pay Devri Bedeli” açıklamalı 25.000 TL'nin hesaba yatırıldığı, şirket ortaklarının tamamı, 11.08.2016 tarihinde şirket merkezinde toplanarak Ticaret Sicili Müdürlüğüne bildirilmek üzere hisse devirleri ile ilgili alınan 2076/7 no.lu ortaklar kurulu kararını imzaladıkları, şirket ortaklarından ...'ın şirketin mevcut bulunan 15.000 TL sermayesinin;  ... 3.000 TL, ...  1,500 TL ve ... 750 TL'lik kısmı olmak toplam 5.250 TL'lik kısmını devrettiği, şirketin 30.000 TL'lik sermayesinde 9.750 TL payının kaldığı, şirket ortaklarından ... şirkette mevcut bulunan 15.000 TL sermayesinin;  ... 3.000 TL, ...'a 1.500 TL ve  ... 750 TL'lik kısmı olmak toplam 5.250 TL'lik kısmını devrettiği, şirketin 30.000 TL'lik sermayesinde 9.750 TL payının kaldığı, devir sonrası 6.000 TE ... , 1.500 TL ...'a, 1.500 TL ...'a, 1.500 TL ...  devir yapıldığı ve pay defterine işlenmesi kararının ortakların tamamı tarafından imzalandığı, müvekkil ... ile  ... tarafından 3. kişilere yapılan tüm hisse devirleri aynı gün ve aynı toplantı ile yapıldığı, davalı ... ile davacı ... arasında herhangi bir devir işlemi olmadığı, davacı ...'ın 25.000 TL parayı, davalının banka hesabına 04.07.2016 tarihinde gönderdiği, ortaklar kurulu kararının ise 11.08.2016 tarihinde alındığı hususu birlikte değerlendirildiğinde, hisse deyrine davacı tarafından itiraz yapılmadığı gibi herhangi bir şerhin konulmadığı, davacının, müvekkile para verdiğini ve karşılığında kendisine hisse devri yapılmadığı iddiasında neden bir yıla yakın süre beklediği, banka üzerinden ortak cari hesaba yapılan EFT işleminde hesap sahiplerinden birisi olan müvekkilin isminin yazılmasının müvekkili borçlu kılmayacağı, davacıya hisse devri yapan ve müvekkil ile ortak hesap sahibi olan ...  tanık olarak dinlenmesine karar verilmesi, davacının avukat olduğu için işlemin sonuçlarını bilebilecek bilgiye sahip olduğu, hisse aldığı şirketin faaliyetlerinin 01.07.2017 tarihi itibarıyla 687 sayılı KHK ile sona erdirilmesinden sonra hisse devri yapılmadığı iddiasıyla ortava çıkmış olduğu konusunda davalı tarafından vapılan itirazlarıım mahkememiz takdirinde olduğu sonuç ve kanaatine varıldığını beyan etmiştir.Tüm dosya içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde;Dava; davacı tarafça davalıya şirket şirket hisse payının devri karşılığı olarak ödendiği iddia olunan bedelin iadesine yönelik başlatılan takibe vaki davalının itirazının iptali istemine ilişkindir.Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Başkanlığının 2015/29305 E, 2015/36188 K.sayılı 10/12/2015 tarihli ve benzer ilamlarındaki gibi \" banka dekontları banka havale dekontları niteliğinde olup, banka dekontlarında paranın ödünç olarak verildiğine dair bir açıklama yoksa, havale karine olarak borç ödeme vasıtası niteliğinde olup, havale dekontunda yer alan miktarın karşı tarafa borç olarak gönderildiğinin yasal delillerle ispatlanması zorunludur.04/07/2016 tarihli EFT dekontu  içeriğinde  bu paranın davalıya gönderilme nedeni olarak AÇIKLAMA KISMINDA  \"...   LTD Şti Hisse Pay Devri Bedeli\" şeklinde bir  ifade bulunduğu anlaşılmakla,buna göre  bu paranın davalıya borç olarak gönderildiği kabul edilmelidir. ... Bankası 15/03/2019 tarihli müzekkere cevabında Paranın aktarıldığı ... Bankası hesabının ... ve  ... adına müşterek teselsüllü hesap olduğu, hesap sahiplerinin her birinin tek başına tasarrufta bulunabileceğinin belirtildiğ görülmüştür.Medeni Yasa'nın 6. maddesine göre \"Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.\" Medeni Yasa'nın bu hükmü 6100 sayılı Hukuk Yargılama Yasası'nın 190. maddesi 1. fıkrasında bir başka biçimde yinelenmiş olup; \" İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir\" denilmiştir. Bu bağlamda kural olarak davanın taraflarından her biri iddiasını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.Somut davada ispat yükü bu durumda davalıda olmasına rağmen davalının aksini ispatlayan delil sunamadığı gibi,davalı   tarafından ayrıca  yemin deliline de dayanılmadığından, davalı  paranın davacıya verildiğini ve iade olarak kendisine gönderildiğini  ispatlayamamıştır. Davadışı  ilgili Şirket ortağı  ...’nun 1/07/2016 tarihinde Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile Bakırköy .... Noterliği ... yevmiye nosu ile noter huzurunda şirkette mevcut olan 60 adet payını 1.500,00TLlik kısmının ...’a devrettiği,07/09/2016 tarihli TTSG ‘de 60 paya karşılık 1.500,00TL ...’a ait olduğunun ilan edildiği,  davalı tarafından davacıya herhangi bir hise devrinin yapılmamış olduğu tespit olunmuştur. Davacı tarafça söz konusu dekont içeriğindeki işlem açıklaması gereği iddia ispatlandığından, davalı tarafın iddialarını mevcut dosya kapsamı itibariyle yazılı olarak ispatlanamadığı, yine davalı tarafça yemin deliline de dayanılmamış olması, davacı tarafça asıl alacak yönünden davalıya ihtarat yapıladığı işlemiş faiz talep edemeyeceği hususu gözetilerek  davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Ayrıca somut dava icra inkar tazminatı talebi yönünden değerlendirilmekle; İcra ve İflas Kanunu' nun 67.maddesinin 2. fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötü niyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından hesap edilebilecek durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü gerekir. Dava, davacı tarafça davalıya gönderilen bedelin iadesi isteminden kaynaklı takibe vaki davalının itirazının iptali istemine ilişkin olup, davacı tarafça davalıya gönderilen bedel likit (bilinebilir- belirlenebilir) olduğundan İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca hüküm altına alınan miktar üzerinden %20 oranında davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, \"Davanın kısmen kabulü ile Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına  davalının yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 25.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık değişen oranlarda % 9.75 avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,Asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan asıl alacağın %20'si oranında 5.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine\",  karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle,  mahkeme kararında davacı tarafından paranın aktarıldığı ... Bankası hesabının banka cevabına  \" ... ve  ... adına müşterek teselsüllü hesap olduğu \"hesap sahiplerinin her birinin tek başına tasarrufta bulunabileceğinin belirtildiğinin görüldüğünü; yazısını kararına gerekçe yaptığını; davacı tarafından gönderilen 04/07/2016 tarihli EFT dekontu  içeriğinde  bu paranın davalıya gönderilme nedeni olarak   \"...   LTD Şti Hisse Pay Devri Bedeli\" şeklinde bir  ifade bulunduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verdiğini, bu banka hesabının teselsüllü bir hesap olduğu gözönünde bulundurulduğunda EFT dekontu içeriğinde bu paranın teselsüllü hesap sahiplerinden hangisi adına gönderildiği konusunda açık ve kesin bir ifade bulunmadığını; bununla birlikte müvekkili ile davacı arasında hisse devrine yönelik bir yazılı anlaşmada söz konusu olmadığını; bu paranın gerçekte teselsüllü hesap sahibi  ... gönderilmiş olduğu gerek hisse devri işlemi ve gerekse hisse işlemi sonrasında yapılan şirket ortaklar kurulu toplantılarından açıkça anlaşılmakta olduğunu,  ...  LTD Şti'ndeki ortaklardan ... ile davacı arasında 01.07.2016 tarihinde (Cuma günü) noterde hisse devri yapıldaktan sonra 04.07.2016 tarihinde ( Pazartesi günü) davacı tarafından tesellü ... Bankası hesabına  ...  LTD Şti Hisse Pay Devri Bedeli\" adı ile ödeme yapıldığını; davacı tarafa yapılan hisse devrinde müvekkilinin adının kesinlikle geçmediğini; müvekkilinin kendisine ait hissesinden bir kısım hisselerini  aynı tarihte başka kişilere devrettiğini,  Davacının 01.07.2016 tarihinde almış olduğu bu hisseye dayanarak 11.08.2016 tarihli ortaklar kurulu toplantısına katıldığını; davacı şirketin ortaklık yapısı gereği alınan karara katıldığını; davacının kendisinin avukat olduğunu; şirketin faaliyetlerinin 01.07.2017 tarihinde KHK ile sonladırılıncaya kadar davacı tarafından müvekkile karşı hisse devrini gerçekleştirmediği iddiası ile herhangi bir yazılı talep ve ihtarda bulunulmadığını; davacı şirketin faaliyetlerinin KHK sona erdirilmesinden sonra bu ortaklıktan zarar ettiğini düşünerek kötüniyetli bir biçimde müvekkilden hisse devri için para ödediği iddiasında bulunduğunu; şirketin ticari faaliyetleri KHK sona erdirilmemiş olsaydı davacının böyle bir talebinin olmayacağının da aşikar olduğunu, Davacının dava dışı ...  LTD Şti ne nasıl ortak olduğu konusuna  özellikle değinmediğini; davacı dilekçesini ve iddialarını okuyan orta eğitimli ve okuduğunu anlayan bir kişi davacının şirket ortaklarının hesabına hisse için para gönderdiğini ancak kendisinin bu şirkete ortak yapılmadığı sonucuna varacağını; davacının dava dilekçesinde işine geldiği hususları açıkladığını, işine gelmediği ve kendisini zorda bırakacak konulara değinmekten kaçındığını,  Mahkemeye vermiş bulundukları delil listesinde teselsüllü hesap sahibi olan ve davacıya hisse devri yapan ...'nun dinlenmesini özellikle talep etmiş olmalarına ve bu konuda bilirkişi raporunda bu kişinin dinlenmesi gerektiği yazılı olmasına karşın mahkemenin maddi gerçeği araştırma gereği duymadan ve maddi gerçeği ortaya çıkarmadan karar verdiğini; hisse devirleri aynı anda aynı noterlikte yapılmış bulunduğundan mahkemenin işlemin tarafları olan tanıkları dinlemeden karar verdiğini; mahkemenin hukuki dinlenilme haklarını açıkça ihlal ettiğini; davacı şirketten nasıl ortak olduğunu hisselerini nasıl sahip olduğunu açıklayamadığını; dava dilekçesini ve iddialarını okuyan bir kişinin davalının şirkete hiç bir şekilde orak olmadığı sonucunu çıkartacağının tartışmasız olduğunu; davacı vekilinin özellikle bu konuya değinmemekte özen gösterdiğini; bu konudaki savunmalarının mahkeme tarafından gerekçesiz reddedildiğini,  Davayı ve kararı kabul anlamına gelmemek üzere mahkemece davacı yararına takdir olunan % 20 icra inkar tazminatının da yersiz olduğunu; alacağın çekişmeli ve yargılamayı gerektiren bir alacak olması halinde icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, İleri sürerek, dosya kapsamı ve yukarıda arz ve izah olunan istinaf nedenleri dikkate alınarak; istinaf başvuru istemlerinin kabulüne, usul ve yasaya, mahkeme tarafından delillerin gereği gibi toplanmaması nedeniyle hukuki dinlenilme hakkınızın açıkça ihlali edilmiş olması ve delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde hataya düşülmesi sonucunda verilen kararın   kaldırılmasına  ve davanın reddine, haksız ve kötüniyetli olarak yapılmış bulunan takip nedeniyle % 20 kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmesini yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı tarafından davalıya ödendiği iddia olunan pay devir bedelinin, davalı tarafından pay devrinin gerçekleştirilmemesi nedeniyle iadesi için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yan; taraflar arasında davalının dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.'nde bulunan bir kısım paylarının davalıya 25.000,00-TL bedel ile devri hususunda anlaşıldığını, pay devir bedelinin  04/07/2016 tarihinde davalı hesabına \"...  Ltd Şti Hisse Pay Devri Bedeli\" açıklaması ile gönderildiğini; ancak davalının pay devrini gerçekleştirmediğini, ödenen bedelin iadesi amacıyla başlatılan takibe de haksız itiraz ettiğini ileri sürmüştür. Davalı yan; taraflar arasında bir pay devri anlaşması bulunmadığını, davacının dava dışı şirketin diğer ortağı olan  ... pay devralarak şirkete %5 ortak olduğunu, gönderilen tutarın da bu pay devir sözleşmesinden doğan devir bedeli olduğunu, paranın gönderildiği hesabın  ...  Bankası Yayla  İstanbul şubesi nezdindeki ... -  ... müşterek hesabı olduğunu, bu hesapta hem davalının hem de dava dışı ...'ın münferit tasarrufta bulunabildiğini davanın reddi gerektiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi tarafından dava dışı şirketin sicil kayıtları, paranın gönderildiği hesaba ilişkin bilgiler ve hesap hareketleri, dekont örneği, dava dışı ... ile davacı arasındaki noterde düzenlenmiş hisse devir sözleşmesi celbedilmiş, dosya bilirkişiye tevdii edilerek kök ve ek rapor alınmış, dava konusu dekontun açıklama kısmında, 25.000,00-TL tutarın pay devir bedeli olarak gönderildiğinin kayıtlı olduğu, aksine açıklama olmadıkça havalenin bir borcun ödenmesi için gerçekleştirildiğinin karine olduğu, buna göre  paranın davalıya borç olarak gönderildiği kabulü gerektiği, ispat yükünün davalıda olduğu, davalının karinenin aksini ispat eder delil sunmadığı, yemin deliline de dayanmadığı,  davalı tarafından davacıya herhangi bir hise devrinin yapılmamış olduğu, davacının asıl alacak yönünden davalıya temerrüt ihtarında bulunmadığı, işlemiş faiz talep edemeyeceği, alacak likit olduğundan inkar tazminatı koşullarının oluştuğu gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davacının taraflar arasında yazılı bir pay devri sözleşmesi bulunduğunu kanıtlayamadığı, davacının  ... 01/07/2016 tarihinde dava dışı şirketin %5 payını devraldıktan sonra, 04/07/2016 tarihinde ... ve davalının müşterek hesabına yalnızca  \"...  Ltd Şti Hisse Pay Devri Bedeli\" açıklaması ile 25.000,00-TL gönderdiği, bu paranın davacının dava dışı ...'a olan devir bedeli borcunun ifası için gönderildiği, bu konuda tanık olarak ...'nun dinletilmesi taleplerinin mahkemece haksız olarak reddedildiği,  dekontun  açıklama kısmında davacı ile davalı arasında bir pay devir sözleşmesi bulunduğuna dair herhangi bir ibare yer almadığı, nitekim pay devrinden sonra yapılan ortaklar kurulu toplantısında pay devirlerinin onaylandığı ve davacının da bu toplantıda yer aldığı, dava dışı  şirketin faaliyetlerinin 01/07/2017 tarihinde KHK ile sonladırılması nedeniyle şirketin tasfiyeye girdiği tarihe dek davacı tarafından davalıya iddia olunan pay devir borcunun gerçekleştirilmesi yönünde herhangi bir talep dahi ileri sürülmediği, mahkemece davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu, inkar tazminatı koşullarının da oluşmadığı yönündedir. Dava konusu dekont incelendiğinde, göndericinin davacı olduğu, alıcı adı olarak ... isminin yer aldığı,  davacı tarafından ... İBAN nolu hesaba  \"  ... Ltd Şti hisse pay devri bedeli\" açıklaması ile 04/07/2016 tarihinde 25.000,00-TL havale edildiği anlaşılmıştır. ...  Bankası'na yazılan yazı cevabında;  ... İBAN hesabın ... - ... adına açılmış müşterek(teselsüllü) TL hesabı olduğu, hesap sahiplerinden her birinin hesap üzerinde tek başına tasarrufta bulunabildiği bildirilmiştir. Dava dışı şirketin sicil kayıtları kapsamından; 30.000,00-TL sermayeli, beher payı 25,00-TL nominal değerde 1.200 adet paydan oluşan şirket ortaklarının 9.750,00-TL karşılığı 390 pay ile davalı ..., 9.750,00-TL karşılığı 390 pay ile ... , 6.000,00-TL karşılığı 240 pay ile ..., 1.500,00-TL karşılığı 60 pay ile  davacı ..., 1.500,00-TL karşılığı 60 pay ile ..., 1.500,00-TL karşılığı 60 pay ile ...  oldukları, davacının dava dışı şirketteki 60 adet payını,  tarihli Bakırköy ... Noterliği'nin 01/07/2016 tarihli ... yevmiye numaralı pay devir sözleşmesi ile ...  devraldığı, bunun haricinde davacı ile davalı arasında yazılı veya noterden düzenleme şeklinde herhangi bir pay devir sözleşmesi bulunmadığı, şirketin 11/08/2016 tarihli ortaklar kurulu toplantısında, davacı ile birlikte, dava dışı ... ,  ... ve  ... da diğer ortaklar ... ve .... aldıkları pay devirlerinin onaylandığı, bu toplantıya davacının da katıldığı, kararın sicile tescil ve gazetede ilan edildiği,  dava dışı şirketin tasfiyenin sona ermesi nedeniyle 10/08/2018 tarihinde sicilden terkin edildiği anlaşılmıştır. Davacının, davalı ile aralarında davalının dava dışı şirketteki, adedi belirtmeyen bir kısım paylarının davacıya devri hususunda anlaşma yapıldığını, 04/07/2016 tarihli havale işleminin bu sözleşmeden doğan borcun ifası için gerçekleştirildiğini iddia etmiş olması,  davalının ise taraflar arasında bir pay devri sözleşmesi bulunmadığını,  paranın gönderildiği hesabın şirketin diğer ortağı ve davacı ile aralarında 01/07/2016 tarihli pay devir sözleşmesi bulunan ... ile davalının müşterek hesabı olduğunu ve ödemenin davacının ... olan pay devir bedeli borcu için gönderilmiş olduğunu, bu hesapta hem davalının hem de dava dışı ...  tek başına tasarrufta bulunabildiğini, dekontun açıklama kısmında yalnızca  \"...  Ltd Şti hisse pay devri bedeli\" açıklaması bulunduğunu, davacının dekonta alıcı olarak davalının adını yazdırmış olmasının paranın davalıya gönderildiğini ve taraflar arasında bir pay devir sözleşmesi bulunduğunu göstermeyeceğini savunmuş olması, diğer ifade ile iddiaların tamamını inkar etmiş olması, paranın gönderildiği hesabın gerçekten müşterek hesap olduğunun açık bulunması karşısında, davacının hem taraflar arasında bir pay devir sözleşmesi bulunduğunu, hem de ödenen paranın doğrudan davalıya ve devir bedeli borcunun ifası için gönderildiğini ispatla yükümlü olduğu, davacı tarafından bu iddiaları ispata elverişli delil sunulmadığı gibi, yemin deliline de dayanılmadığı anlaşılmış olup, mahkemece davanın reddi gerekirken, ispat yükünde yanılgıya düşerek, üstelik davalının savunmaları da karşılanmaksızın yetersiz gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuş, davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davalı yanın istinaf başvurusunun kabulüne, yapılacak başkaca tahkikat işlemi bulunmadığından ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın reddine, davacı takipte haksız ise de kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davalının istinaf başvurusunun  KABULÜ ile;  İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  20/09/2021 tarih ve 2018/810 Esas -  2021/738 Karar  sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 2- Davanın REDDİNE, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 333,06-TL harçtan mahsubu ile bakiye 94,54‬‬‬-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından yapıldığı anlaşılan 57,50-TL posta/tebligat giderinin davacıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 fıkrasına göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Kullanılmayan gider avansı varsa yatıran tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 9-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 10-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri 40,00-TL toplamı 202,1‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 11-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 12-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1401874a396030c0","SID":"ce68a28d4767cc4e"}}