{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/124 <br>KARAR NO\t\t: 2024/906<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/12/2019 (Dava) - 28/09/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2019/519 Esas - 2021/727 Karar<br>DAVA\t\t: Maddi ve Manevi Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 29/05/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 29/05/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/519 Esas-2021/727 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle, dava konusu trafik kazasının 13.08.2019 günü İzmir'in Kemalpaşa ilçesinde meydana geldiğini, davalı ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ile seyir halinde iken aynı istikamette önünde seyreden ... plakalı aracı sollamaya çalıştığı esnada karşı istikametten gelen ve içerisinde müvekkilinin bulunduğu ... plakalı araca çarptığını, müvekkilinin bulunduğu aracın çarpmanın etkisiyle savrularak ... plakalı aracın sol ön kısmına çarptığını ve yaralamalı/maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağına göre trafik kazasının oluşumunda ... plakalı aracın sürücüsü ...'in KTK'nın 54/1-b hükmünü ihlal ettiğinden asli kusurlu bulunduğunu, ağır yaralanan müvekkili ...'ın sağ omzunun ciddi şekilde hasar gördüğünü ve ameliyat edildiğini,  vida takılarak kırık kemik uçlarının birleştirilmeye çalışıldığını, müvekkilinin yaşam alanının daraldığını, hareketlerinin kısıtlandığını, iyileşme ve tedavi süreci henüz sonlanmamış olduğundan devam eden zararının söz konusu olduğunu, ilgili sigorta şirketine ve arabuluculuğa başvurulduğunu ve bununla ilgili belgelerin ve arabuluculuk tutanaklarının ekte sunulduğunu, davalı sigorta şirketinin poliçedeki sorumluluk bedeli ile sınırlı olmak üzere uğranılan zararlardan sorumlu olduğunu, müvekkilinin tedavisi için yapılmış olan belgeli/belgesiz tüm masrafları (hastane giderleri, ulaşım giderleri, ilaç masrafları, ameliyat sonrası takılan aparatın masrafı vs.) için şimdilik 4.000,00 TL, geçici iş göremezlik için şimdilik 3.000,00 TL ve sürekli iş göremezlik için şimdilik 3.000,00 TL talep ettiklerini, sundukları ve sunacakları deliller ve aynı zamanda yargılama sırasında yapılacak incelemeler neticesinde maddi tazminat miktarının belirleneceğini, hakkaniyete uygun miktarda manevi tazminata da hükmedilmesi gerektiğini, davacının kaza sebebiyle uzun süre acı çektiğini,  gündelik işlerini görmekte dahi zorlandığını, bu durumun psikolojik olarak yıpranmasına da neden olduğunu, işbu alacakların kaza tarihi itibariyle muaccel hale geldiğini belirterek, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak üzere şimdilik davalılardan (davalı sigorta şirketine ilişkin taleplerinin sadece maddi tazminat açısından poliçe limiti ile sorumlu olmak ve başvuru tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi koşulu ile) 10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi zararlara ilişkin 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat isteminin 45.965,34-TL'ye çıkarıldığı anlaşılmıştır.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde trafik sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, teminat limitinin 390.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, dava öncesi müvekkili şirkete başvurunun eksik evrak ile yapıldığını, bu başvurunun geçerli olmadığını, ne davacı ne de davacı vekilince maluliyet raporunun bildirilmediğini, hiçbir şekilde davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla davacının iddialarını kanıtlayan belgeler kendilerine gönderildiğinde davacı tarafın talebinin değerlendirilebileceğini, maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından tespiti gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediği gibi dava açılmasına da sebebiyet vermediğini, uygulanacak faiz türünün de yasal faiz olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazada müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kazanın davalının iddia ettiği gibi gerçekleşmediğini, müvekkili şeridinde ve hız sınırlarında ilerliyor iken karşı şeritteki araç hız sınırlarının çok çok üstünde seyir ettiğinden hakimiyetini kaybettiğini ve müvekkilinin sevk ve idaresindeki araca çarptığını, aksinin kesin deliller ile ispatlanmasının şart olduğunu, üstelik müvekkilinin alkollü olmadığının da yapılan kontroller ile sabit olduğunu, olayın sıcaklığı devam ederken alınan taraf ifadelerinde, müvekkilinden şikayetçi olunmamasının da dikkate alınması gerektiğini, Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/5057 soruşturma numarası ile yürütülen soruşturmada şüphelilere atılı suçun kanuni unsurlarının oluşmadığı tüm soruşturma evrakı kapsamından anlaşıldığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, bu noktada herhangi bir somut delile dayanmayan kaza tespit tutanağına itiraz ettiklerini, mahkemeden kusurun belirlenmesini talep ettiklerini, belgesiz masrafların tazmininin mümkün olmadığını, davacı tarafın taleplerinin fahiş olduğunu, huzurdaki yargılamayı bir zenginleşme aracı olarak gördüğünün anlaşıldığını, trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer tüm resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin SGK'dan karşılanması gerektiğini, bu bedellerin gerekli yerlerden tazmini sağlanmaksızın doğrudan davalılardan tazmini yoluna başvurulmasının hakkaniyet ilkesine aykırı olduğunu, davacının iş göremezliğinin kesin olarak tespit edilmesini de talep ettiklerini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \".....Davalı sigorta şirketi tarafından, dava açıldıktan sonra, davacıya maddi tazminat alacağına ilişkin olarak 14.10.2020 tarihinde 52.767,80 TL ödendiğini, davacı tarafından da davaya konu maddi tazminat konusunda varılan mutabakat gereği bu ödemenin alındığı, davalı sigortacıdan başka bir alacağın kalmadığı ve davalının ibra edildiği ifadelerini içeren, 14.10.2020 tarihli 'feragatname ve temlik anlaşması' başlıklı belgenin verildiğini, bu ibraname gereği davacının maddi tazminattan feragat ettiğini, davalı sigorta şirketinin, hakkındaki davanın ibraname ve feragatname gereği reddi gerektiğini savunduğu, davacı vekilince ise davacının maddi zararı belirlenmeden kısmi ödeme teklifi yapılması üzerine, ibraname imzalanması şartıyla davalının kısmi ödeme yaptığı, davalı tarafından yapılan ödemeyi kısmi ödeme olarak kabul edip davaya devam ettiklerinin beyan edildiği,..............dava konusu olayda uyuşmazlıklardan birinin; yargılama aşamasında ibraname alınmış olması ve bu ibraname gereği davacının davasından feragat edeceğinin kararlaştırılmış olması noktasında toplandığı, anılan bu ibranamenin, davacının maddi zararının belirlenmesi için mahkeme tarafından tazminat hesabı konusunda herhangi bir inceleme yapılmadan önceki tarihte verildiği, bu itibarla, davacının hak edeceği tazminat belirlenmeden önce verilen bu ibranamenin, henüz belirli hale gelmemiş alacağa ilişkin olduğunun açık olduğu, zaten davacı tarafın, vekili marifetiyle verdiği 25.11.2020 tarihli dilekçeyle de, ibranamenin makbuz hükmünde olduğunu ve kabul etmediklerini, maddi zaranının tespit edilerek tazminatın hesaplanması gerektiğini bildirdiği; yukarıda anılan KTK'nın 111/2. maddesi gereği ibranamenin iptali iradesini ortaya koyduğu, KTK'nın 111/2. maddesiyle getirilen anlaşma ya da uzlaşmanın iptaline ilişkin düzenlemenin, dava içinde ya da davadan önce yapılmış anlaşma şeklinde bir ayrım içermediği göz önünde bulundurularak, 14.10.2020 tarihli belgenin KTK 111/2. maddesine göre makbuz niteliğinde bir belge olduğu kabul edilerek yargılama devam olunduğu, tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağı dikkate alınarak, TRH 2010 adı verilen 'Ulusal Mortalite Tablosu' esas alınarak yapılan hesaplamanın esas alındığı, maluliyet oranının kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, kaza tarihi olan 13.08.2019 tarihinde yürürlükte olan ve trafik kazalarından kaynaklanan iş gücü kayıplarının tespitini de kapsamına alan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre  belirlenen iş gücü kaybı oranının hükme esas alındığı, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı sürücü ... yönetimindeki ... plakalı kamyoneti ile şerit ihlali yaparak karşı yöne geçmesiyle, karşı yönden nizami seyir şeridinde gelen sürücü ... yönetimindeki ... plakalı otomobille çarpışması sonrası, kontrolden çıkan otomobilin de savrularak, sürücü ...'ın idaresindeki ... plakalı kamyonetle çarpışmasıyla dava konusu yaralamalı, zincirleme trafik kazasının meydana geldiği, davacının bu yaralanması neticesinde Ege Üniversitesi ABD raporuna göre  %7 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayacak ve 4 ay iş ve gücünden kalacak şekilde yaralandığı, kazanın oluş şekline uygun olan Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin kusur raporunda belirtilen gerekçelerle davalı sürücü ...’in %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının Yargıtay'ın yerleşen uygulamaları ile benimsenen progresif rant (%10 artırım ve iskonto, TRH 2010 tablosu esasına dayalı) yöntemi ile yapılan ek bilirkişi raporundaki hesaplamalara göre 70.811,00 TL, geçici iş göremezlik zararının 7.316,08 TL ve SGK tarafından karşılanmayan belgesiz tedavi gideri ile tedavi amaçlı yol giderinin 7.838,26 TL olmak üzere, toplam zarar miktarının 85.965,34 TL olduğu, davacıya SGK tarafından geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ödenmediği, dava sırasında davalı sigorta şirketi tarafından davacıya maddi tazminat isteğine mahsuben 40.000,00 TL sürekli iş göremezlik ödemesi yapıldığı, dava açıldıktan sonra yapılan ödeme güncellenmeksizin hesaplanan toplam maddi tazminattan mahsup edildiğinde davacının bakiye maddi tazminat alacağının 45.965,34 TL olduğu, hüküm tarihine en yakın tarihli bilirkişi heyeti 2. ek hesap raporunun Yargıtay yerleşik uygulamalarına uygun olarak düzenlendiği ve hüküm kurmaya yeterli olduğu, davacı vekilinin 14.06.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı için maddi tazminat alacak kalemlerini yükselterek 45.965,34 TL maddi tazminat talep ettiği anlaşılmakla davacının maddi tazminat davasının kabulü ile 45.965,34 TL bakiye geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, SGK kapsamı dışında kalan tedavi ve ulaşım giderinin davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 02.12.2019 tarihinden itibaren, diğer davalı yönünden kaza tarihi olan 13.08.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, müteselsil sorumlu davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı değil, ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, sigorta hükümleri TTK'da düzenlendiğinden, davalı sigorta dışındaki davalı hakkında zorunlu arabuluculuk yasasının uygulanamayacağı nazara alındığında arabuluculuk ücretinden yalnızca davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulduğu, TBK 56/2. maddesi gereğince davacının manevi tazminat talep etme hakkı olduğu, bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, davacının sürekli maluliyeti ile sonuçlanan kazanın meydana geliş şekli, davaya konu trafik kazasında davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olması, davacının %7 maluliyeti oluşacak şekilde yaralanması, olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacının, yaralanması nedeniyle çektiği elem ve ızdırap nazara alınarak, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmekle, sonuç olarak; Davacının MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 7.316,08 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 7.838,26 TL tedavi gideri ve tedavi amaçlı ulaşım gideri, 30.811,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 45.965,34 TL maddi tazminatın, davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 02/12/2019 tarihinden, diğer davalı yönünden kaza tarihi olan 13.08.2019 tarihinden  itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABULÜ ile 15.000,00 TL  manevi  tazminatın  kaza tarihi olan 13.08.2019'dan itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...’den  alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin isteğin REDDİNE...... \" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>DAVALI SİGORTA ŞİRKETİ VEKİLİ TARAFINDAN, \"...Dosyaya sunulan 05.01.2017 tarihli feragatname ve temliknameden de anlaşılacağı üzere davacının poliçe teminatına kadar borç ve yükümlülük açısından müvekkilini ibra ettiğini, davanın feragat yönünden reddini talep ettiğini, dava konusu olay nedeniyle doğmuş ve doğacak tüm alacaklarını müvekkili şirkete temlik ettiğini kabul ettiğini, davacının tüm alacak hakkını müvekkiline temlik etmesi karşısında artık davacının uhdesinde davaya konu edebileceği bir alacak hakkı bulunmadığını, feragat edilen bir alacağın artık dava konusu edilemeyeceğini, davacı vekilinin açık imzasını taşıyan ve davadan açıkça feragat edildiğini belirtir bir yazı dayanak alınarak müvekkili şirket tarafından ödeme yapıldığını, bu hal karşısında davacının herhangi bir yanılması vs. söz konusu olmadığını, dolayısıyla söz konusu yazının geçerli olmadığını kabul etmenin hukuki güvenilirlik ve ahde vefa ilkesini açıkça zedeleyeceğini (Yargıtay 17. HD 2016/11802 Esas-2019/4834 Karar, Yargıtay 17. HD 2016/14885 Esas-2019/6904 Karar, Yargıtay 17. HD 2018/2953 Esas-2020/924 Karar), müvekkili şirketin sigortalının sorumluluğunu teminat altına aldığını, maddi tazminata ek olarak manevi tazminattan da sorumlu olan sigortalının yargılama giderinin daha az kısmından sorumlu tutulup, müvekkilinin ise tamamından sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, aynı şekilde davacı davadan feragat etmiş olup arabuluculuk ücretinden de artık müvekkilinin sorumluluğunun kalmadığını, bununla birlikte yargılama giderinin de feragat kapsamında ödendiğini, bu hususun da nazara alınmadığını, davacı feragat etmiş olmakla birlikte tedavi giderine hükmedilmesinin de yerinde olmadığını, 6111 sayılı yasa ile trafik kazasından kaynaklı tedavi giderlerinin SGK'na devredildiğini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN; \"...Mahkeme kararını manevi tazminat yönünden istinaf kanun yoluna taşıma gerekliliğinin hasıl olduğunu, müvekkilinin hiçbir kusuru olmadığı halde salt davalının kusuru nedeniyle çektiği acının göz önünde bulundurulması ve hakkaniyete uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, kaza anını yaşaması, ameliyat olması, tedavisinin halen devam ediyor olması, çalışamaması, gündelik işlerini yaparken zorlanması gibi durumların manevi bütünlüğünde ciddi yıpranmalara sebebiyet verdiğini, bu sebeplerle talepleri gibi manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, yargılama aşamasında dinlenen tanıkların da davacının manevi yönden yıprandığını ve psikolojik olarak zor zamanlar geçirdiğini ifade ettiklerini, davacının kazadan sonra arabaya binemediğini, sakinleştirici ilaçlar kullanmak durumunda kaldığını ve psikolojik tedavi gördüğünü, dosya içerisinde bu tedaviye ilişkin delillerinin mevcut olduğunu, günlük yaşamda dahi sürekli aynı stres ve korkuyu yaşamanın oldukça yıpratıcı olup tüm bunlar dikkate alınarak manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DAVALI ... VEKİLİ TARAFINDAN; \"...Kazada müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, kazanın davacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmediğini, müvekkili şeridinde ve hız sınırlarında ilerliyor iken karşı şeritteki araç hız sınırlarının çok çok üstünde seyir ettiğinden hakimiyetini kaybettiğini ve müvekkilinin sevk ve idaresindeki araca çarptığını, üstelik müvekkilinin alkollü olmadığı da yapılan kontroller ile sabit olduğunu, olayın sıcaklığı devam ediyorken alınan taraf ifadelerinde, müvekkilinden şikayetçi olunmamasının da dikkate alınması gerekmekte iken bu hususun da dikkate alınmadığını, dosya kapsamında alınan raporlara dair itirazlarının değerlendirilmediğini, eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, Ankara Trafik İhtisas Daire Başkanlığı'nın yaptığı değerlendirmeye ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulu raporu ile belirlenen soyut nitelikli tespitlere itirazlarının dikkate alınmadığını, davacının soyut beyanları çerçevesinde hazırlandığını, bilirkişi raporlarının belgeli/belgesiz tüm masrafları yönünden hesaplama yapılarak hazırlandığını, bu bedellerin gerekli yerlerden tazmini sağlanmaksızın doğrudan davalılardan tazmini yoluna başvurulmasının hakkaniyet ilkesine aykırı olduğunu, 26.10.2020 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 52.767,80 TL ödeme yapıldığını, davacı tarafın işbu ödemenin 40.000,00 TL'lik kısmının tazminat ödemesi olduğu yönündeki soyut beyanlarına itibar edildiğini, bu yönde gerekli inceleme yapılmaksızın karar verildiğini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, trafik kazasına dayalı cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili, davalı sigorta şirketi vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; mahkemece alınan kusur raporunun kaza tespit tutanağına ve dosya kapsamına uygun bulunmasına, dosyada herhangi bir eksiklik ya da çelişki bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin bu husustaki itirazının reddi gerekmiştir.<br>Mahkemece, davaya konu trafik kazası nedeniyle davalı sigortalı sürücüye ve trafik sigortacısına karşı yöneltilen davada yapılan yargılama sırasında kusur ve maluliyet raporları alındığı, aktüer raporu alınması aşamasında davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 14.10.2020 tarihinde yapılan toplam 52.767,80-TL'lik ödeme nedeniyle, davacı vekilince \"feragatname ve temlik anlaşması\" başlıklı 20.10.2020 tarihli belgenin imzalandığının görüldüğü, bu ödeme içerisinde 40.000-TL'nin tazminat olmak üzere, bakiyesinin de icra, dava vekalet ücretleri, yargılama gideri ve faiz olarak açıklandığının görüldüğü, davacı vekilinin feragat ve ahzu kabza yetkili olduğunun anlaşıldığı, bahse konu anlaşmanın dosyaya sunulduğu, ancak akabinde davacı vekilince verilen 25.11.2020 tarihli dilekçe ile bahse konu belgenin makbuz hükmünde olup, sigorta şirketinin yalnızca ödeme kadar ibra edildiği, bakiye miktar için davaya devam ettiklerinin belirtildiği, mahkemece de, yargılama sırasında alınan bu \"Feragatname ve Temlik Anlaşması\" başlıklı belge makbuz hükmünde kabul edilerek ve ödemeler düşülerek bakiye tazminatın hesaplandığı görülmüş ise de, anılan belgenin içeriğine göre makbuz hükmünde kabul edilmesi isabetli değildir. Zira,  sözkonusu belge içeriğinde davacı tarafça, dava konusu olayla ilgili sigorta şirketinden maddi tazminat talebinde bulunulmayacağı belirtilerek, dava konusu olay nedeniyle poliçe teminat tutarına kadar maddi tazminata ilişkin tüm alacaklarının sigorta şirketine temlik edildiğinin, yapılan bu sulh anlaşması uyarınca da mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesini talep ile vekalet ücreti yahut yargılama gideri yönünden de hüküm kurulmamasının kabul edildiğinin açıkça belirtildiği, o halde, davacı vekili tarafından davalı sigorta şirketine verilen ve davacı tarafın kabulündeki bu belgenin davayı sonuçlandıran işlemlerden olduğu gözetilerek, açıkça poliçe limitine kadar maddi tazminat denilmiş dahi olması ve hesap raporuna göre poliçe limitini aşan bir tutarın da sözkonusu olmaması nedeniyle, her iki davalı bakımından da maddi tazminat davasının yargılama sırasında yapılan ödeme ile konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis edilmesi ve tarafların karşılıklı yargılama gideri taleplerinden vagzeçtiğine dair beyanları da gözetilerek hüküm tesis edilmesi gerekirken, mahkemece yukarıda yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır (Bu yönde bknz. Yargıtay 4. HD 2023/7396 E.-2023/10039 K,  Yargıtay (kapatılan) 17. HD 2016/8019 E.-2019/1476 K...) Ancak bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Dairemizce kararın HMK 353/1-b-2. maddeye göre kaldırılıp düzeltilerek yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.<br>Arabuluculuk ücreti bakımından; davadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olmasına, dava şartı niteliğindeki bu başvuru şartı nedeniyle de arabuluculuğun işbu davada zorunlu olmamasına rağmen (6325 S. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrası), davacı tarafça arabuluculuğa başvurulmuş olmasına göre, yargılama sonucunda bu ücretin davalı sigorta şirketine yüklenmesi de hatalı olmuş, yeniden tesis edilecek hükümde düzeltilmesi gerekmiştir (Bu yönde bknz. Yargıtay 4. HD 2021/23273 E.- 2022/901 K.,   2021/8181 E. - 2022/1358 K).<br>Yine kabule göre, davalı ... bakımından davanın kısmen kabul edildiği gibi bir gerekçe ile, hatalı şekilde diğer davalı sigorta şirketinden daha az miktarda yargılama giderinden sorumlu tutulması da doğru olmamıştır.<br>Müterafik kusur bakımından re'sen değerlendirme yapılması gerekmekle; davacı yolcunun araçta emniyet kemeri takıp takmadığı vs.bir müterafik kusuruna dair dosyada herhangi bir veri bulunmadığından, yaralanmasının oluş şekli ve niteliği de gözetilerek, mahkemece bu yönde indirimin uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>Davacı vekili sadece manevi tazminattan dolayı istinafa gelmiş olup, davacının kazada yolcu konumunda olup sürüş kusuru ve müterafik kusuru bulunmamasına, %7 maluliyet ve 4 aylık geçici işgöremezlik süresine, omuz kırığı nedeniyle ameliyatla koluna vida takılmış olmasına, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve tüm dosya kapsamına göre hükmedilen tazminatın bir miktar az olduğu kanaatine varılmış, 40.000-TL manevi tazminata dair  Dairemizce yeniden hüküm tesis edilmesine karar verilmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin ve davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ve davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının ise kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddesi yerel mahkeme kararının kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>I-Davacı vekilinin ve davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ve davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ İLE; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/519 Esas - 2021/727 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>\"1-MADDİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN; <br>a-Davacı tarafın davalılara karşı açtığı dava konusuz kaldığından, bu konuda KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>b-492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60-TL harcın, peşin alınan ve ıslahla tamamlanan toplam 659,40 TL harçtan mahsubu ile artan bakiye 231,80-TL'nin davacıya iadesine, <br>c-Taraflarca yapılan yargılama giderleri sulh anlaşması uyarınca talep edilmediğinden kendileri üzerinde bırakılmasına,<br>d-Davacı ve davalı sigorta şirketi sulh anlaşması uyarınca karşılıklı olarak birbirlerinden vekalet ücreti talep etmediğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,<br>e-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, <br>2-MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;<br>a-Davacının manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile 40.000,00 TL  manevi  tazminatın  kaza tarihi olan 13.08.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin isteğin REDDİNE,<br>b-Kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanmış olan 2.732,40 TL nispi harçtan, peşin alınan 160,53 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.571,87 ‬TL karar ve ilam harcının davalı ...’den alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>c- Manevi tazminat davası için davacı tarafça yatırılan 160,53 TL peşin harcın davalı ...’den  alınarak davacıya verilmesine,<br>3-Manevi tazminat davası kısmen kabul edildiğinden kabul edilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı ...’den  alınarak  davacı tarafa verilmesine,<br>4-Manevi tazminat davası kısmen reddedildiğinden reddedilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen 10.000TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı ...’e  verilmesine,<br>5-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>6-HMK'nın 333.maddesi uyarınca taraflarca yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının  karar kesinleştiğinde ilgili olduğu tarafa iadesine\" , <br>ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>II-Davalı ... vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ REDDİNE,<br>III-İSTİNAF AŞAMASINDA; <br>a-Davacı tarafından yatırılan 59,30‬‬ TL istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,<br>b-Davalı sigorta şirketi tarafından yatırılan 785,00 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalıya iadesine,<br>c-Davalı ... tarafından yatırılan 1.041,13‬ TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalıya iadesine,<br>IV-İSTİNAF İNCELEMESİ ESNASINDA;<br> a-Davacı tarafça yapılan 44,00 TL posta masrafı ve 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin toplam 206,1‬0 TL yargılama giderinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,<br>b-Davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,<br>c-Davalı ... tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,<br>V-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>VI-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  29/05/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d8e8cffbf11ace84","SID":"ab2b3ffbad10ca83"}}