{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/19 <br>KARAR NO\t\t: 2024/865<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/10/2020 (Dava) - 13/10/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2020/95 Esas - 2021/193 Karar <br>DAVA\t\t: Markaya Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti,  Önlenmesi, Manevi Tazminat<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 22/05/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 22/05/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/95 Esas-2021/193 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin 2005/18624 numara ile tescilli ...; 2010/17465 nuamara ile tescilli ..., 2010/17468 numara ile tescilli ..., 2010/42448 numara ile tescilli ..., 2010/12756 numara ile tescilli ... markalarının sahibi olduğunu, ticari faaliyetlerini bu markaları tahtında sürdürdüğünü, faaliyet alanının, cafe, bistro hizmetleri olduğunu, davalı firmanın Belçika’da mukim, ... ’nin Türkiye distribütörü olduğunu, sadece kahve emtiasında ...  firması adına tescilli 3 adet ... esas unsurlu markalı ürünleri satma yetkisine sahip olduğu iddiası ile ürünlerini satışa arz eden cafelerde başlı başına ... ibareli totemler kullandığını, havalimanları ve bir kısım yerlerde ... ibareli cafeler ve stantlar açıldığının kendileri tarafından tespiti üzerine yasal süreç başlatılarak, davadışı ... ve ...  Şti. aleyhine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/15597 nolu soruşturması, davadışı ... aleyhine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/15610 nolu soruşturması üzerinden şikayetlerde bulunulduğunu, ancak şikayetlerinin takipsizlikle sonuçlandığını, davalı firmanın haksız kullanımına ilişkin görsellerin ekte sunulduğunu, davalı firmaya 05.07.2019 tarihinde gönderilen ihtar ile müvekkilinin marka haklarına tecavüzün durdurulmasının talep edildiğini, davalı firmanın ihtara verdiği cevabi ihtarı ile müvekkilinin ürünlerinin satıldığı iş yerlerinde ... ibareli ışıklı ya da ışıksız tabela asıldığını kabul ettiğini, bundan gayenin; \"... ibareli kahvelerin o işletmede satıldığının vurgulanması olduğu ve kullanıma son vermeyecekleri” olarak beyan edildiğini, arabuluculuğa da müracaat edildiğini ve anlaşmama olarak sonlandığını, davalı firmanın distribütörü olduğunu iddia ettiği ... 'nin Türkiye' de tescilli ... ibareli 3 adet markasının bulunduğunu, markaların başvuru/koruma tarihlerinin 09.05.2011, 22.01.2016 ve 24.05.2016 olduğunu, dava dışı firmanın davacı müvekkilinden daha önceki tarihli hiçbir başvurusu, müvekkilinden önceki tarihli tescil edilmiş bir markası olmadığını, davalı firmanın ürünlerini sattığı bayilere işletme tabelası/totem yanına “...” ibareleri ile ilave tabelalar astırmasının açıkça Sınai Mülkiyet Kanununa aykırı olduğunu, davalı firmanın, marka kullanım hakkının sadece 30. sınıftaki ürünlerin imalatını ve satışını kapsadığını, söz konusu markaları işletme adı vb. şekilde kullanmasının sınai mülkiyet kanununa açıkça aykırı olduğunu, işletmede/kafeteryada ... kahvelerinin satıldığını göstermek için bu kullanım yolunu seçtiğini söylemiş ise de, bu beyanının da fiili kullanım şekli ile örtüşmediğini, örneğin camlarına “burada ... ürünleri satılmaktadır” şeklinde bir kullanım sergilemediğini, işletme tabelalarının hemen yanına “...“ ibareli yeni totemler tabelalar ekleyerek kullandığını, bu haliyle söz konusu kulanımın yasada karşılığını bulan iyi niyetli zorunlu kullanım kapsamında olmadığını,  davalı firmanın 30. sınıfta tescilli markasını kanunu dolanarak filen 43. sınıfta kullandığını, söz konusu kullanımın, cafe, bistro, restaurant alanında ... markası ile uzun yıllardır Türkiye' de faaliyet gösteren müvekkilinin adına tescilli markalarını kullanma hakkına açıkça tecavüz niteliğinde olduğunu, içtihatlar ve doktrin görüşleri uyarınca, bir başkasına ait markanın ancak ve ancak dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmeksizin ticari veya sınai alanda konularıyla ilgili olarak kullanılması halinde bu kullanımın iyi niyetli ve dürüst kullanım kabul edildiğini, davalı kullanımlarının açıkça suiniyetli olduğunu, zira davalı firmanın, müvekkili şirketten haberdar olmasına rağmen, ... markasını 43. sınıfta tescil edemeyeceğini öngörerek \"...\" markası için 30 ve 43. sınıfta tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin itirazı üzerine 43. sınıf markalarının emtia listesinden çıkartıldığını, buna rağmen davalı firmanın \" ...\" tabelası ile pişmiş kahve vb. ürünler satan stantlar oluşturduğunun görüldüğünü, davalı firmanın TPMK kararını yok sayarak haksız kullanıma devam ettiğini, davalının, aynı sektörde faaliyet gösteren tacir olduğunu, müvekkilinin markalarından haberdar olduğunu belirterek, her türlü  hakları saklı kalmak kaydı ile davalı şirketin ... markasını 43. sınıfta yer alan \"yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri vb.\" hizmetlerde, ürün ambalajlarında, sair tanıtma vasıtalarında, web sayfalarında, e-ticaret sitelerinde vb. yerlerde kullanmasının, bu isimle hizmet vermesinin haksız olduğunun hükmen tespitine, davalının böylece davacı ile vâki haksız rekabetinin menine, davalının, davacı müvekkilinin markalarının tescilli bulunduğu emtia ve hizmetler ile benzeri emtia ve hizmetlerde ... markasını birebir aynı ve/veya ... şekli ile kullanmak suretiyle vaki eylemlerinin, davacının haklı olarak kullandığı ve tanıttığı ve ayrıca marka olarak tescillerini de yaptırdığı usulünce tescilli ... markalarına vâki tecavüzlerinin, 6769 Sayılı Kanunun 30 ve 149. maddeleri uyarınca da ref ve men’ine, haksız rekabetinin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını teminen davalı tarafın yukarıda belirtilen kullanımlarının tamamının önlenmesine, müvekkili  davacının markaları ve her türlü tanıtma vasıtaları ile haksız rekabet teşkil eden tanıtma vasıtalarının ... ibaresini münferiden ve/veya bir takım ilaveleri ile taşıyan totem, tabela, levha, afiş, CD ve benzeri emtianın bulundukları her yerden toplatılmasına-kaldırılmasına, ... markaları tanıtma vasıtalarını, dava konusu eylediği haliyle veya cüzi değişiklikler ile de olsa ihtiva eden her cins ve ticarî evrakın ve sair basılı maddeler ile tanıtma vasıtalarının, ürün ambalajlarının, CD vs. emtianın bulundukları her yerden 6769 sayılı Kanun hükümlerine istinaden de toplatılmasına ve imha edilmesine, davalının web sayfalarından, e-ticaret sitelerinden ve başkaca ürünlerinin tanıtımlarının yapıldığı internet sitelerinden ... ibaresini taşıyan 43. sınıfa ait kullanımlara ilişkin, her nevi evrakın ve tanıtım fotolarının kaldırılmasına, davalının müvekkiline ait “...” markasını bilerek ve suiniyetli olarak 43. sınıfta kullandığı gerçeği karşısında davacı müvekkilinin uzun emeklerle tanıttığı markalarının itibarına zarar verdiği de göz önüne alınarak 20.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hukuki ve fiili durumu açıkça bilmesine rağmen haksız ve kötü niyetli olarak haksız yarar sağlamak adına huzurdaki davayı açtığını, Antalya Mahkemelerinin yetkili olduğunu ve davanın yetki yönünden reddi gerektiğini, müvekkili şirketin merkezinin Antalya ili olduğunu, davacının haksız tazminat taleplerinin TBK'da yer alan 2 yıllık zamanaşımı süresi geçmiş olduğundan zamanaşımı nedeniyle usulden de davanın reddini talep ettiklerini, müvekkilinin Markalar Dairesi nezdinde 2012/38471 ve 2016/05601 sayılı 30. sınıfta tescilli ... markalarının sahibi olduğunu,  6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu çerçevesinde tesis edilen haklarına istinaden müvekkili şirketin marka kullanımının yasal ve haklı olduğunu, kullandığı markanın tescilli olup davacının iddialarının hukuki temelinin olmadığını, ... markasının Belçikalı firma olan ... Firmasının markası olduğunu, müvekkilinin dünyaca ünlü Belçika kökenli ... Firmasının Türkiye distribütörü olduğunu ve ülkemizde uzun yıllardır tescilli ... markasının kullanım hakkına sahip olduğunu, 6769 Sayılı SMK madde 9/2(a) gereğince markasını ayırt edici karakterini bozmadan aslına ve tesciline uygun şekilde görseliyle kullandığını, tescilinde de son derece ayırt edici olan ... görsel unsuruna sadık kalınarak bütünsel bakış açısı ile marka mevhumu, algısı, marka ile kaynağı arasındaki ilişki, kaynağı konusunda tüketiciye iletilen mesajda son derece parmak izi olma niteliğine haiz bu görsel unsurun muhafaza edildiğini, tüketici algısının yerleşmesinde sadece görsel unsurla değil, markayı oluşturan, ürün detayının da istikrarlı biçimde sunulan kaliteli ürünler ile güçlendirildiğini, ... markasının Belçikalı ...  firmasına ait olduğunu, ilk olarak 16.09.1986 yılında Türkiye'nin de dahil olduğu ülkelerde 29, 30, 32. sınıflarda tescil edildiğini, TPE nezdinde de 2012/ 38471 tescil no.su ile 30. sınıfta (...) kayıtlı olduğunu, ülkemizin yanı sıra dünyanın birçok ülkesinde ...  olarak tescilli bulunan markanın logosunun ... şeklinde olduğunu, müvekkilinin markası ile davacının markasının aynı kapsam ve sınıfta tescilli olmadığını, farklı marka sınıflarında faaliyet gösterdiklerini, davacının markalarının, kullanıldığı asıl faaliyet alanı 41 - 43. sınıflarda tescilli restoran, lokanta hizmetleri, kokteyl salonu gibi hizmetler sınıfında kayıtlı olduğunu, öncelikle son derece ayırt edici görsel unsurların, son derece ayırt edici olan  kelime unsurlarının tescil sınıfları da dikkate alındığında, iki markanın birbirine son derece uzak olduğunu, müvekkilinin  markasının karma marka olduğunu, bütünsel değerlendirmeye haiz son derece ayırt edici görsel unsur (...) barındırdığını, ayrıca ve en önemlisi ne tesis edilen marka tescillerinin ne de fiili pratiklerine konu ürün ve hizmetlerinin aynı sınıf olmadığını, dolayısıyla tarafların rekabet ettiği koşulun bulunmadığını, davacının iddialarının ispattan uzak olduğunu, müvekkili şirketin ... markası altında cafe, otel, restoran, konsept cafe vs. tarzında bir işletme açmadığını, yalnızca ürün satışı yaptığını, ticari işletmelere, kafelere, otellere vs. ... 'nin ... markaları ile ürettiği kahve ve kahve ürünlerinin satışını yaptığını, davacının iddia ettiği gibi müvekkilinin markasını (41-43) sınıflarına ilişkin mal ve hizmet sınıfında kullanmadığını, müvekkilinin tescilli markasını dürüstlük kuralı çerçevesinde iyiniyetli olarak kullandığını, ürünlerini sattığı bayi, bistro ve cafelerde kendi ürününe ait görsellerin, reklam ürünlerinin bulunmasının amacının bu ürünlerin, ... kahvesinin bu işletmelerde kullanıldığının gösterilmesi olduğunu ve bu durumun davacının açtığı tespit dava dosyasında da mahkeme kararı ile açıkça belirlendiğini, bu iddiaların hukuki ve fiili dayanağının bulunmadığının davacının açtığı İzmir Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi 2017/128 D.İş sayılı dava dosyasında mahkeme kararı ile ortaya çıktığını, müvekkilinin kahve satışı yaptığı işyerinde marka kullanımının yasal ve haklı olduğunun tespit edildiği, kaldı ki; marka üzerindeki öncelik hakkının o markayı ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye ait olduğunu, yani somut olayda gerçek hak sahibinin;  1801 yılında kurulup bu tarihe kadar nesilden nesile geçen Belçikalı ...  Firması olduğunu, davacının ise İzmir bölgesinde bir ... ünvanlı işletmesi bulunduğunu ve markasının 43. sınıf kapsamında olduğunu, müvekkilinin, davacı ile rekabet etmediğini, müvekkili markanın ülkemizde 1986 yılında tescil edilmesinin yanı sıra davacının 43. sınıfta tescil başvurusu yaptığı 12.05.2005 yılından çok önce ... markası ile ...  şirketinin ülkemizde ticareti olduğunu, bu hususa ilişkin fatura vb. belgelerin de bulunduğunu, müvekkili ile davacı markalarının yazı karakteri, renk ve logolarının birbirine benzemediğini, iltibas ihtimali yaratmadığını, davacının, bu haksız eylemlerini  bir adım öteye taşıdığını ve Cumhuriyet Savcılığı nezdinde haksız, hukuksuz bir şekilde birden fazla suç duyurusunda bulunduğunu, söz konusu soruşturma dosyalarında takipsizlik kararı verildiğini, müvekkilinin önceye dayalı kullanım hakkının faturalar, reklam ve tanıtıcı vasıtaları ile açıkça ortada olduğunu, nitekim yerleşik Yargıtay içtihatlarında da aynı şekilde belirtildiğini (Yargıtay  11. Hukuk Dairesi 2001/9903 E.- 2002/3699 K. sayılı kararı), müvekkili markanın, müşterisi veya bayisi olan ticari işletmelerde o ticari işletmenin tabela ve isminin önüne geçmeyecek şekilde yalnızca ürünlerinin o işletmede yer aldığını gösterir boyutta tabela ve reklam araçları ile ticari faaliyetini sürdürdüğünü, davacının iddialarının hukuki ve fiili dayanağı bulunmadığı gibi, aksinin mahkeme kararı, hukuki ve fiili durum ile de sabit olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"....Toplanan deliller ve bilirkişi raporu dikkate alındığında; davacının davasına dayanak yaptığı '...' esas ibareli 2005/18624 ve 2010/42448 sayılı markalarının dava konusu olan ve 43.sınıfta yer alan 'yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri'nde tescilli olduğu ve bu markalara yönelik tecavüz değerlendirmesi yapıldığı, davalının kahve, çay vb. içecek sağlanması hizmeti verdiği anlaşılan bir işletmenin birden fazla yerinde, dikkat çekecek şekilde yanında ayırt edici (baskın) bir başka marka veya işaret olmaksızın kullanılması nedeniyle '...' markasının tescilli olduğu ürünün bir işletmede satıldığını açıklamak amacını aşar mahiyette içecek sağlanması hizmetlerinde tali unsur olarak değil, hakim unsur teşkil edecek şekilde markasal olarak kullanıldığı, bu sebeple kullanımların SMK m.7/5-b uyarınca hukuka uygun kullanım olmadığı, davacının 2005/18624 sayılı markasının beyaz zemin üzerine siyah renkle yazılmış '...' ibaresinden oluşan salt sözcük markası olduğu, dava konusu kullanımlar her ne kadar şekil ve kelimeden oluşan karma marka olsa da '...' ibaresinin esas unsur kullanıldığı, davacının markasıyla benzer renkleri içerdiği ve global açıdan bakıldığında 2005/18624 sayılı marka yönünden karıştırma ihtimalinin bulunduğunun anlaşıldığı, SMK'nın 149/1-ç maddesi uyarınca, sınai mülkiyet hakkı sahibi, tecavüzün tespit, önlenmesi ve maddi tazminat yanında manevi tazminat da talep edebildiği, TBK'nın 58. maddesi göz önüne alınarak; somut olayın koşulları ve sonuçları dikkate alınarak 10.000 TL manevi tazminatın kabulü uygun görülmekle, sonuç olarak; DAVACININ DAVASININ KISMEN KABULÜ İLE, davalının '...' ibaresini kullanımın davacının 2005/18624 nolu markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, men'ine, önlenmesine, davalıya ait '...' ibaresini taşıyan totem, tabela, levha, afiş, CD ve benzeri tanıtma vasıtalarının toplatılmasına, toplatılan bu ürünlerden masrafları davalıya ait olmak üzere '...' ibaresi silinmesi mümkün ise silinmesine, aksi halde imhasına, davalının kullanımında olan internet ortamından '...' ibaresinin çıkarılmasına, 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br> Davalı vekili tarafından, \"....Mahkemece, dava dosyasında yerinde inceleme ve keşif yapılmaksızın, bilirkişi raporuna karşı itirazları değerlendirilmeksizin, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/128 D. İş sayılı dosyası, C. Savcılığı dosyaları incelenmeksizin ve davacının iddialarının doğruluğu araştırılmaksızın eksik inceleme neticesinde verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, olayda Antalya mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın yetki yönünden reddi gerekmekteyken bu husus gözetilmeksizin karar verildiğini, dava açılış tarihi itibariyle davacının haksız tazminat taleplerinin TBK'da yer alan 2 yıllık zamanaşımı süresi geçmiş olduğundan zamanaşımı nedeniyle reddini talep etiklerini, davacının 22.12.2017 tarihinde İzmir Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde tespit istemli dava açıldığını, ayrıca İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 2018/15610 nolu soruşturma dosyası, 2018/15597 nolu soruşturma dosyalarıyla savcılığa başvurduğunu, bu bağlamda müvekkili şirketin tescilli markasını öğrendiklerini, bu nedenle taleplerin zamanaşımına uğradığının kabulü gerektiğini, dava konusu olayda gerçek hak sahibi aleyhine eylemleri ile davacının kötü niyetli olduğunun açık olduğunu, tescilli markanın tescil edildiği sınıf ve mallar için korunduğunu, marka hakkının korunmasının mal ve hizmet sınıfı esasına göre şekillendiğini, müvekkilinin markası ile davacının markasının aynı kapsam ve sınıfta tescilli olmadığını, farklı marka sınıflarında faaliyet gösterdiğini, davacıya ait markaların 41-43. sınıflarda restoran hizmetleri, kokteyl salonu gibi hizmetler sınıfında tescilli olduğunu, müvekkili şirketin kullandığı ... markalarının 'kahve, çay ve kahve ürünleri' emtia ürünler üzerinden 30. sınıfta tescilli olduğunun sabit olduğunu, müvekkili şirketin ... ticari ünvanlı bir işletmesi bulunmadığını ve hiçbir zaman da olmadığını, yani markasını 41-43. sınıflara ilişkin mal va hizmet sınıfında kullanmadığını, müvekkili firmanın ürünlerini satan bayinin, bistro ve cafelerde kendi ürününe ait görsellerinin, reklam ürünlerin bulunmasının bu ürünlerin ... kahvesinin bu işletmelerde kullanıldığının gösterilmesi için olduğunu, davacının iddiasını ispat edemediğini, ayrıca müvekkili ile davacıya ait ...markalarının yazı karakteri, renk ve logolarının birbirine benzemediğini, iltibas ihtimali yaratmadığını, mahkeme tarafından  davacıya ait ... üzerinde dahi yerinde inceleme ve keşif yapılmadığını, davacıya ait ... markalarının yazı karakteri, renk ve logoları birbirine benzemediğini, iltibas ihtimali yaratmadığını, olayda bir ticari işletmenin istikbalinin, tescilli markası kullanımının kısıtlanması, mülkiyet hakkının ihlalinin söz konusu olmasına rağmen yerel mahkemenin mesnetsiz ve gerçek dışı davacının tek taraflı iddiaları üzerinden keşif dahi yapmadan eksik inceleme neticesinde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir karar verdiğini, mahkemenin esas aldığı bilirkişi raporunda yalnızca davacının sunduğu müvekkili şirketin sosyal medyası üzerinden alınan görseller üzerinden inceleme yapıldığını, yerel mahkemece, dava kapsamında bir adet bilirkişi raporu ile yetinildiğini, ısrarla talep etmelerine rağmen keşif ve yerinde inceleme yapılmadığını, itirazları dikkate alınmadan,  yetersiz tek bilirkişi raporu esas alınarak, eksik inceleme ile karar tesis edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkiline ait internet sitesinden sosyal medyasından alınan bu görsellerin fuar ve reklam amaçlı kurulmuş stantlar olduğunu beyan ettiklerini, görsellerin bir kafeye, restorana dahi ait olmadığını, geçici sunum için  gelir getirici olmayan reklam amaçlı olduğunu, bu nedenle keşif yapılmasını talep ettiklerini, ispatlanamayan, ispattan uzak davacı beyanları ile yaklaşık 2 celsede hukuka külliyen aykırı bir karar verildiğini, bilirkişi raporunda yalnızca davacının sunduğu görseller, iddialar üzerinden dosya üzerinden inceleme ve değerlendirme yapıldığını, bilirkişi raporunun sayfa 6,7 ve 8'de yer alan görsellerdeki gibi ürün sunumunun sayfa 9'daki görsellerde de devam etmekte iken bilirkişi tarafından 9. sayfadaki fotoğrafların hatalı yorumlandığını, yalnızca fotoğraflar üzerinden karar verilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, bilirkişinin 9. sayfada esas aldığı bu görsellerin bir cafe veya bir işletmede bulunduğu izlenimi yaratılmış ise de bu görsellerin müvekkilinin fuar alanlarında veya ürün sattığı işletme içerisinde kurulan geçici reklam amacıyla kurulmuş, corner veya stantlar olduğunu, ilgili fuarın sonlanması ya da reklam süresinin sonlanması ile ürün tanıtım maksatlı bu görsellerin de ilgili alanlardan kaldırıldığını, bilirkişi raporunda bu hususların kurulan fuar/stand, kullanımının tüketiciye duyurulması amacını aşmayacak nitelikte tali unsur olarak SMK m. 7/5:b anlamında hukuka uygun kullanım mahiyetinde olduğu değerlendirilmiş iken sayfa 9' daki fotoğraflar da 6,7,8. sayfadaki fotoğraflarla aynı nitelikte olmasına rağmen aksi yönde değerlendirme yapılmasının dahi çelişki olduğunu, keşif yapılarak bu hususların aydınlatılmasının, yerinde görülmesinin zorunlu olduğunu, bu bağlamda gerçeklerin ortaya çıkmasının engellendiğini,  savunma haklarının kısıtlandığını, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2017/128 D.İş sayılı dosyası ile bilirkişi raporunun dahi değerlendirilmediğini, bunların aynı konuda olmasına rağmen birbirinden farklı tespit ve değerlendirmeler içerdiğini, değişik iş dosyasında keşif yapıldığını ve bilirkişi raporu hazırlandığını, davacının iddialarının doğru olmadığının ve müvekkilinin kahve satışı yaptığı işyerinde marka kullanımının yasal ve  haklı olduğunun tespit edildiğini, buradaki amacın söz konusu ticari faaliyet alanları, cafelerde müvekkili şirket markasının ürünlerinin satışının yapıldığının gösterilmesi olduğunu, bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler dahi giderilmeden karar verildiğini, oysa dava konusu olay ile ilgili birbirinin zıttı 2 farklı rapor olduğunu, yerel mahkemece yetersiz, hukuka aykırı bilirkişi raporunun karara esas alınmasının hatalı olduğunu, birçok ülkede tescilli veya Paris anlaşmasına üye devletlerden biri veya birkaçında tescilli markanın 'tanınmış marka' kabul edileceğini, Türkiye'de tescilli olmasa bile tanınmış marka korumasından yararlanacağını yine tescilli olmasa da o markayı tescilden önce reklam faaliyetlerinde kullanarak marka ismiyle fatura düzenleyerek kullanan kişinin önceye dayalı kullanım hakkından faydalanacağının belirtildiğini, müvekkilinin, davacı markasının tescilli olduğu 43. sınıf kapsamında bir kullanımının hiçbir zaman olmadığını, müvekkilinin ürün tanıtımına ilişkin tabela, levha, Afiş, CD ve benzeri tanıtımı vasıtalarının davacının 43. sınıfta tescilli kafesi ile nasıl haksız rekabet, nasıl tecavüz oluşturmakta olduğunun anlaşılamadığını, zira tarafların markalarının farklı sınıflarda tescilli olduğunu...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, tecavüze konu emtianın toplatılması ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Davacı adına kayıtlı markalar bulunmakta olup davacı tarafından markaya tecavüzün giderilmesi talep edildiğine göre, 6769 sayılı SMK'nın 156/3. maddesi uyarınca işbu dava, davacının ikametgâhı mahkemesinde veya suçun işlendiği veyahut tecavüz fiillerinin etkilerinin görüldüğü yerde açılabileceğinden davalı tarafın yetki itirazı yerinde görülmemiş, yine zamanaşımı bakımından da; tecavüz ve haksız rekabet eylemi devam ettiği sürece açılacak markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti davasının zamanaşımı süresi işlemeye başlamayacağından davalı tarafın zamanaşımı itirazı da yerinde görülmemiştir.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı taraf, \"...\" markasını cafe-restoran işletmeleri dahil hizmet sınıflarında (41-43.sınıfta) kendi adına tescil ettirdiğini, davalının aynı markayı başvuru tarihleri kendisinden sonra olmak üzere ürün markası olarak 30.sınıfta tescil ettirmiş olduğunu, ancak davalının kullanımının; ürünleri üzerinde marka kullanımı şeklinde değil de, fiilen kahve/çay satımı yapılan işletmelerde tabelalar asılarak \"hizmet sınıfında\" olmak suretiyle kendilerinin marka haklarına tecavüz ettiğini ileri sürdüğü, \"...\" markalı ürünlerin Türkiye distribütörü konumundaki davalı tarafın ise; \"...\" markasının ürün markası olarak kendileri adına tescilli olup, hiçbir işletme açıp bu marka adı altında \"hizmet\" sunmadıklarını, tescile uygun şekilde \"ürün markası\" olarak kullandıklarını, bu kapsamda işletmelerin ticari ünvanlarının önüne geçmeyecek şekilde yalnızca o işletmede \"...\" markalı kahve ürünlerinin satıldığını belirtmek amacıyla kullanıldığını, ayrıca ... markasının  dünya çapında tanınır marka olup, 1986 yılından beri de Türkiye'de bu marka adı altında ürünlerin satılmakta olduğunu, esasen davacının kötüniyetli olup, İzmir ilinde tek bir kafesi bulunan davacının müvekkilinin tanınmışlığından faydalanmakta olduğunu savunarak davanın reddini talep ettiği, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilerek yukarıdaki şekilde hüküm tesis edildiği görülmüştür.<br>Mahkemece, marka bilirkişiden rapor alınarak hüküm tesis edilmiş ise de, alınan bu rapora karşı davalı tarafça ayrıntılı ve gerekçeli olarak itirazda bulunulduğu, bu itirazlar karşılanmaksızın mahkemece karar verildiği ve mahkeme hükmünün infazda sorun yaratacak şekilde ve davalının tescilli \"ürün marka hakkı\"nı da kullanması bakımından sorun doğuracak şekilde yazıldığı anlaşılmakta olup, eksik inceleme sonucu verilen bu kararın kaldırılması gerekmiştir. Şöyle ki; dosya kapsamında taraflar arasında olmamakla birlikte, davalı taraf markalı ürünlerini satmakta olan davalı müşterileri ile davacı arasında tespit ve savcılık soruşturma dosyaları olduğu görülmekle, raporda bunlara tek cümle ile değinilmekle yetinilip ayrıntılı bir değerlendirme yapılmadığı, mahkemece internet ortamındaki kullanımından da \"...\" ifadesinin çıkarılmasına dair karar verilmiş ise de, davalının internet adresleri ve sair internet kullanımı bakımından raporda bir değerlendirme bulunmadığı ve davalının kendi adına tescilli \"...\" markasını ürünlerinde kullanım hakkı (ve ticaret ünvanı) da göz ardı edilerek, tüm ürünler üzerindeki kullanımını da engelleyecek şekilde genel bir ifade ile hüküm kurulduğu, davalı delillerinin yeterince değerlendirilmediği, itirazların karşılanmadığı anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda; mahkemece, marka konusunda uzman bilirkişilerden oluşacak heyetten yeniden rapor alınarak, davalının sunduğu \"... ışıklı tabela kullandırma sözleşmesi\" uyarınca, davalının müşterilerine sözkonusu tabelaları kullandırmasının iyiniyet ve dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı, kapsam ve sınırları üzerinde durularak, taraf markalarındaki sözcük ve görseller de irdelenip, bütünsel olarak da değerlendirme yapılarak, davalının ürünler sınıfında tescilli \"...\" markasını, bu markalı ürünlerin satış yeri olduğuna dair vurgu haricinde, cafe/restoran işletmesi olarak hizmet sınıfında algılanabilecek surette kullanımının olup olmadığının belirlenmesi, davalı tarafça istinaf aşamasında sunulan uzman mütalaasındaki tespitlerin de alınacak bu heyet raporunda değerlendirilmesi suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi için mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının ESASTAN KABULÜNE; İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/95 Esas - 2021/193 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalı tarafından yatırılan 237,08‬ TL istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,<br>4-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  22/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cf70934fe207d7cc","SID":"f715e539e2e780a0"}}