{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/773 <br>KARAR NO: 2024/1127<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/03/2024<br>NUMARASI: 2024/120 E. - 2024/175 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Ünvanın Kullanılmasından Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/06/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... A.Ş. 1992 yılında kurulduğunu, anılan unvanı kullanma hakkının sadece kendisine ait olduğunu, ayrıca bir başka tacirin, başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler alması da hem hukuki hem de cezai yaptırım konusu olduğunu, 15 Ocak 2024 tarihinde kurulmuş olan davalı firmanın, müvekkil firma ile iltibasa yol açacak ve aynı anahtar kelime olan “...” ibaresini taşıyan bir unvanı tescil ettirdiğini, bu durumun açıkça mevzuata aykırı bir durum olduğunu, ayrıca müvekkilinin ... markasının da tescilli  olduğunu, en son 2021 tarihinden itibaren bu markanın tescil korumasının da 10 yıl süre ile uzatıldığını, faaliyet konuları da büyük ölçüde benzer olan iki firma arasında aynı unvanın müvekkili firma dışında bir başkası tarafından kullanılmasının açıkça hukuka aykırı olduğu gibi karıştırılmaya da çok uygun bir nitelikte olduğunu, dava öncesi zorunlu arabuluculuk aşaması icra edildiğini, davalının arabuluculuk sürecine katılmadığını ve süreç “görüşme yapılmadan anlaşamama” şeklinde sonuçlandığını, müvekkilinden sonraki bir tarihte kurulan davalı şirketin ticaret unvanında yer alan “...” ibaresini, unvandan çıkarması, haksız kullanım nedeniyle 50.000,00 TL tutarında manevi tazminata karar verilmesi, müvekkili firmaya ait ve adına marka tescilli olan yasal koruma altında olan ticaret ünvanında yeralan “...” ibaresinin davalı şirketin kullandığı ticaret ünvanından ticaret sicilinden terkinine ve haksız durumun ortadan kaldırılmasına, bu kararın masrafı davalıdan alınmak üzere ulusal bir gazetede ilan edilmesine yargılama masrafları ile vekalet ücretinin de davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; HMK'nun 114/1-c. ve 115/2. madde hükümleri uyarınca mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi  olduğunun tespitine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın TTK 50.-55. maddeler arasındaki kanun hükümlerine dayılı bir dava olduğunu, dava dilekçesinin 4. maddesinde dava konusunun belirtildiğini, davada bir marka iptali ve Sınai Mülkiyet Kanuna dayalı bir talep bulunmadığını, ticaret ünvanı ile markanın ayrı ayrı hukuki değeri ve anlamı olan kavramlar olduğunu, zaten davalı firmanın “...” ibaresini içeren bir markasının da bulunmadığını,Ancak huzurdaki davanın münhasıran Ticaret Ünvanının haksız kullanımı ve ticaret ünvanının sicilden terkini ile haksız kullanım nedeniyle manevi tazminat istemli bir dava olduğunu, deliller arasında müvekkiline ait markanın varlığının, davayı marka ile ilgili bir dava yapmayacağını,  Mahkeme tensibinde de, davanın ticari unvanın kullanılmasından kaynaklı bir dava olduğunun belirtildiğini, ortada markaya dayalı bir dava olmadığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE  İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı dava dilekçesinde; ... ibaresinin davacının ticaret ünvanında yer aldığını, aynı zamanda marka olarak da davacı adına tescilli olduğunu, davalının ise ... ibaresini haksız biçimde ticaret ünvanında kullandığını, her iki firmanın faaliyet alanlarının benzer olduğunu beyan ederek, davacı firmaya ait ve adına tescilli olan ve  TTK 50 vd. maddeleri gereği yasal koruma altında olan ticaret ünvanında yeralan “...” ibaresinin, davalı şirket tarafından kullanımının yasal olmadığının tespiti ile, davalı şirketin kullandığı ticaret ünvanında yeralan ... kelimesinin ticaret sicilinden terkinine ve haksız durumun bu suretle ortadan kaldırılmasına, kararın TTK 52.madde gereğince masrafı davalı yandan alınmak üzere ulusal bir gazetede ilan edilmesine, karar verilmesini, ayrıca  yine TTK 52. madde gereği, davalının  mevcut haksız rekabet eylemi nedeniyle, müvekkili firma lehine, 50.000 TL manevi tazminatın avans faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep etmiş olup, davacının aynı zamanda markadan doğan hakkına da dayandığı, ayrıca maka hakkına dayalı olarak ticaret ünvanı terkini için markasal kullanım olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği, bu nedenle dava konusu uyuşmazlığın çözümünde, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerinin de tartışılması gerektiği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 156/1.maddesi gereğince, bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkemenin, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi olduğu, dolayısıyla eldeki uyuşmazlığın görevli Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşıldığından, Mahkemece görevsizliğine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.\t<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/03/2024 tarih ve 2024/120 E. 2024/175 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fe4e3397d0ae0aef","SID":"953c852017ef49b7"}}