{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/887 <br>KARAR NO: 2024/969<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/02/2024<br>NUMARASI: 2024/58 D.İş- 2024/73 K.<br>DAVANIN KONUSU: İhtiyati Haciz- İhtiyati Tedbir<br>Taraflar arasında görülen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair verilen karara karşı, geçici hukuki koruma talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZET İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden vekili, talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin, borçlu ...'ten İstanbul ...İcra Dairesinin .. Esas sayılı dosyasında 07.12.2009 tarihli 900.000 USD alacaklı olduğunu ve takibin kesinleştiğini, ancak müvekkilinin alacağını tahsil edemediğini, davalı şirketin eski ortağı ...'in çıkma payı alacağı olarak belirlenen 255.455,13 TL alacağa ilişkin ilamın kesinleşmesi üzerine İstanbul ...İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında başlatılan ilamlı takipte davalı şirketin ... plakalı aracının haczedildiğini, yakalama talep edilmesi üzerine davalı şirkete ait borcun davalı ... tarafından ödenerek yakalamaların kaldırıldığını, borçlu ...'in borcu ödeyebilecek durumda olmasına rağmen, borcu ödememek için davalı ... paravan olarak kullandığını, mali işlemlerini davalı şirket üzerinden gerçekleştirdiğin anılan takip dosyasındaki borcun ödenmesi ile anlaşıldığını, davalının mal kaçırdığını ileri sürerek, İstanbul ...İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasındaki alacak için borçlu şirketin  ... plakalı  aracı ile diğer taşınır ve taşınmaz mal varlığının ihtiyaten haczine, aksi takdirde araç değeri olan 1.200.000,00 TL üzerinden %15 teminatla ihtiyati haciz konulmasına, devir ile alacağın ödenmesinin engellenmesi için davalıların taşınır araç ve taşınmazlarının devrinin tedbiren önlenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi, 19.02.2024 tarihli murafaa sonucunda verdiği kararıyla; \"...İhtiyati haciz şartları İİK.nun 257.maddesinde düzenlenmiştir. Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız iki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: Birincisi, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; ikincisi ise, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa. Bu nedenle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir. İhtiyati hacizde amaç, ihtiyati tedbire benzer şekilde, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan 'hukuk devleti' ilkesinin bir gereği olarak bireylere etkin hukuki himaye sağlamaktır. İhtiyati haciz kararı verilmesinin şartlarından olan alacaklıya ilişkin şart, bir alacak için ihtiyati haciz isteyen kişinin alacağın alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir. Alacağa ilişkin ise, alacağın vadesinin gelmiş veya vadesi gelmemiş olmamakla birlikte, yasada belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir. Muacceliyet ile temerrüdü karıştırmamak gerekir. Muacceliyet temerrüdün zamanla ilgili şartıdır. Hakim hukuksal işlemlerden doğan alacaklar için yapılan ihtiyati haciz istemlerine karşı öncelikle alacağın muaccel olup olmadığını saptaması gerekir, alacağın muaccel olduğunu alacaklı ispat etmelidir. Örneğin, bir haksız fiilden doğan borç haksız fiilin meydana gelmesi ile doğmuş sayılacağından bu durum alacaklıya bir ispat külfeti getirmeyecektir. Fakat sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde durum böyle değildir. Alacağın vadesinin gelmiş olması, alacaklının alacağını dava veya takip edebilme yetkisini ifade eder. Bu muacceliyet ise başka bir durum olup çoğu kez borçlunun temerrüde düşürülmesi ile meydana gelebilmektedir. İİK.nun 258. hükmüne göre de, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gerekenin alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre  alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delileri göstermesi yeterli kabul edilmektedir.  İhtiyati Tedbir Talebi Yönünden; İhtiyati Tedbirin Şartlarını düzenleyen 6100 sayılı HMK.nun 389.maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Talep eden vekilinin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına konu para alacağı nedeniyle ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Karşı tarafın taşınır ve taşınmaz malları uyuşmazlığın konusu olmadığı görülmektedir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelince; ihtiyati haciz isteyen vekili tarafından dosyaya sunulan belgelerden alacağın muaccel hale geldiğine ve  borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlandığı, yahut kaçtığı ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunduğuna dair ciddi ve inandırıcı bir delil ortaya konulamadığı, dosyaya sunulan ve talep eden ile ilgisi olmayan mahkeme kararlarının ve 07.10.2009 tarihli hisse devri alacağına ilişkin ödeme taahhüdüne dair adi yazılı belge fotokopisinin de kanaat verici belge niteliğini taşımadığına kanaat getirilmiştir.  Bu nedenle talep eden vekilinin ihtiyati haciz talebi ile üzerinde ihtiyati tedbir kararı konulması istenen taşınır ve taşınmaz malların uyuşmazlığın konusu olmadığından...\" gerekçesiyle ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, karar vermiştir. Bu karara karşı, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden vekili, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin borçlu ...’ten İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında 07.12.2009 tarihli 900.000 USD tutarlı hisse devri yapılması için taahhütnamasi nedeniyle alacaklı olduğunu, ancak mahkemece bu belgenin geçici hukuki koruma için kanaat verici belge olmaması nedeniyle talebin reddine karar verildiğini, şirketin eski ortağının kesinleşmiş ilama bağlı alacağı için başlattığı takipte şirkete ait aracın haczedildiğini, takip dosyasında davalı şirkete ait ... plakalı aracın haczedildiğini, araca ilişkin yakalama talep edilmesi üzerine borcun ... tarafından ödenerek yakalamaların kaldırıldığını, borçlu ...’in borcu ödeyecek gücünün bulunmasına rağmen, davalı şirketin paravan olarak kullanılarak borcun ödenmediğinin yapılan bu işlemle anlaşıldığını, ...'in, borçlu şirketin tek ortağı ve yetkilisi olduğunu, dosya borcunun ödenmesi ile aracın muhtemelen ... tarafından satılacağını, müvekkilinin hak kaybına uğraması için öncelikle geçici hukuki koruma kararı verilmesi gerektiğini, mal kaçırma şüphesi bulunduğu için ihtiyati haciz talep edildiğini,  Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar  verilmesini talep etmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Talep, borçlular aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesi ile borçlulara ait taşınır ve taşınmazların devrinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesi istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda talebin reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, geçici hukuki koruma isteyen vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Geçici hukuki koruma isteyen alacaklı vekilince, alacaklı ile borçlu ... arasında 07.12.2009 tarihli hisse devir sözleşmesi taahhüdünden kaynaklı alacak nedeniyle İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibin kesinleşmesine rağmen tahsilat yapılamadığını, borçlunun, aleyhine geçici hukuki koruma tedbirleri talep edilen şirketin tek ortağı ve yetkilisi olduğunu, şirket tüzel kişiliğinin yerde olarak kullanılması nedeniyle müvekkilinin alacağını tahsil edemediğini, borçlu şirketin ortağının ilama bağlı çıkma payı alacağı için şirket aleyhine İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takipte, şirkete ait ...  plakalı aracın haczedildiğini, yakalama kararı üzerine şirket borcunun ... tarafından ödenerek yakalamanın kaldırıldığını, bu durumun da taraflar arasındaki organik bağı gösterdiğini belirterek, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep etmiştir. Öncelikle, borçlu ... hakkındaki takibin kesinleşmesi nedeniyle bu borçlu yönünden kesin haciz isteme koşulları oluştuğundan, ihtiyati haciz talep edilmesinde hukuki yarar bulunmamaktadır. Diğer yandan, alacaklı vekili, bir para alacağı için borçlular aleyhine ihtiyati tedbir talep etmiştir.  HMK'nın 389. maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Alacaklı vekili İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki borç için borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile özellikle şirkete ait ... plakalı araç için ihtiyati tedbir istemiştir. Borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile aracın uyuşmazlığın konusu olmaması nedeniyle ihtiyati tedbirin koşullarının oluşmadığına ilişkin mahkeme gerekçesi yerindedir. İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin  edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise, iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya  hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir. İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken  alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre  alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir. Somut olayda, maddede aranan şartların borçlu şirket yönünden gerçekleşmediği, tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı ve perdenin aralanarak tüzel kişinin, ortağının borcundan dolayı sorumlu tutulması gerektiğinin yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlandığından söz edilemeyeceği, bu konuda İİK'nın 258. maddesinde aranan yaklaşık ispatın sağlanamadığı, alacaklı tarafından sunulan belgelerin yaklaşık ispata yeterli olmadığı, borçlu şirketin mallarını saklama veya gizleme iradesine yönelik somut bir kanıt da bulunmadığı kanaatine varıldığından, ilk derece mahkemesinin geçici hukuki koruma taleplerinin reddi dair kararında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Buna göre  alacaklı vekilinin aksi yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ihtiyati haciz ve tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,  2-Talep eden tarafından yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Talep eden tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince  taraf vekillerine tebliğine, 5-Dosyanın  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 10.06.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9349424b5d705ef7","SID":"1594949afb419c9f"}}