{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/143 Esas<br>KARAR NO: 2024/961 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2018/1376 Esas - 2021/833 Karar<br>TARİHİ: 09/11/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 30/05/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili banka ile asıl borçlu ...  San. ve Tic. A.Ş. arasında Ticari Kredi Sözleşmesi ve Taşıt Rehin Sözleşmesi imzalandığını, davalının da bu sözleşmenin adi kefili olduğunu, dava dışı borçluya sözleşmelere istinaden ticari kredi kullandırıldığını, borcun ödenmemesi üzerine 31.08.2016 tarihinde borçlu ve davalı kefilin sözleşme adreslerine muacceliyet ihtarnamesi gönderildiğini, ihtarnameye bir itirazda bulunmayan, borcunu da ödenmeyen borçluya karşı İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünde Taşınır Rehnin Paraya Çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, borçlunun İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesindeki iflas erteleme dosyası üzerinden itiraz ettiğini, ancak bu itirazın takibin rehin takibi olması ve mahkeme kararında rehin takiplerinin tedbir dışında tutulması nedeniyle reddedildiğini, rehin takibine konu aracın 19.06.2018 tarihinde satıldığını, fakat satış fiyatının alacak miktarını karşılamadığını, dolayısıyla 16.08.2018 tarihinde Rehin Açığı Belgesi alındığını, bu kere İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünde ilamsız icra takibine geçildiğini, bu takibin davalının itiraz etmesi sebebiyle durduğunu, dava konusu borcun ticari olduğunu, dolayısıyla ticari işlere uygulanan hükümlerin kefile de uygulanması gerektiğini, borcun tahsili için adi kefil aleyhine takip yapılabileceği görüşünde olduklarını, rehne konu aracın satılması sebebiyle hakkında iflas erteleme kararı bulunan asıl borçluya başvurulabilecek bütün yolların tükenmiş olduğunu, davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğüne ilişkin olarak yetki itirazının mesnetsiz olduğunu, zira sözleşmede yetkili Mahkeme ve İcra Müdürlüklerinin gösterildiğini, taraflar arasındaki sözleşmede yetkili Mahkeme ve İcra Müdürlükleri gösterilmemiş dahi olsa takibe yapılan itirazda yetkili İcra Müdürlüğünün gösterilmesi gerektiğini, davalının alacağa ve ferilerine itirazlarının da geçersiz olduğunu, zira sözleşmelerde davalının imzalarının bulunduğunu, ödemede gecikme halinde kredi şartlarında yazılı olan orandan gecikme faizi ödemeyi kabul etmiş olduğunu, müvekkilinin belirlenen faizi borçluya gönderdiği ödeme emrinde sözleşme ve kanuna uygun olarak talep ettiğini, davalının bu duruma itiraz etmesinin hukuksal bir geçerliliği olmadığını, davalı borçlu ihtarnameye süresi içinde itiraz etmediğinden ve ödeme de yapmadığından maddi olarak ortada vaki bir borç olmasından ötürü temerrüde düşmüş olduğunu beyanla itirazın iptaline, takibin devamına, davalının alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı ödemesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 09/11/2021 tarih ve 2018/1376 Esas - 2021/833 Karar  sayılı kararında; \"Dava; dava dışı banka ile dava dışı ... San. Ve Tic. A.Ş arasında imzalanan ticari kredi sözleşmesi ve taşıt rehin sözleşmesini adi kefil olarak imzaladığı iddia olunan davalıdan, bakiye kalan kredi alacağının tahsili amacı ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davası olduğu anlaşıldı... Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamına göre; Dava, hukuki niteliği itibari ile; İİK.nun 67.maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır. Dosya incelendiğinde 22.02.2016 tarihinde, dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ve alacağını davacıya temlik eden ... A.Ş. arasında, ... sayılı  ...  A.Ş. İle ticari kredi sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin konusunun dava dışı şirkete, 44.236,80 TL tutarında ve ... marka .... Active modeli bir aracın yetkili satıcı dava dışı... A.Ş. den satın alınması için  Finansman Şirketi tarafından açılan krediye ilişkin olduğu ve kredinin 36 ay vadeyle aylık 96 1,42 faiz oranıyla ve vade sonunda finansman kuruluşuna toplam 57.487,33 TL ödenecek şekilde tahsis edildiği, kredinin ilk taksitinin 22.03.2016 tarihinde, son taksitinin ise 22.02.2019 tarihinde ödenecek şekilde aylık 1.596,87 TL tutarlı taksitlerle ödeneceği ve buna uygun bir ödeme planına bağlanmış olduğu da anlaşılmaktadır. Dava dışı ... A.Ş. davaya konu kredi alacağını 21.11.2018 tarihli alacak temlik sözleşmesi uyarınca davacı ...  A.Ş'ye devir ve temlik etmiştir.Davalı, kredi sözleşmesini akdeden dava dışı  ... Anonim Şirketi'nin münferiden yetkilisi olup şirket borçlarından sorumluluğu bulunmasa da, kredi sözleşmesini adi kefil olarak imzalaması sebebiyle kefalet hükümlerine dayanılarak sorumluluğu davacı tarafından ileri sürülmüştür. 6098 sayılı TBK'nın 583.maddesinde; kefalet sözleşmesinin, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu düzenlemesi yer almaktadır. Dosyaya sunulu bulunan sözleşme incelendiğinde yedi sayfalık sözleşme  ve ekinde davalı nüfus cüzdanı örneği ile davalının şirketin yetkilisi olduğuna ilişkin imza sirkülerinin yer aldığı görülmektedir. Söz konusu sözleşmenin tüm sayfalarının altında davalının şirket adına ve kefil sıfatıyla imzası bulunmaktadır. Sözleşmenin altıncı sayfası incelendiğinde davalının '' 57.48753TL ye kadar adi kefilim'' ibaresinin altını imzalamış olup, sorumlu olduğu azami miktar olan  57.48753TL'yi ve ''adi'' ibaresini elle yazdığı anlaşılmaktadır. Kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve adi kefalet açıklaması elle yazılmış olsa da, davalının  el ile yazılı bir biçimde kefalet tarihinin sözleşmede gerek kefalet sorumluluğunun düzenlendiği 6. sayfasında gerekse sözleşmenin diğer sayfalarında bulunmamaktadır. TBK md.583'de   kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı düzenlemesinde, kefalet sözleşmesi için kanunda öngörülen şekil kuralı geçerlilik şekli olup öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz. Somut olayda kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmış olup kefilin el yazısı ile kefilin sorumlu olacağı azami miktar yazılı olsa da davalı kefilin el yazısı ile kefalet tarihinin bulunmadığı görülmekle davalının kefalete ilişkin sorumluluğunun şeklen oluşmadığı mahkememizce kabul edilmiştir. Davacı vekili kefalet sözleşmesinde kefalet tarihinin bulunmaması sebebiyle şekle aykırılığın ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olacağını daha önce ileri sürmeyip bilirkişi raporuna karşı itirazlarını içerir 08.07.2021 tarihli itiraz dilekçesinde ileri sürmüş olup, dilekçede davalının yetkilisi olduğu dava dışı şirket ile imzalanan sözleşmede geri ödeme planı bulunmakta olduğunu ve bu sözleşme ile tarafların hangi yükümlülükler altına girdiğinin açıkça anlaşıldığını belirterek sözleşmenin genel kredi sözleşmesi niteliğinde olmayıp taşıt satın almak için imzalanan bir sözleşme olduğunu, sözleşme ve geri ödeme planı incelendiğinde sözleşme tarihi ve hatta sözleşmenin imzalandığı saatinin dahi yazılı olduğunu, bu sebeplerle kefalet tarihinin 22.02.2016 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği aksi durumun kabulünün hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup TMK 2. Maddesine aykırı olacağı ileri sürülmüştür. Dava konusu kredi ilişkisinde kredi kullandıran ... A,Ş, finansman kuruluşu olup , davalı kefil karşısında güçlü konumda olup TTK’nın 22. maddesi uyarınca basiretli işadamı(tacir) gibi davranma yükümlülüğü bulunmaktadır.Zira kredi kullandırıp kullandırmama tamamen finansman kuruluşunun insiyatifindedir. Dolayısıyla davalının kefaletinin geçerliliğinin kanundaki düzenleme çerçevesinde davalının kendi el yazısına bağlı olduğunu bilecek durumdadır. Davalı tarafça kefalet sözleşmesinin geçersizliği ileri sürülmese de kefalet sözleşmesinin şekli kanunda düzenlenmiş olup geçerlilik şartı olması sebebiyle mahkemece resen dikkate alınması gerektiğinden somut olayda kefalet sözleşmesinin şekli mahkememizce resen incelenmiş olup sözleşmede kefalet tarihinin davalının el yazısı ile yazılı olmadığı anlaşılmış olduğundan kanundaki geçerlilik şartı somut olayda bulunmadığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\" gerekçesi ile, \"Davanın REDDİNE,\" karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; HMK'nın 25. maddesi uyarınca hakimin taraflardan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamayacağını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 25. maddesinin; “Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hakim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Kanunla belirtilen durumlar dışında, hakim, kendiliğinden delil toplayamaz.” şeklinde olduğunu, hâkimin resen delil araştırma yasağı ile anlatılmak istenenin, taraflardan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate almak ya da bunları taraflardan birine hatırlatabilecek davranışlarda bulunmak, taraflarca ileri sürülmeyen ve sözü edilmeyen delilleri toplamak olduğunu, taraflarca ileri sürülen deliller veya iddialar arasında tutarsızlık, çelişki ve belirsizlik varsa bunları aydınlatmanın hâkimin aydınlatma ödevi kapsamında kaldığını, tüm bu hususları içermeyen bir yargılamanın; diğer taraf açısından ön yargı, hükmün ise peşin hüküm olarak algılanabileceğini, dava malzemesini getirmek ve buna uygun ispat faaliyetini gerçekleştirmek taraflara aitse de hukuki nitelendirme yapmak, delilleri incelemek, değerlendirmek, tereddütlü kısımları aydınlatmak, karar vermek ve bu kararı yeterli ölçüde ve açıklıkta gerekçelendirmenin de hâkimin görevi olduğunu, mezkur davada, davalı tarafın sözleşmenin geçersizliğine dair bir beyanda bulunmadığını, davaya cevap dahi vermediğini, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğuna dair bir beyan davalı tarafından yapılmadan sözleşmenin geçersizliğinden bahisle verilen hükmün medeni usul hukukuna hakim olan davayı aydınlatma ilkesine de aykırılık teşkil ettiğini; Taraflar arasında yapılan sözleşmenin geçerli olduğunu, aksi durumun kabulü hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup TMK 2. maddesine aykırı olduğunu, davalının yetkilisi olduğu ... San. ve Tic. A.Ş. ile ... A.Ş. tarafından 22.02.2016 tarihli Ticari Kredi Sözleşmesine istinaden ticari kredi sözleşmesi imzalandığını, davalı ...'un bu sözleşmeyi adi kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşmenin konusunun raporda da belirtildiği gibi ... marka ... model aracın satın alınması olduğunu, sözleşmeye bağlı geri ödeme planı bulunmakta olup bu sözleşme ile tarafların hangi yükümlülükler altına girdiğinin de açıkça anlaşıldığını, sözleşme Genel Kredi Sözleşmesi niteliğinde olmayıp taşıt satın almak için imzalanmış bir sözleşme olduğunu, işbu sözleşme yalnızca satın alınan araç için kredi kullandırılmasına özgü olup kefil açısından kefalet tarihinin el yazısı ile belirtilmemiş olmasının aleyhe bir duruma yol açacağının düşünülemeyeceğini,\"Kefalet tarihinin yazılması, süreli kefalette (TBK m. 600) kefaletin sona erme tarihinin belirlenmesinde, kefilin kefalet tarihinde evli olup olmadığının dolayısıyla eşin rızasının gerekip gerekmediğinin tespitinde ve TBK m. 589 uyarınca kefil, borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumlu olduğundan, hangi borçlardan sorumlu olacağının tespitinde önem arz eder\" (Yavuz, s. 803; Akipek, Sempozyum Kaydı (01:41:07); Baş, s. 132) Sözleşme ve geri ödeme planı incelendiğinde sözleşme tarihi ve hatta sözleşmenin imzalandığı saatin dahi yazılı olduğunu, bu sebeple kefalet tarihinin 22.02.2016 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, aksi durumun kabulü hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup TMK 2. maddesine aykırı olduğunu, davalı tarafından kefalete hiçbir şekilde itiraz edilmemişken raporda belirtilen bu tespite itiraz etmeleri gerektiğini, bilirkişilerin tespitinin yerleşik Yargıtay İçtihatları gereğince kabul edilemez nitelikte olduğunu, hukuki değerlendirme hakime ait olup bilirkişilerin bu tespitte bulunmasının aynı zamanda haksız ve Dairemizce göz önünde bulundurulmaması gereken bir husus olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/3772 E. 2020/363 K. sayılı 10.2.2020 tarihli kararının somut olaya örnek olarak verilebileceğini beyanla İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin  2018/1376 Esas - 2021/833 Karar sayılı kararının kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.   Dava, ticari kredi ve taşıt rehin sözleşmesinden doğan alacağın tahsili talebi ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir. Davacı taraf, dava dışı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile aralarında imzalanan ticari kredi ve taşıt rehin sözleşmelerini davalının adi kefil olarak imzaladığını, dava dışı borçluya bu sözleşmelere istinaden kullandırılan kredinin geri ödenmediğini, bu nedenle öncelikle taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, rehinli aracın satıldığını, satış miktarının alacağı karşılamadığını, alınan rehin açığı belgesi ile dava konusu icra takibinin yapıldığını, davalının takibe itirazının haksız olduğunu iddia ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf davaya cevap vermemiş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı temlik alan davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Temlik alan davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davalı tarafından davaya cevap verilmediği ve şekle aykırılık savunmasında bulunulmadığı, Mahkemece taraflarca ileri sürülmeyen vakıaların re'sen nazara alınamayacağı, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli, aksi halin kabulünün ise hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, sözleşme ve geri ödeme planında tarih bulunduğuna ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 583. maddesinde; kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu belirtilmiştir. Kefalet sözleşmesi için Kanun'da öngörülen bu şekil kuralı, bir ispat şekli olmayıp, geçerlilik şekli niteliğindedir. Bu nedenle, kefalet sözleşmesi Kanun'da öngörülen bu şekle uygun yapılmazsa 6098 sayılı TBK'nın 12/2. maddesi gereğince hükümsüz olur. Söz konusu hükümsüzlüğün ise hakim tarafından re'sen dikkate alınması gerekir.  Somut dosyada; temlik eden davacı ... A.Ş. ile dava dışı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında, anılan şirkete, ... San. A.Ş.'den alacağı araç için kredi sağlanmak üzere imzalanan 22.02.2016 tarihli ve 57.487,33 TL bedelli Ticari Kredi Sözleşmesi'ne kefil olan davalının, yalnızca kefalet miktarını ve adi kefil olduğunu belirten ifadeyi kendi el yazısı ile yazdığı, kefalet tarihini ise kendi el yazısı ile yazmadığı, bu şekilde kefaletin geçerlilik şartlarını taşımadığı ve hükümsüz olduğu, her ne kadar davalı taraf davaya cevap vermemiş ve şekle aykırılık savunmasında bulunmamış ise de, Mahkemece kefaletin geçerliliğinin re'sen incelenmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Dosyada, davalı tarafça açıkça bu şekilde bir savunma ileri sürülmemişse de; davalı davaya cevap vermediğinden ileri sürülen tüm iddiaları, bu kapsamda sözleşmeyi inkar etmiş sayılır. Bu kapsamda yapılan genel değerlendirmede, şekil şartı eksikliği nedeniyle sözleşmenin geçersizliğini ileri süren tarafın hakkını kötüye kullanmış olduğu kabul edilemeyecektir. Aksine kredi kullandıran temlik eden davacının, daha sonra şekil şartı eksikliğinin ileri sürülmesinin, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ispat etmesi gerekir. Mahkemece de kabul edildiği üzere, basiretli davranma yükümlülüğünde olan temlik eden davacı finansman kuruluşunun, davalının kefaletinin kanundaki düzenleme çerçevesinde şekil şartlarına uygun olarak alınması gerektiğini ve buna aykırı  düzenlenen kefaletin geçerli olmayacağını bilmesi gerekir. Dosyadaki bilgilere göre, kredinin açılmasının, salt davalı kefilin kefaletinin güçlülüğünden kaynaklandığı ve anılan kefalet taahhütü olmaması halinde kredinin açılamayacağı da ispatlanamamıştır. Açıklanan nedenlerle kefalet geçersiz olup Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetlidir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafından yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0‬‬‬ TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,  5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 30/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"237b82d1114f9707","SID":"6c25002c091008f2"}}