{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t: 2023/1279 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/272<br><br>DAVA\t: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 28/12/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 15/03/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t : 18/04/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin murisi ...'ın geçirdiği bir trafik kazası sonucu vefat ettiğini, kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın, davalı .... Sigorta A.Ş (... Sigorta A.Ş.) tarafından ... numaralı Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi ile sigortalandığını, kaza sebebiyle davalı sigorta şirketine karşı tazminat davası açtıklarını, Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. -... K. Sayılı dosyası üzerinden tazminat davasının görüldüğünü ve lehlerine tazminata hükmedildiğini, ancak hükmedilen tazminat miktarı ve faiz tutarının enflasyonist ortamda değer kaybına uğradığını ve müvekkillerinin zararlarının faizle karşılanmadığını, müvekkillerinin murisinin ölümüne neden olan kazanın 22.03.2010 tarihinde meydana geldiğini, davalı sigorta şirketinin ise 07.05.2010 tarihinde temerrüte düştüğünü, Yargıtay .... HD. ... E.-...K. Sayılı onama kararı ile davalı sigorta şirketinin 102.403,42 TL'yi 06.05.2021 tarihinde ödediğini, davalı sigorta şirketinin temerrütten 11 yıl sonra ödeme yaptığını, bu süre içerisinde dövizde, altında, asgari ücrette, TÜFE artış oranlarında, enflasyonda, alım gücünde ve memur maaş katsayılarında meydana gelen değişimler nedeniyle müvekkilllerinin uğradığı zararın faiz ile karşılanamayacak boyuta geldiğini, Anayasa Mahkemesinin 21.12.2017 gün ... sayılı başvuru nolu kararında mülkiyet hakkının ihlal edildiği kanaatine vardığını, yargılama sonucunda hesaplanan yoksun kalınan değerin 102.403,42 TL ve bu değerin temerrüt tarihinden ödeme tarihinine kadar işleyen yasal faizinin ise 102.070,59 TL olduğunu, ancak 2010 yılındaki 102.403,42 TL'nin ödeme günündeki karşılığının denkleştirici adalet ilkesine göre 3 katından fazla olduğunu, müvekkilinin zararının faiz ile karşılanamadığını, davalı sigorta şirketine aşkın zararlarının tazmini için başvuru yapıldığını ancak başvurularının sonuçsuz kaldığını, ayrıca dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, arabuluculukta da anlaşma sağlanamadığını iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; belirsiz alacak davalarının kabulü ile munzam zararın şimdilik 20.000 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket nezdinde sigortalı olan  ... plakalı aracın karıştığı kaza sonucu ...'ın vefat ettiğini, ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde ... poliçe numaralı poliçe ile 27.06.2009 - 27.06.2010 tarihleri kapsar mahiyette Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle öncelikle huzurdaki davaya ve bu kapsamda davacıların taleplerine karşı zamanaşımı def'ini öne sürdüklerini, davacının belirsiz alacak olarak dava açmada hukuki yararı bulunmadığını, Hukuk  Muhakemeleri Kanunu’nun 114/h maddesi gereğince dava şartı yokluğundan başvurunun reddi gerektiğini, davacıların zararlarının Mahkeme tarafından hükmedilen tazminat ile karşılanmadığından hareket ile aşkın zararın meydana geldiğini iddia ederek munzam zararın sigorta şirketi tarafından karşılanması talebinde bulunduklarını, işbu talep edilen kalemlerin müvekkili şirketten talep edilmesinin haksız ve mesnetsiz olup munzam zarar taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının aşkın zararını ispat edemediğini, yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşunun davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağını, öncelikle müvekkili şirket sigortalısına atfedilebilecek herhangi bir kusur mevcut olmadığını ve bu nedenle davanın reddi gerektiğini, davacının uğradığı zararın kendisine ödenen faizden fazla olduğunu ispat etmek zorunda olduğunu, davacının kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğünü ispat etmesi gerektiğini savunarak; öncelikli olarak davanın usulden reddine, aksi kanaat halinde davacıların munzam zarar iddiasının ispatlanaması sebebiyle davanın esastan reddine, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin ise karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:<br>Dava; geç ödeme nedeniyle 6098 sayılı TBK'nun 122. Maddesi gereğince aşkın zararın (munzam zarar) tazmini  isteminden kaynaklanmaktadır. <br>Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.<br>Uyuşmazlığın, 22/03/2010 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davalının davacılara geç ödeme yapıp yapmadığı, bu nedenle davacıların munzam zararının oluşup oluşmadığı, davalının zamanaşımı def'i ile hukuki yarar itirazlarının kabul edilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.<br>Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacıların .... (Kendi adına asaleten  ... ve ...' a velayeten), ..., ... Ve ...., davalının  ... Sigorta A.Ş olduğu, maddi tazminat talebiyle açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda Mahkemenin 19/12/2019 tarih .... Esas ve ... Esas Sayılı Kararı ile; \"davanın kısmen kabulü ile 102.403,42-TL destekten yoksun kalma tazminatının 07/05/2010 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta limiti ile sınırlı olacak şekilde davalıdan alınarak davacılara hisseleri oranında verilmesine, fazla talebin reddine\" karar verildiği, kararın taraf vekilleri tarafından Temyiz edilmesi üzerine dosyanın Yargıtay .... Hukuk Dairesine gönderildiği, Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin 18/02/2021 tarihli ...Esas, ... Karar sayılı kararı ile hükmün onanmasına karar verildiği, Yargıtay ilamının taraflara tebliğ edildiği, Yargıtay ilamına karşı taraf vekilleri tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine dosyanın Yargıtay .... Hukuk Dairesine gönderildiği, Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 09/12/2021 tarihli ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile tarafların karar düzeltme talebinin ayrı ayrı reddine karar verildiği anlaşıldığından hükmün, 09/12/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.<br>6098 sayılı TBK'nın \"Aşkın zarar\" yan başlıklı 122. maddesi \"Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>6098 sayılı TBK'nun 122. Maddesinde alacaklı yararına kusur karinesi kabul edilmiş olduğundan alacaklının borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü değildir. Borçlunun sorumluluktan kurtulabilmesi için kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmesi gerekir. Buradaki kusursuzluk temerrüde düşmekteki kusursuzluktur. Yoksa, temerrüde düştükten sonraki aşamada gelişen olaylarda somut olayda olduğu gibi yargılamanın uzaması nedeniyle aranan bir kusur değildir. Şu halde, önceki yargılamanın uzaması ve benzeri gerekçelerle davalıya kusur atfedilemez. (Yargıtay 13. HD 1994/8904 E. - 1994/10313 K. Sayılı 22/11/1994 tarihli kararı).<br>Davalı borçlunun kanun yollarına  başvurması (istinaf,temyiz, tehiri icra gibi)  birer hak olduğu gibi temsilciler (vekiller) bakımından bir görev olup kusur olarak kabul edilmez.<br>Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davanın, 6098 sayılı TBK’nın 122. maddesinden kaynaklanan munzam zarar tazmini istemine ilişkin olduğu, yasa uyarınca, alacaklının geçmiş günler faiziyle karşılanamayan zararlarını, borçlunun kusurlu olmadığını ispat edemedikçe tazmine yükümlü olduğu, borcun kaynağının trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, davalı sigorta şirketinin mahkeme ilamı ile belirlenen ve kesinleşmiş tazminat tutarını 06.05.2021 tarihinde ödediği, davacı tarafından yasal faiz uygulanması ve tazminatın geç ödenmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmayan zararı olduğunun ileri sürüldüğü, munzam zararın, borçlunun temerrüdü nedeniyle uğranılmış olan ve temerrüt faizini aşması nedeniyle borçlu tarafından karşılanmayan zararlar olması, alacaklının temerrüt nedeniyle uğradığı ve temerrüt faizini aşan bakiye zararının borçludan tahsilini talep edebileceği ve munzam zararın olduğu hususunun alacaklı tarafından ispatlanması gerektiğinden Borçlar Kanununda karşılanması öngörülen, faizi aşan zararın, salt ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzlukların munzam zararın kanıtı olarak kabul edilemeyeceği, davacının munzam zararını genel ekonomik olumsuzluklar dışında, somut vakıalarla kanıtlaması gerektiği, ancak somut zararın kanıtlanması halinde ekonomik veriler dikkate alınarak zarar miktarının belirlenebileceği, davacı tarafın geç ödendiğini iddia ettiği meblağın zamanında ödenseydi ne şekilde değerlendireceğini açıkça belirtmediği gibi, somut olarak da zarara uğradığına ilişkin herhangi bir kanıt sunmadığı ve diğer yandan, yargılamanın belirli bir süreci gerektirmesi olağan olup; davalının kötü niyetli olarak yargılamayı sürümcemede bıraktığı da kanıtlanmadığı, aynı biçimde, kesinleşmiş ilama konu alacağın ödetilmesi yönteminin  yasada düzenlendiği ve yaptırımların da yine yasada ön görüldüğü, bu itibarla, yargılama ve hükmün infazı aşamasından kaynaklandığı ileri sürülen munzam zarardan davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>Davanın REDDİNE,<br>Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 341,55 TL harcın mahsubu ile noksan kalan 86,05 TL harcın davacılardan alınarak hazineye irad kaydına, <br><br>Arabuluculuk aşamasında devlet hazinesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacılardan tahsili ile hazineye irad kaydına, <br>Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, <br>Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi  uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak  davalıya verilmesine, <br>Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafa  iadesine,<br>HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, <br>Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge  Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen  anlatıldı. 15/03/2024  <br><br>Katip ....<br>¸<br> <br> <br>Hakim ...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bbc357c9aba54e12","SID":"cedb67656f9d7a88"}}