{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/123 Esas<br>KARAR NO: 2024/959 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2021/40 Esas - 2021/870 Karar<br>TARİHİ: 23/11/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 30/05/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin sahibi ...'nun, kesme camdan mamul promosyon ve hediyelik eşya ürünlerinin imal ve satışıyla iştigal ettiğini, davalı şirketin ise bijuteri, oyuncak ve hediyelik eşya ürünlerinin imal ve satışıyla iştigal ettiğini, müvekkili şirketin sahibi ...'nun, davalı şirketin sahibi ... ile, davalı şirketin iştigal konusu ve müşteri ilişkilerini satın almak üzere anlaştığını ve bu anlaşmaya uygun olarak tüm hisseleri kendisine ait olmak üzere müvekkili şirketi kurduğunu, sözleşmenin ifa edileceğine itimat ederek, mülkiyeti davalıya ait olan \"... Mah. ... Cad. No:... Yenisahra Ataşehir İstanbul\" adresindeki imalathaneyi kiraladığını ve bu adreste imalata başladığını, işin devrine ilişkin anlaşma gereğince davalı şirkete ödemelerde bulunduğunu, ...'ın şahsi banka hesabına da ödemelerde bulunduğunu, yapılan ödemelere karşın davalı şirketin, iş alanında bulunan iştigal konusu, müşteri portföyü vb. ticari değerleri teslim etmediğini, bu şekilde satışın gerçekleşmediğini, ödenen bedellerinin tahsili için İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin usulüne uygun olarak davalı borçluya tebliğ edildiğini ancak davalının herhangi bir borcu bulunmadığını iddia ederek takibe, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, dava şartı olan arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını beyanla davalı/borçlunun haksız itirazının iptaline, davalının %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının iddiaların gerçek dışı olduğunu, davacı şirketin 01/06/2021 tarihinden itibaren aylık 5.000,00 TL başlangıç kirası ile müvekkili şirketin kiracısı olduğunu, davacı şirket tarafından müvekkili şirkete fatura kesildiği gibi, müvekkili şirket tarafından da davacı şirkete gerek kira alacağı nedeni ile gerekse de mal satışı nedeni ile faturalar kesildiğini, ayrıca müvekkili şirketin davacı şirkete banka üzerinden ödemeleri de olduğunu, davacı tarafından müvekkiline kesilen bazı faturaların da, fatura kesildiği anda ödemesi nakit olarak alındığı anlamına gelecek şekilde \"kapalı fatura\" olarak kesildiğini, müvekkili tarafından davacıya kesilen kira faturalarının noterden çekilen ihtarname ile davacıya tebliğ edildiği gibi, davacının faturalarında da yer alan \"...@...\" mail adresine de gönderildiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde tanık deliline dayandığını, usul kuralları çerçevesinde davacının tanık dinletmesinin mümkün olmaması yanında, davacının tanık dinletmesine muvafakatlerinin olmadığını beyanla haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 23/11/2021 tarih ve 2021/40 Esas - 2021/870 Karar sayılı kararında; \"Dava; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. Maddesine göre açılmış itirazın iptali davasıdır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Mahkememizin 08.06.2021 tarihli celsesinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdiine karar verilmiş olmakla, dava açan kişinin gerekli delil ve yargılama giderlerini yatırması gerektiği, davacı tarafa defter incelemesi yapılabilmesi için gerekli bilirkişi ücretini yatırmak üzere iki hafta kesin süre verildiği, aksi takdirde bilirkişi incelemesi delilinden vazgeçilmiş sayılarak dosya kapsamı ile yetinilmek sureti ile değerlendirme yapılacağının ihtar edildiği, davacı tarafça kesin süre içerisinde ve dahi sonraki tarihlerde bilirkişi incelemesi yapılması için gerekli gider avansını yatırmadığından defterlerin incelenemediği ve bilirkişi incelemesi yapılamadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak davacı tarafça kesin süre içerisinde ve dahi sonraki tarihlerde bilirkişi incelemesi yapılması için gerekli bilirkişi ücretinin yatırılmadığı anlaşıldığından davacı bilirkişi incelemesi delilinden vazgeçilmiş sayılarak ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile, \"Davanın REDDİNE\" karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; Yerel mahkemenin 08.06.2021 tarihli duruşmasında 850,00 TL'nin bilirkişi ücreti olarak yatırılması için taraflarına iki haftalık kesin süre verdiğini ve bir sonraki celseyi 23.11.2021 tarihine bıraktığını, gerekçeli kararda kesin süre içinde ve sonraki tarihlerde bilirkişi ücreti yatırılmadığından bahisle davanın reddine karar verildiğini, Mahkemece tayin olunan 850 TL tutarındaki bilirkişi ücretinin taraflarınca 26.07.2021 tarihinde yatırıldığını, söz konusu miktara ilişkin makbuzun halihazırda dosyada mevcut olduğunu, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/5852, K. 2015/2020 tarihli kararında belirtildiği üzere bilirkişi ücreti dosyanın bir sonraki celsesinden önce yatırılmışsa işin esasının incelenmesine geçilmesi gerektiğini, bilirkişi ücretinin Yerel mahkemenin bir sonraki duruşmasına kadar yatırıldığından bahisle söz konusu hususa dayanılarak davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu; Bilirkişi raporunun her iki tarafın ortak delili olduğunu, gider avansı eksik bulunmuş olsa bile yalnızca bu nedenle davanın reddine gidilemeyeceğini, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/5852, K. 2015/2020 tarihli kararında; \"Gider avansı dava şartı olarak düzenlenmiştir. Gider avansı davacının dava dilekçesine göre hesaplanıp alınan avanstır. Taraflardan biri delil ikame avans yükümlülüğünü yerine getirmezse diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde talep olunan bu delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Delil ikame avansı dava şartı olmadığından yatırılmaması halinde davanın reddine karar verilemez.\" şeklinde olduğunu, davalı yanın, davaya cevap dilekçesinde yer verdiği delil listesinin 4. bendiyle \"tarafların ticari belgeleri, kayıtları ve ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını\" delilleri arasında gösterdiğini, yukarıda yer alan Yargıtay kararı ışığında yalnızca gider avansının süresinde yatırılmaması bir dava reddi sebebi olmadığı gibi, bilirkişi incelemesi aynı zamanda davalının da dayandığı delil niteliğinde olduğundan bahisle davanın reddine gidilemeyeceğini, HMK'nın 196. maddesi gereğince delil gösteren, karşı tarafın açık izni olmadıkça o delile dayanmaktan vazgeçemeyeceği gibi HMK'nın 266. maddesinde mahkemenin bilirkişi incelemesine, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden karar vereceğinin hükme bağlandığını; Her iki tarafın da dayandığı ve dosyada mevcut belgeler karşısında mahkemece re'sen başvurulabilecek bir delilin, sırf gider avansı süresinde yatırılmadığından bahisle değerlendirilmemesinin usul hukukuna aykırı olduğunu, her ne kadar bilirkişi ile inceleme yapılamamış olsa da, müvekkilinin sözleşme gereği ve sözleşmeye güvenerek davalıya yapmış olduğu ödemelere ilişkin delil ve dekontların dosyada mübrez olduğunu, bu yönüyle dahi hakimin, dosyada mevcut sözleşme ve ödeme belgelerini dikkate alarak HMK'nın 266. maddesinin lafzıyla, genel bilgi ve tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlemesi gerekirken sırf gider avansı süresi içinde yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin açıkça hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın kabulü gerektiğini, müvekkili şirketin sahibi ...'nun davalı şirketin sahibi ... ile davalı şirketin iştigal konusu ve müşteri ilişkilerini satın almak üzere yapmış olduğu anlaşmanın ifa edileceğine güvenerek anlaşmaya uygun olarak tüm hisseleri kendisine ait olmak üzere müvekkili şirketi kurduğunu ancak davalının sözleşme gereği yerine getirmesi gereken hiçbir edimi gerçekleştirmediğini, davalı şirketin müşteri portföyü de dahil olmak üzere işletme unsurlarının devrine ilişkin edimlerini yerine getirmemesi üzerine müvekkilinin kurulan söz konusu şirketin, davalı ile aynı ticari unvan olan \"...\" adını, \"...\" olarak değiştirmek zorunda kaldığını; Taraflar arası yapılan sözleşmeye istinaden mülkiyeti davalıya ait olan \"... Mah. ... Cad. No:... Yenisahra Ataşehir/İstanbul\" adresindeki imalathaneyi kiralayan ve bu adreste imalata başlayan müvekkilinin, davalının sözleşme edimlerini ifa edeceğine güvenerek davalı şirkete ödemelerde bulunduğunu ve müvekkili şirketin sahibi olan ...'nun davalı şirketin sahibi olan ...'ın şahsi banka hesabına da ödemelerde bulunduğunu, yapılan ödemelere karşın davalı şirketin iş alanında bulunan iştigal konusu, müşteri portföyü vb. gibi ticari değerleri teslim etmediğini ve bu şekilde satışın gerçekleşmediğini, satışın gerçekleşmemesi üzerine sözleşmenin ifasına itimatla ödenen bedellerin tahsili için taraflarınca İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve ödeme emrinin usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edildiğini, davalının herhangi bir borcu bulunmadığını iddia ederek takibe, borca, faize ve tüm ferilerine 13.11.2020 tarihinde itiraz ettiğini, taraflarınca itirazın iptali için işbu davayı açma zorunluluğunun doğduğunu beyanla kararının kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı tarafın sahip olduğu iştigal konusu ve müşteri ilişkilerinin satın alınması karşılığında ödendiği iddia edilen bedelin iadesi için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir. Davacı taraf, davacı şirketin, dava dışı ... ile davalı şirket sahibi arasında davalı şirketin sahip olduğu iştigal konusu ile müşteri ilişkilerinin devredilmesine dair yapılan anlaşma sebebiyle kurulduğunu, gerek davacı şirket, gerekse sahibi ... tarafından davalıya ödemeler yapıldığını, davalı tarafından anlaşma gereklerinin yerine getirilmediğini, devirlerin yapılmadığını, bu nedenle hakkında başlatılan takibe itirazının haksız olduğunu beyan ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf, davacı ile aralarında kira ve alım satım ilişkisi bulunduğunu, davacı şirket tarafından maliki olduğu taşınmazın işyeri olarak kiralandığını, bu nedenle davacı adına kira bedeli faturalarının düzenlendiğini, ayrıca davacıya mal satıldığını ve davacıdan mal alındığını, bu nedenle tarafların karşılıklı olarak birbirleri adına fatura düzenlediklerini, davacının iddialarının gerçek dışı ve kendisinin davacıdan alacaklı olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dosya kapsamından; davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile 131.329,28 TL alacağın tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, alacağın dayanağı olarak herhangi bir açıklama yapılmadığı gibi takip talebine de herhangi bir belgenin eklenmediği, dava dilekçesi ile alacağın sebebinin, davalı şirketten satın alınan müşteri ilişkileri ile iştigal konusu karşılığı yapılan ve karşılıksız kalan ödemeler olarak açıklandığı, delil olarak davalı adına düzenlenen mal satış faturaları ile dava dışı ... tarafından dava dışı ... adına gönderilmiş ve herhangi bir açıklama içermeyen havale dekontlarının sunulduğu, başkaca bir ödeme/havale belgesinin sunulmadığı, davalı şirketin ... Bankası'nda bulunan banka hesabına davacı şirket tarafından gönderilen bedellerin cari hesaba mahsuben ve kira bedeli açıklamasını içerdikleri, yalnızca 10.000 TL'lik bir havalede açıklama bulunmadığı, taraflarca dosyaya sunulan faturalara ve karşılıklı BA-BS kayıtlarına göre aralarında kira sözleşmesi ve mal alım satımına dair ticari ilişkinin bulunduğu, bu kapsamda davacı tarafça gönderilen ve herhangi bir açıklama içermeyen 10.000 TL'nin borcun ifası için gönderildiğinin kabulü gerektiği, her ne kadar davacı tarafça, bilirkişi incelemesi için gerekli delil avansı Mahkemece verilen süre içerisinde yatırılmamış ise de, dosya kapsamında mübrez deliller ile davacının, iddia ettiği şekilde davalı ile aralarında müşteri ilişkileri ve iştigal konusunun devri konusunda bir anlaşma yapıldığını ve bu kapsamda davalıya para gönderdiğini ispat edememesi sebebiyle Mahkemece, bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmeksizin davanın ispat edilememesi sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken, delil avansının yatırılmaması ve bilirkişi incelemesi yapılamaması sebebiyle ispat edilemediği gerekçesi ile reddine karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, Mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden davanın açıklanan gerekçe ile reddine karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davacının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ İLE;  İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/11/2021 tarih ve 2021/40 Esas - 2021/870 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve Dairemizce yeniden esas hakkında hüküm kurularak;  -Davanın REDDİNE, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 2-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcın, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 1.567,03 TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye 1.139,43 TL'nin talep halinde davacıya iadesine,Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan 2023/2024 AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan  21.012,68 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Artan gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,9-Davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 64,60 TL dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri olmak üzere toplam 226,7‬0 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,10-Artan gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 11-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak 30/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1f826e6ae0c31de5","SID":"7994b92a7d7141cd"}}