{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/22 Esas <br>KARAR NO: 2024/807 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/351 Esas - 2021/707 Karar <br>TARİHİ: 14/10/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 09/05/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  Müvekkili bankanın,  davalılara çek taahhüt kredisi, ticari kredili mevduat hesabı, taksitli ticari kredi kredileri açıp kullandırıldığı, davalıların borçlarını ödememesi sebebiyle kredi hesabının 20/06/2018 tarihinde kat edildiğini, imzalanan GKS sebebiyle tüm borçlarının. muaccel hale geldiğini, Kahramanmaraş .... Noterliğinin 21/06/2018 tarihli ... yevmiye nolu  ihtarnamesi ile davalılara bildirim yapıldığını, borcun ödenmemesi sebebiyle ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından 05/03/2019 tarihli dilekçe ile itirazın iptalini talep ettiklerini, davalılar tarafından ileri sürülen yetki itirazının hukuki dayanağının olmadığını, taraflar arasında imzalanan GKS'ye istinaden borcun vadesinde ödenmemesi halinde hangi faiz oranının uygulanacağının sözleşme ile belirlendiği ve bunun da davalı tarafından kabulü ile ıslak olarak imzalandığını, sözleşmenin 22. Maddesinde temerrüt faiz oranının tarif edildiğini kötü niyetli davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatının davalılardan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılara usulüne uygun tebligat yapıldığı, cevap sunulmadığı anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 14/10/2021 tarih 2019/351 Esas - 2021/707 Karar sayılı kararında; \" Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı banka ile davalı ... San. Ve Tic. A.Ş.  arasında 04/10/2017 tarihli ve 750.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi bağıtlandığı,  davalılar ... ve ...' ın  ise sözleşmeyi  aynı miktar üzerinden müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık anılan sözleşme uyarınca davalıların davacıya borçlu olup olmadığı ile bunun miktarı noktasındadır. Bunun tespiti için bilirkişi incelemesi yoluna gidilmiştir. Alınan kök ve ek bilirkişi raporuna davacı yanca yapılan itirazlar doğrultusunda yeni bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş, yeni alınan bilirkişi raporunun önceki raporlar ile aynı mahiyette olduğu, davacının yapılan ödemelerin önce faizden düşülmediği iddiasının yerinde olmadığı, bilirkişi hesaplamasının mevzuatın aradığı çerçevede kademeli olarak yapıldığı anlaşılmıştır. Son bilirkişi raporunun incelenmesinden,  nakdi alacak yönünden asıl alacak ile bu alacağın temerrüt ve takip tarihine kadar olan hesaplaması yasaya ve denetime elverişli kabul edilmiş ve mahkememizce de benimsenmiş, davacının aşkın talebi yerinde görülmemiştir. Ayrıca takip ve davadan sonra tapu bedeli karşılığı davacı banka hesabına yansıdığı anlaşılan 181.797,50 TL ödemenin ise icra takibinin infazı aşamasında dikkate alınması gerekmektidr. Bunun yanında davacı, icra takibinde ve dava dilekçesinde 20.300,00 TL gayri nakti alacağın depo edilmesi talebinde bulunmuştur. Bu talebinde yerinde olduğu belirlenmiş, davacı tarafça buna ilişkin maktu harcın da yatırıldığı anlaşılmıştır. Kefillerin kefaletinin incelenmesinden TBK' nun 589. Maddesinde yazılı şartların tamamına haiz olduğu belirlenmiştir. Tespit edilen tutarın davalılar tarafından ödendiğine ilişkin bir belge bulunmadığı gibi bu yönde bir savunmada da bulunulmamıştır. Açıklanan nedenlerle davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Ayrıca İİK 67 maddesi uyarınca itirazın iptali davasında alacaklı-davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız ve alacağın da likit olması, borçlu-davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibe geçmede haksız ve kötü niyetli olması zorunludur. Alacağın likit ve hesaplanabilir olması, davalı/borçlunun itirazlarında haksız olduğunun anlaşılması karşısında hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında İİK 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, \"1-Davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile; davalıların İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına yaptıkları itirazın nakdi alacaklar yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile kısmen iptaline, ihtiyaç kredisi için; 172.026,27 ₺ asıl alacak, 53.519,28 ₺ işlemiş faiz, 2.675,96 ₺ BSMV, 725,01 ₺ masraf olmak üzere yekün 228.946,52 ₺;  tüzel kredili mevduat hesabı için; 13.875,45 ₺ asıl alacak, 2.523,49 ₺ işlemiş faiz, 126,17 ₺ BSMV olmak üzere yekün 16.525,11 ₺ üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-172.026,27 ₺'lik asıl alacak için takip tarihinden itibaren %50; 13.875,45 ₺'lik asıl alacak için ise yıllık %30,24 oranında faiz uygulanmasına, 3-Hükmolunan alacağın %20'si nispetinde hesaplanan 49.094,32 ₺ icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Gayri nakdi alacak miktarı olan 20.300,00 ₺ çek teminat bedelinin tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalılardan alınarak davacı banka nezdinde açılacak vadesiz bir hesaba depo edilmesine, nakde dönüşmesi halinde nakde dönüştüğü tarihten itibaren yıllık %50 oranında faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Takipten ve davadan sonra icra müdürlüğü dosyasına yapılan ödemenin icra müdürlüğü dosyasının infazı aşamasında dikkate alınmasına,\" karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle,  eksik ve hatalı inceleme neticesinde tesis edilen hükmün davacı aleyhine olan kısmının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğunun hâsıl olduğunu, Davacı ile ... Sanayi Ve  Ticaret A.Ş. arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca borçluya Çek Taahhüt Kredisi, Ticari Kredili Mevduat Hesabı, Taksitli Ticari Kredi kredileri açılıp kullandırıldığını; diğer davalı tarafların ise müteselsil kefil sıfatıyla sözleşme kapsamınca borçtan sorumlu olduklarını; taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinden doğan işbu kredi borçlarının vadesinde ödenmemesi üzerine davacı tarafından kredi hesabı 26.06.2018 tarihinde kat edildiğini ve imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin ilgili maddesine dayanılarak bütün borçlarının muaccel hale geldiğini ve Kahramanmaraş ... Noterliği’nin 21.06.2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borçlulara sorumlu oldukları borç miktarı, söz konusu borcun ödenmediği takdirde başvurulacak yollar ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak her türlü yasal işlemin başlatılacağı, sözleşmede belirtilen temerrüt faizi, gider vergisi, yargılama giderleri, avukatlık ücreti ve sair ferilerin davalı tarafa ait olacağının ihtaren bildirildiğini, davacı tarafından keşide edilen ihtarname ve ekinde gönderilen hesap özetlerinin usulüne uygun düzenlendiğini, borcun muaccel hale geldiğini ve borçluların temerrüde düştüğünü; akabinde borcun ödenmemesi sebebiyle davacı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası marifetiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlular tarafından tebellüğ edilen  ödeme emrine karşı  05.03.2019 tarihli dilekçe ile itiraz edilmiş olup haksız olan itirazın iptalini istemek maksadıyla taraflarınca itirazın iptali davası ikame edildiğini; akabinde mahkeme tarafından kısmen kabul kararı verildiği, kabulüne karar verilen alacak kalemlerine ilişkin hesaplamaların asıl alacak miktarının hatalı hesaplandığının görüldüğünü; Mahkemenin davacı bankanın ihtiyaç kredisi bakımından davalılardan; 172.026,27 TL asıl alacak, 53.519,28 TL işlemiş faiz, 2.675,96 TL  BSMV, 725,01 TL masraf olmak üzere toplam 228.946,27 TL alacaklı olduğunu hesapladığını, buna karşılık davalı tarafa gönderilen  ödeme emrinde açıkça görüleceği üzere; davacının davalı taraftan 187.830,18 TL asıl alacak, 64.536,25 TL faiz, 3.226,82 BSMV ve 725,01 TL diğer masraf alacağı olmak üzere toplam 256.318,26 TL alacağı bulunduğunu, Mahkemenin davacı bankanın tüzel kredili mevduat hesabı bakımından davalılardan; 13.875,45 TL asıl alacak, 2.523,49 TL işlemiş faiz, 126,17 TL  BSMV, olmak üzere toplam 16.525,11 TL alacaklı olduğunu hesapladığını, buna karşılık davalı tarafa gönderilen ödeme emrinde açıkça görüleceği üzere; davacının davalı taraftan 19.699,64 TL asıl alacak, 4.119,06 TL faiz ve 205,96 TL BSMV olmak üzere toplam 24.024,66 TL alacağı bulunduğunu,  Mahkemenin 14.10.2021 tarihli kararı ile;“Davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile; davalıların İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına yaptıkları itirazın nakdi alacaklar yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile kısmen iptaline, ihtiyaç kredisi için; 172.026,27 ₺ asıl alacak, 53.519,28 ₺ işlemiş faiz, 2.675,96 ₺ BSMV, 725,01 ₺ masraf olmak üzere yekün 228.946,52 ₺;  tüzel kredili mevduat hesabı için; 13.875,45 ₺ asıl alacak, 2.523,49 ₺ işlemiş faiz, 126,17 ₺ BSMV olmak üzere yekün 16.525,11 ₺ üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine” şeklinde gerekçe göstererek fazlaya ilişkin istemin reddine karar verdiğini, Taraflarınca dosyaya sunulan bilirkişi raporu ve gerekçeli karar incelendiğinde borçlulardan yapılmış olan kısmi tahsilatların doğrudan anaparaya mahsup edildiğinin, bu nedenle de  davacı asıl alacağının hesabında hataya düşüldüğünün görüldüğünü; oysa  yapılan kısmi ödemelerin öncelikle faize mahsup edilmesi hususunda Borçlar Kanunu 100. maddesinde açık hüküm bulunduğunu; hesap kat öncesi ve hesap kat sonrasında yapılan kısmi ödemeler ve tahsilatların öncelikle faizden mahsup edildiğini ancak bilirkişi raporunda ve gerekçeli kararda bu tutarların öncelikle anaparadan mahsup edildiğini, ona göre faiz hesabı yapıldığının görüldüğünü, borçlulardan yapılmış olan kısmi tahsilatların doğrudan anaparaya mahsup edildiğini, yapılan bu hesaplamanın Borçlar Kanunu’nun 100. maddesi’ne aykırılık teşkil ettiğini,  Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 2017/4715 Esas, 2017/6959 K. ve 30.03.2017 tarihli kararında da bu hususa işaret edildiğini, Borçlar Kanunun 100 maddesinde ödemede gecikmeye düşmeyen borçluların yaptığı kısmi ödemeleri ana borçtan düşme hakkı bulunduğu düzenlenmiş olup, faiz ve masraf ödemelerinde gecikmeye düşen borçludan yapılan kısmi tahsilat ve alınacak kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflardan mahsup edilme imkânının bulunduğunun yasa metninin mefhum-u muhalifinden anlaşılmakta olduğunu, İleri sürerek, yukarıda izah edilen nedenlerle ve resen dikkate alınacak sebepler ışığında istinaf başvurularının kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının aleyhe kısmının istinaf incelmesi neticesinde kaldırılmasına, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; genel kredi ve kefalet sözleşmesinden doğan kredi alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe davalılar tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebebi; takip konusu kredi alacağı için kat tarihinden önce ve sonra yapılan kısmi tahsilatların mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporlarında ana paradan mahsup edilmesi nedeniyle alacağın eksik hesaplandığı, oysa bu tahsilatların öncelikle faiz ve masraflardan mahsup edilmesi gerektiği yönündedir. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, takip dosyası, takip dayanağı genel kredi ve kefalet sözleşmesi, kat ihtarı ve tebliğ şerhi, hesap özetleri dosya arasına alınmış, davacı bankanın ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerinde bankacı bilirkişiye inceleme yaptırılarak kök ve ek rapor alınmış, davacının itirazları üzerine yeni bir bankacı bilirkişiden rapor alınmış ve tahkikat bitirilerek son rapordaki hesaplamalar doğrultusunda istinafa konu hüküm verilmiştir. Hükme esas alınan 09/07/2021 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde, bilirkişi tarafından kat tarihi itibariyle davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne kullandırılan taksitli ticari kredi, kredili mevduat hesabı için kat tarihi ve temerrüt tarihleri itibariyle alacakların, bankaya iade dilmeyen çeklerin sorumluluk bedellerinin tespit edildiği, kat tarihinden sonra yapılan kısmi ödemelerin, ödeme tarihine dek asıl alacaklara işletilen temerrüt faizi tutarı ile asıl alacak toplamından düşüldüğü, diğer ifade ile davacı yanın ileri sürdüğünün aksine kısmi ödemelerin asıl alacaktan değil, öncelikle faiz ve masraflardan mahsup edildiği anlaşılmış olup, mahkemece bu bilirkişi raporundaki hesaplamalar doğrultusunda hüküm verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacının aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7fc8b371dc66f77a","SID":"31c36d374c463af1"}}