{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/226 Esas<br>KARAR NO: 2024/990 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2020/541 Esas - 2021/741 Karar<br>TARİH: 13/09/2021<br>DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 06/06/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile,  davalı şirketin 09.03.2020 ve 10.03.2020 tarihli faturalarında belirtildiği üzere, birim fiyatı 80 USD olan boyalı kumaştan toplamda 3922 metre 11.860,13-USD olarak satın aldığını, satış bedelinin TL olarak toplamda 72.560,00-TL olarak hesabına aktarıldığını, satın alınan kumaşların ayıplı çıkması üzerine, bunların davalı şirkete iade edildiğini ve 11.860,13-USD tutarlı iade faturası düzenlendiğini, davalı şirketin toplamda 72.559,42-TL olarak ödeme yaptığını, davalı şirketin fiili ödeme günleri olan 20.08.2020-27.08.2020 tarihindeki dolar kuru esas alınmadan eksik ödeme yapıldığını, karşılıklı gönderilen ihtarnamelerden sonuç alınamadığını, davanın kabulü ile şimdilik 1.000,00-TL'nin davalının 11.860,13-USD tutarından 72.559,42-TL'nin mahsup edilmesi sonrası ödeme yapacağı tarihteki kur üzerinden tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile,  dava konusu kumaşların ayıplı olması nedeniyle müvekkili tarafından söz konusu ayıbın kabul edildiğini ve davacının müvekkiline ödemiş olduğu 72.559,42 TL'nin müvekkili tarafından 20.08.2020 tarihinde 36.300 TL, 27.08.2020 tarihinde 36.259,42 TL olmak üzere davacıya ödendiğini, tarafiar arasındaki ilişkinin alacak ilişkisinden kaynaklanmadığını, satış sözleşmesinde meydana gelen ayıba ilişkin iade ilişkisi olduğunu, dolayısıyla iade işlemlerinde malın alınması karşılısında malı iade edenin ödemiş olduğu miktarının kendisine aynen ödeneceğini, davacı tarafça yapılan ödemenin de aynı şekilde tam olarak müvekkili tarafından kendisine ödendiğini,  farkların müvekkili açısından hükümsüz olduğunu, davacının söz konusu bedelleri öderken döviz cinsinden ödeme yapmadığı halde müvekkilinin iade karşılığında yapmış olduğu ödemeyi döviz cinsinden yapmasını talep ettiğini, bunun da hakkaniyet ve iyi niyetin ciddi suistimali anlamına geldiğini, Manisa Vergi Dairesinin 24.04.2017 tarihli mütalaasında Türk Parası ile belirtilen tutarın dikkate alınmasının ve iade talebinin de bu tutara göre belirlenmesinin mümkün bulunduğunun belirtildiğini, ayrıca iade faturalarının asıl faturadan bağımsız bir şekilde değerlendirilemeyeceğini, müşterinin iade ettiği mal ile birlikte kar edemeyeceğini, asıl fatura incelendiğinde anlaşılacağı üzere bedelin TL olarak belirlendiğini, ancak iade faturasının USD olarak düzenlendiğini bu durum iade faturasının, asıl faturadan tamamen ayrı bir faturaymış gibi düzenlendiğini gösterdiğini ve asıl fatura ile bağlılığının ortadan kaldırdığını, açıklanan nedenlerle; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 13/09/2021 tarih 2020/541 Esas 2021/741 Karar sayılı kararında; \"....Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde;  taraflar arasında malın ayıplı olduğu ve iade faturası düzenlenmesi hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlığın temelini USD olarak düzenlenmiş faturanın iadesi halinde iade bedelinin USD cinsinden mi yoksa Türk Lirası olarak ödenip ödenmeyeceği hususundadır. Vergi Usul Kanunu gereğince faturada yabancı para yanı sıra TL tutarının da gösterilmesi gerekmektedir. Davalı tarafından düzenlenen faturalar da fatura bedelinin hem TL hem USD olarak gösterildiği görülmektedir. Yine iade faturası da aynı şekilde düzenlenmiştir. Bu halde taraflar arasındaki akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olduğu kabul edilmelidir.  Somut olay da davacı tarafından USD nin TL ye çevrilerek ödenmiş olduğu nazara alındığında davalının fatura bedelini iade ederken USD olarak veya USD'nin TL'ye çevrilmesi yolu ile ödenmesi gerekmektedir. Bu halde davalı tarafından yapılan eksik USD alacağı bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere  1.975,19 USD olup, temerrüt tarihindeki (  ihtarnamenin davalıya 07.09.2020 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede 3 günlük ödeme süresi verildiğinden, 11.09.2020 tarihinden temerrüt oluşacaktır) kur (7,4688 TL) esas alınmak suretiyle talep edilebiliceği miktar 14.752,29-TL'dir. Davacı davasını kısmi ve Türk Lirası üzerinden açmış olmakla, mahkememizce taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile,  1-Davanın KABULÜ ile; 1.000,00-TL'nin temerrüt tarihi olan 11.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Müvekkili ile davacı arasında kumaş alım satımı hususunda sözleşme tanzim edildiğini, bu sözleşme bedeli davacı tarafından TL olarak müvekkilinin hesabına yatırıldığını ve kumaşlar da davacıya gönderildiğini,Daha sonrasında satılan kumaşların ayıplı olmasından dolayı davacı tarafından iade faturası düzenlendiğini ve müvekkili, davacıdan almış olduğu bedeli aynen iade ettiğini, davacı taraf ise müvekkiline 29/07/2020 tarihli iade faturasının ödeme yapılacağı tarihteki kur üzerinden hesaplanılarak yatırılması gerektiği ilişkin ihtarname çekmiş ve neticede aynı talepli eldeki davayı açtığını ancak davacı tarafın iddialarının soyut ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Dava konusu kumaşların ayıplı olması sebebi ile müvekkili tarafından söz konusu ayıp kabul edildiğini ve davacının müvekkiline ödemiş olduğu 72.559,42 TL; müvekkili tarafından 20/08/2020 tarihinde 36.300 TL, 27/08/2020 tarihinde 36.259,42 TL olmak üzere davacıya ödendiğini, Taraflar arasındaki, ilişki alacak ilişkisinden kaynaklı olmayıp satış sözleşmesi neticesinde meydana gelen ayıba ilişkin iade ilişkisi olduğunu, dolayısıyla iade işlemlerinde malın alınması karşılığında malı iade edenin ödemiş olduğu miktar kendisine aynen ödendiğini, Davacı tarafça yapılan ödeme de aynı şekilde tam olarak müvekkili tarafından kendisine ödendiğini, dolayısıyla kur farkı neticesinde meydana gelen farkların müvekkili açısından hükümsüz olduğunu, Kesilen faturadan da anlaşılacağı üzere dolar cinsinden olan ürünler TL olarak bedellendirildiğini ve davacı tarafından da bu şekilde ödeme yapıldığını, Davacı söz konusu bedelleri öderken döviz cinsinden ödeme yapmadığı halde müvekkilinin iade karşılığında yapmış olduğu ödemeyi döviz cinsinden yapmasını talep ettiğini, bu da hakkaniyet ve iyi niyetin ciddi suistimali anlamına geldiğini, Manisa Vergi Dairesi Başkanlığı'nın ...-...-... sayılı ve 24/04/2017 tarihli mütalaasında bu konuya ilişkin açıklama getirildiğini, Buna göre \" ...  Diğer taraftan, firmanız ile müşteriler arasında belirlenen kur üzerinden döviz bedeli ve TL karşılığı da belirtilmek suretiyle düzenlenen ihraç kayıtlı faturalarda, döviz cinsinden belirlenen fiyatlara alıcılar ile mutabık kalınmak suretiyle belirlenen kur üzerinden Türk Lirasına çevrilen tutarın, teslim karşılığını teşkil eden bedel yani müşterilerinizden alınan veya müşterileriniz tarafından borçlanılan tutar olarak dikkate alınması şartıyla, matrah olarak Türk parası ile belirtilen tutarın dikkate alınması ve iade talebinin de bu tutara göre belirlenmesi mümkün bulunmaktadır.\" denildiğini, iade faturaları asıl faturadan bağımsız bir şekilde değerlendirilemeyeceğini, Müşterinin, iade ettiği mal ile birlikte kar elde edemeyeceğini, 16/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda \" Davacının yaptığı ödemelerde, faturada belirlenen Türk Lirası yükümlülüğünü esas aldığı anlaşılmaktadır. \" tespiti yapıldığını, bu hali ile dosyanın kabulüne yönelik hüküm kurulması uygun olmadığını İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, satıma konu kumaşların ayıplı olması nedeniyle TBK'nın 227/1. maddesi uyarınca sözleşmeden dönme nedeniyle, satım bedelinin TL. olarak iade edilmesinden kaynaklı kur farkı alacak  istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda, davalı satıcı ile davacı alıcı arasında imzalanan 02/03/2020 tarihli sipariş sözleşmesi uyarınca davalı satıcı tarafından birim fiyatı USD olarak belirtilen kumaşların 10/03/2020 tarihli kdv dahil 10.635,41 usd karşılığı 65.097,22 TL. Bedelli fatura ve 09/03/2020 tarihli kdv dahil 1.224,72 usd karşılığı 7.462,22 TL. Bedelli faturalara konu kumaşların davacıya teslim edildiği ve davacı tarafından 14.02.2020 tarihinde 20.382,00 TL., 12.03.2020 tarihinde  5.178,00 TL.,12.03.2020  tarihinde 47.000,00 TL. Olmak üzere toplamda 72.560,00 TL'yi davalı şirkete ödediği, davalı tarafından davacıya teslim edilen ürünlerin ayıplı çıkması üzerine davacı tarafından 29/07/2020 tarihli 11.860,13 usd bedelli iade faturası düzenlenerek malların davalıya teslim edildiği, davalı tarafından davacıya  20.08.2020 tarihinde 36.300,00 TL., 27.08.2020 tarihinde ise 36.259,42 TL. olmak üzere toplam: 72.559,42 TL  ödeme yapıldığı, davacı tarafından davalı muhataba Bursa ... Noterliğinden gönderilen 03/09/2020 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile; 11.860,13-USD tutarından ödenmiş 72.559,42TL'nin mahsup edilerek ödeme tarihindeki kur üzerinden 3 gün içinde kur farkının ödenmesinin ihtaren bildirildiği, ödeme yapılmaması üzerine davacı tarafça kur farkı alacağının tahsili talebiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki  uyuşmazlık, davacının kur farkından kaynaklı alacaklı olup olmadığı noktasındadır. Satım sözleşmesinden dönülmesi durumunda herkes aldığını aynen geri iade etmekle yükümlüdür. Somut olayda,  taraflar arasındaki satış sözleşmesinin, dosyaya sunulan sipariş sözleşmesi ve satış faturalarına göre akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olduğu ve faturanın mevzuat gereği TL cinsinden düzenlendiği ve nitekim  sipariş sözleşmesinin  5. maddesinde döviz cinsinden yapılan satışlarda Merkez Bankası döviz satış kurunun esas alınacağının belirtildiği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacı tarafından TL. cinsinden yapılan ödemelerin ödeme tarihlerindeki Merkez Bankası USD satış kuru karşılığı toplam olarak davalıya 2 fatura bedeli olan 11.860,13-USD tutarında ödeme yapıldığı, bu durumda davacının,  TL cinsinden yapılan iade ödemelerinin ödeme tarihindeki kur dikkate alınarak davalıdan talep edebileceğinin kabulü gerekir. Davalı tarafından TL. Cinsinden yapılan iade ödemelerinin ödeme tarihindeki  Merkez Bankası USD satış kuru karşılığının bilirkişi ek raporunda belirtildiği üzere 9.858,62 USD yaptığı, davalının davacıya (11.860,13-USD - 9.858,62 USD =) 1.975,19 USD borçlu olduğu, temerrüt tarihi itibariyle TL. Karşılığının 14.752,29-TL. olduğu, davacının dava dilekçesi ile  TL. cinsi üzerinden kısmi dava açtığı anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, hükme esas alınan bilirkişi ek rapor içeriğindeki tespitler ışığında  mahkemece davanın kabulüne yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf  sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,  3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL harcın davalıdan  tahsili ile hazineye gelir kaydına,  4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,  6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/06/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"52de8ad27d2c7bab","SID":"b225614fb79e82c3"}}