{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/97 <br>KARAR NO: 2024/916<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 15/09/2021<br>NUMARASI: 2018/420 Esas - 2021/675 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 29/05/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;   <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ve yakın akrabası olan ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ve davalı ... 'e ait ... plaka sayılı otobüs ile davalı ... ŞTİ'ne ait ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı otobüsün çarpışması sonucunda muris ...'in 38 yaşında genç yaşta vefat ettiğini, kaza sonucunda diğer araç sürücüsü olan ...'ın da vefat ettiğini, davalı sigorta şirketinin de ...'e ait ... plaka sayılı aracın mali sorumluluk sigortasını düzenlediğini, mevcut ölümlü trafik kazası nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla müvekkili ... için 100.000 TL, ... için 50.000 TL, ... için 25.000 TL olmak üzere toplam 175.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının tüm davalılardan, maktulün eşi davacı ... ( ... ) için 100.000 TL, maktülün oğlu davacı ... için 100.000 TL, maktülün kızı davacı ... için 100.000 TL, maktulün annesi  davacı ... 75.000,00 TL, maktülün babası davacı ... için 75.000,00 TL , maktülün abisi davacı ... için 75.000,00 TL, maktülün kız kardeşi davacı ... 75.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 600.000 tl manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Ltd Şti vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde ve yargılama aşamasındaki beyanlarında özetle; kazanın oluşumunda müvekkili araç sürücüsünün kastının söz konusu olmadığını, müvekkili şirket yetkililerinin de kazanın meydana gelmesinde büyük üzüntü duyduklarını, ancak talep edilen manevi tazminatın çok yüksek olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Turizm vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde ve yargılama aşamasındaki beyanlarında özetle; öncelikle müvekkili şirket adına kayıtlı ... plaka sayılı otobüsün dava dışı ... Turizm Ltd Şti'ne uzun süreli olarak kiralandığını, dolayısıyla işleten sıfatının ilgili şirkete ait olduğunu belirterek davanın usul ve esastan reddedilmesini talep etmiştir.Davalı ... Sigorta vekili dosyaya sunmuş olduğu beyan dilekçesinde  özetle; dava konusu yapılan trafik kazasının iş kazası olma ihtimalinin bulunduğunu, bu nedenlerle SGK tarafından davacı tarafa herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"1-Davacılar ... (...) ..., ... ve ...n'ın davalılar aleyhine açmış oldukları maddi tazminat taleplerinin kabulü ile davacı ... (...) ... için 342.549,23 TL, davacı ... için 144.381,61 TL, davacı ... için 96.034,72 TL olmak üzere toplam 582.965,56 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketi poliçe limitiyle sorumlu olmak koşuluyla davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile iş bu davacılara verilmesine, hükmedilen alacağa davalı ... Sigorta AŞ yönünden dava tarihi olan 24/03/2018 tarihinden itibaren, diğer davalılar .... Ltd Şti ve .... Tic. AŞ. yönünden kaza tarihi olan 20/02/2017 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 2-Davacıların davalılar ... Ltd Şti ve ... Tic. AŞ aleyhine açmış oldukları manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, davacı ... (...) ... için 60.000 TL, davacı ... için 50.000 TL, davacı ... için 50.000 TL, ... için 30.000 TL, ... için 30.000 TL, ... için 20.000 TL,...  için 20.000 TL olmak üzere toplam 260.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 20/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iş bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili ile davalı  ... Org. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı tarafların Türkiye genelinde maddi anlamda çok zengin firmalar olmasına rağmen ilk derece mahkemesinin bu hususu eksik değerlendirerek düşük miktarda manevi tazminat belirlediğini, davacı müvekkilerinin hiçbir kusuru olmadığı gibi, aynı zamanda ölen kişinin kusurunun olması halinde bile tazminat hesaplamalarında dikkate alınmayacağı yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğu gibi ölenin kusuru dahi dikkate alınsa bile bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere müvekkillerinin akrabası olan  ölenin  kusur oranının çok düşük olup  bu hususun göz ardı edildiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu, tatmin edici olmadığını  belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... Org. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin meydana gelen kazada bir kusuru olmadığını, dolayısıyla bir sorumluluğu da bulunmadığını, şirketin ile dava dışı Iğdır ... arasında imzalanan taşıt kiralama sözleşmesi Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca düzenlenen bir tip sözleşme oluğunu, ne müvekkili şirket ne sözleşmenin karşı tarafı olan ...'in bu sözleşmenin esas şartlarında bir değişiklik yapmak hakkı bulunmadığını, dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusurlu olan tarafın diğer davalı ... Ltd. Şti olduğunu,  yerel mahkeme gerekçeli kararında otobüsün logosunun ...'e ait olduğu ve yolcuların tamamının aracın ...'e ait olduğunun belirttiği, bu sebeplerle müvekkili şirketin gerçek işleten olduğu açıklaması yapılarak müvekkil şirketin tazminattan sorumlu tutulmuş olmasının kabulünün mümkün olmadığını, kazaya ilişkin Iğdır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/81 E- 2019/212 K. sayılı dosyasında müvekkili şirketin meydana gelen kazada herhangi bir kusur dolayısıyla bir sorumluluğu bulunmadığından davanın müvekkili şirket yönünden reddine karar verildiğini, destekten yoksun kalma tazminatına bilirkişi raporundaki davacı beyanına yönelik olarak yapılan hesaplamadan hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafın manevi tazminata ilişkin taleplerinin fahiş olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. KTK'nın 3. maddesinde, \"İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.\" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un  85/1. maddesine göre \"Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. \" maddenin son fıkrasına göre ise \"işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.\" İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur.  Otobüs firmalarının da kendi teşebbüsleri altında işlettikleri tüm araçların karıştığı trafik kazalarından dolayı teşebbüs sahibi olarak meydana gelen zararlardan araç malik ve sürücüsü ile birlikte müşterek ve müteselsilen sorumlu olması gerektiği yasal sorumluluktur. Destek ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç, trafikte davalı ... Ticaret A.Ş. adına kayıtlıdır. Davacı, bu kaydı esas alarak davasını işleten sıfatıyla ona yöneltmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3 ve 19. maddeleri hükümlerine göre trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin üçüncü kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. İşletenlik, trafik kaydı adına olan kişiden mülkiyeti muhafaza kaydı ile satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süre ile kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişiye geçmiş olur. Bu bakımdan, işletenliğin kayda rağmen başkasına geçmiş bulunduğu her zaman ispatlanabilir. Fakat, bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. Davalı şirketin ibraz ettiği kiralama sözleşmeleri her zaman tanzim edilebilecek nitelikte ve adi yazılı belgelerden olup  otobüs üzerinde \"...\" logosu bulunduğu gözetildiğinde mahkemece yazılı gerekçe ile davalı ... Tur. Seyahat Org. ve Tic. A.Ş.'nin tazminattan sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Yargıtay  17. Hukuk Dairesi'nin 13/06/2017 tarih, 2016/11886 E. ve 2017/6732 K. Sayılı emsal kararında da \"... Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesiyle, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasının benimsendiği, davacı kusursuz olduğundan zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebileceği, açıkça davalının kusuru oranında sorumlu tutulmasını istemeyen davacı yönünden dava dışı kişinin de kusurunun bulunmasının davalıların müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı; somut olayda davalı sürücünün %25 oranında ve dava dışı sürücünün %75 oranında kusurlu olduğu; davalı ve dava dışı 3. kişinin kusur oranlarının birbirlerine karşı açılacak rücu davasında önem taşıyacağı ve dava dilekçesinde davacının kusursuz olduğu belirtilerek zararın müştereken ve müteselsilen tahsili talep edildiğinden davalıların zararın tamamından sorumlu tutulması gerekirken KTK 88. ve TBK 61. maddesine aykırı olarak davalıların kusuru oranında sorumlu tutulmalarının hatalı olduğu\" yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay  4. Hukuk Dairesinin 2021/12443  E. ve  2022/6192 K.,02021/11174 E. ve   2022/4055 K.  sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince trafik kazası sonucu oluşan zararlardan kusuru ile sebebiyet veren işleten, sürücü ve trafik sigortacısı ile kazaya karışan tüm araç sürücüleri ve işletenleri zarar görene karşı müteselsilen sorumludur. Zarar gören davacı, TBK'nın 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davalıların zararın tamamından sorumlu tutulmasına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Destekten yoksunluk zararının hesabında müteveffanın gelirinin belirlenmesi ve çalışma gücü kaybı zararının hesabında yaralanan veya malul olanın gelirinin belirlenmesi   tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Desteğin ve malul kalanın  kaza tarihi itibariyle mesleği ve geliri tespit edilmelidir. Kişinin herhangi bir işi yoksa, desteğin geliri asgari ücret kabul edilerek, raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Eğer desteğin, malul kalanın  gelirinin asgari ücret üzerinde olduğu, bir başka anlatımla herhangi bir iş yerinde çalıştığı ya da bir meslek icra ettiği ve asgari ücret üzerinde bir gelir elde edildiği iddia ediliyorsa bunun ispat edilmesi gerekir. Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre, desteğin ölüm tarihindeki gelir durumunun  davacı tarafça kanıtlanması gerekir. Bunun kanıtlanmaması halinde ise maddi destek tazminatının hesabında asgari ücretin esas alınacağı kabul edilmektedir. Sadece tanık beyanları ile kazanç tespiti mümkün olmayıp bunun bir takım belge ve kayıtlarla desteklenmesi gerekmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  2018/910 Esas ve 2019/12325 Karar sayılı ilamı). SGK kayıtlarına göre desteğin  şoför olarak çalıştığı ve asgari ücret üzerinden ücret aldığı görülmektedir. Dosyada müteveffanın aldığı aylık ücrete ilişkin hiçbir resmi belge (maaş bordrosu, vergi levhası vs.) sunulmamıştır. Dosya içerisinde resmi belge bulunmadığından ve  mahkemenin asgari ücret üzerinden yaptırılan hesaplama esas alınarak kurduğu hüküm hukuka uygundur. Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğu üzere tazminat hesabı yapılırken bilinen ücret yoksa asgari ücret baz alınmalıdır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf itirazının yerinde değildir.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır.  TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/2.maddesinde \"Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı). TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/2.maddesi ve  22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı  çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi,  kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının,  manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından  manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.   Bu nedenlerle;  davacılar vekili ile davalı  ... Org. ve Tic. A.Ş.  vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacılar vekili ile davalı  ... Org. ve Tic. A.Ş.  vekilinin  yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-a-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan   tahsili ile Hazineye irat kaydına,b-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 57.582,97 TL harçtan peşin alınan (14.336,45 TL+59,30 TL)=14.395,75 TL  harcın mahsubu ile bakiye 43.187,22 TL harcın davalı ... Tic. A.Ş. 'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,  5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2a97ac4695ab1cb6","SID":"a054f2a8b1f61194"}}