{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 16/09/2020<br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 05/06/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı banka arasında imzalanan 02.11.2017 tarihli genel kredi sözleşmesi uyarınca, davacı tarafından 06.03.2018 tarihinde 1 yıl vadeli %3,9 faiz oranı ile 1.000.000,00 Euro kredi kullanıldığını, davalı banka tarafından 3'er aylık devre sonları itibariyle müvekkili şirketten 06.06.2018 tarihinde 1.075,00 Euro, 06.09.2019 tarihinde 10.600,00 Euro, 06.12.2008 tarihinde 16.805,00 Euro ve 06.03.2019 tarihinde 17.500,00 Euro faiz tahsil edildiğini, sözleşmeye göre %3,9 faiz oranı ile bir yıllık vade sonu itibariyle tahsil edilebilecek faiz tutarı 39.000,00 Euro iken davalı banka tarafından hukuka aykırı olarak 54.980,00 Euro faiz tahsil edildiğini, iadesi için 22.05.2019 tarihli ihtarname gönderilmişse de, davalı bankanın 24.06.2019 tarihli cevabi ihtarnamesiyle yapılan işlem ve tahsilatın sözleşme ve mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle geri ödeme yapılmadığını, TBK’nın 20. ve 25. maddeleri ve TMK'nın 2. maddesi uyarınca kredi sözleşmelerinde karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte konulan hükümlerin geçersiz ve batıl olduğunu, kredi sözleşmesinin 7/1. maddesinde kredilerin geri ödeme aşamalarında uygulanacak faiz oranının banka ve müşterinin mutabakatı ile belirleneceğinin hüküm altına alındığını, mutabık kalınan faiz oranının %3,9 olduğunu, davalı banka tarafından faiz oranlarının değiştirildiğine ilişkin davacı şirkete hiçbir bildirim yapılamayacağını, fazladan tahsil edilen faiz alacağının tespiti ile uzman bilirkişiler tarafından hesaplandığında artırılmak üzere 10.000,00 Euro’nun temerrüt tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi  uyarınca faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, öncelikle davacı tarafın eksik harcı tamamlamasının gerektiğini, rotatif kredilerin acil nakit ihtiyacını karşılayan değişken faizli krediler olduğunu, rotatif kredilerin müşterilere bir çeşit avans sağladığını, faiz oranlarının piyasadaki para durumu değişikliklerine göre güncellendiğini, davacı tarafından imzalanan kredi sözleşmeleriyle davacının değişken faiz oranını kabul ettiğini, kredi sözleşmesinin 21. maddesi başlığının cari hesap şeklinde çalışan krediler ve spot krediler olduğunu, 21/3. maddesinde sözleşme kapsamında belirlenen kredi limitinin tamamının ya da bir bölümünün borçlu cari hesap şeklinde kullandırıldığı hallerde müşterinin faiz oranlarının her gün değişen oranlarda yeniden belirleneceğini, günlük uygulanacağı kabul eder şeklinde düzenleme yapıldığını, aynı maddede faiz tahakkukunun üç aylık dönemlerde yapılacağı ve ödenmesi gerekeceğinin taraflara bildirildiğini, davacının basiretli tacir gibi davranmak zorunda olduğunu, davacıya dönem sonu faiz tutarlarının mail yoluyla bildirildiğini, itirazsız ödeme yaptığını belirterek davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı rotatif krediyi borçlu cari hesap şeklinde kullanmıştır. Yani kredi kullanılmış akabinde cari hesabındaki borca faiz işletilmiştir. Sözleşmenin 21/3. maddesine göre bu faiz oranının değişken olduğu hüküm altına alınmıştır. Her ne kadar bilirkişi tarafından değişen faiz oranının davacıya bildirilmediği beyan edilse ve davacı tarafından bu iddia üzerinden faizin ilk baştaki oran üzerinden hesaplanması gerektiği öne sürülse de bu hüküm değişikliğin karşı tarafça bilinmesini amaçlar; bildirici bir hüküm olup kurucu değildir. Yani bu bildirim yapılıp kredi müşterisinin oluru veya onayına gerek yoktur. Kaldı ki yine raporda belirlendiği üzere davacı bu oranlara daha sonra vakıf olmuş ancak sözleşmeye bağlılığını devam ettirmiştir. Bu halde davalı bankanın işlettiği faizin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğu, fazla faiz tahsilatı yapılmadığı anlaşıldığı\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin \"faiz değişikliğinin kredi müşterisine bildiriminin kurucu değil, bildirici hüküm olduğu\" yönündeki kabulünün taraflar arasındaki sözleşmeye açıkça aykırı olduğunu, sözleşmenin 7/1. maddesinde \"Banka, önceden bildirimde bulunmak suretiyle yukarıda sayılan hususlarda değişiklik yapabilir. Yapılan değişiklikler bankaca müşteriye yapılacak bildirimde belirtilecek tarihten itibaren geçerli olacaktır.\" hükmü ile bankanın faiz oranlarında tek taraflı değişiklik hakkı var ise de bu değişikliğin ancak ve ancak müşteriye (davacıya) bildirilmesi halinde geçerli olacağının sözleşme ile hüküm altına alındığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da doğru ve haklı olarak \"Sözleşmenin Genel Hükümler Ana Bölümü'nün 7/1. maddesinde bankanın faiz oranı, komisyon, ücret ve masraflarda yapacağı değişikliği bildirmesi ve değişikliğin bildirim belirtilecek tarihten itibaren geçerli olacağı,  güncelleme öncesinde sözleşme uyarınca davalı şirkete bildirdiğini gösterir herhangi bir belgenin dosyaya ibraz edilmediği\" hususunun belirtildiğini, davalı bankanın sözleşmeye aykırı şekilde bildirimde bulunmaksızın tek taraflı olarak değiştirdiği bir faiz oranının davacı şirketi hukuken bağlamayacağını, mahkemece  hukuki nitelendirme uyarınca davanın maddi tazminat davası olarak belirlendiğini, davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekalet ücreti tayininin yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle kararın hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Somut olayda; davacı şirket ile davalı banka arasında çerçeve genel kredi sözleşmesi imzalanmış olup; uyuşmazlık, davacı tarafça kullanılan rotatif ihracat kredisi nedeniyle davalı bankaca fazladan tahsil edildiği iddia olunan faizin davalı taraftan tahsiline ilişkindir. Dosyaya aldırılan bilirkişi raporunda; davalı bankaca davacı şirketin kredi hesabında 13/08/2018 ve 04/09/2018 tarihinde iki kez faiz, 09/10/2018 tarihinde komisyon değişikliği güncellemelerini güncelleme öncesinde sözleşme uyarınca davalı şirkete bildirdiğini gösterir herhangi bir belgenin dosyaya ibraz edilmediği, ancak davacı şirketin güncellemeleri takiben 06/09/2019 ve 06/12/2018 tarihinde tahakkuk eden faiz ve komisyon tutarlarını ödediği ve aynı değişiklerle 06/03/2018 tarihinde kredinin kapatıldığı dikkate alındığında davacı şirketin değişiklikleri bilmemesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 21/3 maddesi uyarınca kredi faizlerinin güncellenmesinin uygun olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Rapora karşı da davacı vekili süresinde itiraz etmesine rağmen ilk derece mahkemesince 04/04/2020 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak bilirkişi raporunun bu haliyle hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, konusunda uzman yeni bir bilirkişiye davacı şirketin ve davalı bankanın kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi de verilerek; davacı şirketin güncellenen faiz oranlarından nasıl haberdar olduğu, davalı bankanın güncellenen faiz oranlarını davacıya ne şekilde bildirdiği, davacının bankaca kendisine tahakkuk ettirilen tutarları ihtirazi kayıt koyarak mı ödeme yapıp yapmadığı hususları da irdelenerek tarafların bir önceki rapora karşı itirazları da değerlendirilmek suretiyle yeni bir rapor düzenlettirilmeli ve rapor değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklanan hususları taşımayan rapora itibar edilerek eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olduğundan davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>Davanın alacak istemine ilişkin olması nedeniyle davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinafı yerinde bulunmamıştır.<br>Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/09/2020 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın  ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, <br>5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından  davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6c0b374124909e82","SID":"d676d271b1623050"}}