{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/903 <br>KARAR NO: 2024/872<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/04/2021<br>NUMARASI: 2021/42 E. - 2021/320 K.<br>DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafça müvekkil aleyhine haksız ve kötüniyetle kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapıldığını ancak gönderilen ödeme emri usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmediğini, bu nedenle icra takibi sırasında yapılan tebligatın geçersiz olduğunu, alacaklı tarafça İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapıldığını ve ödeme emri gönderilemediğini, ekte sulunu PTT gönderi takip kayıtlarından da görülebileceğini üzere işbu ödeme emri, müvekkil adreste bulunmamasına rağmen ilgili mahalle muhtarlığına 25.09.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, söz konusu ödeme emri müvekkile hiçbir suretle ulaştırılamadığını , kendisine durumla ilgili hiçbir bilgi dahi verilemediğini yapılan tebligatın birçok açıdan eksik ve usulsüz olduğunu bu nedenle de iptali gerektiğini, mahkemece de taktir edileceği üzere yapılacak tebligatların sıhhatine ilişkin düzenlemeler 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23.maddesi kapsamında düzenlendiğini, ekte sunulan tebligat mazbatası usulsüz olduğunu, geçerlilik şartlarını taşımadığını,  müvekkilin davalıya karşı yana hiçbir borcu bulunmadığını, davaya konu senet bedellerinin  müvekkilce takip öncesi asıl alacaklıya ödendiğini dekontta sabit olduğunu, karşı tarafın İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ekte sunulu 30.01.2019 vade tarihli ve 40 numaralı senet ile 30.06.2018 vade tarihli ve 33  numaralı senedin her biri 5.500 TL olan bedellerinin ödenmediğinden bahisle müvekkil aleyhine icra takibi yürütüldüğünü, usulsüz bir tebligat söz konusu takibin kesinleştiğini , bahse konu ödemelerin yapılmış olduğunu, ekte sunulan bankta dekontların da ödemelerin sabit olduğunu, kesinleşen takip sonucunda cebri icra tehdidi altında kalan müvekkil bu sebeple mükerrer ödeme yapmak durumunda kaldığını, dolayısıyla söz konusu bedellerin iadesi gerektiğini, davalı bankanın kötü niyetli olduğunu, nama yazılı olan senetin ödendiğini bilmesine rağmen haksız kazanç gayesi ile usulsüz ciro yoluyla alacak takibi başlattığını hiçbir şekilde kabul anlamına gelmediğini, davalı banka işbu nama yazılı senet bedellerinin ödenmesini talep edemediğini, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında mevcut , 30.01.2019 vade tarihli ve 40 numaralı senet ile 30.06.2018 tarihli ve 33 numaralı her biri 5.500 TL olan bedelli bonolar nedeniyle müvekkilin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitini, İstanbul ....İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile davalıya yapılan 16.682,68 TL tutarlı ödemenin istirdadı ile bu tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesini, davalı yanın haksız ve hukuka aykırı işlemleri sebebiyle müvekkil zarara uğradığını , davalının %20den az olmamak üzere davalı yan aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesi HMK. 119'da sayılan bilgileri taşımadığından usule uygun düzenlenmediğini, dilekçede davacının adresinin yer almadığını bu nedenle öncelikle davacıya bu eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verilmesi gerektiğini , bu süre içerisinde eksikliği tamamlamaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin gerektiğini, davacı tarafın açmış olduğu işbu davanın hiçbir yasal dayanağının olmadığını, davacının ileri sürdüğü iddianın dinleneceği mahkeme İcra Hukuk mahkemesinin olduğunu, icra dosyasında davacıya yapılan tebligatın herhangi bir usulsüzlük olmadığını, davacı tarafın icra takibine konu senet bedellerinin takip öncesi ödediğini iddia ettiğini, bunun gerçeği yansıtmadığını, müvekkil bankaya herhangi bir ödeme olmadığını, borçlunun 3.şahsa yaptığını iddia ettiği ödemenin müvekkil bankayı bağlamayacağını, borcu senede bağlı bir borçlunun borcunu öderken senedi de geri alması gerektiğini, senetlerin nama yazıldığı def'i tamamen şahsi bir def'i olup, senetleri temlik cirosu ile elinde bulunduran haklı ve yasal hamil müvekkil bankaya karşı ile sürebilecek bir def'i olmadığını, usule ilişkin itirazlar dikkate alınarak davanın reddini, esasa girilmesi halinde ise hiçbir yasal dayanağı olmayan bir takım iddialara dayalı davanın esastan reddini, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli davası nedeniyle %20 kötü niyet tazminatına mahkumiyetine , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesinin karar verilmesini beyan etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Somut olayda davacı tarafından senet bedellerinin lehtara ödenmesi nedeni ile bedelsiz kaldığı iddia edilmekte olup, bedelsizlik iddiası davalı yana dava konusu senetlerin nama yazılı olması nedeni  ile sürülebilir. Dava dilekçesi ekinde dava konusu senetlerin dava dışı lehtara ödendiğine dair \"30.01.2019 vadeli senet öde\" açıklaması ile 5.500 TL bedelli 24.01.2019 tarihli İş bankasına ait ödeme dekontu ile \"30.06.2018 vadeli senet öde \" açıklaması ile 5.500 TL bedelli 07.02.2018 tarihli İş bankasına ait ödeme dekontunun sunulduğu, dava konusu senet bedellerinin bu şekilde dava dışı lehtara ödendiği, davacının senetler nedeni ile borçlu olmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından icra takip bedelinin takip sırasında icra dairesine ödendiği ödenen bedelin icra dairesi tarafından alacaklı vekiline ödendiği anlaşılmakla davacı tarafından icra tehdidi altında ikinci defa ödenmek zorunda kalınan bedelin davacı yana iadesine karar verilmiştir.  İİK'nun 72.maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasının borçlu lehine sonuçlanması halinde, aynı Yasanın 72/5 maddesi uyarınca borçlu lehine tazminat hükmedilebilmesi için, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olması gerekir.  (Yargıtay 19. HD 2014/8573 E., 2014/10829 K.). Davalı alacaklının takipte haksız olduğu  sabit ise de, davalının kötü niyetli olduğu da ispat edilebilmiş değildir. Bu sebeple davacının tazminat talebinin reddine\" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -İlk Derece Mahkemesi'nin kararını oluştururken taraflarınca dosyaya sunulan beyanlarının hiçbirini dikkate almadığını, Davacı tarafın, senet bedellerini dava dışı lehtara ödediğine dair def’inin, senetlerin haklı ve yasal hamili olan müvekkili Bankaya karşı ileri sürülemeyeceğini,  senetlerin haklı ve yasal hamilinin müvekkili Bankaya yapılan herhangi bir ödeme olmadığını, ödeme def’inin nerede ve ne şekilde yapılacağının İİK. 168/5 ve 169. maddelerde net olarak belirtildiğini,  borcu senede bağlı bir borçlunun, borcunu öderken senedini de geri alması gerektiğini, TTK.645 ve 646. madde hükümlerinin açık olduğunu,  Davacı tarafın, senetlerin nama yazılı olduğu yönündeki def’inin de tamamen şahsi bir def’i olup, senetleri temlik cirosu ile elinde bulunduran haklı ve yasal hamil müvekkili Bankaya karşı ile sürülebilecek bir def’i olmamasına rağmen, ilk derece mahkemesinin bu hususu da gerekçe göstererek, usul ve yasaya aykırı bir şekilde davanın kabulüne karar verdiğini,-Dosya içerisindeki icra dosyasında, davacı tarafından icra dosyasına ödenen para her ne kadar 16.682,68 TL ise de, icra dosyasından reddiyat yapılarak, Davacı/Borçlu tarafından icra dosyasına yatırılan paranın 1.145,52 TL’sı Tahsil Harcı ve 266,40 TL’sı Cezaevi Harcı olarak kesilerek, müvekkili Bankaya ödenen para 15.270,76 TL olduğunu, dolayısı ile kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için müvekkili Bankaya ödenen paranın iadesi kabul edildiği takdirde, iade edilecek paranın 16.682,68 TL değil, 15.270,76 TL olacak ve karar ile belirlenecek masraf ve vekalet ücretinin de bu rakam üzerinden belirlenmesi gerekeceğini, bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafça İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatıldığını, iş bu takibe ilişkin olarak düzenlenen ve 7201 sayılı Tebligat Kanununda tebligatın sıhhatine ilişkin düzenlenen şartları tümüyle taşımayan ödeme emrinin, müvekkilinin adreste bulunmaması üzerine mahalle muhtarlığına tebliğ edildiğini, usulsüz tebligat neticesinde kesinleşen icra takibi dolayısıyla cebri icra tehdidi altında mükerrer ödeme yapıldığını, 30.01.2019 vade tarihli ve 40 numaralı senet bedelinin müvekkili tarafından 24.01.2019 tarihinde “30.01.2019 vadeli senet öde” açıklaması ile; 30.06.2018 vade tarihli ve 33 numaralı senet bedeli ise 07.02.2018 tarihinde “30.06.2018 vadeli senet öde” açıklaması ile eksiksiz bir biçimde ödenmiş olduğunu,  dava konusu senetlerin tüketici senedi niteliğinde olduğundan nama yazılı olarak düzenlenmek zorunda olduğunu, nama yazılı senetlerin alacağın devri yolu ile devredildiğinden senedin dava dışı lehdara ödendiği iddiasının davalıya karşı da ileri sürülebileceğini, davacı yanın aksi yöndeki iddialarının açıkça hukuka aykırı olduğunu,  Türk Ticaret Kanunun 647. madde hükmünde açıkça belirtildiği üzere nama yazılı senetlerin devrinin salt ciro yoluyla değil alacağın temliki yoluyla gerçekleştiğini, davalı yan mezkûr istinafa başvuru dilekçesinde, borcu senede bağlı bir borçlunun, borcunu öderken senedi de geri alması gerektiğinden bahsetmişse de, senedin geri alınmamış olmasının borcun ödenmiş olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini ve somut olay kapsamında müvekkilimize yapılmış olan mükerrer ödemeyi haklı kılmayacağını, İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına yapılan ödemenin bir kısmının tahsil harcı ve cezaevi harcı olarak kesildiğini bu sebeple iade edilmesi gereken tutarın müvekkilinin icra dosyasına yaptığı ödemeden daha az miktarda olması gerektiği yönünde mesnetsiz iddialara yer verdiğini, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla yapılan takipteki bonolara ilişkin olarak borçlu olmadığının tespiti ile yapılan ödemelerin istirdat istemine ilişkindir. Dava konusu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyanın incelenmesinde; Alacaklının davalı  ... A.Ş. olduğu, borçlunun ise dava dışı ... Tic A.Ş. ve davacı ... olduğu, 13.320,02 TL faiz ve masraflar hariç olmak üzere kambiyo  senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapıldığı görülmüştür. İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasıyla, dosya kapsamında mübrez 30.01.2019 vade tarihli, 40 numaralı ve 5.500,00 TL senet bedeli ile 30.06.2018 vade tarihli, 33 numaralı ve 5.500,00 TL senet bedellerin tahsili talepli takip başlatıldığı, senetlerin dava dışı  ... A.Ş. namına düzenlendiği, davalının senedi, dava dışı lehtardan devraldığı anlaşılmaktadır. ve  davacı tarafından 16.682,68 TL'nin icra dairesine ödendiği anlaşılmıştır.Nama yazılı kıymetli evrak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 654. maddesinde, \"Belli bir kişinin adına yazılı olup da, onun emrine kaydını içermeyen ve kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmayan kıymetli evrak, nama yazılı senet sayılır.\" şeklinde tanımlanmıştır.Takibe konu senetler incelendiğinde; senetlerin nama yazılı olarak düzenlendiği, borçlunun keşideci, alacaklının lehtardan sonraki ciranta olduğu anlaşılmıştır. Bono, poliçe ve çek kanun gereği emre düzenlenen senetlerdir.  Nama yazılı hale gelen senedin ciro edilme imkanı kalmaz. Ancak alacağın temliki yolu ile devredilebilir. Bu yasağa rağmen yapılan ciro alacağın temliki hükümlerine tabi olur. Zira nama yazılı senetler ancak alacağın temliki sonuçlarını yaratmak üzere devredilebilirler. Nama yazılı senet üzerinde yapılan ciro da temlikin sonuçlarını yaratabilir. Bu durumda senedi temellük edene karşı keşideci her türlü def’ilerini ileri sürebilir (H.G.K.11.4.2007 tarih 12-206/202 sayılı kararı). Bununla birlikte şekil olarak cironun alacağın temliki şartlarını bünyesinde barındırdığı söylenemiyorsa, artık senedi devralan kişi senede dayalı olarak hak sahibi sıfatını iktisap edemeyecek ve kambiyo hukukuna ilişkin hiçbir hukuki imkandan özellikle İİK’nın 170/a-2. maddesi uyarınca kambiyo hukuku kapsamında takip hakkından yararlanamayacaktır. (Yargıtay 12 Hukuk Dairesinin 2022/7334 esas 2022/14329 karar sayılı kararı) Somut olayda, davaya konu senetler nama yazılı olarak düzenlenmiştir. Davacı senet lehtarına karşı ileri sürebileceği defileri alacağın temliki hükümleri gereğince davalı bankaya karşı da ileri sürme hakkı bulunmaktadır. Bununla birlikte İstirdat davasında icra dosyasına ödenen bedelin iadesine karar verilebileceği,  İstirdat davası borçlu lehine sonuçlanırsa yalnız alacaklının takip konusu yaptığı paranın değil, davacının icra takibinde ödemiş olduğu asıl borç, faiz, harç ve giderler dahil tüm miktarın davalı alacaklı tarafından davacı borçluya ödenmesine karar verileceği, buna göre davalının takip başlatan taraf olduğu ve takip masraflarına davalının haksız çıkması nedeniyle katlanması gerektiği bu konudaki istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış olup, mahkemece verilen kararın yerinde bulunduğu anlaşılmakla davalı bankanın tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/04/2021 tarih ve 2021/42 E., 2021/320 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.139,59-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 511,28-TL harcın mahsubu ile bakiye 628,31-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d36e7c2ae060aea7","SID":"13748920a05cecdd"}}