{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/895 <br>KARAR NO: 2024/871<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/04/2021<br>NUMARASI: 2018/378 E. - 2021/367 K.<br>DAVANIN KONUSU: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilleri ile davalı arasında 11.09.2016 tarihli bir Finansal Kiralama Sözleşmesi yapıldığını, sözleşmeyle ... plakalı araçların müvekkiline kiralandığını, taraflar arasında 11.09.2016 tarihinde düzenlenen bu sözleşmenin davalı tarafından Beşiktaş ... Noterliği'nin 17.03.2007 Tarih ve ... Yevmiye sayılı İhtarnamesi'nin 4. maddesi gereği feshedildiğini,   taraflar arasındaki sözleşmenin eski ve yeni kanunun uygulanabilme maddeleri dikkate alınarak; sona mı erdiği yoksa fesih mi edildiği hususunun bilirkişilerce tespit edilmesi gerektiğini, her iki durumda borç veya borçsuzluk miktarı, hatta alacaklı kalabilecekleri miktarların farklı olacağını, ancak hangi halde olursa olsun iade edilen araçların satılarak paraya çevrilmesi ve davalıca borçlarından düşülmesi, davalı tarafından lehlerine kabul edilmiş bir ödeme olmak zorunda olduğunu, bu sözleşmeye istinaden ve kira bedellerine yönelik verilen senetlerin bir kısmının ödendiğini, ödenmeyen kısımların davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. takibine konu edildiğini, takip aşamasında müvekkili tarafından finansal kiralamaya konu araçların davalıya  teslim edildiğini, araçların 2-3 yıl davalının uhdesinde kaldıktan sonra satıldığını, satış bedellerinin yaklaşık 80.000,00 - 85.000,00 Euro tuttuğu müvekkiline sözlü olarak söylenmişse de icra dosyasına tahsilat olarak yansıtılmadığını, satış  bedellerinin gerçekte ne olduğu taraflarınca bilinmemekte olup, davalının vereceği cevaplardan, defterlerinden ve ilgili Trafik Tesçil dosyalarından gerçek miktarının öğrenilebileceğini, yine müvekkili tarafından 22.11.2013 tarihinde 10.000,00 TL ve 18.12.2017 tarihinde 40.000,00 TL davalıya ödenmiş olmasına rağmen bunların da icra dosyasına beyan edilmediğini, davalı tarafından hiç bir tahsilat yansıtılmadan müvekkiline ait taşınmazın satış işlemlerine devam edilince, taraflarınca icra dosyasına vekaletname sunulmak suretiyle dosya borcunun  hesaplattırılmasının istenildiğini, 04.12.2018 tarihi itibariyle icra dosyasından yapılan tahsilatlar dışında 4.223.489,46 TL dosya borçlarının olduğunun görüldüğünü, davalı tarafından taraflarına verilen belge ve gönderilen mailllerden de anlaşılacağı üzere davalıya teslim edilen araçların satılarak borçlarından düşülmüş olduğu söylenmişse de, bankadan yaptıkları 10.000,00 TL ile 40.000,00 TL ödemeler  ve satılan araç bedelleri dosyaya beyan edilmediğini, gerek araçların satış tarihleri itibariyle düşülecek kısımlar, gerekse de müvekkilince yapılan harici ödemelerin icra dosyasına beyan edilmemesi, gerekse taraflarınca verilen bir çok mail ve belgede indirim vs. gibi açıklamalar olmasına rağmen, ödeme tarihleri itibariyle olmayan borçların yüksek oranlı faizleri de işlemeye devam ettiğini ve bu şekilde dosya borcu yüksek miktarlı seviyelere ulaştığını belirterek  dava tarihi itibariyle davalıya  İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. takip dosyasından bilirkişilerce hesaplanacak dava değeri kadar borçlu bulunmadıklarına dair tespitin  yapılmasına karar verilmesini, bilirkişilerce yapılacak inceleme ile ortaya çıkacak rakam doğrultusunda eksik harcın tamamlanacağını ya da davanın ıslah edileceğini, masraf ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili şirket arasında 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu çerçevesinde Beyoğlu .... Noterliği’nde 11/09/2006 tarih, ... yevmiye no.lu, ... sözleşme no.lu Finansal Kiralama Sözleşmesi akdedildiğini,  davacının ödenmeyen kira borcu ve işlemiş faiz borcu için 17/05/2007 tarihinde ihtarname keşide edildiğini, keşide edilen ihtarname ile 60 günlük yasal süre içinde kira borcunun ödenmesi, aksi taktirde sözleşmelerin fesh edileceği ve fesih süresi sonundan itibaren 5 gün içerisinde sözleşme konusu malların teslimi ihtar edildiğini, Beşiktaş ....Noterliği’nden düzenlenen 17/05/2007 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarname 22.05.2007 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, işbu ihtarnamede davacı kiracının muaccel hale gelmiş finansal kira borcunu ödemediği, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 60 gün içinde borcun ödenmemesi halinde başka hiçbir ihtar veya ihbar yapılmasına gerek kalmadan işbu ihtarname ile sözleşmenin fesih edilmiş sayılacağı, 3226 sayılı FKK’nun 25.maddesi gereğince finansal kiralama konusu malların müvekkiline teslimi ve yine aynı madde gereğince kira borçları muaccel hale geleceğinden ileriye yönelik finansal kiralama borcunun ödenmesi gerekeceği, aksi halde yasal yollara müracaat edileceğinin ihtar olunduğunu, 17.05.2007 tarihli müvekkilinin ihtarnamesinin FKK’nun anılan hükümlerine uygun olduğunu, kiracının ihtarnamede zikredilen miktardaki muaccel kira borcunu ödemediğini ve ihtarnamede öngörülen 60 günlük süre içinde ve sonrasında da kiracının temerrüt hali devam ettiğini,  60 günlük sürenin hitamında dava konusu finansal kiralama sözleşmesi fesih olduğunu, kiracının finansal kiralama konusu malı derhal iade yükümü altına girdiğini ve işlememiş tüm kira bedellerinin de muaccel hale geldiğini, bu nedenle davacı şirket aleyhine başlatılmış olan icra takiplerinin de itirazsız olarak kesinleştiğini, dava konusu olayda da finansal kiralama sözleşmesinin feshi için tüm kanuni ve akdi fesih şartların gerçekleşmiş olup, müvekkilinin 60 gün süreli fesih ihtarnamesindeki sürenin semeresiz geçmesi ile finansal kiralama sözleşmesi, semeresiz geçen 60. günün sonunda kendiliğinden sona erdiğini, davalıya verilen 60 günlük mehil dolmasına rağmen kira borcunu halen kapatmadığını ve malların teslimini de gerçekleştirmediğini,  sözleşme ve proforma faturada açıkça belirtilen ve mülkiyeti müvekkili  şirket ... Finansal Kiralama Anonim Ortaklığı’ na ait olan araçların taraflarına teslim edilmediği için sözleşme konusu malların iadesi için de İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’ nin 2008/300 E. Sayılı dosyası ile dava açıldığını,  İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’ nin 2008/300 E. sayılı dosyasından taleplerinin kabulü ile finansal kiralama konusu malların iadesine ilişkin kararın 05.02.2010 tarihinde kesinleştiğini, davaya ve tedbire konu mülkiyeti müvekkili şirkete ait olan malların ihtiyat-i tedbir kararının infazı yoluyla usul ve hukuka uygun bir şekilde iade alındığını, davacının, tedbire konu malların satımının yapıldığını, düşük fiyattan satış yapıldığını ve satıştan gelen paranın borçlu davacının borcundan mahsup edilmediği yönündeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, bu sözleşmeye konu olan üç adet aracın teslim ve iade alındığını ve satılarak paraya çevrildiği tarihte 3226 sayılı Finansal Kiralama Yasası yürürlükte olup bu sözleşme açısından bu kanun düzenlemesinin uygulanmasının yasal bir zorunluluk olduğunu,  6361 sayılı yasanın gelecekte TBMM’de kabul edilip edilmeyeceği, yasalaşıp yasalaşmayacağı henüz belirli değilken ve bu konuda herhangi bir çalışma dahi yokken ... no’lu sözleşme ve bu sözleşmenin feshinin sonuçlarına 3226 sayılı Finansal Kiralama Yasası ve bu yasanın hükümlerinin uygulanmasının gerekeceğini, müvekkili şirketin de söz konusu bu sözleşme açısından 3226 sayılı yasa hükümlerini uyguladığını,  bu kapsamda müvekkili şirketin ekipmanların satış bedellerini dahi davacının borcundan düşme zorunluluğu bulunmadığını, buna rağmen davacının sözleşme konusu malların düşük değerden satıldığı ve borçlarından düşülmediği şeklindeki beyanlarının  hiç bir hukuksal dayanağı da bulunmadığını belirterek  davanın reddi ile yargılama masraflarının ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Dava tarihi itibariyle temerrüt faizinin hesaplanması açısından, talep edilen %30 oranı üzerinden  yapılan hesaplamada toplam faiz miktarının 143.454,21 Euro olarak hesaplandığı, bu tutar hesaplanırken de takip tarihi itibariyle kalan ana para borcu olan 79.118,08 Euro borç bakiyesine ilave edildiği, araçların satış bedeli olan 72.349,83 Euro' nun borç bakiyesinden düşüldüğü ve yapılan tahsilatların da bakiyeye yansıtıldığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davacılar vekilince 24.11.2020 tarihli dilekçeleri ile \" davalıya dava tarihi itibariyle  96.514,34 Euro karşılığı TL olarak borcumuz bulunmadığı, bunun TL karşılığının icra takip dosyasına göre 1 Euro = 1.9704 TL olduğu ve bu surette takipten dolayı 96.514,34 Euro karşılığı 188.201,45 TL olarak ıslah edilmesi gerektiği, dava tarihi esas alınacak ise 1 Euro = 6.054 TL olduğu bu surette 96.514,34 Euro karşılığı 584.297,814 TL olarak ıslah edilmesi gerektiği, neticede ıslah edilmesi ve borçlu olunması gereken tutarın 96.514,34 Euro olduğu, bu sebeple davada borçlarının olmadığına dair taleplerini 96.514,34 Euro olarak ıslah ettiklerini\" beyan ettikleri görülmüş ise de; birbirini özü itibariyle destekleyen ek rapor ve 30.10.2020 tarihli bilirkişi raporu birlikte incelenip değerlendirildiğinde,  dava tarihi itibariyle davacıların davalıya 17.724,41 EUR gecikmiş kira borcu ve KDV hariç 6.768,25 EUR anapara borcu olmak üzere toplam 24.492,66 Euro kira borcu, 26.673,80 TL masraf borcu bulunduğu, infaz aşamasında icra dairesince yapılacak hesaplamalarla kesinlik kazanacak temerrüt faizinin ise bilirkişi  hesabına göre 143.454,21 Euro olduğu anlaşılmakla davacının davasının reddine\"  karar verilmiştir.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Yerel mahkeme gerekçesi incelendiğinde; dosyadan düzenlenen 30.10.2020 tarihli son bilirkişi raporundaki verilerin hükme esas alınarak müvekkillerinin dava tarihi itibariyle davalıya toplam 24.492 Euro kira borcu, 26.673,80 TL masraf borcu ve  infaz aşamasında icra dairesince yapılacak hesaplamalarla kesinlik kazanacak temerrüt faizinin ise dava tarihi itibariyle bilirkişi hesabına göre 143.454,21 Euro faiz borcu bulunduğu kabul edildiğini, dava açıldığında, müvekkilinin davalıya olan borcunun, 121.007,00 Euro + takip tarihinden dava tarihine kadar işleyecek 121.007,00 Euro'nun temerrüt faizinin toplamı olduğunu,  Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya göre ise, dava tarihindeki ana borç : 24.492,66 EUR + 26.673,80 TL olarak hesaplanmış ve müvekkilinin 96.514,34 Euro ana para borcunun bulunmadığını tespit ettiğini (121.007,00 EUR - 24.492,66 EUR işleminden bakiye olarak), faiz hesabının ise icra dairesince yapılması gerekirken bilirkişinin, 24.492,66 EUR'un dava tarihine kadar faizini hesapladığını, yerel mahkemenin de kafasının burada karıştığını, takip miktarı olan 121.007,00 EUR'un dava tarihine kadar faizi hesaplayıp ana paranın üzerine eklemeden, takip borcunu 121.007,00 EUR olarak değerlendirdiğini, bilirkişice hesaplanan 24.492,66 EUR ve bunun dava tarihine kadar olan faizi olan 143.454,24 TL'yi toplamak suretiyle ortaya çıkan miktarın 121.007,00 Eur'dan fazla olduğu kanaatiyle davalarının reddine karar verildiğini,  bilirkişi raporu incelendiğinde, davalıya iade edilen araçların satım bedelleri ile davalıya yapılan ödemeler takip borcundan düşülerek müvekkilinin ana para borcunun 121.007,00 EUR değil, 24.492,66 EUR ve  26.673,80 TL olması gerektiği sonucuna varıldığını, yani, dava tarihinde müvekkilinin davalıya olan borcu, 121.007,00 EUR + dava tarihine kadar işleyecek temerrüt faizi değil,  24.492,66 EUR + 26.673,80 TL ve ödeme tarihlerine göre hesaplanacak dava tarihine kadar işleyecek temerrüt faizi olduğunu, dolayısıyla, ıslah ettikleri miktar üzerinden (96.514,34 EUR) müvekkilinin davalıya borcunun olmadığının sabit olduğunu, bu sebeple, temerrüt faizine yönelik alacak kaleminin, icra dairesince yapılacak hesaplama ile netlik kazanacağından, hüküm dışında bırakılması gerekmekteyken, yerel mahkemece bu kalemin anapara alacağı gibi kabul edilmesinin hatalı olup kararın bu yönüyle kaldırılması gerektiğini, -Temerrüt faizi dışarıda bırakıldığında geriye 24.492,66 Euro kira borcu ve 26.673,80 TL masraf borcu şeklinde iki borç kalemi kaldığını, Davalının müvekkillerine karşı başlatmış olduğu icra takibiyle talep edilen ana para borcunun ise, 121.007,00 Euro olduğunu,  hüküm gerekçesinde de; müvekkilinin gerçekte davalıya 24.492,66 Euro kira borcu ve 26.673,80 TL masraf borcu olduğunun ifade edildiğini, yani, 121.007,00 TL borçlarının olmadığının mahkemece de kabul edildiğini, müvekkilince yapılan ödemeler ve araçların satım bedelleri mevcut borçtan düşülmediğinden ve bu kalemlerin borçtan düşülmesi halinde kalan borcun ne kadar olduğunun mahkemece tespit edilmesinin talep edildiğini, Mahkemece kabul edilen 24.492,66 Euro kira borcu, icra dosyasından talep edilen 121.007,00 Euro bedelden çıkarıldığında; geriye kalacak olan 96.514,34 Euro, müvekkillerin gerçekte borçlu olmadıkları miktar olup mahkemece bu hususun tespitiyle haklı davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, -Hükümden önce taraflarınca dosyaya 24.11.2020 tarihli bilirkişi raporuna beyan ve ıslah dilekçesi sunulduğunu, ıslah dilekçesinde, bilirkişi incelemesi sonucunda borçlu olmadıklarına dair dava değerinin 96.514,34 Euro olarak ıslah edildiğini, bununla birlikte; icra takibiyle talep edilen faiz oranının fahiş olması ve bir tarafın ekonomik mahvına sebep olabileceği gerekçeleriyle  taraflar arasındaki finansal kiralama sözleşmesi yönünden, önceden belirlenmiş olan genel işlem şartı şeklindeki sözleşmeye katılma yoluyla giren müvekkiller açısından sözleşmede belirlenen faiz oranlarının uyarlanması yönünde de ıslah yoluyla talepte bulunulduğunu, bu hususta mahkemece olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmediğini,  Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 22.11.2012 tarihli, 2012/17865 E. ve 2012/26319 K. sayılı ilamında Yargıtay, faize ilişkin 6098 Sayılı TBK md.88 ve md.120 hükümlerinin emredici nitelikte olduğuna ve taraflar ileri sürmese dahi hakim tarafından resen dikkate alınması gerektiğine vurgu yaptıktan sonra, temyize konu olay ticari bir iş olmadığından, uygulanabilecek faiz  oranlarını akdi faiz için %13,5 ve temerrüt faizi için %18 olarak zikretmiş, devamla yeri olmadığı halde örneklemeyi sürdürerek temerrüt faizinin \"ticari işlerde avans faizinin yüzde yüz fazlasını yani avans faizinin iki katını aşamaz\" şeklinde bir karara imza attığını, bu sebeple sözleşme ile belirlenen faiz oranı müvekkillerinin ekonomik olarak mahvına sebep olacağından; yukarıdaki Yargıtay kararında belirtilen ilkeler çerçevesinde faiz oranı makul bir seviyeye indirilmesi gerektiğini, bu husus hakkında olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmemiş olması sebebiyle de kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, -Müvekkilleri hakkında başlatılan icra takibi halen daha 121.007,00 Euro ana para üzerinden devam ettiğinden, müvekkillerinin ileride telafisi imkansız zararlara uğramasını engellemek amacıyla; dairenizce karar verilene ve müvekkillerinin gerçek borcu tespit edilene kadar İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasının bilirkişice hesaplanan borçlu olmadığımız miktar yönünden tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafların Finansal Kiralama Sözleşmesinden doğan borçlarını ödemede temerrüte düşmeleri sebebiyle ödenmeyen kira borcu ve işlemiş faiz borcu için 17/05/2007 tarihinde ihtarname keşide edildiğini, keşide edilen ihtarname ile 60 günlük yasal süre içinde kira borcunun ödenmesi, aksi taktirde sözleşmelerin fesh edileceği ve fesih süresi sonundan itibaren 5 gün içerisinde sözleşme konusu malların teslimi ihtar edilmiştir. Beşiktaş ...Noterliği’nden düzenlenen 17/05/2007 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarname 22.05.2007 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, İşbu ihtarnamede davacı kiracının muaccel hale gelmiş finansal kira borcunu ödemediği, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 60 gün içinde borcun ödenmemesi halinde başka hiçbir ihtar veya ihbar yapılmasına gerek kalmadan işbu ihtarname ile sözleşmenin fesih edilmiş sayılacağı, 3226 sayılı FKK’nun 25.maddesi gereğince finansal kiralama konusu malların müvekkile teslimi ve yine aynı madde gereğince kira borçları muaccel hale geleceğinden ileriye yönelik finansal kiralama borcunun ödenmesi gerekeceği, aksi halde yasal yollara müracaat edileceği ihtar olunduğunu, aynı Kanunun 25.maddesine göre; “Sözleşmenin kiralayan tarafından feshi halinde kiracı malı iade ile birlikte vadesi gelmemiş finansal kiralama bedellerini ödemek yükümlülüğü altında olduğu gibi kiralayanın bunu aşan zararından da sorumludur.”  hükmü bulunduğunu,  60 günlük sürenin hitamında dava konusu finansal kiralama sözleşmesi fesih olunduğunu, Davaya ve tedbire konu mülkiyeti müvekkili şirkete ait olan malların ihtiyat-i tedbir kararının infazı yoluyla usul ve hukuka uygun bir şekilde iade alındığını, Davacının, tedbire konu malların satımının yapıldığı, düşük fiyattan satış yapıldığı ve satıştan gelen paranın borçlu davacının borcundan mahsup edilmediği yönündeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını,  fesih tarihinde 3226 sayılı kanunun yürürlükte olması sebebiyle 25. madde düzenlemesine uygun olarak sözleşme konusu malların iade alındığını ve satılarak paraya çevrildiğini, bu maddenin düzenlemesi olan “malı iade ile birlikte vadesi gelmemiş kira bedellerinin de talep edilmesi” kuralının uygulanması, yasaya  ve de dosyaya  sundukları yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırılık oluşturmadığını, müvekkilinin şirketin ekipmanların satış bedellerini dahi davacının borcundan düşme zorunluluğu bulunmadığını buna rağmen davacının sözleşme konusu malların düşük değerden satıldığı ve borçlarından düşülmediği şeklindeki beyanlarının  hiç bir hukuksal dayanağı da bulunmadığını, Davacı tarafın, finansal kiralama bedelini ödemede temerrüte düştüğünü, Finansal Kiralama Kanunu’nun 23/1. maddesinde yer alan Fesih nedenlerinden ‘Kiracının Finansal Kiralama Bedelini Ödemede Temerrütü söz konusu olduğunu,  temerrüte düşmesi nedeniyle davacıya gönderilen ihtarnamede gecikmiş borç ve işlemiş temerrüt faizini ödemeleri aksi taktirde sözleşmenin feshedilebileceği ihtar edildiğini,  Davacı ihtarnamede belirtilen süre içerisinde borçlarını ödememesi nedeniyle sözleşme feshedildiğini, Finansal Kiralama Kanunun 23/1 maddesine göre, sözleşmenin kiralayan tarafından feshi halinde, kiracı, malı kiralayana teslim etmek ve vadesi gelmemiş finansal kiralama bedellerini ödemek yükümlülüğü altında olduğu gibi, kiralayanın bunu aşan zararından da sorumludur. Aynı zamanda feshe kadar muaccel olup da ödemediği finansal kiralama bedellerini de kanuni faiziyle birlikte ödemekle yükümlü olduğunu,  Davacının kambiyo takibi ile ilgili faize ve faiz oranına itirazı hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,  bilirkişi raporundaki tespit ile, davacıların, takip tarihi itibariyle müvekkili şirkete, takip talebinde belirtilen tutardan daha fazla borçlu olduklarının ortaya koyduğunu, bilirkişi yapmış olduğu incelemede; \"Takip tarihi olan 30.05.2008 tarihinde 23.237,46 Euro gecikmiş kira borcu, KDV dahil 95.359,33 Euro vadesi gelmemiş anapara borcu ve 9.123,04 Euro kira gecikme faizi olmak üzere toplam 125.719,84 Euro borcun bulunduğu, icra takibinde talep edilen tutarın ise 121.007,00 Euro olduğu, 4.712,84 Euro eksik talepte bulunulduğu, Finansal Kiralamaya konu malların 29.06.2010 tarihinde satışı ile KDV hariç satış bedeli olan 72.349,83 Euro'nun kalan anapara tutarından düşüldüğü  buna rağmen hala 6.768,25 Euro vadesi gelmemiş anapara borcu ve yapılan tahsilatlar dikkate alındığı halde 25.412,86 EUR gecikmiş kira borcu ve 18.524,78 TL masraf borcu olduğu tespitleri yapıldığını, İstinaf dilekçesinde TBK 120. Maddesine dayanılmakla faiz oranının fahiş olduğu belirtilmişse de TBK 120. Maddesi hükmü \"Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.\" şeklinde düzenlendiğini, Kanunun lafzına göre taraflar uygulanacak faiz oranını sözleşme ile kararlaştırabilineceğini,  Türk Ticaret Kanunu'nun  \"ticari işlerde faiz\" başlıklı 8. Maddesinde  \"Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir.\" hükmüyle birlikte Finansal Kiralama Sözleşmesine konu faiz oranının tüm kanuni düzenlemelere uygun olarak akdedilmiş olduğunu, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti amacıyla açılan menfi tespit davasıdır. Davacı ... ile davalı şirket arasında 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu çerçevesinde Beyoğlu ... Noterliği’nde 11/09/2006 tarih, ... yevmiye no.lu, ... sözleşme no.lu Finansal Kiralama Sözleşmesi akdedildiği ve davacının kira borcunu ödememesi sebebiyle Beşiktaş ... Noterliği’nden düzenlenen 17/05/2007 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamenin 22.05.2007 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, 60 gün içinde borcun ödenmediği ve sözleşmenin feshedildiği anlaşılmıştır. Fesih sonucu davalı tarafça ödenememiş kira bedelleri ve aşan zarara ilişkin  İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile 30/05/2008 tarihli takip başlatıldığı, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyası incelendiğinde; 110.607,00 Euro Asıl Alacak, 10.400.00 Euro vadesi gecen senetlere işlemiş yıllık %30 temerrüt faizi; toplam 121.007,00 EUR alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek faiz anlaşması gereği %50 temerrüt faizi ile birlikle tahsilini talep ettiği görülmüştür.Finansal kiralama sözleşmesine konu olan 3 adet araçta davacıların edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle haklı nedenle feshedildiği ve  tedbirin infazı ile malların alındığı ve satıldığı  konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı kiracıların borcunun tespiti açısından yapılan değerlendirmede, bilirkişi tarafından  davalı bankanın defter ve muavin kayıtlarında yapılan incelemelere göre; belirlenen ödeme planına göre 19.10.2006 tarihinde yapılması gereken 2.taksitten itibaren ödemede temerrüte düşüldüğü, 7. 8. 9. taksitlerin üst üste ödenmediği, ihtarname tarihi itibariyle 18.502,00 Euro ödenmemiş borcu olduğunun, takip tarihi olan 30.05.2008 tarihi itibariyle vadesi gelen/geciken, ileri vadeli borç, temerrüt faizi ve KDV dahil toplam 125.719,83 Euro olduğu, icra takibinde 4.712,33 EUR eksik talep edildiği, dosyadaki beyanların aksine, araç satış bedellerinin kalan kira bedelinden düşüldüğünün görüldüğü, buna göre bilirkişi tarafından yapılan tablodan da anlaşılacağı üzere 29.06.2010 araç satış tarihi itibariyle toplam borcun 32.181,11 Euro, 29.06.2010 araç satış tarihi itibariyle toplam borcun 18.524,28 TL  olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. Dava tarihi itibariyle yapılan değerlendirmede ise muaccel kira bedelinin 17.724,41 Euro, muaccel kira bedelinin ise 6.768,25 Euro olduğu bildirilmiştir. Ayrıca 26.673,80 TL masraf borcu bulunduğu, takip tarihinden sonra davalı tarafından muhtelif masraflar eklenerek ve 6.444,28 TL, 40.000 TL, 13.47,76 TL tahsilatlar düşülerek ulaşılmıştır.Dosya incelendiğinde davalıların takip talebinde 110.607,00 Euro Asıl Alacak, 10.400.00 Euro vadesi geçen senetlere işlemiş yıllık %30 temerrüt faizi; toplam 121.007,00 EURO alacak üzerinden takip başlattığı ve bilirkişi raporu ile fazla çıkan miktarın temerrüt faizinden kaynaklandığı,  bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya göre, dava tarihindeki asıl alacağın 24.492,66 EUR + 26.673,80 TL  olarak hesaplandığı, davacılar vekilince 24.11.2020 tarihli dilekçeleri ile \"davalıya dava tarihi itibariyle  96.514,34 Euro karşılığı TL olarak borcumuz bulunmadığı, bunun TL karşılığının icra takip dosyasına göre 1 Euro = 1.9704 TL olduğu ve bu surette takipten dolayı 96.514,34 Euro karşılığı 188.201,45 TL olarak ıslah edilmesi gerektiği, dava tarihi esas alınacak ise 1 Euro = 6.054 TL olduğu bu surette 96.514,34 Euro karşılığı 584.297,814 TL olarak ıslah edilmesi gerektiği, neticede ıslah edilmesi ve borçlu olunması gereken tutarın 96.514,34 Euro olduğu, bu sebeple davada borçlarının olmadığına dair taleplerini 96.514,34 Euro olarak\"  ıslah ettiklerini belirttikleri, takip tarihi olan 30.05.2008 tarihinde 23.237,46 Euro gecikmiş kira borcu, KDV dahil 95.359,33 Euro vadesi gelmemiş anapara borcu ve 9.123,04 Euro kira gecikme faizi olmak üzere toplam 125.719,84 Euro borcun bulunduğu, icra takibinde talep edilen tutarın ise 121.007,00 Euro olduğu, 4.712,84 Euro eksik talepte bulunulduğu, dava tarihi itibariyle temerrüt faizinin hesaplanması açısından, talep edilen %30 oranı üzerinden  yapılan hesaplamada toplam faiz miktarının 143.454,21 Euro olarak hesaplandığı, bu tutar hesaplanırken de takip tarihi itibariyle kalan ana para borcu olan 79.118,08 Euro borç bakiyesine ilave edildiği, araçların satış bedeli olan 72.349,83 Euro' nun borç bakiyesinden düşüldüğü ve yapılan tahsilatların da bakiyeye yansıtıldığı, sonuç olarak dosya kapsamında  iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere göre  kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı,  davacı   vekilinin,  istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı, davacılar vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/04/2021 tarih ve 2018/378 E. 2021/367 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL  harcın davacılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/05/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7caff4c64ee1c079","SID":"42e9e3a662977697"}}